22 Mayıs’ta kapatılan Bilgi Üniversitesi nasıl kuruldu?

Bugün Bilgi Üniversitesi yaklaşık 20 bin öğrencisi, 70 bini aşkın mezunu ve bini aşkın akademik personeliyle Türkiye’nin en büyük vakıf üniversitelerindendi. Cumhuebaşkanı Erdoğan'ın kararı ile kapatıldı. 30 Mayıs'ta 30'uncu kuruluş yıl dönümü kutlanacaktı.

İstanbul Bilgi Üniversitesi, 7 Haziran 1996’da 4142 sayılı kanunla İstanbul Bilgi Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından kuruldu.

Üniversite, Erdoğan'ın kararı ile 22 Mayıs'ta kapatıldı. 30 Mayıs'ta 30'uncu kuruluş yıl dönümü kutlanacaktı. Mezunlar dahil olmak üzere öğrenci ve akademisyenlere kutlamalar için çağrı yapılmıştı. 

Üniversitenin kuruluş fikri, Türkiye’de daha esnek, uluslararası standartlara yakın ve sosyal bilimler odaklı bir vakıf üniversitesi modeli yaratma hedefiyle ortaya çıktı. 

Üniversitenin kuruluşunda öne çıkan isimlerden biri Oğuz Özerden oldu. Özerden, Bilgi Eğitim ve Kültür Vakfı’nın kurucu kadrosunda yer alan ve üniversitenin ilk yıllarında yönetimsel süreçlerde etkili olan isimler arasında gösterildi.

Kuruluş sürecinde ayrıca akademik kanatta Prof. Dr. Gülten Kazgan, üniversitenin kurucu rektörü olarak görev aldı ve Bilgi’nin akademik yapısının şekillenmesinde belirleyici rol oynadı. 

İlk akademik kadro, büyük ölçüde İstanbul Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi çevresinden gelen akademisyenlerden oluştu. Bu kadro, Bilgi’nin sosyal bilimler, hukuk ve iletişim alanlarında hızlı şekilde büyümesini sağladı.

Üniversitenin ilk rektörlüğünü Prof. Dr. Gülten Kazgan üstlendi. Daha sonra sırasıyla:

Asaf Savaş Akat

İlter Turan

Lale Duruiz

Aydın Uğur

Halil Güven gibi isimler rektörlük görevlerinde bulundu. Bu isimler, Bilgi’nin özellikle siyaset bilimi, ekonomi, medya ve hukuk alanlarında Türkiye’de farklı bir akademik çizgi oluşturmasında etkili oldu. 

Kuruluş sürecinde üniversitenin finansmanında dönemin medya ve iletişim sektöründen gelen gelirlerin, özellikle kamuoyunda “900’lü hatlar” olarak bilinen telefon servislerinden elde edilen paraların kullanıldığı uzun yıllar boyunca tartışıldı. Ancak üniversite, bu tartışmaların ötesinde Türkiye’de özel üniversite modelini değiştiren kurumlardan biri haline geldi.

Bilgi Üniversitesi’nin “Okul için değil, yaşam için öğrenmeli” mottosu özellikle sosyal bilimler, medya, hukuk, kültürel çalışmalar ve siyaset bilimi alanlarında etkili oldu. Kampüslerde yalnızca dersler değil; insan hakları panelleri, medya forumları, feminist buluşmalar, Kürt meselesi tartışmaları, alternatif yayıncılık etkinlikleri ve öğrenci inisiyatifleri de yürütüldü.

ERMENİ KONFERANSI: TÜRKİYE’DE BİR İLK

2005 yılında Türkiye’de yıllarca tabu olarak görülen Ermeni meselesi ilk kez geniş katılımlı akademik bir konferansla kamuoyunda tartışıldı. “Osmanlı Ermenileri” konferansı üzerindeki siyasi baskılar nedeniyle farklı üniversitelerde engellenmeye çalışıldıktan sonra Bilgi Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.

Bu konferans Türkiye’de akademik özgürlüğün sembol olaylarından biri olarak kayda geçti. Üniversite yönetiminin geri adım atmaması, Bilgi’nin uzun yıllar boyunca “yasaklı meselelerin konuşulabildiği kampüs” olarak anılmasına neden oldu.

LGBTİ+ HAREKETİNİN KAMPÜSTEKİ İLK ALANLARINDAN BİRİ

Bilgi Üniversitesi aynı zamanda Türkiye’de LGBTİ+ öğrencilerin görünür olduğu ilk kampüslerden biri oldu. Üniversitede faaliyet gösteren Gökkuşağı Kulübü, Türkiye’deki ilk üniversite LGBTİ+ oluşumlarından biri olarak kabul edildi. Kulüp; toplumsal cinsiyet, ayrımcılık, kuir teori ve insan hakları üzerine etkinlikler düzenledi. Üniversitenin resmi öğrenci kulüpleri listesinde de kulübün faaliyetlerine yer verildi. 

Türkiye’de birçok üniversitede LGBTİ+ etkinlikleri yasaklanırken Bilgi Üniversitesi uzun yıllar boyunca bu alanın açık kaldığı az sayıdaki kampüsten biri olarak görüldü.

Bilgi Üniversitesi özellikle iletişim ve medya alanında Türkiye’de önemli bir merkez haline geldi. Medya bölümlerinde gazetecilik, yeni medya, dijital kültür ve medya demokrasisi üzerine dersler ve araştırmalar yürütüldü. Kampüslerde düzenlenen medya panelleri, televizyonculuk, gazetecilik etiği ve dijital habercilik tartışmaları Türkiye medyasına yön veren isimleri bir araya getirdi.

BARIŞ ANNELERİ KAMPÜSTE

Üniversite aynı zamanda öğrenci üretimlerini destekleyen bir yapı kurarak film gösterimleri, belgesel sunumları ve bağımsız medya projelerine alan açtı. Dolapdere Kampüsü özellikle sinema gösterimleri, tiyatro etkinlikleri ve kültürel buluşmaların yoğunlaştığı bir merkez olarak öne çıktı. Bu kampüs, İstanbul’un kültür-sanat hayatına da doğrudan temas eden bir alan haline geldi.

Yıllar boyunca kampüste Barış Anneleri’nin katıldığı paneller, insan hakları toplantıları ve sivil toplum buluşmaları düzenlendi. Üniversite, farklı siyasi ve toplumsal kesimlerin bir araya gelebildiği nadir akademik alanlardan biri olarak tanımlandı.

SİYASET VE ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE ETKİLİ BİR MERKEZ

Üniversite, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler alanında da Türkiye’de etkili akademisyenlerin buluşma noktalarından biri oldu. Akademisyenler, gazeteciler, eski diplomatlar ve siyaset yorumcuları kampüste dersler verdi ve panellere katıldı.

Kurucu akademisyenler arasında yer alan Prof. Dr. Toktamış Ateş, üniversitenin kamusal kimliğinin oluşmasında etkili isimlerden biri oldu. Ateş’in adı daha sonra Kuştepe Kampüsü’ndeki konferans salonuna verildi. Üniversite yönetimi onu “Türkiye’de akademik hayata yeni bir nefes getiren isimlerden biri” olarak tanımladı. 

Bilgi Üniversitesi’nde farklı dönemlerde eski diplomatlar, dış politika uzmanları ve eski dışişleri bürokratları da dersler verdi. Uluslararası İlişkiler Bölümü özellikle Türkiye-ABD ilişkileri, Avrupa siyaseti, güvenlik çalışmaları ve demokrasi tartışmaları üzerine yoğunlaştı. 

KAMPÜS YAŞAMI: YURTLAR, BURSLAR VE SOSYAL MODEL

Bilgi Üniversitesi öğrenci yaşamına dair modelleriyle de dikkat çekti. Öğrenci yurtlarında kat temsilciliği gibi katılımcı yapılarla öğrencilerin yurt yaşamına dahil olduğu uygulamalar bulundu. Bu yapı, öğrencilerin günlük yaşam kararlarında söz sahibi olmasını hedefleyen bir model olarak değerlendirildi.

Üniversitede ayrıca “Çalışan Öğrenci Programı” kapsamında maddi desteğe ihtiyaç duyan öğrencilere kampüs içinde çalışma imkânı ve burs desteği sağlandı. Bu sistem, öğrencilerin hem eğitimlerine devam edip hem de ekonomik olarak desteklenmesini amaçladı.

SOSYAL SORUMLULUK VE KENTLE İLİŞKİ

Üniversite, özellikle Dolapdere ve Kuştepe çevresindeki okullarla sosyal sorumluluk projeleri yürüttü. Öğrenciler ilkokul öğrencileriyle birlikte eğitim, sanat ve kültür temelli etkinliklerde yer aldı. Bu çalışmalar, üniversitenin kentle kurduğu ilişkiyi yalnızca akademik değil toplumsal bir bağa dönüştürdü.

KAMPÜSLERİ DE BİR HAFIZA MEKÂNINA DÖNÜŞTÜ

Üniversitenin üç ana kampüsü bulunuyordu ve her biri İstanbul’un farklı sosyal dokularına yayılan ayrı merkezler haline geldi.

santralistanbul Kampüsü: Eyüpsultan’daki eski Silahtarağa Elektrik Santrali’nin dönüştürülmesiyle kurulan kampüs, yalnızca bir üniversite değil aynı zamanda kültür-sanat alanı olarak tasarlandı. Türkiye’nin ilk elektrik santralini barındıran yapı Enerji Müzesi’ne dönüştürüldü. Konserler, film gösterimleri, bienal etkinlikleri ve paneller burada düzenlendi.

Dolapdere Kampüsü: Beyoğlu hattındaki kampüs özellikle hukuk, iletişim ve sağlık programlarının merkeziydi. Kent merkezine yakınlığı nedeniyle öğrenci hareketliliğinin yoğun olduğu alanlardan biri oldu.

Kuştepe Kampüsü: Üniversitenin ilk yerleşkelerinden biri olan Kuştepe Kampüsü özellikle hazırlık programları ve meslek yüksekokullarıyla tanındı. Toktamış Ateş Konferans Salonu da burada bulunuyordu. 

YÖNETİM DEĞİŞİMİ VE “KAYYIM” TARTIŞMALARI

Bilgi Üniversitesi klasik anlamda bir “kayyım atanan üniversite” değildir; çünkü vakıf üniversiteleri YÖK denetiminde mütevelli heyeti tarafından yönetilir.

Ancak üniversite, yıllar içinde birkaç büyük yönetim değişimi yaşadı:

  1. Laureate Dönemi (2006–2019)

Üniversite, 2006 yılında uluslararası eğitim ağı Laureate International Universities sistemine dahil oldu. Bu süreçte yönetim modeli uluslararası bir yapıya bağlandı.

  1. Can Holding Dönemi (2019 sonrası)

2019 yılında Laureate sisteminden çıkılarak üniversitenin bağlı olduğu vakıf yapısı üzerinden Can Holding destekli yeni bir dönem başladı. 

  1. Mütevelli Heyeti Yapısı

Üniversite, doğrudan devlet kayyımıyla değil, vakıf mütevelli heyeti tarafından yönetilmeye devam etti. Ancak bu yapı içinde dönem dönem başkanlık ve yönetim değişiklikleri gerçekleşti.

30.yılına günler kala Erdoğan'ın kararı ile kapatıldı.

Bugün Bilgi Üniversitesi yaklaşık 20 bin öğrencisi, 70 bini aşkın mezunu ve bini aşkın akademik personeliyle Türkiye’nin en büyük vakıf üniversitelerinden biri konumundaydı. Üniversitede 8 fakülte, 3 enstitü ve yüzlerce lisans-lisansüstü program bulunuyordu.

Öğrencilerin bugün “kampüsü terk etmiyoruz” diyerek başlattığı direnişin arkasında hem bir okul aidiyeti hem de Türkiye’de yıllar boyunca alternatif düşüncenin, akademik özgürlüğün, medya tartışmalarının ve öğrenci dayanışmasının sembollerinden biri haline gelen bir kurumun hafızası bulunuyor.

Kaynak: Bianet