CHP Kendine Yakın Medyayı "NASIL" Kaybediyor?

Devam edelim

Asıl mesele, bu "tasarruf" hikâyesinin sadece zayıf olana işlemesi. Bakıyorsunuz; devasa konser organizasyonlarına, "vizyon projesi" adı altındaki gösterişli lansmanlara, hatta belediye başkanlarının sosyal medya imajını parlatmak için tutulan ajanslara akan paraların musluğu sonuna kadar açık. Ama iş, yerelde o kentin tozunu yutmuş, belediye meclisinde ne kararlar alındığını takip eden, halkın derdini sayfasına taşıyan gazeteciye gelince "bütçe kısıtlı" oluyor.

Bu sadece bir ekonomik tercih değil, bu bir samimiyet sınavıdır. Siz, Mahmut abiyi "nasılsa bizden, nasılsa gitmez" diye açlığa mahkûm ederken; aslında kendi ses tellerinizi kesiyorsunuz. Yarın öbür gün o çok konuşulan, hem seçmeninin iradesine hem seçilmişe yara veren operasyonlar kapıya dayandığında, o "anlaşmalı" dev ajanslar ya da milyonluk PR ekipleri sizi korumaz. Onlar faturasına bakar. Sizi savunacak olan, bugün kapısını kapattığınız o yerel kalemlerdir. Ama unutmayın; o kalemlerin mürekkebi vefayla dolar, açlıkla değil!

Önümüz yaz. Onlarca müzikli kıytırık gece konserlerine (işini layıkıyla yapan sanatçılara saygım sonsuz) milyonları akıtacaksınız. Bu milyonları akıttığınız konserler birkaç saat sonra unutulacak lakin medyanın haberleri yıllarca bir tıkla karşınıza çıkacak. Basılı gazeteleri, o sayıda kim yer aldıysa hatıra olarak saklayacak. Sahi o konserler kaç para akıtacaksınız. Kaç paralık faturalar kesilecek lakin gerçekte kaç para ödeyeceksiniz? (!) Hah işte bunları halkın bilmemesi için medyadan uzak durmuyor musunuz?

BİR NESLİ KAYBEDİYORSUNUZ, FARKINDA MISINIZ?

Genç meslektaşlarıma bakıyorum; pırıl pırıl, teknolojiyi avucunun içi gibi bilen, dünyayı takip eden çocuklar. Ama hepsi birer birer meslekten soğuyor. Neden? Çünkü emeğinin karşılığını almak için kapı kapı gezip "başkan vekillerinin" lütfuna mahkûm edilmek ağırlarına gidiyor.

Şunu iyi bilin: Bu gençler taksi şoförlüğü yapar, başka iş bulur yine de size boyun eğmezler. Ancak gün gelip de o gençler kendi mecralarını kurup, kendi kitlelerini oluşturduklarında; sizin o "idare et" edebiyatınızın hiçbir hükmü kalmayacak. O zaman uzlaşmak için yanlarına gittiğinizde, kapıların yüzünüze neden kapandığını sormayın. Çünkü siz onları sadece maddi olarak değil, manevi olarak da terk ettiniz. Meslektaşlarımızdan çok sayıda şikayet alıyoruz! Bırakın başkanları, özel kalemleriniz, sorumlu yöneticileriniz bile birçok gazetecinin telefonuna çıkmaz oldunuz. Allah aşkına nedir bu sinmişlik, bu korku neden?

"DOST ACI SÖYLER"

Bu sadece bir uyarı yazısı değil, bir aynadır. Aynaya bakıp yüzündeki kiri gören mi kazanacak, yoksa aynayı kıran mı? Onu zaman gösterecek. Ama biz susmayacağız.

Belediye koridorlarında yüksek sesle "tasarruf" diyenlerin, kapalı kapılar ardında hangi devasa ihalelere imza attığını, hangi "tanıdık" şirketlerin önünü açtığını bu halk görmüyor mu sanıyorsunuz? Görülüyor. Ama asıl tehlike şu: Halkın gerçekleri öğrenmesini sağlayan o medya damarını kestiğinizde, yarın size karşı (asla istemeyiz, biz her şeye rağmen iyi insanlarız) bir operasyon yapıldığında, sesinizi duyuracak bir "Mahmut Abi" bulamayacaksınız.

Çünkü siz o gün Mahmut Abi’ye "ideolojik fedakarlık" yüklemişken o evine ekmek götüremediği için kalemini çoktan kırmış olacak.

VE GELECEK HAFTANIN "BOMBASI"

Mesele sadece ilan-reklam meselesi de değil. Mesele, CHP’nin kendi öz gücüyle, kendi medyasıyla kurduğu o sağlıksız, asimetrik ve bazen de "tepeden bakan" samimiyetsiz ilişki biçimi.

Kendi medyasını "çantada keklik" gören anlayış nerede hata yaptı?

Milyonluk PR bütçeleri kimlerin cebine gidiyor da asıl işi yapan emektar gazeteci neden dışlanıyor?

Haftaya meseleyi daha da derinleştireceğiz. Öyle genel geçer cümlelerle değil; "bizim medya" denilen o yapının nasıl birer birer yıkıldığını, hangi başkanın hangi gazeteciyi nasıl görmezden geldiğini, "iktidara yada muhalefete yakınız" diyen kanallara akıtılan paraların yerel basından nasıl esirgendiğini, yaşanmış ve can yakan örneklerle anlatacağız.

Sadece rakamları değil, kırılan kalpleri ve yok edilen meslek onurunu konuşacağız.

Yaşanmış, somut ve can yakan örneklerle...

Hani bir atasözü var ya “BAL tutan parmağını yalar” diye. O artık yok. BAL tutanın parmağını kırıyorlar. Bu da böyle biline!

CHP KENDİ YAKIN MEDYASINI "NASIL" KAYBEDİYOR?

Sarsıcı olacak, biliyorum. Ama gerçeklerin, bazen en yakın dostun sesiyle söylenmesi gerekir.

Haftaya: CHP Kendi Yakın Medyasını "NASIL" Kaybediyor-2? Gerçeklerle yüzleşmeye hazır olanları bekliyoruz.

Hasan abinizden sevgilerle...