Hasan Akgün’den mektup: Şehrimi hiçbir zaman ranta teslim etmedim
Hasan Akgün’den mektup: Şehrimi hiçbir zaman ranta teslim etmedim
Silivri’de tutuklu bulunan seçilmiş Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, gönderdiği mektupta “Ortada iddianame yok, neyle suçlandığımı bilmiyorum” diyerek sürece tepki gösterdi; “Vicdanım özgür” sözleriyle adalet çağrısını yineledi.
Seçilmiş Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, Yeni Soluk İstanbul Yazı İşleri Müdürü duayen gazeteci Mustafa Dolu’ya gönderdiği mektupta dikkat çeken ifadeler kullandı. Yaklaşık 11 aydır özgürlüğünden mahrum bırakıldığını belirten Akgün, “Ortada bir iddianame yok. Ve ben hâlâ ne ile suçlandığımı bilmiyorum” diyerek sürece tepki gösterdi. Yarım asrı aşan belediyecilik hayatını “halka hizmet yolu” olarak tanımlayan Akgün, “Ben şehrimi hiçbir zaman ranta teslim etmedim. Biz laf üretmedik, iş ürettik” ifadelerine yer verdi. “Bugün bir hücredeyim ama vicdanım özgür” diyen Akgün, adalet çağrısını yineledi.
İşte Dr. Hasan Akgün'ün Yazı İşleri Müdürümüz Mustafa Dolu'ya gönderdiği mektubun tamamı:
Sevgili Mustafa Dolu,
Bu satırları Silivri’de, dört duvar arasında, bir hücrenin içinden yazıyorum.
Yarım asrı aşkın süredir bu ülkeye hizmet etmiş bir belediye başkanı olarak…
Bugün kendimi anlatmak zorunda bırakıldım.
Neredeyse 11 aydır özgürlüğümden mahrum bırakılıyorum.
Ve ben hâlâ ne ile suçlandığımı bilmiyorum.
Ortada bir iddianame yok.
Ama ortada bir gerçek var:
Yarım asrı aşkın emeğim, bir ömürlük hizmetim, yaklaşık 11 aydır bir hücrede tutuluyor.
Soruyorum:
Adalet bu mudur?
Bir insan, suçunu bilmeden aylarca tutsak edilir mi?
Ben bu ülkenin evladıyım.
Trabzon Araklı’da doğdum.
Çocukluğumun bir kısmı Adapazarı’nda, köy hayatının içinde geçti.
Rahmetli anneme herkes “Ayşe Ağa” derdi.
Onun insanlara, özellikle devlete hizmet edenlere gösterdiği saygıyı izleyerek büyüdüm.
Rahmetli annem bana şunu öğretti:
“İnsana hizmet, en büyük onurdur!”
Ben de hayatımı buna adadım!
Hizmete.
İnsana.
Memleketime.
18 yaşında, İstanbul’da Yeşilköy 50. Yıl Lisesi’ni bitirmiş genç bir delikanlı olarakbelediyede numarataj işinde çalışmaya başladım.
Ve o gün kendime bir söz verdim:
“Bu yol, halka hizmet yoludur.”
Aradan yarım asrı aşkın zaman geçti.
Bu süre boyunca bir gün bile halktan kopmadım.
Bir gün bile insandan, hizmet etmekten vazgeçmedim.
1986 yılında dönemin Başbakanı merhum Turgut Özal dedi ki:
“Burası, Büyükçekmece ilçe olmalı.”
Biz o sözü bir cümle olarak değil, bir devlet görevi olarak aldık.
Gece gündüz çalıştık.
Ve 1988’de Büyükçekmece’yi ilçe yaptık.
Bu, bir idari karar değil…
Bir vizyonun, bir emeğin, bir inancın sonucudur.
1994 yılında aday olduğumda,
“Foseptik kokulu değil, çam kokulu bir Büyükçekmece sözü verdik.”
Ve yaptık!
40 yıldır çözülemeyen altyapı sorununu tam 18 ayda çözdük.
Çünkü biz laf üretmedik…
İş ürettik.
Bizler gücünü makamlardan değil; halkımızın sarsılmaz duasından ve Büyük Atatürk’ün "kimsesizlerin kimsesi" olarak tarif ettiği Cumhuriyetimizin kurucu iradesinden aldık.
Şehircilik doktoramı İstanbul Üniversitesi’nde yaptım.
Ben şehrimi hiçbir zaman ranta teslim etmedim.
Betona teslim etmedim.
Belki de asıl mesele budur…
Bugün bir hücredeyim.
Ailemden, sevdiklerimden, Büyükçekmece’mden uzaktayım.
Ama şunu çok net görüyorum:
Bazıları makam için yaşar…
Bazıları hizmet için.
Ben hep hizmet için yaşadım.
Ömrümü, halkıma hizmete adadım.
23 yıl boyunca Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde en kıdemli Türk delegasyon üyesi olarak ülkemi onurla temsil ettim.
50 yılı aşkın belediyecilik tecrübemle yerel yönetimler üzerine toplamda 12 kitap yazdım ve hala hücremde parmaklarım yazmaktan ödem tutmasına rağmen, yazmaya devam ediyorum, devam edeceğim.
Çünkü hayat geçip gidiyor ama yazıya dökülen tecrübe kalıyor. Yazmak, bir bakıma hem yaşananları anlamlandırmak hem de geleceğe bir iz bırakmaktır.
Bizim bir sözümüz var:
Büyükçekmece’yi sadece bugünün değil, yarının da en yaşanabilir kentlerinden biri yapmak.
Bunu yaparken de yolumuz bellidir.
Cumhuriyetin değerlerinden, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefinden ve halkımızın bize verdiği güçten asla vazgeçmeyeceğiz.
Çünkü biliyoruz ki;
Bir kenti gerçekten büyüten şey bilimdir, sanattır, kültürdür ve o kentin mutlu insanlarıdır.
Avrupa’nın yedi farklı şehrinin mimari dokusunu yansıtan yaşam alanlarıyla Büyükçekmece adeta bir açık hava müzesi haline geldi. İstanbul’un kesintisiz en uzun sahillerinden biri olan Kordonboyu ve aynı zamanda Avrupa standartlarında olan bisiklet yoluyla vatandaşlarımıza eşsiz bir yaşam alanı kazandırdık.
Türkiye’de bir ilk olan ve dünyada yalnızca Montreal ve Meksiko City’de bulunan Kentsel Şart uygulamasının üçüncü örneğini Büyükçekmece’de hayata geçirdik.
Katılımcı belediyecilik anlayışıyla projelerin ve bütçenin halkın doğrudan katılımıyla şekillendiği 2050 Vizyonu’nu hazırladık. Böylece bir ilçe belediyesi tarafından hazırlanan en kapsamlı gelecek planlarından birini ortaya koyduk.
Bilimsel çalışmalar sonucunda Büyükçekmece, Türkiye’nin ilk, Avrupa’nın ise tsunamiye hazır ikinci kenti olma özelliğini kazandı.
Bizim için görev, makamdan ibaret değildir, halkımıza karşı taşıdığımız sorumluluğun adıdır.
Beton yığınları yerine, olmazsa olmazımız yatay yapılaşma ile Batı Akdeniz mimarisindeyeşil, planlı ve insan odaklı bir şehir kurduk.
Bugün Büyükçekmece’de kişi başına düşen yeşil alan:
120 metrekareden fazla.
İstanbul ortalaması yaklaşık 7-8 metrekare.
Aradaki fark sadece rakam değildir.
Aradaki fark vicdandır.
Aradaki fark hizmet anlayışıdır.
Kentsel dönüşümün %70’ini tamamladık.
Ama biz dönüşümü rant için değil, insanımızın can güvenliği için yaptık.
1999’dan bu yana ilçemizde ve ilçe sınırlarının dışında 36’dan fazla okul yaptık.
Rahmetli Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel bana dedi ki:
“Sen Okulcu Hasan’sın.”
Bu söz benim için bir unvan değil…
Bir ömrün özeti.
Çünkü biz biliyoruz:
Bir ülkeyi ayakta tutan beton değil, eğitimdir.
TÜYAP burada yükseldi.
Hayalini kurduğum TV Kulesi burada yükseldi.
Çünkü ben şuna inanırım:
“Belediye başkanı hayalleriyle yaşar.”
Ama benim hayallerim hiçbir zaman rant olmadı.
Benim hayallerim hep insan oldu.
26 yıldır süren festivalimiz…
11 kez dünyanın en iyi festivali seçildi.
Yüzlerce ülkeden binlerce sanat elçisi bu şehirde, Büyükçekmece’de buluştu.
Çünkü biz dedik ki:
Sanat birleştirir.
Kültür barıştırır.
Sevgi yaşatır.
Ve hep birlikte el ele tüm dünyaya haykırdık:
“Sevgi birbirimize; barış hepimize!”
Edirne’den Ardahan’a, Türkiye’nin en ücra köşesine; Balkanlar’dan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne kadar, Cumhuriyetimizin sarsılmaz temellerini ve milletimizin Atatürk sevgisini simgeleyen Atatürk büstleri ve anıtlar armağan ettik.
Şimdi soruyorum:
Benim suçum ne?
35’ten fazla okul yapmak mı?
25’ten fazla kamu binası kazandırmak mı?
Cami, Cemevi ve İbadethane yapmak mı?
Vatandaşın önce can güvenliğini düşünüp, bir kenti depreme hazırlamak mı?
Yoksa…
Ranta teslim olmayan bir belediye başkanı olmak mı?
İnsanı merkeze alan sosyal belediyeciliği savunmak mı?
Ben hayatım boyunca şunu yaptım:
Şehrimi planladım.
İnsanı merkeze aldım.
Hizmeti esas aldım.
25 yıldır muhalefetteyim.
500’den fazla denetimden geçtim.
Kendi kendimi denetlettirdim.
Çünkü ben şuna inanırım, şunu bilirim:
Hizmetin temeli sevgidir.
Belediyeciliğin temeli insandır.
Bugün bir hücredeyim.
Ama şunu herkes bilsin:
Benim vicdanım özgür.
Benim başım dik.
Burada karıncalarla ekmeğimi paylaşıyorum.
Onlar bile durmadan çalışıyor…
Düşüyor…
Kalkıyor…
Yoluna devam ediyor.
İşte hayat budur.
İşte mücadele budur.
İnsanı durdurabilirsiniz…
Ama hizmet aşkını asla!
Ben yürümeye devam edeceğim:
Bir çocuk için…
Bir okul için…
Bir ağaç için…
Bir şehir için…
Ve bu ülkenin onuru için!
İnanıyorum:
Bir gün yine meydanlar dolacak.
Çocuklar gülecek.
İnsanlar birbirine sarılacak.
Ve o gün geldiğinde biz yine söyleyeceğiz:
“Halka hizmet, hakka hizmettir !”
Ama bugün…
Son kez soruyorum:
Neredeyse 11 aya yakın iddianamesi bile yazılmamış bir insan neden tutsaktır?
Yüce Allah buyuruyor ki:
“Adaletten ayrılmayın.”
Ben de sadece bunu istiyorum:
ADALET!
7 kez üst üste halkın oyuyla seçilmiş, ömrünü halka hizmete adamış bir belediye başkanı olarak soruyorum:
Halkın iradesi mi yargılanıyor?
Yoksa hizmet mi cezalandırılıyor?
Eğer bir suçum varsa;
Yazın!
Açıkça yazın!
Millet görsün!
Yazın da ne yazarsanız yazın!
Ben buradayım.
Kaçmadım.
Saklanmadım.
Hesap vermekten hiçbir zaman sakınmadım.
Sevgi ve saygılarımla…
Dr. Hasan Akgün
Büyükçekmece Belediye Başkanı
Silivri
Yeni Soluk
Yorum Yap