Aylar hatta yıllardır kamuoyunu oyalayan mutlak butlan meselesi söylentilere göre, hukukumuza uygun olmayan biçimde sonuçlandı.
Kararda 2023 yılında yapılan 38. CHP kurultayı YSK’nın onayı ve süresi içinde itiraz olmadığı için kazananlara mazbataları verilmesine rağmen, İstanbul kongresinde yapıldığı ileri sürülen sözde usulsüzlük iddiaları için açılan ceza davaları bitmeden bu davalar gösterilerek butlan kararı verildi.
Kararda anlaşılmayan hususlar var. Karara itirazlar sonrasında Yargıtay nihai kararı verinceye kadar, mevcut yöneticiler tedbiren uzaklaştırılıp, o zamana kadar önceki Genel Başkan ve ekibi kayyum olarak görevlendirilmiştir.
Bu karara göre Kılıçdaroğlu, kendi deyimi ile Bay kemal Genel başkan değil CHP’yi kurultaya götürmek üzere kayyumdur. Bilindiği gibi kayyumun görevi bu gibi durumlarda atandığı yeri en kısa sürede genel kurula götürmektir.
Bende kayyumdum
İstanbul Gazeteciler Derneği (İGD) nin kurucu başkanı rahmetli meslek büyüğümüz Orhan Taşanlar, derneği Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC)nin aleyhine kurduğundan, bunu engellemek için üye olduk. Sonrasında tüm ısrarlara rağmen Genel kurul yapmayınca Beyoğlu Mahkemelerine başvurmuş ve iki arkadaşımla kayyum olarak atamış ve kısa sürede genel kurul yaparak rahmetli Orhan Taşanlar ve ekibini görevden uzaklaştırmış tık. İGD halen gazetecilik haklarını korumaya ve faaliyetlerine devam etmektedir.
Şimdi Bay Kemal CHP’yi kurultaya götürmek üzere kayyum olarak atandığına göre; partilileri, kırmadan, dökmeden taraf tutmadan eski bir Genel Başkan olarak partide birlik ve beraberliği sağlayıp kurultayı yapmak ve kazanan Genel Başkan ve ekibine partiyi teslim etmektir.
Bu durumda 3ğ8. Kurultay delegelerini İstanbul’un 196 delegesi ile doğal delegeler hariç çağırır ve kurultayı yapar. Ya da 37. Kurultay delegelerini ki, kendi seçtiği delegelerdir. Onları görevlendirip onları davet eder ve kurultayı yapar.
Yok, “Ben yeniden mahallelerden başlayarak delege seçimine gidip, ilçe ve illeri oluşturup sonrasında kurultay yapacağım “ derse yandı gülüm keten helvası.
Bu durum aylar süreceği için, CHP’liler iç işlerinde uğraşırlar ve çatışmalar yaşarken, Tayyip Bey erken seçim kararı aldırır ve bu kargaşadan yararlanmaya çalışırsa hiç de şaşırmayın.
YSK kendini yok mu saydı
Bilindiği gibi Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ülkemizdeki seçimleri yönetmek aksaklıklar olursa düzeltmek seçimler esnasında süresi içerisinde itirazlar olursa onlara karar vermek ve sonuçlarını tescil edip ilan etmek ve kazananlara mazbatalarını vermekle yükümlü yüksek bir kurumdur. Verdikleri nihai karara itiraz etmek mümkün değildir.
Buna göre, mahkeme 38. Kurultayı yok sayma kararı verdiğine göre; YSK yetkisini kullanıp, “Seçim sonuçlarını ilan ettik. Süresi içinde itiraz eden olmadı. Sonuçları tescil edip mazbataları verdiğimize göre, seçimi nasıl iptal edersiniz. Bu görev sizin değildir” diyemedi.
Ayrıca, “38. Kurultaydan sonra 21. Ve 22. Olağan Üstü kurultay yapıldı. Sonrasın da şaibeli olduğu öne sürülen 196 İstanbul delegesi ile doğal delegelerin katılmayıp oy kullanmadığı 39. Kurultay yapıldı. Sonucuna itiraz eden olmadı ve kurumumuz onu da tescil edip mazbatalarını verdik. Bu nedenle kararınız geçersizdir” de diyemedi. Böylece YSK görevini mi unuttu bilemem.
Ö. Özel ve Bay Kemal
Öyle sanıyorum ki, her iki başkan da etrafındakilerin taleplerine uyup bu uzlaşılması gereken dönemi değerlendiremediler. Gerçi, Bay Kemal her etkinliğe ve mitinge davet edildiği halde, ne hikmet ve akılsa hiç birine katılmadı.
Bu sırada partide büyük atılımlar yapan Ö. Özel Bay Kemal'e gidip kapısını çalsa ve, “Sn. Başkanım eski Genel Başkanlarımızdan Altan Öymen, Hikmet Çetin, Murat Karayalçın hatta Muharrem ince yanımızdalar. Siz partimize kurulan kumpasları gör mü yor musunuz? Neden aramıza katıl mıyorsunuz partimizin desteğine ihtiyacı var “ deseydi şu günlerdeki durumu yaşayacağımızı sanmıyorum.
Evet Bay Kemal
Sizin iyi bir bürokrat olduğunuz belli. Siz S. Demirel, N. Erbakan, B. Ecevit, darbe sonrası K. Evren sonrasında T. Özal, Y. Akbulut ve M. Yılmaz ile çalıştınız. Bunlar değerlendirildiğinde ne kadar uyumlu olduğunuz belli. Ayrıca kindar olduğunuz gibi başkalarının etkisinde olduğunuz da biliniyor. 38. Kurultayda İmam Ülküş isimli kişisinden etkilendiğiniz gibi.
Kurultayda sonuçlar açıklandığında A. Mahir Başarır’ın zıp, zıp zıpladığına ve o gün olduğu gibi bugünde atılan sloganlara kızmış olabilirsiniz bunları bir tarafı bırakıp 13 yıl iyi günler ve kötü sonuçlar aldığınız da bir gerçek. Ama 13 yıl CHP Genel Başkanlık yapmış biri olarak, Genel merkeze polislerin girişini, partinin gaz bombaları ile doldurulduğunu kapı ve camların kırılmasını içinize sindiriyor musunuz?
Gelecekte aday olmayacağınız söylendiğine göre, o zaman aklınızda ne var. CHP'ye kayyum olmaya bu kadar meraklı mıydınız? Geçmişte bazı yanlışlıklar ınızı şimdi düşünebiliyor musunuz? Mesela Genel Başkan Hikmet Çetin’i ziyaret etmek yerine neden İbrahim Tatlıses’i ziyaret ettiniz. Zamanınızda atadığınız ve şimdi hapiste olan Belediye Başkanlarından hangisini ziyaret ettiniz? Yine Yıllardır beraber çalıştığınız Lütfü Savaş’a, “Partimize ne diye dava açıyorsun. İtiraz süresinde neredeydin. Seni kim yönlendirdi “ dediniz mi?
Şimdi bunları iyi düşün Sn. Kılıçdaroğlu, önümüzde seçim var. Bunun için partiyi yeniden raylarına oturt ve ehil kışı kimse bir an evvel ona teslim et ve iktidara hazırlanmaya yardımcı ol.