Okul saldırıları sonrası operasyon: 83 gözaltı, 93 Telegram grubu kapatıldı!
Siyasette çürüme, suskunluk ve sahte kimlikler üzerine bir itiraz
Bir ülkede en büyük çürüme, kavramların içinin boşaltılmasıyla başlar.
Bugün öyle bir dönemdeyiz ki; “aydın”, “solcu”, “sosyal demokrat” olduğunu iddia edenlerin bir kısmı, en sert sağcı söylemlerle milliyetçilik pozları kesmekte hiçbir beis görmüyor.
Ben buna karşıyım.
Yardım derneği adı altında garibanın hakkını sömürüp lüks içinde yaşayanlara… Topladıkları paralarla siyaset devşiren fırsatçılara karşıyım.
Diplomasız doktora nasıl karşıysam; liyakatsizce koltuk kapıp o görevi eline yüzüne bulaştıran siyasetçiye de öyle karşıyım.
Okumadan konuşanlara, iki satır bilgiyle ahkâm kesenlere…
Yüz yüze gelince susup, arkasından konuşanlara…
Ve en çok da ilan bedelini hesaplayıp bu tipler karşısında sus pus olan “gazeteci” kılıklılara karşıyım.
Seçim kaybettiği halde koltuğu bırakmayanlara…
Partinin öz evlatlarını dışlayıp tepeden inme atamalarla makamları işgal edenlere karşıyım.
Ankara’nın yüksek katlarından yerelin ruhunu bilmeden konuşanlara…
İzmir’i, Ankara’yı, Sivas’ı, Malatya’yı masa başından dizayn etmeye çalışanlara karşıyım.
“Parti içi barış” diyerek muhalefeti susturanlara, farklı sesleri bastıranlara karşıyım.
Dün yoklukta solculuk yapıp, bugün imkân bulunca kapı kapı gezenlere…
Dün “faşist” dediklerinin kapısında yatanlara karşıyım.
Midesi beyninden önce gelenlere…
Başkası üzerinden şirket kurup devletten ihale kovalayan, sonra da “temiz siyaset” nutukları atanlara karşıyım.
Belediye meclisini aile şirketine çevirenlere…
Abisini, yeğenini listeye yazanlara…
Bir koltuk uğruna birbirini yiyenlere karşıyım.
Bu ülkeyi çağdaş ve sosyal demokrat bir çizgiden koparıp, totaliter bir Ortadoğu modeline hapsetmek isteyen her anlayışa karşıyım.
Ama yalnızca iktidara değil…
Halkı anlamayan, halkın tercihlerini küçümseyen, seçmeni “saf” yerine koyan muhalefet tarzına da karşıyım.
Kendi halkına güvenmeyen o elitist zihniyete de karşıyım.
Halkın daha fazla demokrasi, özgürlük ve refah talebini okuyamayanlara…
Emperyalizme ve gericiliğe karşı net bir duruş sergileyemeyenlere karşıyım.
Oy alacağız diye yanlış teşhis koyanlara…
İktidarın yanlışlarını eleştirip sonra aynı politikaları “biz daha fazlasını yaparız” diyerek taklit edenlere karşıyım.
Sonu hep hüsran olan bu kısır döngüye karşıyım.
Unutulmasın…
Karşı duranlar çoğu zaman alkışlanmaz.
Ama kuytularda en çok onlar taklit edilir.
Bu yüzden susmak değil, üretmek zorundayız.
Bu yüzden şikâyet etmek değil, alternatif koymak zorundayız.
Çünkü aç bir insan için “yolsuzluk söylemi” karın doyurmuyorsa, bunu görmezden gelen siyaset zaten baştan kaybetmiştir.
İşte ben bunlara karşıyım.
Ve bu çarpık düzen sürdükçe, karşı olmaya da devam edeceğim.
Günün Sözü:
Bugün karşı çıkmadığın şey, yarın senin karşına çıkacak demektir.
29032011