Yeşil vatan kağıt üzerinde kaldı...

CHP Hatay Milletvekili Yıldırım Kara, Türkiye'deki çevre tahribatını ve iklim krizi politikalarını hedef alan çok sert bir açıklama yaptı. İktidarın çevre konusunda ikircikli bir tutum izlediğini belirten Kara, özellikle doğayı tahrip edecek yatırımların önünü açmak için "acele kamulaştırma" silahının kullanıldığını vurguladı. Cumhuriyet tarihi boyunca alınan kararların neredeyse yarısının son birkaç yılda alındığına dikkat çeken Kara, "‘Ver yetkiyi, gör etkiyi’ politikası doğal varlıklarımız ve ekolojik dengemiz için yıkıcı oldu" dedi.

ACELE KAMULAŞTIRMA KARARLARININ YARISI TEK ADAM REJİMİNDE ALINDI

Resmi Gazete verilerini paylaşan Yıldırım Kara, sadece 2026 yılının ilk 6 ayında 79 adet acele kamulaştırma kararının yayımlandığını, bu kararların ezici bir çoğunluğunun enerji nakil hatları ve maden projeleriyle ilgili olduğunu söyledi. Geçtiğimiz 2025 yılında ise 202 acele kamulaştırma kararı alındığını hatırlatan Kara, iktidarın karne bilançosunu şu çarpıcı sayılarla ortaya koydu:

AKP iktidarı dönemi boyunca toplam 2 bin 701 acele kamulaştırma kararı alındı.

Bu kararların bin 430’u, yani neredeyse yarısı 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçildikten sonra, tek bir imzayla hayata geçirildi.

Acele Kamulaştırma Nedir?: Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesine dayanan bu uygulama; yurt savunması veya olağanüstü durumlarda devletin vatandaşın mülküne el koyma sürecini hızlandırmak için tasarlanmıştır. Ancak günümüzde normal idari süreçleri ve mahkeme yollarını baypas etmek isteyen enerji, maden ve altyapı projeleri için olağan bir yöntem haline gelmiştir.

EMİSYON YÜZDE 200 ARTTI, ORMANLARIN GÜCÜ YETMİYOR

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yayımladığı 7’nci Türkiye Çevre Durum Raporu’ndaki itiraflara değinen Kara, iktidarın geçen yıl çıkardığı İklim Kanunu ile kendi enerji planlarının tamamen çeliştiğini belirtti. Bir yandan karbon salımını azaltma sözü verilirken, diğer yandan 2030 yılına kadar kömür ve doğal gaz santralleriyle fosil yakıt kapasitesinin artırılacağını söyleyen Kara, ormanların yok oluş sürecini resmi verilerle özetledi:

1990-2022 yılları arasında enerji emisyonları yüzde 179, endüstriyel üretim kaynaklı emisyonlar ise yüzde 208 arttı.

1990 yılında Türkiye ormanları 63 bin kiloton karbondioksiti temizleyebilirken, bu miktar 2021 yılında 35 bin kilotona kadar geriledi.

2012-2020 yılları arasında ormancılık dışı amaçlara tahsis edilen 342 bin hektar ormanlık alanın yüzde 37'si enerjiye, yüzde 25'i ise madencilik sektörüne kurban edildi.

MİLLİ PARKLAR KANUNU DEĞİŞTİ, SIRA KORUNAN ALANLARA GELDİ

Türkiye'de korunan alanların toplam büyüklüğünün yaklaşık 6,5 milyon hektar olduğunu ifade eden CHP'li Kara, bu alanların enerji ve maden şirketleri tarafından "verimsiz arazi" olarak görüldüğünü iddia etti. Bu yılın mart ayında Milli Parklar Kanununda yapılan değişikliği hatırlatan Kara, getirilen yeni tehlikeyi şöyle anlattı:

"Yapılan değişiklikle korunan alanlarda ucu açık bir ‘kamu yararı’ görülürse, elektrik iletim hattı, petrol ve doğal gaz boru hatları gibi yapıların inşa edilmesine izin verildi. Üstelik uzun devreli gelişme planı şartı bile aranmayacak. Binlerce yılda oluşmuş ekosistemler şirketlere açılırken, vatandaşın yargı yoluyla itiraz etme hakları da elinden alınıyor."

TÜRKİYE'YE AVRUPA'NIN ÇÖPLÜĞÜ MUAMELESİ YAPILIYOR

İktidarın çevre kirliliği yaratan sektörleri teşvik etmeye devam ettiğini söyleyen Yıldırım Kara, Türkiye'nin son yıllarda maruz kaldığı devasa atık ithalatı rakamlarını paylaştı. Kara, Avrupa Birliği'nden yapılan atık ithalatının 2024 yılında 12 milyon tona ulaştığını, son 10 yılda ithal edilen toplam çöp miktarının ise 118 milyon ton gibi korkunç bir seviyeye çıktığını aktardı. Sadece 2025 yılında 503 bin ton plastik atığın ülkeye girdiğini belirten Kara, "Bu iktidar topraklarımıza çöplük muamelesi yapmakta, insanlarımızı mikroplastiklerle zehirlemekte beis görmüyor" dedi.

Avrupa Birliği Atık Politikası: AB, kendi sınırları içinde geri dönüştürmekte zorlandığı veya maliyetli bulduğu plastik ve sanayi atıklarını çevre mevzuatı daha esnek olan gelişmekte olan ülkelere ihraç etmektedir. Türkiye, son yıllarda AB'den en fazla plastik atık ithal eden ülkelerin başında yer almaktadır.

ANTALYA'DAKİ COP31 ZİRVESİ GÖZ BOYAMADAN İBARET

Akbelen’de acele kamulaştırmaya karşı ormanlarını, zeytinliklerini korumaya çalışan köylülere kolluk kuvvetleri tarafından müdahale edildiğini ve hapis cezaları verildiğini hatırlatan Kara, bu şartlar altında Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nın (COP31) bir göz boyamadan öteye geçemeyeceğini savundu.

Gelecek nesiller için acil bir paradigma değişikliğine ihtiyaç olduğunu vurgulayan Yıldırım Kara, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

"Ekolojiyi ekonomiye feda etmeyen, enerji ve maden şirketlerinin hoyratlıklarına dur diyecek köklü bir değişime mecburuz. Sağlıklı ve dengeli bir çevre olmaksızın insanca yaşamın da mümkün olmayacağını, 21’inci yüzyılda geçmiş yüzyılın vahşi madencilik alışkanlıklarıyla hareket edilemeyeceğini artık kabul etmek zorundayız."