Tekin Bingöl: Ceren Damar cinayetine giden yollar nelerle döşeli?

CHP Parti Meclisi Üyesi ve Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, üniversitelerde yaşanan dönüşüme ilişkin bir rapor hazırladı. Geçtiğimiz günlerde Araştırma Görevlisi Ceren Damar’ın öldürülmesiyle üniversitelerde yaşanan çöküşün bir kez daha gözler önüne serildiğinin altını çizen CHP’li Bingöl, “Eğitimin niteliğinde yaşanan düşüş, üniversite sayılarında yaşanan kontrolsüz artış, istihdama yönelik politikaların üretilmemesi Ceren Damar cinayetinin arkasındaki sebepler. Her geçen gün artan üniversiteli işsizliği, akademisyenlere dönük yapılan itibarsızlaştırma politikaları kendini araştırma görevlisi Ceren Damar cinayetinde bir kez daha gösterdi” dedi.

Son 10 yılda öğrenci sayısının 3 kat arttığının, 130 yeni üniversite açıldığının ama eğitimin niteliğindeki düşüşün ve üniversitelerde yaşanan sorunların hızla arttığının belirtildiği raporda şu verilere yer verildi:

BİR PROFESÖRE 333 ÖĞRENCİ DÜŞÜYOR

Türkiye’de 206 üniversite, 1785 fakülte, 464 yüksekokul, 996 meslek yüksekokulu ve 708 enstitü mevcut. 206 üniversitenin 129’u devlet üniversitesi, 72’si vakıf üniversitesi, 5’i ise vakıf meslek yüksekokulu.

AKP ile üniversite ve öğrenci sayıları hızla arttı. 16 yılda 130 yeni üniversite kurulurken, öğrenci sayısı ise 3 kat artarak 7 milyonu geçti. Üniversite ve fakülte sayılarında artışa gidilirken, akademik kadrolar ve fiziksel şartların yeterliliğinin sağlanamaması lisans eğitiminin niteliğinde düşüşe neden oluyor. Türkiye’deki devlet üniversitelerinde 7 milyon 560 bin 371 öğrenci bulunurken, akademisyen sayısı 134 bin 689 da kalmakta. Buna göre 333 öğrenci başına bir profesör, 547 öğrenci başına bir doçent, 230 öğrenci başına bir doktor öğretim üyesi, 248 öğrenci başına bir öğretim görevlisi ve 163 öğrenci başına da bir araştırma görevlisi düşüyor.

DÜNYANIN EN İYİ ÜNİVERSİTELERİ ARASINDA YER ALAMIYORUZ

Üniversitelerdeki eğitimin niteliği düştükçe, Türkiye’deki üniversitelerin dünya üniversiteleri arasındaki sıralaması da hızla düşüyor. 2000’li yılların başında dünya sıralaması içinde ilk 500’e giren üniversiteler mevcutken, 2018 yılı itibariyle dünya üniversiteleri arasında ilk 500’e Türkiye’den hiçbir üniversite giremedi. Eğitimin kalitesi, mezunların istihdam edilmesi, öğretim kadrosundaki kalite gibi kriterlerin incelenmesi sonucu neticelenen sıralamada Türkiye’deki üniversiteler gerilerde kalıyor.

BİLİMSEL YAYINLARA ATIF DÜŞTÜKÇE AKADEMİ ERİYOR

Eğitimin kalitesi hızla düşerken, akademiye dönük baskılar bilimsel üretimin de gerilemesine sebep oluyor. Yayınlarda niteliğin ölçütü olarak "bilimsel yayınlara yapılan atıf sayısı" başta gelmekte. Bu oranlarda özellikle son altı yılda hızlı bir düşüş yaşanmakta. 2006 yılında bilimsel yayınlara yapılan 151 bin atıf kayıtlara geçerken bu sayı 2012’de 16 bine kadar düştü. Yani yayınların önemli bir kısmı uluslararası bilim ortamında ilgi çekemiyor.

ÜNİVERSİTELİ İŞSİZLİĞİ OECD ÜLKELERİNİN İKİ KATI

Özel üniversitelerin sayısında yaşanan kontrolsüz artış başarı ve ilgi gözetmeden herkesi diploma sahibi yapıyor, böylece yeni mezun olan kişiler arasında suni bir rekabet ortamı yaratılıyor. Yaratılan bu rekabet ortamı hem çalışma koşullarının kötüleşmesine hem de diplomalı işsizliğin hızla artmasına sebep olmakta.

Sayısı 6 milyonu geçen işsizlerin 1 milyondan fazlası gençlerden oluşmakta. Yani Türkiye’de her 5 gençten 1’i işsiz. OECD ülkelerinde üniversite mezunlarının işsizlik oranı yüzde 5,8 iken Türkiye’de bu oran yüzde 12,7’ye yükseldi.

Rapora göre son 10 yılda üniversitelerdeki öğrenci sayısının 3 kat artması ve istihdama dönük politikaların yetersizliği de göz önüne alınırsa, üniversite mezunu işsiz genç sayısının daha da artacağı açık.

BARINMA SORUNU ARTIYOR: 12 ÖĞRENCİYE 1 YATAK

Üniversite öğrencilerinin en büyük sorunlarından biri barınma ihtiyacının karşılanamaması. İktidarın söylemlerinin aksine öğrenciler için barınma büyük bir sorun. 2016 verilerine göre, Türkiye’de yüksek öğrenim öğrencileri için 766 devlet yurdu mevcut. Bu yurtlardaki yatak kapasitesi ise 629 bin. 7 milyonu aşan öğrenci sayısı dikkate alındığında yurtlarda 12 öğrenciye bir yatak düşmekte. Rakamlar barınma sorununun ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor.

OHAL İLE AKADEMİ İTİBARSIZLAŞTIRILDI

OHAL boyunca 6081 akademisyen üniversitelerden ihraç edildi. İhraç edilen öğretmen ve idari personel sayısı ise 33.050 oldu.

OHAL sürecinde üniversitelerde çalışan 6 bin kişi işsiz kaldı, 65 bin üniversite öğrencisi ise başka okullara nakil olma, bölümlerde ve derslerde denklik, yeni kayıt olacakları üniversiteye kayıt ücreti ödeyip ödememe karmaşası yaşadı.

ÜNİVERSİTE KUŞATMASI SÜRERSE YENİ CİNAYETLERİN ÖNÜNE GEÇİLEMEZ

Üniversitelerde iktidar eliyle sürdürülen bu kuşatma devam ederse yeni cinayetlerin önüne geçilemeyeceğini vurgulayan CHP Parti Meclisi Üyesi ve Ankara Milletvekili Tekin Bingöl şunları söyledi; “Ceren Damar cinayeti politiktir, arkasında ve önünde yüzlerce sebep barındırmaktadır. Bu açıdan üniversitelerde yaşanan bu kuşatma neden ve sonuçları ile irdelenmelidir.

AKP iktidarıyla birlikte, Türkiye’de yeni bir dönem açılmıştır. Bu dönemde devletin tüm unsurları iktidarın hizmetine sokulmaya çalışılmaktadır. Üniversiteler özelinde, YÖK eliyle üniversitelere yapılan müdahalelerin tamamı iktidarın çıkarlarını gözeten ve onun politikalarını hayata geçiren bir işlevdedir. Bilimsel üretimin tasfiyesi, üniversitelerin piyasaya teslim edilmesi, akademide yürütülen itibarsızlaştırma politikalarının tümü iktidarın üniversitelere uyguladığı kuşatmanın bir ürünüdür. Bu kuşatmanın sonucu yeni bir gençlik yaratmak üzeredir. Mevcut gençliği dönüştürmeye, dönüştüremediklerini ise sindirmeye çalışan bu kuşatma hayatın her alanında karşısında mücadele edilmesi gereken bir seviyededir.”

 

Yeni Soluk

Köşe İsmi

Önceki Haber

Fazıl Say: 'Erdoğan saygı ile konserime geldi, bununla kalmadı...'