Namı diğer Kulaksız mahallesinin 86 yaşındaki çınarı Hızır Baba...
Münevver Metin’le Beyoğlu’nda Sokakhane Sohbetleri köşesinin konuğu Beyoğlu’nun en eski muhtarı namı diğer Kulaksız mahallesinin çınarı.
Cumhuriyet Halk Partisi Beyoğlu ilçe Başkanı Muharrem Bulut ile birlikte gerçekleşen muhtarlık ziyaretlerinde Beyoğlu’na muhtarlıkta en çok hizmet eden muhtara ulaştım. Üslubu, tarzı dikkatimi çeken muhtarı inşaatta çalışırken, muhtarlık odasında hizmet ederken, bakkal dükkanında esnaflık yaparken, halkla sohbetinde samimi davranışları 86 yaşında olmasına rağmen enerjisine gıpta ettim.
Kulaksız muhtarı Hızır Balcı 50 yıllık muhtarlık deneyimi ile yerel yönetimlerde muhtarlık sürecini anlatıyor. Hızır Balıcı ile ropörtaj yapmadan önce Kulaksız mahallesinin girişinde yer alan kahvede bir çay içimlik muhtar hakkında fizibilite yapıyorum.
Habersiz gittiğim ziyaret de sanki herkes tembihlenmiş gibi muhtarını güzel güzel anlatıyor. Hızır Balcı’nın lakabını kahvede sohbet ettiğim büyüklerden, esnaftan öğrendim.
Kulaksız mahallesi 16.yüzyılda Ahmet Efendi olarak bilinen askerin savaşda kulaklarını kaybetmesi ve o zamanlar sokak olan bölgeye yerleşmesinden gelmekte.
Hızır Balcı namı diğer kulaksızın çınarı kimdir?
(Hızır Balcı’nın yorumuyla)
1 Mart 1939 doğumlu Rize'nin Çayeli ilçesinin Aşıklar Köyü doğumluyum.
Köylerinde okul olmadığı için dedelerinin evi camiinin imam hatip olarak kullanılmış. O camiinin medresesinde eğitmenlerle ilkokula başlayabilmiş. Duygusal bir an, gözleri dolu dolu. Öğretmenler o tarihte yok, var olan öğretmenlerin sayısı da az olduğu için köylerinde öğretmen yokmuş. Ahmet Yağcı eğitmeniymiş.
Aslında bizim evimiz camii görevini görmüş. Hutbeler bizim evimizden okunur, cenazeler bizim evimizde yıkanır, imam hatiplik devam ederken evdeki erkekler ölmüş. Köylü bu imam hatipliliği almak için kanunen müracaat etmişler evimiz yasal olarak da imam hatiplik ünvanını kazanmış.
Camii ünvanını kazanmıştır. Soyumuzdan gelen, Gülfe Hatun erkekler ölünce bu ünvanı korumak için bunu yasal hale getirmiş. CHP hükümeti dönemin de alınmış. Başka taraf saldırıyor ki bu İmam hatipliği biz alalım diye CHP de bu ünvanı hak eden tarafa teslim etti.
Evimizin adı Molla Cafer'in evinin yanı sıra Gülfe'nin evi ünvanını da kazandı.
Esasen bize Molla Cafer derler. Bizim hanemizden ayrılanlar Molla Ahmetoğlu Molla Mehmet Ali ve sokullulardır. Molla Cafer'in elinde yetişmişlerdir.
1935 yılında soyadı kanunu ile bizim soyadımız Balcı oldu, Molla Ahmet oğullarının soyadı Tarakçı oldu, Sokulluların soyadı da Yağcı oldu.
Röportaj sırasında muhtarlıkta yığınla dolmuş olan ödeme emirleri gözüme batıyor. Mahalle sakinlerinden birisi de ödeme emrini almaya gelmişti. Sessiz bir çığlık, halk ödeme emirlerinden isyan etmekte. O sırada muhtar Hızır Beye ödeme emirleri dışında başka neler geliyor, boşanma davaları trafik cezaları hacizler bunlar geliyor dedi .Bulmak zor değil mi diye sorduğumda Biz mahallemizde muhtarlığı halkla beraber yapıyoruz o yüzden sorun yok dedi .
‘’El etek öpmeden hizmet etmek’’ güzeldir diye de ekledi. Belediyelerde muhtarlar için sekretarya olmadığının sitemini etmiyor.
Kara lastik
Biz ilkokula giderken çarık bulamazdık kara lastik giyerdik, dersimizi dinlemek için sırtımızda odunları götürürdük, yoksa üşürdük! Eğitmeni, Ahmet Yağcı bizleri çok güzel eğitti. Bizim dönemimizde okuyanlar Muhittin Okumuş vardı İstanbul ilk yardımın başhekimi kanserden hayatını kaybetti, onları hatırlayınca gözleri doluyor. Yunus Eskici vardı, Bahri Yağcı vardı 12 Eylül'ün bütün dosyalarını o bitirdi savcıydı. Savcılığa bir siyah ceketi ile başladı bir siyah ceketiyle çıktı. Dürüsttü kanun ne dediyse onunla hükmetti, diye de ekliyor.

Camiiden okula sandeye
Kendi köyümüzde, okulu yapmak için hepimiz seferber olduk. Kendi emekleriyle okul yapmanın mutluluğunu anlatıyor, adı da Aşıklar Köyü İlkokulu oldu yine gözleri doldu. Hızır Bey camiiden masaları sandalyeleri vurduk sırtımıza okulumuza götürdük. Samimi ifadelerle bizleri aydınlatan köyün ağacıyla kerestesi ile yerini düzelttik, hepimizin etekleri zil çalıyordu. Sanki sandım ki ‘’Dünyada cennete’’ geldim. Çok mutluydum diyor, o dönemde insanlarda uyum vardı hasetlik yoktu, derin bir ah çekiyor.
Herkes birbirine destek olur paylaşırdı. Hasretim o oyum şimdi toplumda yok. Ölene rahmet okuyorum kalanlarla hala görüşüyorum, o dönem okuyanlar toplumun sermayesidir diye de ekliyor. Okulun ilk öğrencileri de biz olduk. Okulumuzda ilk öğretmenimiz Şemsettin Yağcı Mustafa Kaşıkçı Müfettiş Rıza Bey vardı, o da gelir bizi izlerdi ve bize sorular sorardı öğrendiklerimizi de anlatmak için yarışırdık heyecanlanırdık. Bu okulda okuyanlar Kimisi savcı oldu kimi Başhekimi oldu ben de muhtar oldum.
Rize Belediyesi'ne Süleyman Demirel geldi. Biz Ekrem Bey ile beraber okuduk. Süleyman Demir,
Ekrem Orhan Bey için ‘’Karadeniz'in denizini Kara, karasını para yaptı ‘’derdi
Kulaksıza ne zaman geldiniz?
İstanbul’a 20’li yaşlarda geldik. Tarakçı ailesi ile birlikte perşembe pazarında küçük bir bakkal dükkanı açtım.
Gelelim; şimdi o zaman buralar çok eski, ahşap evler var. Depo arıyorum 60 sene öncesini anlatıyorum tahta bir binanın altında Küçük Bir bakkal dükkanı açtım. Biz bu mahalleye geldik ama sanki bu mahalleyi biz kendi evimiz gibi bildik, hep tanıdıklar vardı. Sağda solda işaret ederek yaşayanların adreslerini anlatıyor, hep ahşap ve tek katlı binalar vardı. Önceden insanlar birbirini tanırdı şimdi. Bir binada 60 daire var kimse birbirini tanımıyor.
İlk geldiğimde ilk hane sahiplerinin isimleri hala hafızasında, üstüne de ekliyor Mahmut Kaptan'ın evi şurada Meliha Hanım'ın evi burada, diyerek de gösteriyor Kulaksız'da nüfus çok azdı o zaman, şimdi nüfus sayısı çok yüksek.
Buranın kulaksız yaşayan insanları hepsi bizi sevdiler. Biz hepsini çok sevdik. Bir evin çocuğu gözüyle baktım hepsine.
Selimiye Kışlası’ndan muhtarlığa giden yol! Macera başlıyor.
Bizim hiç aklımızda Muhtar olmak yoktu.
Bir sabah kalktım1973 senesinde rahmeletli Nurettin Taşpınar her köşe başına benim pankartımla resimlerimi asmış. Sabah kalktım baktım ki Hızır Balcı muhtar adayı yazıyor. Bir dostumuzun bizim adımıza yaptığı çalışma ile biz muhtarlığa girdik. Onlar bürokrasi gibi insanlardır. Sözü senet. Akşamüstü bir polis bir Jandarma geldi gel bakalım sen muhtar adaymışsın, dediler. Ben de haberim yok dedim.
Bunları asmak yasaktır dedi. Ben takmadım dedim. Hadi bakalım karakola dediler. İndik karakola ifade verdik, yetmedi sabahleyin doğru Sultan Ahmet'e basın bürosu savcılığına, o da yetmedi Sultanahmet polisi amirliğine, ya arkadaş ‘’ben ne muhtarlık istiyorum ne bir şey istiyorum’’ dedim. Ne reklam istiyorum ne afiş istiyorum kim astı ben bilmiyorum ben yapmadım, yapan da tanımıyorum dedim.
İfademizi böyle verdik .Buradan polis memuru Selimiye Kışlası savcıya dediler. Oraya ifade vermeye gidiyoruz bana bir tehdit gibi hemen araba tutacaksın Selimiye’ ye gideceksin dedi. Ben yaya gelirim dedim gemi gidiliyorsa gemiyle giderim dedim.
Benim arabam yok dedim mahkumsa mahkum olacağız polisle orada bir tersleştim.
İçimden geçiriyorum ne suç işledik, ne yaptık karakola geldik diye düşünüyorum. Selimiye kışlasının savcısı da benim ilkokul arkadaşım ona da duyurmaya utanıyorum. Biz utanırdık karakola gitmeye. Kulaksız Mahalle muhtar adayı Hızır Balcı yazısını görmüş, Hızır Balcı serbest bırakılmıştı diye yazmış. Ben tabi çok mutlu oldum mutluluğun ötesinde ilkokul arkadaşımdan beni sahiplenmesi ne çok onur duydum, anons yapıldı. Ben bunu duydum! şu anda bile gözleri dolarak anlatan kulaksızın çınarı üç defa ananas edildi diyor. Ben polisi bıraktım orada ‘’ben serbesttim’’ dedim döndüm.

Ah arkam ah arkam dersin ya!
Ah arkam ah arkam dersin ya ilkokul arkadaşım yetişti. Suçum yok anlıyor tabii durumu. Serbest bırakılıyorum. Savcı da olsa ben bağırırım çağırırım Bahri de biliyor sanırım beni o yüzden yanına çağırmadım diye de ekliyor
Bu kadar olaydan sonra artık Muhtar olmaya karar verdim hırslandım. Doğru yolcular (Doğruyol partisi) karşıma rakip çıkartmış ilk Rakibim Trabzon kökenliydi. Onlar benden zengin çevreleri var. Ben de saf Karadeniz çocuğuyum Doğruyolcular o çocuğa sahip çıktılar sloganları da Öz Kulaksızdı sanki biz kulaksız da yasayan değiliz gibi dışladılar.
Biz de yarım kilo peynir 1 ekmeği götürür oturur, birlikte yer sohbet eden insanlardık. Benim Muhtar olduğum dönemde Rahmetli Emir Bülent Demir ile başladı. Emir Bülent Demir kadar güzel bir solcuyu tanımaktan da çok mutlu oldum. Emir Bülent Demir 30’lu yaşlarda silahlı sarıda hayatı kaybetti. Allah rahmet eylesin, çok güzel insandı diye de ah çeker ekliyor. Ondan sonra kimseyle muhatap olmadım.
Ah ah diye iç çekiyor.
Rakibim olan öz Kulaksız muhtar adayı ile Hızır Balcı'nın arasındaki fark mahalle bana %70 oy verdi %20'de Öz Kulaksız oy aldı.Sonucu görünce öz Kulaksız bayıldı düştü rahmetli oldu.Şimdi benimle de hiç konuşmadı bana küs öldü ben çok konuşmaya çalıştım seçimde Olur böyle şeyler dedim cevap vermezdi. Hep 2000'in üstünde oylarla muhtar seçildim.
Bir sürü aday çıktı ama sonuç değişmedi.Ben hep 2000. 3000 farkla mahalle muhtarlığına kazandım.
Bu başarının sırrı lüksümüz yok inşaatta da gider çalışırım, bakkalda da çalışıyorum, muhtarlıkta da çalışırım, mahallemizi halkla yönetmiş olmamız. Gece saat 10.00'a kadar muhtarlıktayım. Herkes her istediği saatte bana ulaşabilir.
El etek öpmeden!
Muhtarlıkta sınır var mı diye sorumadan edemiyor insan. Muhtarlıkta hiç sınır yok ama diye de ekleyeyim ‘’El etek öpmeden ‘’halkla iç içe olmak hizmet etmek güzel diye ekliyor. Muhtar yük olmaz çözüm bulur Şu anda da karşımıza çıkan muhtar adaylarında kaybeden tarafa gidip sarılır öper birlikte yaşayacağız biz kardeşiz derim saygıda kusur etmem ettirmem.
Eskiden muhtarlık değerliydi!
İlk muhtarlık mazbatasını aldığınızda kaç yaşındaydınız
36 yaşındaydım Şu anda 86 yaşındayım 1973 yılında ilk muhtar oldum
Bana göre muhtarlığın hiçbir sıkıntısı yok, ama bana göre diyor. Muhtar yük olmaz çözüm bulur. Halkla konuşurken tepeden konuşmam Allah herkesi eşit yaratmış.
Kula Kulluk etmek zordur bildiğim için kimseye de öyle davranmam.
At arabasıyla çöpler toplanırdı. Biz insanlarla birlikte beraber yapardık. O zaman sokaklar toprak yoldu arnavut kaldırımı vardı mütevazi temiz yaşantımız vardı.Mahallemizde imece kültürü vardı biz hala onu götürmeye devam ediyoruz oldukça da o imece kültürünü devam ettireceğiz.
Geçmiş dönemdeki muhtarlıklarla günümüzdeki muhtarlıkları kıyasladığınızda karşınıza ne çıkıyor?
Bizim köyümüzdeki muhtarlık yarışlarında sanki birisi Amerika birisi Rus çatışmalı bir muhtarlık yarışı olurdu. Hep heyecan vardı. Her zaman bizim tarafta muhtarlığı kazanırdı aynı benim gibi diyerek de haklı gurur yaşıyor.Bizim köyümüzün muhtarı da 50 yıllıktır o yörenin eşkiyasını o yok etti.
Muhtar gözüyle baktığınızda toplumda uyum var mı
Uyumu bulsak da hiç sermayemiz olmazsa.O günkü zamanda bir parça ekmeğini paylaşırken açtık o bir parça ekmekle karnımız doyardı şimdi insanlar yiyor yiyor doymuyor .Çünkü gözleri aç. insanlarda hoş görü yok insanlarda saygı yok insanlarda şükür yok diye ekliyor.
Bunlar da bereketin kaybolmasının nedenidir.Biz hep mısır ekmeği yerdik.Ben buğday ekmeğini 20 kuruşa almıştım ve buğday ekmeği yemek çok güzelmiş. Onu anladım o dönemde en zengin olan kişi mısır mahsulünü tardalan en çok alan kişiydi. Yani gelir çalıştığın kadardı.
Şimdi öyle mi diye de topluma soruyor. Sene sonuna kadar mısır mahsulü ile geçinebilirdik.O dönem evlerde de su yoktu biz tanıdığımız hanımlara su taşıdığı zaman yardım ederdik toplumda nezaket de kalmadı.
Muhtar olmanın keyfi neler?
Yeni insanlar tanıyorum, sorunlarını çözebiliyorum, onları mutlu olduğunu görmek beni de mutlu ediyor. Hizmet etmeyi seviyorum. Elimizden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyoruz.
86 yaşında karşılaştığım insanın daha sakin daha ağır kanlı olmasını beklerken Hızır Balcı otuzlu bir delikanlı enerjisiyle beni karşıladı. Dikkatimi en çok samimi ifadeleri saygısı ve enerjisi çekti merak ettim ne yeyip ne içiyorsunuz bu kadar enerji dolusunuz? Dedim. Ne bulursam onu yiyorum ama asla katı ya yemem tereyağı olacak diyor kuru ekmek yerim katı ya yemem diyor. Kötü alışkanlıklarım yok elimden geldiğince uzak durdum hareket etmek beni mutlu ediyor, mutlu kaldıkça da geç kalıyorum diyor. Aslında işin sırrını çözmüş ‘’samimiyet’’ diyor. Toplumdaki eksiği o kadar güzel anlatıyor ki, katılmamak mümkün değil.
Memleketimden alığım saygı, sevgi, hoşgörü, aile düzenimi korudum. Geldiğim yeri hiçbir zaman unutmam ve tabii ki geleneklerimizi mahallemizde devam ettirmenin mutluluğu diyor. Yani değişmedim diyor.
Önümüzde yerel seçim var bir Belediye Başkanı nasıl olmalı?
Saygılı, nezaket sahibi, evli birisi olursa toplumu daha iyi anlar. Evli ama aile düzeni güzel olacak diye belirtiyor. Beyoğlu'nu tanıyan güzel insan olmalı. Güzel insan derken okumuş olsun Beyoğlu'nda her memleket var. Her memleketten İnsan yanında olsun başarılı olur, diye de ekliyor.
Sadece seçim zamanı değil muhtarlarıyla el ele olmalı mesleğinin başarısı için işini en iyi yapanlar seçilirdi, eskiden şimdi adamı olanlar geliyor. Liyakat vurgusu yapıyor.
Kulaksız Mahallesi'nin en büyük sorunu sizce nedir?
Otopark sorunu var. Mahalle sakinlerine kabul ettiklerince aile vurgusunun önemini, saygıyı ve paylaşma duygusu anlatırım diye de ekliyor. Aslında bu öğütlerin toplumun tüm kesimde yapılması gerektiğini de ekliyor.
Muhtarlar buluşmasın!
Cumhuriyet Halk Partisi Beyoğlu ilçesine kardeş ilçe Beşiktaş ilçesinin İBB ve Beşiktaş meclis üyesi ve BELTAŞ Yönetim kurul başkanı İnan Güney tarafından organize edilen Muhtarlar Günü onuruna verilen yemekte Beyoğlu muhtarlarınca samimiyetle İnan Güney’in sohbetleri dikkat çekiciydi.
İnan Güney’in yapmış olduğu konuşmada; Muhtarlar Günü dolayısıyla yapmış olduğum davete, bizleri kırmayarak yoğun şekilde icabet eden Beyoğlu’muzun cefakar ve vefakâr muhtarlarına yürek dolusu teşekkür ediyor, emeklerini, döktükleri teri saygıyla selamlıyor, tüm muhtarlarının ‘’19 Ekim Muhtarlar’’ günü kutladı. Muhtarlar tarafından yoğun alkış aldı.
Muhtarlar buluşmasına davetli olan ‘’Cumhuriyet Halk Partisi Beyoğlu ilçe başkanı Muharrem Bulut ve Muhtarlıklardan sorumlu Başkan Yardımcısı Gazeteci Münevver Metin’in muhtarlar buluşmasındaydı. Cumhuriyet Halk Partisi Beyoğlu ilçe başkanı Muharrem Bulut’’ tarafından ilçesinin en eski muhtarı olan Hızır Balcı’ya emekleri için teşekkür plaketi taktim edilmesin de emeğe saygının önemi vurgulandı.
Muharrem Bulut Muhtarlık müessesesi, ülkemizde yerel demokrasinin en eski örneğini oluşturmaktadır ve 19 Ekim 2015 tarihli resmi gazete de yayınlaması ile Muhtarlar Günü olarak kabul edilmiş. Demokrasimizin temel taşı olan ve görevlerini büyük bir özveriyle yerine getiren kıymetli muhtarlarımızın 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü kutluyor, çalışmalarında başarılar dilekleri paylaştı.
Ortada emek verilmiş, samimiyet ve güven temellerini baz alan bir yerel yönetimler yöneticisi ile Hızır Balcı ile tanışmış olmaktan çok mutlu oldum.
‘’Demokrasinin temel taşları ‘’olan muhtarlarımızın 19 Ekim Muhtarlar gününü kutlar saygılarımı sunarım.
Muhtarlar Cumhuriyet’le kalın sağlıcakla.
Yeni Soluk
Yorum Yap