Toprak: “Erdoğan; ‘ağır bir metal ve mental yorgunluk’ içinde”

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, "TBMM’nin yeni yasama yılı açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan; ‘ağır bir metal ve mental yorgunluk’ içinde olduğunu, topluma söyleyecek yeni bir şeyin yanı sıra ortaya atabileceği bir çılgın projesinin olmadığını, siyaseten tükenişe ve inişe geçtiğini, açık şekilde sergiledi. TBMM’de en geniş katılımla yeni sivil anayasa yapma çağrısına ‘parlamenter sisteme dönüş yok’ diyerek en baştan kapıyı kendisi kapattı!" dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, "Söylediklerinin hiçbir inandırıcılığının ve toplumda karşılığının olmadığının bilincinde ve farkında olan CB Erdoğan’ın konuşma metinleri artık birbirinin kopyası haline dönüştü. Altı yıldır raflarda tozlandırdığı Paris İklim Anlaşması’nı Glasgow’da Biden ile aynı masada kendisine yer bulabilmek için hızla meclise gönderip ardından da ‘Yeşil Devrim’ başlatma iddiasında bulunmasının samimiyetsizliğinin en büyük kanıtı, her gün resmi gazetede kendi imzasıyla yayınladığı kamuya ait taşınmaz satışları ve imara açma kararları. Yatay mimariye geçiş çağrıları yaparken çok katlı dikey yapılaşmaya onay veren imzalarıyla rant sevdasından vazgeçmediğini açığa vuruyor" ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak'in Haftalık yayımladığı rapordan öne çıkan satırbaşları şöyle:

“HEM TEK ADAM SİSTEMİ HEM DE YENİ SİVİL ANAYASA...”

AK Parti ve ittifak ortağı dışında tüm partilerin güçlendirilmiş parlamenter sistemden yana olduğunu bildiği halde, bununla ilgili açıklamasında ‘Parlamenter sisteme dönüş söz konusu değil diyen CB Erdoğan, mecliste en geniş katılımla yeni anayasa çağrısı yapmasının karşılığının olmadığını kendisi de biliyor. Hem tek adam sisteminden geri adım atmayacağını ilan edip hem de yeni sivil anayasa için katılım ve uzlaşı çağrısı yapmak, ülke gündemini gereksiz yere meşgul etmekten öte bir şey değil. Konuşmasında Afrika’daki açlık sorununa değinen kendi ülkesindeki açlık sorununa kafa yormayan bir Cumhurbaşkanının gerçeklerin ne kadar farkında ya da bilincinde olduğunu sorgulamak zorunluluğu görmezden gelinebilir mi? Kendileri dışında kimsenin insanların giyimi kuşamıyla, inancıyla, yaşam tercihleri ve yaşam tarzlarıyla sorunu yok. Aksine demokrasinin, adaletsizliğin, hak ve özgürlüklerin önündeki tüm engellerin kaldırılması, insanlarımızın barış ve huzur içinde yaşaması, refahı ve ülkenin zenginliklerini adil ve eşit şekilde paylaşmasının önünde sorun var. Bu sorunların, engellerin sorumlusu herkesi hain-terörist gören bu iktidar!

“BU İKTİDARIN GİTMESİYLE, HİÇ KİMSENİN KAYBEDECEĞİ BİR ŞEY YOK”

Bu iktidarın gitmesiyle, buradan nemalanan nefsinin esiri olmuş küçük ve dar bir grup dışında, hiç kimsenin kaybedeceği bir şey yok. Tam tersine iktidar değişikliğiyle ülkenin önünde açılacak aydınlık yolda hangi inanç, köken, yaşam tarzından olursak olalım hepimizi bekleyen güzel, mutlu, müreffeh, özgür, onurlu, dayanışmayı ve paylaşmayı seven insanların her alanda kazanımlarını daha da büyütüp ileriye taşıyacağı bir Türkiye var!

ÜLKE LİYAKATSİZ ELLERİNDE, HIZLA FELAKETE SÜRÜKLENİYOR!

Daha önce ‘Ekonomi benden sorulur’ diyen CB Erdoğan, şimdi ‘Ekonominin sorumlusu biziz’ demeye başladı. Anlaşılan bu ‘biziz’ tanımında, enflasyonun ‘geçici’ olduğunu düşünen PPK üyelerinin yanı sıra, ülke risk primini patlatan MB Başkanı da var. Türkiye ekonomisi, MB Başkanının ve mevcut ekonomi yönetiminin liyakatsiz ellerinde, hızla felakete sürükleniyor!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, enflasyonla mücadeleden ve enflasyonu tek haneye düşürmekte kararlılıktan söz ederken, siyasi baskıyla politika faizini indiren Merkez Bankası (MB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu ve başında bulunduğu Para Politikası Kurulu (PPK) ise farklı şeyler söylüyor.

23 Eylül’deki PPK toplantısı ardından yapılan yazılı açıklamada dile getirilen görüşler ve faiz indirimine ilişkin zorlama gerekçelerden sonra, PPK toplantı tutanakları da geçen hafta açıklandı. PPK tutanaklarında, kurul üyelerinin ABD ve Avrupa Merkez Bankasıyla aynı görüşü benimsedikleri, ‘enflasyonun geçici olduğu ve düşeceği’ konusunda mutabakata varıldığı kaydediliyor.

Oysa gerek ABD Merkez Bankası (FED) gerekse Avrupa Merkez Bankası (ECB) başkanları geçtiğimiz hafta yaptıkları açıklamada, enflasyonun geçici olduğu görüşünü değiştirecek unsurların ortaya çıkmaya başladığını, enflasyonun kalıcı olacağı yönündeki belirtilerin kendini gösterdiğini ifade ettiler. Buna bağlı olarak da parasal sıkılaştırma adımlarını öne çekebileceklerini dile getirdiler.

TÜRKİYE’NİN ÜLKE RİSKİ EN YÜKSEK DÜZEYLERE ÇIKTI

MB Başkanlığı görevindeki bir kişinin en basit anlamda bilinmesi zorunlu olan para, döviz, faiz politikaları, fiyat istikrarının sağlanması ve ülke risk priminin (Credit Default Swap-CDS) düşürülmesini sağlayacak politikalar izlenmesinden de habersiz olduğunun açığa çıkmasıdır. MB’nin faiz indirimi kararından sonra döviz kurlarıyla birlikte Türkiye’nin uluslararası piyasalardaki CDS risk primi hızla yükselmeye başladı ve 432’ye çıktı. Bu hafta daha da yükselmesi muhtemel… Şu anda Türkiye’nin ülke risk primi Arjantin, Venezuela, Tunus’la birlikte dünyadaki en yüksek düzeylere, ilk sıralara çıktı.

KENDİ YARATTIĞI EKONOMİK KRİZİ  ZİNCİR MARKETLERE YÜKLÜYOR

40-50 yıl öncesinin, 1970’lerin ABD ambargosuyla yaşanan sıkıntıların ortaya çıkarttığı kuyrukları, yükselen enflasyonu miting meydanlarında siyasi malzeme yapmaktan kaçınmayan CB Erdoğan, şimdi kendi yarattığı ekonomik kriz tablosunu, normalleştirme, olağanlaştırma çabasında. Market zincirlerini, fiyat etiketlerini suçlu ilan ediyor!

Raporun tamamını okumak için TIKLAYINIZ