Özgür Karabat, emeğin görünmeyen bilançosunu açıkladı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, çalışma hayatına ilişkin değerlendirmelerinde iş cinayetleri, meslek hastalıkları, uzun çalışma saatleri ve resmi verilerdeki görünmez alanlara dikkat çekerek, Türkiye’de emeğin çok katmanlı bir kriz içinde bulunduğunu vurguladı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, çalışma hayatına ilişkin değerlendirmelerinde, Türkiye’de emek rejiminin yalnızca ücret düzeyleri ya da işsizlik oranları üzerinden değil; iş cinayetleri, meslek hastalıkları, uzun çalışma saatleri ve veri şeffaflığı başlıklarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Karabat’ın dikkat çektiği tablo, çalışma yaşamının görünür kısmıyla kayıtlara tam olarak yansımayan yönleri arasındaki mesafeyi yeniden gündeme taşıdı.

İŞÇİLER AÇISINDAN EN AĞIR TABLOLARDAN BİRİ

Karabat, “AKP, ‘işsizlik tek hanede’ yalanlarını savunmaya devam etsin, biz Türkiye’de çalışma koşullarındaki gerçek tabloyu gözler önüne serelim” sözleriyle başladığı değerlendirmesinde, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) Küresel Haklar Endeksi 2025 raporuna atıfta bulundu. Rapora göre Türkiye, 2025 yılında işçiler açısından en kötü 10 ülke arasında yer aldı.

Bu veri, çalışma hayatının yalnızca istihdam rakamlarıyla değil, hakların kullanım alanı, sendikal zemin, iş güvencesi ve çalışma koşullarının niteliğiyle birlikte okunması gerektiğini hatırlatıyor. Aynı listede yer alan ülkelerle birlikte düşünüldüğünde, Türkiye’ye dair bu sıralama, emek dünyasının uluslararası ölçekte nasıl algılandığına dair dikkat çekici bir gösterge sunuyor.

İŞ CİNAYETLERİ VE ÇOCUK İŞÇİLER

Karabat’ın paylaştığı bir diğer başlık, iş cinayetlerine ilişkin güncel veriler oldu. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin 2026 Mart ayı verilerine göre mart ayında en az 148 işçi hayatını kaybetti; bunların 8’i çocuktu. Yılın ilk üç ayında yaşamını yitiren işçi sayısı ise 432’ye ulaştı.

Karabat, “Bu korkunç tablo karşısında ise AKP sadece seyirci oluyor” derken, iş cinayetlerini münferit vakalar toplamı olmaktan çok, yapısal bir çalışma düzeninin sonucu olarak ele alıyor. Burada özellikle çocuk işçilerin ölüm verileri, emek meselesinin sosyal boyutunu daha da görünür kılıyor.

https://yenisoluk.com/uploads/2026/05/Personal Pitch Presentation - 2

SGK VERİLERİNE YÖNELİK İTİRAZ

Karabat’ın en dikkat çekici vurgularından biri, iş sağlığı ve güvenliği verilerinin görünürlüğüne ilişkin oldu. “İş sağlığı ve güvenliği verileri, tıpkı TÜİK’in enflasyon verilerini manipüle ettiği gibi SGK tarafından gizlenmektedir” ifadesiyle Karabat, sosyal güvenlik verilerine yönelik derin bir güven sorunu bulunduğunu öne sürdü.

Bu yaklaşım, yalnızca istatistiğin teknik niteliğine değil, verinin kamusal anlamına da işaret ediyor. Çalışma yaşamında hangi ölümlerin, hangi hastalıkların ve hangi risklerin kayda geçtiği sorusu, doğrudan emekçinin görünürlüğüyle ilgili hale geliyor. Resmî kayıtlarla sahadaki gerçeklik arasındaki fark büyüdükçe, çalışma hayatına ilişkin toplumsal hafıza da parçalanıyor.

https://yenisoluk.com/uploads/2026/05/Personal Pitch Presentation - 3

MESLEK HASTALIKLARINDA BÜYÜK FARK

Karabat, Makina Mühendisleri Odası’nın son 25 yılı ele alan raporundaki şu tespite dikkat çekti: “25 yılı kapsayan SGK verilerinde meslek hastalıklarından dolayı ölüm vakası sadece 128; meslek hastalıkları verisi ise 17 bin 690 olarak gösterilmektedir. Oysa ILO’nun uluslararası kabulleri çerçevesi ve ülkemizdeki çalışan sayısı veri alındığında, her yıl en az 10 bin emekçinin meslek hastalıklarından ötürü hayatını kaybettiği de bilinmektedir.”

Bu fark, meslek hastalıklarının Türkiye’de ne ölçüde görünmez kaldığını ortaya koyuyor. İş kazaları çoğu zaman ani ve çarpıcı görüntülerle toplumsal dikkat çekebilirken, meslek hastalıkları daha sessiz, daha uzun süreye yayılan ve çoğu zaman doğrudan kaynağıyla ilişkilendirilmeyen bir alanda kalıyor. Bu nedenle sayıların kendisi, yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda idari ve toplumsal bir boşluğu da gösteriyor.

UZUN ÇALIŞMA SAATLERİ VE AĞIR REJİM

Karabat, Türkiye’nin haftalık ortalama 45,7 çalışma saati ile OECD’nin zirvesinde yer aldığını, OECD ortalamasının 37 saat, Avrupa Birliği ülkelerinde ise bu sürenin çoğunlukla 30-35 saat aralığında bulunduğunu belirtti. Aynı çerçevede, haftada 60 saatten fazla çalışanların toplam çalışanlar içindeki oranının yüzde 15,1 seviyesinde olduğunu da vurguladı.

Bu veriler, Türkiye’de emeğin yalnızca düşük ücret ya da güvencesizlikle değil, zamanın aşırı kullanımı üzerinden de biçimlendiğini gösteriyor. Çalışma süresinin uzaması, dinlenme, aile hayatı, sağlık ve sosyal yaşam üzerinde doğrudan etkiler yaratıyor. Böylece çalışma ilişkisi, yalnızca işyeriyle sınırlı kalmıyor; gündelik hayatın bütününü düzenleyen bir karakter kazanıyor.

https://yenisoluk.com/uploads/2026/05/Personal Pitch Presentation - 4

EMEĞİN GÜNDELİK DİLİ

Karabat, değerlendirmesini şu cümleyle tamamladı: “Tüm veriler bize insanların, çok kötü şartlar altında tıpkı modern bir köle gibi çalıştığını gösteriyor.”