Son dönemde okullarda tırmanan şiddet sarmalı, velileri ve eğitim emekçilerini sokağa döktü. Milli Eğitim Bakanlığı önünde “Yaşamak ve öğretmek istiyoruz” diyen eğitimcilere destek veren veliler, Cumhuriyet’e verdikleri demeçte korkutucu tabloyu gözler önüne serdi. Velilerin ortak mesajı net: “Somut adımlar atılmazsa çöküşün bedelini hep birlikte ödeyeceğiz.”
‘ÇOCUĞUM OKULA GİDERKEN CAN GÜVENLİĞİNDEN ENDİŞELİ’
Mamak Süleyman Nazif İlkokulu velilerinden Nazik Şirin Akın, eğitimin laik ve bilimsel temelden uzaklaşmasının ağır bir travma yarattığını vurguladı. Akın, yaşadıkları korkuyu şu sözlerle özetledi:
"Asıl korkum şu; çocuğum artık okula giderken ‘Acaba bugün bıçaklı bir saldırı mı olacak?’ diye düşünüyor. Bu bir çocuk için tarif edilemez bir travmadır. Dijital dünyadaki şiddet oyunları empatiyi yok ediyor, gerçeklik algısını bozuyor. Aileler ise ekonomik imkânsızlıklar nedeniyle çocuklarına bir alternatif sunamıyor."
BETONLAŞMA VE SOSYAL ALAN EKSİKLİĞİ ŞİDDETİ KÖRÜKLÜYOR
Sibel İsmet Çatık Ortaokulu velisi Aslıhan Han, şehirlerin çocuklara adeta "düşman" kesildiğini belirtti. Güvenli park ve oyun alanlarının yokluğunun çocukları dijital dünyaya hapsettiğini söyleyen Han, "Sosyalleşemeyen çocuk çatışma çözmeyi öğrenemiyor, paylaşmayı bilmiyor. Bu durum doğrudan şiddet eğilimini artırıyor," dedi.
Aynı okuldan Fatma Kılıç ise yoksulluğun ve kentsel dönüşümün yarattığı tahribata dikkat çekti:
"Her yer beton, her yer otopark. Çocukların top oynayacağı bir saha kalmadı."
"Okula aç gelen bir çocuktan başarı beklemek eziyettir. Sinema, tiyatro artık lüks oldu. Bu sistem çocuklarımızı tüketiyor."
"SORUN GÜVENLİK GÖREVLİSİYLE ÇÖZÜLMEZ"
Eğitim Sen Ankara 1 No’lu Şube Örgütlenme Sekreteri Ersin Ünalleylioğlu, şiddetin münferit değil, "iflas etmiş eğitim politikalarının" bir sonucu olduğunu ifade etti. Ünalleylioğlu, MEB’in yaklaşımını eleştirerek şu sert açıklamalarda bulundu:
“Okullara sadece güvenlik görevlisi koyarak sorumluluktan kaçamazsınız. Çocukları ağır ders yükü altında ezip, nefes alacakları alanları betona gömüp, aileleri geçim derdiyle çocuktan koparıp sonra ‘şiddet neden arttı’ diye sormak samimiyetsizliktir.”
ÇÖZÜM İÇİN ACİL ÇAĞRI
Eğitimciler ve veliler, çözüm için şu somut adımların atılmasını talep ediyor:
Pedagojik kriterlere uygun, bilimsel müfredat.
Ücretsiz spor salonları, kütüphaneler ve parklar.
Bağımlılıkla mücadele için kapsamlı devlet politikaları.
Cezasızlık kültürünün sona ermesi ve gerçek denetim.
“Çocuklarımızı koruyamayan bu anlayış değişmelidir” diyen paydaşlar, geç kalınması durumunda toplumsal bir çöküşün kaçınılmaz olduğu konusunda uyarıyor.