Türk sermayesinin yurtdışı yatırımı hızlandı: Dev holdingler neden 'çantayı doldurup' gidiyor?

2018 yılında döviz kurlarında başlayan fırtına, Türkiye’nin dev sermaye gruplarını radikal bir yol ayrımına getirdi. Borç yapılandırmalarıyla başlayan süreç, 2026 yılına gelindiğinde yerini devasa varlık satışlarına ve sermayenin yurt dışına göçüne bıraktı. Ekonomi çevreleri tek ses: "Bu gidişat sürdürülemez!"

BORÇ KISKACINDA STRATEJİK GERİ ÇEKİLME

Yıllarca düşük faizli krediler ve devlet teşvikleriyle devasa büyüklüklere ulaşan holdingler, 2018’deki kur şokuyla birlikte "nakit akışı" duvarına çarptı. Döviz geliri kısıtlı olan ancak borcu döviz cinsinden olan devler için ilk sinyaller Yıldız ve Doğuş Holding’den gelmişti.

Yıldız Holding: 6 milyar dolarlık borç yapılandırması sonrası ana işine odaklanmak için iştiraklerini elden çıkardı.

Doğuş Holding: 5,8 milyar dolarlık yükü hafifletmek adına en değerli varlıklarından biri olan Garanti Bankası’ndaki paylarını BBVA’ya devrederek bankacılıktan çekildi.

KOÇ VE SABANCI’DA PORTFÖY DEVRİMİ

Türkiye’nin en büyük iki grubu, geleneksel sektörlerden çıkarak "yeni ekonomi" ve "küresel operasyon" odaklı bir yapıya büründü.

Koç Holding: 2024’te Tat Gıda’nın satışı, 2026’da ise Arçelik’in Hitachi paylarını devretmesiyle Asya’dan çekilip rotayı Beko Europe ile Avrupa ve Afrika aksına kırdı.

Sabancı Holding: Philip Morris’teki hisselerini satarak tütünden tamamen çıktı. Elde edilen nakit, teknoloji ve yenilenebilir enerji gibi "geleceğin sektörlerine" aktarıldı.

2026 VERİLERİ: GÜVEN EROZYONU VE SERMAYE GÖÇÜ

Nisan 2026 verileri, tablonun vahametini rakamlarla ortaya koyuyor. Reel sektörde güven endeksleri gerilerken, hanehalkının enflasyon beklentisi %51,56 gibi kritik bir seviyede çakılı kaldı.

DİKKAT ÇEKEN RAKAM

2024 sonu itibarıyla Türk sermayesinin yurt dışındaki doğrudan yatırım pozisyonu 60,1 milyar dolara ulaştı. Sadece 2024’ün ilk 10 ayında 5,4 milyar dolar sistem dışına çıktı.

SERMAYE NEDEN KAÇIYOR?

Ekonomi analistlerine göre, son dönemde hızlanan satışların arkasında sadece "sektörel değişim" yatmıyor. Üst üste gelen satış haberleri, derinleşen bir endişenin yansıması:

Enflasyonun yeniden yükseliş trendine girmesi.

Merkez Bankası rezervlerindeki sert düşüş ve altın satışları.

"Sürdürülemez" olarak nitelenen ekonomi politikalarının yol açtığı öngörülemezlik.

YENİ BİR EKONOMİK DÖNEMİN EŞİĞİNDE Mİ?

Anadolu Grubu’nun McDonald’s’ı devretmesi, Eczacıbaşı’nın ilaçtaki paylarını yabancı bankalara satması ve sermayenin Hollanda, ABD, Birleşik Krallık gibi pazarlara yönelmesi, Türk iş dünyasının "risk dağıtma" değil, "merkez değiştirme" operasyonu olarak yorumlanıyor.

Sermaye grupları her ne kadar ekonomi yönetimine "destek" mesajları verse de, paranın rotası Türkiye'nin üretim sahalarından ziyade yurt dışı piyasaları gösteriyor. Bu durum, Türkiye ekonomisi için "yatırım ve istihdam kaybı" riskini her geçen gün daha da büyütüyor.