AKP Alevi çalıştaylarıyla umut tacirliği yapıyor
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli :”Mezhepçi yaklaşımlar IŞİD gibi terör örgütlerini yeşertmiştir.”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Muharrem Ayı’na ilişkin olarak, “1375 yıl önce Kerbela’daki vahşet hala ilk günkü kadar keder vericidir. 10 Muharrem gününde Kerbela’da İslam’a, Efendimiz’e ve tüm inananlara kılıç çekilmiştir” dedi. “Mezhepçi yaklaşımlar İslam dünyasının iliğini kurutmaktadır” diyen Bahçeli, “IŞİD gibi terör örgütleri böyle bir zeminden yeşermiştir. Şii de Müslüman Sünni de müslümandır” ifadesini kullandı. Bahçeli, “Mezhep kavgalarının Türkiye’ye de sıçraması için yoğun çabalar sarfedilmektedir. AKP yıllardan beridir Alevi çalıştayları düzenlemekte umut tacirliği yapmaktadır. Halen bu alanda bir arpa boyu mesafe alınamamış oyalama taktikleriyle zaman geçirilmiştir” diye konuştu. “Artık Alevi sorunlarının kökünden bitirilmesi gerekliliğine” dikkat çeken Bahçeli, “Milliyetçi Hareket Partisi, bu konuda yapılacak her girişim ve teklife önyargısız şekilde destek vermeye vardır ve hazırdır” diye belirtti.
Bahçeli’nin açıklamalarından satırbaşları şöyle:
1375 yıl önce Kerbela’daki vahşet hala ilk günkü kadar keder vericidir. 10 Muharrem gününde Kerbela’da İslam’a, Efendimiz’e ve tüm inananlara kılıç çekilmiştir. Dün bu olayı bir kez daha hatırladık. Yeniden Hazreti Hüseyin’in şehit edilişinin hüznünü yaşadık.
Efendimizin reyhanım dediği, cennet gençlerinin efendisi olarak gösterdiği Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilmesi tüm Müslümanların hala kanayan yarasıdır. Yüz yıllardır Kerbela’nın haklı matemi tutulmaktadır.
Kerbela mümin ile münafığın, hakikatle yalanın, hak ile batılın keskin ve kesin çizgilerle ayrıldığı bir kader noktasıdır.
Hazreti Hüseyin Efendimizin gül yüzlü torunu, ashabı kiramın kutlu isimlerinden biri olarak hepimizin örnek aldığı bir şahsiyettir. Suya hasret bırakılarak şehit edilmesi bizler için çok büyük ders ve öğütler içermektedir. 14 Asır önceki Kerbela vahşeti maalesef her gün yaşanmaktadır. Mezhep kutuplaşması pimi çekilmiş bomba gibi neredeyse saat başı patlamaktadır.
‘Mezhepçi yaklaşımlar IŞİD gibi terör örgütlerini yeşertmiştir’
Mezhepçi yaklaşımlar İslam dünyasının iliğini kurutmaktadır. IŞİD gibi terör örgütleri böyle bir zeminden yeşermiştir. Şii de Müslüman Sünni de müslümandır. Paylaşılamayan nedir? Cami ve türbeleri havaya uçurmak, cana kastetmek yüce Allah’ın hangi buyruğunda vardır. Allah diyerek kafa kesmek, besmele çekerek hırsızlığa ortak olmak nasıl bir anlayışın ürünüdür.
Yüce dinimiz İslam bir operasyon altındadır. Haçlı seferleri ile maksadına ulaşamayanlar, şimdi de farklı senaryolarla saldırmaktadır. Mezhepçi aymazlık bu kapsamda silah gibi kullanılmaktadır. Sırf Şii veya Sünni olduğu için insanlar katledilmektedir.
Arka tarafta haritalarla oynanmakta kaynaklar sömürülmektedir. Washington’da, Londra’da, Berlin’de, Paris’te Müslümanlar için defin merasimi sürmektedir.
‘AKP, yıllardır düzenlediği Alevi çalıştaylarıyla umut tacirliği yapıyor’
Mezhep kavgalarının Türkiye’ye de sıçraması için yoğun çabalar sarfedilmektedir. Alevi Sünni, Türk Kürt, laik antilaik, inanan inanmayan, doğulu batılı gibi suni ayrımlarla Türk milletinin çözülmesi planlanmaktadır. Bilhassa Alevi islam inancına mensup kardeşlerimiz istismar edilmekte, hassasiyetleriyle oynanmaktadır. AKP yıllardan beridir Alevi çalıştayları düzenlemekte umut tacirliği yapmaktadır. Halen bu alanda bir arpa boyu mesafe alınamamış oyalama taktikleriyle zaman geçirilmiştir. Davutoğlu yeni bir çalışmadan bahsedilse de, hükümetin Alevi kardeşlerimizin beklentilerine cevap bulması mümkün görülmemektedir.
Biz öteden beri milli ve manevi değerlerimizin toplumsal çatışma konusu yapılmaması hususunda özel bir gayret sergiledik. Türkiye’nin inanç ve mezhep temelinde ayrışmaması içine limizden geleni titizlikle yaptık.
Siyasetin ilgi sahasına giren her konu TBMM’de konuşulur. Ortak akıl yardımıyla her zorluk giderilebilir. Alevi İslam inancını benimseyen kardeşlerimiz aziz milletimizin yeri dolmaz fertleridir. Yıllardan beri seslendirdikleri sıkıntıları hepimizin bildiği gerçeklerdendir. Bu sıkıntıları ötelemek doğru ve adil bir durum olmayacaktır. Alevi kardeşlerimizin ağırlaşan sorunlarını milli birlik ruhuyla ele alıp karşılıklı hoşgörü ile paylaşmak ve kapsamlı çözümler üretmek kaçınılmaz bir görevdir. Hiç kimse alevi kardeşlerimizin vatana bağlılığını tartışmaya açamayacaktır. Kimse Türk kültürüne yaptıkları yeri dolmaz katkıları yok sayamayacaktır. Alevi kardeşlerimizin istek ve arzularını doğru ve yanlış diye tasnif edilmesi haddi aşan bir saygısızlıktır.
Alevi İslam inancı dairesinde neyin doğru ve zorunlu olduğunu bilecek ve tayin edecekler bellidir. Alevi kardeşlerimiz sadece inançlarının kültürel miras ve geleneklerinin doğrultusunda yaşamak istemektedir. Bizi millet yapan muhteşem değerler manzumesinin içinde alevi kardeşlerimiz de vardır ve milli kimliğimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Alevilik ne inançlarımızdan ayrı görülebilir ne de milletimizden ayrı tutulabilir. Biz onlarla birlikte bir milletiz ve millet olmamızın mayasında onlar da vardır.
Mesele cami cemevi karşıtlığı olarak değerlendirmemelidir. Mesele bir tarafın diğerine lütfu olarak ele alınamamalıdır. Hazreti Muhammed hepimizin peygamberi, Hz. Ali hepimizin iftihar kaynağıdır. Kerbela hepimizin müşterek teessürü, Hz. Hüseyin hepimizin kahramanı hepimizin şehididir. Cem de bizimdir, Semah da bizimdir, Cemevi de bizimdir, saz da bizimdir, söz de bizimdir. Erenler, 12 imamlar, dedeler de bizim göz nurumuzdur. Hz. Yesevi’nin dergahında diz dize oturan bizim ecdadımızdır. Bütün kutup yıldızlarımız, Anadolu’nun bağrına nakış nakış Türk milletini dokumuştur.
Bizim aramızda ayrımcılık yoktur. Ayrık otları tutunamaz. Ne Sünni’den geçeriz, ne Alevi’yi iteriz, ne 36’ya kanarız ne milletten vazgeçeriz. Ne Yavuz’u unutur ne de İsmail’e yüz çeviririz.
Alevi kardeşlerimizin sorunları kökünden bitirilmelidir.
‘Ermenek’e bir heyet yolladık’
Ermenek’te bir maden kazası yaşandı. Madende çalışan işçi kardeşlerimiz yerin altında öğlen yemeklerini yerken su baskınına uğramışlar 18 madencimiz içerde mahsur kalmıştır. Ne üzücü ki, onlara hala ulaşılamamıştır. Kurtarma çalışmaları günlerdir sürmektedir. Bu maden kazası duyulur duyulmaz partimizi temsilen milletvekilimiz Mustafa Kalaycı başkanlığındaki heyet olay yerine gitmiştir. Arkadaşlarımız geniş çaplı inceleme yapmıştır.
‘Madende kontrol sondaj cihazı yoktu’
Su baskını o sahada bulunan linyit kömürü ocağında meydana gelmiştir. Ermenek başsavcılığı kazanın eski imalat bölgesinde yıllar içinde birikmiş olan suların zaman içinde basınç eşik değerlerini aşarak zayıflayan topuktan çalışma alanlarına ani su baskınıyla gerçekleştiğini ileri sürmüştür. Yani kaza göz göre göre gelmiştir. Denetimlerin iyi yapılmadığı açıktır. Yeraltı suyu olup olmadığı belirlemek için kontrol sondajının yapılmadığı hatta bu cihazın madende olmadığı partimiz heyeti tarafından belirlenmiştir.
Madende çalışılması tedbirsizlik olduğu kadar ölüme davetiye çıkarmak anlamına da gelmektedir. Soma’daki 301 kaybımızdan sonra yapılan yasal düzenleme maden şirketlerinin işine gelmemiştir. Yer altında 6 saatten fazla çalışmama kuralına riayet edilmemiştir. Firmaların dayatmasıyla işçiler yerin altında karınlarını doyurmaya zorlanmışlardır. Madende asansör olmayışı, giriş çıkışların 1 saat zaman alması işçilerin kötü şartlarda çalıştıklarını göstermektedir.
‘Rant demek AKP demektir’
Bu bakan Ermenek’teki maden için kimlerin sıraya girdiğini, göz göre göre kimlerin işçileri ölüme sürüklediğini açıklamak zorundadır. Yoksa bu bakan işçi ölümlerine sebep olan bir şahıs olarak hatırlanacaktır. Başbakan Davutoğlu’nun maden denetimlerine gönderme yaparak denetimcinin işverenin çayını içmesi haramdır sözü hiçbir anlam taşımaktadır. AKP’nin görünürdeki genel başkanı Davutoğlu imar rantının haram olduğunu söylemektedir. Davutoğlu ya hayal aleminde yaşamakta ya da milletin aklıyla alay etmekteidr. Rant demek AKP demektir, haram demek AKP’nin kartvizitinide en göze çarpan ibaredir.
‘Davutoğlu asıl suçluları ne zaman görecek?’
Tavsiyem kapatmaya çalıştığı 17-25 Aralık soygun sayfalarına baksın. Davutoğlu 21. yüzyılın Davut el Kayseri’si olduğunu iddia ediyorsa haramzadelerden yakasını kurtarması ahlaken tutarlı olacaktır. Aksi takdirde gelecek seçimde boyunun ölçüsünü sandıkta alacaktır. Haram kadroları, mezara dönen kadrolara fakir fukarayı doldurarak haksız kazanç peşindedir. Başbakan menfaat çetelerini ne zaman görecektir. Müfettişleri kafasına takan Başbakan asıl suçluları ne zaman farkedecektir. Sayın Davutoğlu çay içmek haramdır da, kapanması gereken madenleri açtırmak için hatırlı kişiler koymak helal midir
‘Madenci annesinin o sorusuna nasıl cevap vereceksin?’
Madencinin annesinin “oğlum yüzme bilmezdi, şimdi ne yapıyordur” sorusuna hükümet ne cevap verecektir? Sayın Davutoğlu bu su meşhur havuzunuzda biriken yağma hasılatı değildir. Bu su, sizlerin ihmalkarlığıyla emeğe alın terine bir dilim ekmeğe bir parça umuda çöreklenmiş gelinleri, anaları babaları ağlatmış, evlatları derinden yaralamış kabustur. Güneş yüzü görmeden nasibini arayan vatan evlatlarının perişanlığı hepimizi kaygılandırmaktadır. Taşeronlaşma can yakmaktadır. Dayıbaşı isimli çirkef sisteme mahkum edilen kardeşlerimizin sözcüsü biz olacağız. 23 kişilik minibüse 46 kişinin binmesine yol açan çarpıklığı biz düzelteceğiz. Çiftçimizi biz teskin edeceğiz, esnaf kim var dediğinde biz varız diyeceğiz. Memur çile ne zaman bitecek diye sorduğunda tereddütsüz biz ileri atılacağız. İşsizin yoksulun yetimlerin muhtaçlarımızın emekli ve yaşlılarımızın hep birlikte 76 milyonun davasını şeref bileceğiz. Türkiye’yi uçurumun kenarından çekip çıkaracağız. Çünkü biz Türklük aşığı millet sevdalısı huzur ve güvenlik adresi MHP’yiz.
Yeni Soluk
Yorum Yap