Evet, Bayram yapıyorlar bayram, neyse bu kazanım davul zurna eşliğinde oynayıp duruyorlar. Bu bayram bu şenlik âlemi kendi kazanımı içinmi! Yoksa ulvi değerler içinmi derseniz; Bu güne kadar “biz” demediler ki bundan sonra “biz” desinler ve bunlar Büyükşehir belediyesini kazanamadıkları için üzüleceklerine, küçücük ilçe belediye başkanlıklarına ve meclis koltuklarına sevinerek bayram yapıyorlar.
Birçok belediye meclisi gibi bölgemizdeki meclis listeleri de insan moralini bozar cinsten. İçinize sindiremediğiniz listelere bakıyorsunuz birçoğu “işsiz güçsüz, eğitimi, becerisi, meziyeti, iradesi eksik biatkarlardan” veya “kentli olmadan kenti yönetmek isteyen” feodallerden oluşmuş.
Tabiî ki doğal olarak diyoruz ki; Bunlar-mı bizim “kentimizi” yönetecek?
Bunlar-mı “şehircilik” adına bir şeyler yapacak?
Son 25 yıldır Belediye başkanları belediyeyi değil meclis üyelerini nasıl yöneteceğinin planlarını yapar hale geldi, fakat bu listeler ile inanın hiçbir belediye başkanı sorun yaşamayacak istediğini yapacaktır.
Bu listelerin birçoğu “el kaldır el indir” listesi olup toplumsal amaçtan çok bireysel edinim peşinde koşanlarla oluşturulmuş.
Koltuk değneği olmadan yürüyemeyen engelliler gibi koltuksuz toplumda itibar elde edemeyenlerden oluşturulmuştur.
Evet, etrafınıza çok iyi bakın öyle siyasiler vardır ki gidince merak edilir, eşe dosta sorulur, nerelerde bu adam yahu göremiyoruz diye aranır. Öyle siyasilerde vardır ki ölünce oh be kurtulduk diye sevinilir hatta mezar yeri bile kaybolur.
1980 cuntacılarının silikleştirip Depolitize ettiği 3 kişinin yan yana gelmesinin dahi çete sayıldığı bir süreci yaşamış toplumda bundan başkasını beklemek pekte doğru olmazdı, Aksi ise sadece hayalperestlik olur.
3 Kişinin bir araya gelmesinin suç sayıldığı dönemler bitti ama toplumsal dayanışmayı da beraberinde götürdü. Siyasette ilkeleri yozlaştırırken insani ilişkileri çıkar edinim ve gelecek kaygısıyla gündem dışına itti.
Geçmişte birçok insan bilirki siyasetin erdem olduğu bilinciyle hareket edilip kesinlikle ideolojik sapmalara eğilim olmazdı. Dün ülkücü olanlar bu gün halen ülkücü, Devrimci olanlar devrimci olmaya devam eder veya en azından çıkar uğruna karşısındakinden olmazdı.
Bu gün ise özellikle belediye meclis listelerinde karşıtların birliğinden bahsetmek çok doğal oldu, AKP ve MHP de bahçeye kadar girebilirsin ama evin içine giremezsin mantığı hâkimken Sol partiler ve solcuyum diyenler bu konuda pekte tutarlı davranmıyor.
Sosyal demokratların bu davranışını birkaç nedene bağlamak mümkün, Birincisi AKP iktidarından acil kurtuluş. İkincisi ise başkalaşım. Ben bunu birinci seçeneğe bağlamak ve bu davranış biçiminin daha masumane olmasını diliyorum.
Bu arada parti sorumlularının yani evi bekleyenlerinde daha dikkatli olmasını öneriyorum.
***
Yaklaşık 6 aydır gündemden düşmeyen son 2 ayda ise doruk noktasına ulaşan yerel seçim çalışmaları bitti, Kimi üzgün kimi şen, kimi mağlup kimi galip kısacası sevinenlerde üzülenlerde netleşti.
Biz bu kazananların kazanma nedenini araştıralım nasıl hangi çalışmaları yaptılar ve bunun karşılığı kazandılar?
Filmi geri sarıp dünden bu güne döndük lakin çokta zor değilmiş buna cevap vermek.
AKP’ye ivme kazandıran teşkilatları ateşleyen Başbakan Erdoğan olurken CHP örgütlerinde başkan adaylarından çok Kılıçtaroğlu rüzgârı esti. Bazı ilçelerde Kılıçdaroğlu ismi ilahlaştırılırken bazı ilçeler hiç bahsetmek istemediler ve bunun karşılığında uğranacak hezimeti görünce geri adım attılar ve son haftaya Kılıçdaroğlu ağırlıklı propaganda yapılarak girildi bunun örneği Avcılardır.
AKP’de ve CHP’de ben kazandım diyen veya gelecekte diyecek olan şunu kesinlikle unutulmamalı; Tüm dünyada genellikle başarı ortak çalışmanın ürünüdür, lakin şark dünyasında ve ülkemizde başarı liderindir, bu liderliğide Başbakan Erdoğan partisinin oyları düşmesine rağmen tek başına yerine getirmiştir. Kemal Kılıçdaroğlu ise bu seçimle beraber liderliğini halka kabul ettirmiş ve artık gönüllerin lideri geleceğin ise CHP genel başkanı olma izlenimi vermiştir.
2009 yerel seçimlerinden hemen sonra yazdığımız bu yazımızı bugüne uyarladığımızda hiçbir şeyin değişmediğini görüyoruz.
01042009