Çerçeve yasa tamam da, Bundan sonra ne olacak?

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünlüğün Sağlanması Kanunu TBMM'de tarihi rekor bir oyla kabul edildi.

Ak partinin iktidarı döneminde bu zamana kadar hiçbir yasa 467 oyla kabul edilmedi. Demek ki, ülkemiz terörden çok çekmiş ve özgürlük, barış ve kardeşliği özlemmiş durumda.

Temennimiz odur ki, bu barış ve kardeşlik tümüyle toplumumuza yayılsın ve herkes bu verimli ve kutsal toprakların oluşturduğu ülkemizde kardeş ve dostça yaşasın.

Ali Rıza Binboğa tam 51 yıl önce 1975 yılında katıldığı eurovizyon yarışmasında söylediği şarkıda, “Özgürlük ve barış tüm insanların özlemi olacak yarınlarda” demişti. Bu kanunla hem özgürlüğün, hem barışın ve kardeşliğin temelinin atılmış olmasını ve gelecek için inşanın devamını canı gönülden isteriz.

Parlamento muzdan rekor oyla kabul edilen yasanın anlaşılır hale gelmesi için ya hazırlayıcıların ya da hukukçularla bu kanunu uygulayacakların kanunu anlatmalarına ve örneklerle izah edilmesine gerek var gibime geliyor.

Maddelere bakıldığında silahları kim ve nerede toplayacak. Kanun kapsamından yararlanmak isteyenler müracaat edip itirafçı mı olacaklar?

Bunların cezalarının ertelenmesine müracaat ettiği savcı ve hakimler mi karar verecek?

Teröristler arasında olan bazılarının 5 yıl veya 15 yıl üzerinde hüküm giyenler var mı?

Bizim güvenlik görevlilerimiz veya MİT mensuplarımız yurt dışında müracaat edip silah teslimlerini orada mı alıp kayda geçecekler?

Sonrasında bu kanundan yaralanan terör örgütü mensupları ülkemize mi gelecek?

Tüm bunlara savcı ve hakimlerden sonra kurulacak kurullar mı karar verecek?

Dediğimiz gibi tüm bunların izaha ve örneklerle anlatılmasına ihtiyaç var. Terör örgütünün yurt dışındaki yani Suriye, Irak, İran’da faaliyet gösteren kolları ne olacak?

Bunların alt yapısı hazırlanmış olmalı ki yarınlarda, “Ne oldu kanun çıktı da neye yaradı” denilmesin.

Toplumsal barış ve huzur

Terörsüz ve huzurlu Türkiye için kabul edilen Çerçeve yasa olarak anılan kanun elbette ülkemiz için önemliydi ve oldu. Şimdi elbette bundan sonra toplumsal barışı ve huzurun sağlanması için atılacak adımlar çok önemli. Mesela Cumhur ittifakından bazıları ve hukukçular bu kanunun Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ’ıda kapsadığını söylüyorlar ama, yine de kanunun uygulanması hakkında açıklamaya ihtiyaç olduğu belli.

Ülkemize toplumsal barış ve huzurun gelmesi kardeşliğin pekişmesi için Can Atalay, Osman Kavala Selahattin Demirtaş için verilen Anayasa Mahkemesi Kararlar ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları da uygulanmalıdır.

Gezi sanıklarının durumu gözden geçirilmeli. Bu insanların Devlet yetkilileri ile görüşerek hareket ettikleri unutulmamamı ve o insanların durumunun değerlendirilmesi toplumda huzuru pekiştireceği de unutulmamalı

Kayyumla yönetilen belediyelerin durumu değerlendirilip halkın iradesine saygı duyulmalıdır.  Sayın Devlet Bahçeli Ahmet Türk ve Ahmet Özer’in görevlerine iade edilmesi, hastaların evlerine gönderilerek yargılanmaları gerektiğini defalarca ifade etmesine rağmen bu talebi hala gerçekleşmedi.

Elbette belediye başkanları suç işlemişse yargılanmalıdır. Ancak görevinden el çektirilince yerine yine halkın oyları ile gelen meclis üyelerinden birinin seçilmesiyle belediye faaliyetine devam etmelidir. Böylesi bir durum elbette halkın hoşuna gider.

Bir başka husus, “Vay sen bunu dedin, bunu yazdın” denilerek gazeteci akademisyenler ya da halktan birileri hemen apar topar gözaltına alınıp götürülmemelidir. Elbette yazılan ve söylenenlerde suç unsuru varsa yargılanarak gereğinin yapılmasına itiraz yok.

Tüm bunların yapılması için umarım ki hükümet ve parlamento muzun bu hususları düşünmesinin yerinde olacağı kanaati ile toplumda huzurun ve barışın olacağı, yasalara ve adalete güvenin artacağı kanaati ile olumlu adımların atılmasını temenni ederim.