Peki, RTÜK ne yapıyorsun?

Ey RTÜK ve Diyanet işleri!.. 

Bu kurumlardan RTÜK bilindiği gibi radyo ve televizyon yayınlarını izler ve bu yayınlarda devlet ya da kişiler aleyhine suç sayılacak durum olursa o kuruma ceza vermekle görevlidir.

Ancak bu zamana kadar verilen cezalara bakılınca genelde muhalif olan kanallara ki, günümüzde varlıklarından söz etmek bile sor.

Kendi bünyelerinde muhalif gibi görünse de yayın politikalarında değişiklik yapıldığı ayan beyan ortada.

Kimse kimseye bilerek hakaret etmeyi ve aleyhinde olmayı istemez. Ancak yorum farkıyla, “Vay sen bu yayında, kin ve düşmanlığa teşvik ve devlet büyüklerine hakaret ettin” denilerek ceza veriliyordu. Hatta ceza verilenler arasında kapatılan ve halen kayyumla yönetilen kanallarımız da var.

Bilindiği gibi son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta olan okul saldırıları tümüyle milletimizi derinden üzdü. Dehşet anlarını anlatanlara bakılınca olay psikolojik bozukluk ve özentiye benziyor.

Peki. Bu saldırganlar kimlere nasıl özendi acaba?

Şimdi RTÜK’ün izlediğinden emin olduğum ve uyarı yapılmayan ve milyonların izlediği TV. Dizilerine bir göz atalım.

Ülkemiz vurdulu kırdılı, çetelerin oluştuğu ve neredeyse öldürülmemiş oyuncunun kalmadığı “Kurtlar Vadisi” ile başladı. Bu dizi yıllarca oynar hatta filmi yapılırken kimse bunun yapıcısı ve yöneticisine, “Yahu bu kadar kan dökmeye ne gerek var” diyen oldu mu?

Sonrasında, Çukur, Teşkilat, Kıskanmak, ABİ, Halef, Taşacak bu deniz, Yer altı, Eşref rüya dizilerine bir bakın bakalım.

Özellikle, Halef, Taşacak bu deniz, A.B.İ dizilerinde karakterler birbirlerine merhaba derken bile bir anda silahlar çıkıyor, konuşmalar yapılıyor, bazen ölüm ya da yaralanmalarla biten sahneler oluyor. İlginçtir olan bu olaylara ne polis ne Jandarma müdahil olmuyor.

İşte çocuklarımız kendilerini kontrol edilmeyen bu dizilerdeki karakterlerin yerine koyuyor ve akran üstünlüğü kurmaya çalışıyorlar. Şimdi bir düşünün bakalım. Bu dizilerdeki silahlı sahneler çocukları etkiler mi etkilemez mi?

Kıskanmak dizisinde de zamanla silahların ortaya çıkması bir yana, kardeşlerin birbirlerinin hanımlarını hamile bırakması Türkün örf ve adetlerine sizce uygun mu dur?

Milli Eğitim Bakanlığı’mız müfredatta sürekli değişiklikler yapadursun, öğrencilerin kaynaşması, birlik ve beraberlikle güç birliği yapacakları, enerjilerini atmaları için spor etkinliklerine daha çok önem verilerek gençlerimiz kontrol edilemez mi?

Ve Ey Diyanet Başkanlığı !..

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ülkemizi kurduğunda önem verdiği kurumların ilklerinden birisidir. Diyanet İşleri Başkanlığı. İlk başkanı da Kurtuluş Savaşı sırasında Yurt Kuran kahramanların yanında olan ve onları destekleyen Ankara Müftüsü iken, atanan ve 1941 yılına kadar bu kuruma başkanlık eden Mehmet Rıfat Börekçi dir. Daha sonra kurucu önder Atatürk’ümüz, dinimizin kutsal kitabı olan Kuranı Kerim’in katkı yapılmadan mealini Elmalılı M. Hamdi Yazır’a cebinden yaptığı ödeme ile tefsir ettirmiştir.

Şimdilerde Atatürk’ün kurdurduğu o mevki ve makamda oturan başkanlar ne ilginçtir ki, söylenenlere göre 6-7 bakanlığın bütçesinden daha fazla olan, Diyanet İşleri Başkanlığını temsil edenler, sıklıkla yurt içi ve dışında yapılan toplantı ve gezilere katılmalarına rağmen, Anıtkabir'e gidip saygı duruşunda bulunup, onun ve silah arkadaşlarının, şehit ve gazilerimizin ruhları için bir fatiha okumadıkları söyleniyor. Yetmiyor bazı önemli günlerde Cuma hutbelerinde de bu konuya değinilmiyor.

Sn. Diyanet Alucra’da bir cami mühürlendi haberiniz var mı?

Benim bildiğim Diyanet İşleri Başkanlığımız yurt içi ve dışında cami yapmak için yer arar ve yaptırırken, Giresun ili Alucra İlçesi Kemallı Köyü’nde ki kesme taş duvarlı caminin mühürlendiğinden haberiniz var mı?

Kemallı Köyünde (Şimdi Alucra ilçesinin mahallesi) kesme taş duvarla 1896 yılında yapılan bu cami tarihi özelliğe sahip. İki katlı olan ciminin zemininde köy imamı tarafından çocuklara dini eğitim verilir. Cami bölümünde ise köyden veya çevreden gelen cemaatle ibadet yapılır. Şimdi bunların hiç birisi yapılamıyor cami cemaati ise çare arayıp duruyor.

Bu cami Maraş ve Hatay depreminin etkisi ile duvarında çatlak oluştuğu gerekçesi ile mühürlenerek ibadete kapatılmış. Köylüler, köy ilkokulunun bir sınıfını mescit haline getirerek ibadetlerini yapıyorlar.

Cami yapmak için yer arayan Ey Diyanet, o köylülerin o camiyi onarma ve yeniden inşa etme imkânı yok. İşin garip bir yanı da Diyanet İşleri Başkanlığı mühürlenip ibadete kapatılan bu camiye bu zamana kadar ilgi göstermemesi.

Bu camimize ne oldu diye merak edilmez mi? Başkanlığın bünyesinde Mimar mühendis yok mu? “Hele gidin bakalım cami gerçekten ibadete kapatılacak durumda mıdır, hasar varsa ne yapabiliriz diye bir ekip oluşturup bakılmaz mı?

Evet, Sn. Diyanet İşleri Başkanımız ve ilgili kurumlar, lütfen bu cami ile ilgilenin. Bir ekip kurup durumu değerlendirin sonrasında TOKİ ile mi anlaşırsınız, kendi bünyenizdeki ekiple mi onarır ya da yenisini mi yaparsınız ama bu işlemi bir an önce yapın ki insanlar rahat bir şekilde ibadet etsinler.

Hadi bakalım Sn. Diyanet Başkanlığımız. İşte size cami yapacağınız ya da onaracağınız bir fırsat. Bizden duyurulması takipçisi olup bekleyip göreceğiz.