Bir okurumuz bize mektup yazarak CHP deki danışman anlayışının kötü gittiğini, işe yarayacak olanların kabul görmediğini, tanıdığı olan ve şuan OXFORD üniversitesinde, Avrupa projesinin başında bilim adamlığı yapan bir bilim adamını CHP Genel Merkezine tavsiye ettiğini, bunun içinde Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprağa münacat ettiğini yazmıştı. Bizde gerekli yorumumuzu katarak Haziran 2012 de köşemize taşımıştık.
Şimdi aynı okurumuz ikinci mektubunu yollamış. Bugünkü yazımıza okurumuzun 2. Mektubuyla başlayalım.
Sayın hasan bey, 08.06.2012 tarihli gazetenizde yayınlamış olduğunuz buyur buradan yak adlı makalenizden dolayı sizlere ve gazetenize teşekkürler ederim ve bu makale defalarca okunmuş demek ki sizlerin önemsediği kadar kamuoyu da önemsemiş
Şimdi o arkadaş OXFORD üniversitesinde, Avrupa projesinin başında bilim adamlığına devam ediyor. Demek ki dünya kıymetini biliyor, bizim aslan sosyal demokratlar hala bir şeyi fark edemiyor. Sizlerden ricam kişinin ismini yazmadan değerlendirmeniz. Çünkü ülkemizdeki siyasi yapı ola ki o bilim adamı yurda döndüğünde, olumsuzluk adına kullanmasınlar fırsatçılara fırsat verilmeme adına saygılar iyi çalışmalar. Evet Kazım Beyin mektubu aynen böyle…
O günden bugüne ne oldu?
Kocaman bir hiç bir şey!
Evet, koskocaman hiç bir şey.
Genel Merkez de sadece ve sadece çaycılar ile temizlikçiler, yemekhanedeki yemek işiyle ilgilenen firmanın elamanları, birde güvenlik görevlileri işlerini tam layıkıyla yapıyorlar. Bu arada sekreterleri unutmamak gerek, onlarda işlerinin hakkını fazlasıyla veriyorlar.
CHP Genel Merkez de eski hantal yapı devam ediyor. Genel Sekreter ve birkaç Genel Başkan yardımcısı haricinde makamlara ölü toprağı serpilmiş gibi.
Gençlik ve kadın kollarının heyecanı sönük. Buna rağmen bir şeyler yapmanın teleşı içindeler.
PM üyelerini kocaman binada küçücük bir oda ayrılmış, o odada ne yapabilirsiniz? PM toplantısının olduğu günlerde erken gelen masa sandalye kapar, gerisi ayakta kalır.
Düşünün bir kere; danışmanların odaları varken, PM üyelerinin odaları yok.
PM üyeleri “el kaldır el indir” için kurgulanmışlar. Ne yazık ki MYK da a “bir gün banada sıra gelir” diye sükût içindeler.
Neredeyse hiç birisi hakkını arayamıyor. Genel Merkez, Genel Başkan ve ona evet diyen bir MYK odaklı uyarlanmış.
MYK haricinde kimse kendini o binaya ait hissetmiyor.
Tamamı kendini misafir gibi görüyor.
Kimse bu binanın da partinin de asıl sahibi benim diyemiyor.
MYK yolu bekleyen PM üyeleri, bir gün olupta “gel MYK ya” çağrısına koşarak cevap veriyorlar.
Benden evvelki MYK üyesinin eksiği neydi, neden görevinden alındı? Bugün onu görevinden alan, yarın beni ne yapacak? Gibi soruları sormak yerine, susmayı tercih eden anlayış alışkanlık olmuş!
Evet, dostlar buyurun buradan yakın!