Toprak: “Muhaliflerin başını kesen Taliban ile görüşme isteği iktidarın nasıl bir yalpalama içinde olduğunu sergiliyor!”

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak; “Taliban Afganistan’ın Başkenti Kabil’e girdi. NATO’nun eğitip donattığı Afgan ordusu Taliban karşısında hiçbir varlık göstermeksizin geri çekiliyor. Devlet Başkanı Eşref Gani ‘vatanı sonuna kadar savunacağız’ derken, Taliban’ın Kabil’e girmesi ardından istifa ettiği bildirildi. CB Erdoğan’ın Taliban lideriyle görüşebileceğini açıklaması, meşru seçilmiş hükümete karşı asileri, terör estirenleri meşru muhatap kabul etmekle eş anlamlıdır!” dedi..

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak her hafta kamuoyu ile paylaştığı raporunda şunlara değindi:

TAHMİNLER TUTMADI

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Pakistan’a yaptığı ziyarette Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Kabil havaalanının savunulması ve işletilmesi konusundaki müzakerelerde yakında somut sonuçlar beklendiğini söyledi. Mehmetçiği Afganistan’da tehlikeye atmalarının söz konusu olmadığını kaydeden Akar’ın bu açıklamalarına karşılık Taliban, TSK’yı ‘düşman güç’ gördüğünü söylemeye devam ediyor. Ülkenin önemli eyaletlerini peş peşe ele geçirerek hızla ilerleyişini sürdüren Taliban’a bağlı milisler hafta sonu dört koldan başkent Kabil’e girmeye başladı. Afganistan İçişleri Bakanlığı yönetimin barışçıl şekilde devri ve bir geçiş hükümeti için müzakerelere başlanabileceğini açıkladı. ABD istihbaratının açıkladığı raporlarda, Kabil’in düşmesinin daha önce 6 ay-1 yılı bulabileceği öngörüsünden vazgeçilerek 60-90 gün içinde Kabil’in Taliban kontrolüne girebileceğinin tahmin edildiği dile getirilmişti. Bu tahminler tutmadı, Kabil bir haftada düştü. Taliban, yönetimin kendilerine devrini beklediklerini ilan etti. Katliamlar yaparak kafa kesen Taliban’dan ABD büyükelçiliğine dokunulmamasını isteyen Biden yönetimi, elçiliği tahliye ederken, ABD vatandaşlarının ve ABD ile işbirliği yapan Afganların güvenli şekilde tahliyesi için acil koruma birliği gönderilmesi talimatı verdiğini duyurdu.

ORTADA BİR AFGAN ORDUSU YOK

Afganistan’ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Eşref Gani, ülkedeki tablonun sorumlusunun ABD-NATO olduğunu belirterek ‘Son damla kanımıza kadar vatanı savunmaya devam edeceğiz’ açıklamasını yaptı. Gani’nin bu açıklamalarına karşılık ortada bir Afgan ordusu yok, Afgan Hava Kuvvetleri de ortada görünmüyor. Taliban’ın öncelikle Afgan pilotları tespit ederek tutukladığı ya da öldürdüğü kaydediliyor. Afganistan’daki güçlü aşiret, kabile, etnik gruplaşmalar nedeniyle Afgan ordusunun da bu tür kamplaşmalarla dağıldığı, binlerce Afgan asker ve subayın ordudan kaçtığı vurgulanıyor. Eşref Gani’nin istifa ettiği, bir geçiş hükümeti çerçevesinde yönetimi Taliban’a devredileceği belirtiliyor.

TSK’yı Kabil havaalanında tutmakta ısrarcı görünen iktidar, Afganistan’daki seçilmiş meşru yönetimi devirmek üzere kanlı bir savaş yürüten Taliban ile görüşmeye, masaya oturmaya hazırlanıyor. CB Erdoğan geçen hafta yaptığı açıklamada; “Taliban’la bazı görüşmelere varıncaya kadar şu anda ilgili kurumlarımız çalışıyor. Hatta belki benim bile onların lideri durumunda olacak olanı kabul etme durumum olabilir” dedi.

ESAD’I DEVİRMEK İSTEYEN CİHATÇI GRUPLARIN YANINDA YER ALDI

Mısır’da seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin devrilmesi üzerine 8 yıldan bu yana bu ülkeyle ilişkileri kopartan, Sisi’yi Mısır’ın meşru temsilcisi görmediklerini ilan ederek BM toplantısında aynı masada yemek yemeyi bile reddeden Cumhurbaşkanı, Suriye’de ise tam aksine BM’nin de tanıdığı ülkenin meşru yönetimini, Esad’ı devirmek isteyen cihatçı grupların yanında yer aldı.

Şam yönetiminin devrilmesine destek vererek 10 yıldır bu ülkedeki iç savaşta taraf oldu. Mısır ve Suriye politikalarının ağır faturası, Doğu Akdeniz’de tecrit, Mısır ile Yunanistan, Güney Kıbrıs, İsrail’in yakınlaşması, ülkemize milyonlarca Suriyeli mültecinin gelmesi ve nihayet on milyarlarca dolarlık ağır ekonomik kayıplar oldu.

ABD istihbarat örgütü CIA’nın, Afganistan’daki Sovyet işgaline karşı örgütlediği El Kaide’den doğan Taliban, kendi içinden IŞİD’i doğurdu. IŞİD’in yanı sıra El Kaide de Suriye’de El Nusra’yı yarattı. El Nusra şimdi El Kaide ile bağını koparttığını Heyet Tahrir Şam (HTŞ) adını aldığını öne sürüyor.

Hepsinin temeli aynı radikal-şeriatçı-orta çağ zihniyetini savunan terör çizgisindeki ideolojiye dayanıyor. El Kaide lideri Usame bin Ladin de, IŞİD lideri Ebubekir Bağdadi de ABD ve CIA tarafından eğitilip, silahlandırılıp kullanıldı ve sonra da yok edildi. Bu örgütlerle Ortadoğu ve Müslüman ülkeler sürekli kaos ve kargaşaya itilerek istikrarsızlaştırıldı. İslamiyet adına Müslümanların Müslümanları katlettiği bir iklimin yaratılmasının piyonları oldular.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen hafta Taliban ile görüşeceğini açıklaması kanımca çok yanlıştır. Türkiye Cumhurbaşkanının bir terör örgütünü muhatap alması, makamına kabul ederek görüşeceğini beyan etmesi, iktidarda tam bir kafa karışıklığının, politikasızlığın, öngörüsüzlüğün, Afganistan bataklığına saplanıp ne yapacağını bilmezliğin hüküm sürdüğünün işaretleridir!

MUHALİFLERİN BAŞINI KESEN TALİBAN İLE GÖRÜŞME İSTEĞİ İKTİDARIN NASIL BİR YALPALAMA İÇİNDE OLDUĞUNU SERGİLİYOR!

Erdoğan, daha önce “Türkiye’nin Taliban’ın inancıyla alakalı ters bir yanı yok. Daha iyi anlaşabileceğimize ihtimal veriyorum” diyerek laik-demokratik Cumhuriyet ile Şeriatçı Taliban’ı aynı gördüğünü söylemişti. Şimdi de Afganistan’ın seçilmiş yönetimini yok sayarak, terör estiren, muhaliflerin başını kesen Taliban ile görüşme isteğini dile getirmesi iktidarın Afganistan politikasında nasıl bir yalpalama içinde olduğunu sergiliyor!

Erdoğan’ın bu sözleri üzerine Afganistan’ın Ankara Büyükelçisi Amir Muhammed Ramin’in yaptığı resmi açıklama, iktidara net bir mesaj ve yanıt niteliğindedir. Afgan Büyükelçi; “Taliban, terör örgütü DEAŞ-IŞİD ile aynıdır. İdeolojik olarak bir farklılıkları yoktur” dedi.

Bu açıklamaya ne Cumhurbaşkanı Sözcüsü, ne Dışişleri sözcüsü, ne Cumhurbaşkanı iletişim Başkanı ve ne de Dışişleri Bakanı karşılık verdi. Hepsi suspus kaldılar!

Afganistan’daki mevcut meşru hükümetin Türkiye başkentindeki temsilcisi ve büyükelçisi Amir Muhammed Ramin’in Taliban’ı ‘terör örgütü’ olarak nitelendirip, IŞİD ile farkının olmadığını söylerken, CB Erdoğan’ın Taliban lideriyle görüşmeye, Cumhurbaşkanı sarayında ağırlamaya talip olması, hiçbir diplomatik teamülle bağdaşmayan, iktidarı ve yaptığı yanlışlar nedeniyle Türkiye’yi zora sokan bir görüntüdür.

AYNI MASADA BULUŞMAK İÇİN TALEPKÂR OLMAYA KİMSENİN HAKKI YOKTUR.

Kaldı ki CB Erdoğan’ın Taliban ile görüşebilmek için arabuluculuğunu talep ettiği, Taliban’ın hamisi konumundaki Pakistan Başbakanı İmran Han’ın Taliban’ın ‘Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani devrilmeden, görevden gitmeden, Kabil’i teslim etmeden hiç kimseyle masaya oturmayacağını’ açıklaması da, Taliban’ın Pakistan Başbakanı aracılığıyla iktidara yanıtı niteliğindedir. Ülkeyi ve Cumhurbaşkanlığı makamını cihatçı-şeriatçı bir örgütün lideriyle muhatap kılmaya, eş konumda göstermeye ve aynı masada buluşmak için talepkâr olmaya kimsenin hakkı yoktur.

Tüm ülkeler askerleri ve vatandaşları ile diplomatik misyonları için Afganistan’dan acil tahliye başlatırken, iktidarın hâlâ Mehmetçiği Kabil’de tutma pazarlıkları yapması, askerimizin güvende olacağını öne sürmesinin hiçbir teminatı olmadığı ve gerçekçiliği yoktur!

Göz göre göre ikinci Musul Konsolosluğu olayının yaşanması ihtimali artarken, iktidar aymazlık içinde Taliban’dan randevu beklemektedir.

İKTİDAR BİR AN ÖNCE AFGANİSTAN’DA YANLIŞTAN DÖNMELİ

Pakistan Başbakanı İmran Han, ABD güçlerinin çekilmesi tamamlandıktan sonra, ülkesinde ABD’ye hava ya da başka bir üs vermeyeceklerini kesin bir dille ilan etti. Diğer bölge ülkelerinden de ABD’nin olası Taliban saldırısına karşı TSK’ya hava desteği sağlayabileceği bir imkân söz konusu değil.

En yakın ABD üssünün Katar ve Körfez Bölgesinde olduğunu, buradan sağlanacak hava desteği içinse İran hava sahasının aşılması gerektiğini, ancak İran’ın buna izin vermediğini bizzat Pentagon yetkilileri, NATO komutanları söylüyor.

Mehmetçiğin Kabil’de Taliban karşısında yalnız başına kalacağının işaretleri şimdiden veriliyor. Anlaşıldığı kadarıyla MSB Akar’ın ziyaretinde Pakistan’dan da bu yönde bir destek ya da Taliban’a karşı işbirliği sözü alınamamış görünüyor.

Taliban ya da kim olduğu belli olmayan lideri, Türkiye Cumhurbaşkanının dengi ve muhatabı olamaz.

İktidar bir an önce Afganistan’da yanlıştan dönmeli, Biden’a yaranmak, ABD-AB-NATO çıkarlarının savunulması uğruna, bu ülkedeki iç savaşa taraf olmak sevdasından da, bu yanlış politikadan da vazgeçmelidir.

TÜRKİYE’NİN AFGANİSTAN’DA ASKERLERİNİ TUTARAK ELDE EDECEĞİ BİR ÇIKARI YOKTUR

Türkiye’nin Afganistan’da askerlerini tutarak elde edeceği bir çıkarı ve tarafları uzlaştırabilecek ağırlığı yoktur.

Taliban, İstanbul’daki Afganistan zirvesine katılmayı iki kez reddetmişken, Türk Askerini ‘düşman ve yabancı işgal gücü’ olarak gördüklerini ilan etmişken, CB Erdoğan’ın Taliban ile görüşmeye talip olması siyasi ve diplomatik akıl tutulmasıdır.

Bu yanlış politika sürdürüldüğü takdirde, başka ülkeler de bunu emsal gösterip, Türkiye’nin mücadele ettiği terör örgütlerini ve liderlerini muhatap kabul ederek, destek vererek, onları meşru görme tavrını sergileyerek mukabil tutum gösterebilirler. İktidar Afganistan’da yanlış üstüne yanlış yaparak, ileride ülkemize bedeli çok ağır olabilecek süreçlere zemin hazırladığının, fırsat yarattığının farkına varmalı ve bu yoldan süratle dönmelidir. Başka seçeneği yoktur!

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın 16 Ağustos 2021 Tarihli Haftalık Değerlendirme Raporunun tamamını okumak için TIKLAYINIZ