Türkiye’nin G20 dönem başkanlığı başlıyor

 

 

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Ahmet Davutoğlu, 1 Aralık’tan itibaren G20 grubuna başkanlık edecek olan Ankara’nın bu süre zarfında G20 üyeleri ile az gelişmiş ülkeler arasındaki ekonomik eşitsizlik meselesine dikkat çekeceğini açıkladı.

Ankara’nın ileri sürdüğü önceliklerin perspektifleri nelerdir? Avrasya Ekonomik Birliği, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve BRICS gibi kurumların bütün bu süreçlerde ne rolü olabilir?

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu’ndan ekonomist Kerim Has konuyla ilgili görüşünü açıkladı:

G20nin dönem başkanlığını 2015 yılı başında Türkiye alacak. Türkiye 15 yıldır G20 bünyesinde yer alıyor. G20 üyeleri biliyorsunuz dünya nüfusunun 2/3’sini oluşturuyor. Yine G20 Dünya GSYMH’nin % 85’ne tekabül ediyor. G20 yine Dünyadaki uluslararası ticaretin % 75’ni oluşturuyor. Bu yüzden bakıldığında G20 aslında sadece G20’nin aldığı kararlar aslında sadece 20 ülkenin aldığı kararlar olarak düşünülmemelidir.

G20’nin aldığı kararlar Birleşmiş Milletler bünyesindeki diğer 173 ülkeyi de etkisi altına alacaktır. Dolayısıyla Türkiye bu G20 forumunun sadece ekonomik problemleri uluslararası küresel ekonomik istikrarı sağlama amacından da ziyade bununla birlikte aynı zamanda siyasi sorunları ele almasından memnun olacaktır diye düşünüyorum.

Türkiye bu uluslararası forum içeresinde sadece ekonomik küresel finansal krizi engelleyici önlemlerin alınması, uluslararası finansal istikrarın sağlanmasının ötesinde Ukrayna krizi gibi, Suriye krizi gibi meselelerin konuşulduğu bir platforma dönüşülmesinden memnuniyet duyacaktır.

Bu açıdan Türkiye’nin dönem başkanlığı aynı zamanda Orta Doğudaki sorunlara bir manada ordaki sorunların konuşulduğu bir platformda olacaktır diye düşünüyorum.

Bizim diğer muhatabımız Rusya Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü Ortadoğu Araştırmaları Merkezi Türkiye Bölümü Başkanı Prof. Natalya Ulçenko, bu konuda şunu dedi:

G20 üyeleri arasındaki eşitsizlik denilirken G20 üye ülkelerinin modern uluslararası finans sisteminde farklı pozisyonları kastedilir. Yani aralarında çok sayıda G20 üye ülkelerinin bulunduğu birçok gelişmekte olan pazar son zamanda ABD ve Avrupa ülkelerinde gözlenen ekonomik gerileme süreçleri ile ilgili ucuz para sayesinde ekonomik büyüme yaşıyor. Hızla büyüyen ekonomiklerdeki merkez bankalarının birçok başkanı finansal pazarlarının şu an ucuz paraların gelmesi nedeniyle büyüdüğünü itiraf ediyor, ama bu konjonktür önümüzdeki yıllarda ABD ekonomisinin canlanması nedeniyle değişecek.

Bu yüzden içine Türkiye ve başka G20 üye ülkelerinin girdiği bu pazarlar başta ABD olmak üzere önde gelen Batı’lı oyunculardan kendi finansal alanında daha öngörülebilir bir politika izlemesini talep ediyor. Bu bakımdan Türkiye gerek Hindistan gerekse Brezilya ile görüş birliğinde bulunuyor. Bu finansal dalgalanmaların daha öngörülebilir hale getirilip getirilmeyeceği çok güncel bir sorudur. Türkiye G20 kapsamında bunu yaparsa eğer bu, uluslararası finans alanında Ankara’nın büyük başarısı olacaktır.

ŞİÖ, Avrasya Ekonomik Birliği ve BRICS rolüne gelince bu örgütler Batı’lı finans merkezlerinin finansal politikasına dair tahminler konusunda G20 ile fikir birliğinde olabilir’.