Yaban hayvanlarının yasak yerlerde ve dönemlerde bile öldürülebilmesi için kanun teklifi
Sokakta yaşayan hayvanların düşmanlaştırılarak hedef gösterilmesinin ardından, “barınak” adı altında kurulan ölüm ve tecrit kamplarında toplu biçimde hapsedilmeleri ve öldürülmeleri 2024 yılında yasal hale getirilmişti. “İnsan sağlığı”, “tehdit”, “çoğalma” ve “hastalık” gibi aynı muğlak gerekçeler, şimdi de yaban hayvanları için devreye sokuluyor.
Üstelik bu adım; korunan alanları 49-99 yıllığına sermayenin tasarrufuna devreden ve “kaçak” avcılığı fiilen teşvik eden Milli Parklar Kanunu ile orman alanlarını “karbon yutak” mekanizmaları üzerinden kullanıma açan değişikliklerin hemen ardından geliyor. Doğal alanların sistematik şekilde parçalandığı, koruma statülerinin etkisiz hale getirildiği bir süreçte, şimdi de bu alanlarda yaşayan yaban hayvanları namlunun ucunda.
27 Mart’ta Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’ndan geçen madde, bu sürecin yeni aşamasını oluşturuyor.
Ulusal ve uluslararası düzeyde koruma altında olan türlerin dahi Merkez Av Komisyonu kararlarıyla ve “av turizmi” kapsamında öldürülebildiği; denetim, yaptırım ve adalet mekanizmalarının zayıflatıldığı ve yetersiz kaldığı bir ortamda, bu düzenleme yaban hayatı üzerindeki öldürme uygulamalarının kapsamının genişlemesi riskini doğuruyor.
Ak Parti teklifi ne içeriyor?
TBMM Tarım Komisyonu’na AK Parti milletvekillerinin imzasıyla getirilen ve komisyonda kabul edilen düzenlemeye eklenen bir madde ile, yasal olarak koruma altında olmayan yaban hayvanlarının “aşırı çoğalma”, “hastalık riski” veya “tehdit oluşturma” gibi gerekçelerle av yasağı olan yer ve zamanlarda dahi öldürülmesinin önü açılıyor.
Üstelik bu müdahale, yalnızca kamu görevlileriyle sınırlı kalmayıp avcılar eliyle de gerçekleştirilebilecek.
Teklif TBMM Genel Kurul oylamasından geçip yasalaşması halinde, yaban hayvanları için ölümcül, hatta varoluşsal bir tehdit haline gelebilecek.
TBMM Komisyon Tutanakları’nın 90. ve 91. sayfalarını incelediğimizde, maddenin öne sürülmesindeki gerekçenin, herhangi bir veri, örnek veya kaynak sunulmadan şu şekilde açıklandığını görüyoruz: “Son yıllarda yaban hayvanları beslenme ihtiyacı nedeniyle şehir merkezlerine kadar indiği için yaban hayvanı saldırıları gerçekleşebilmekte ayrıca bu hayvanlardan insanlara bulaşıcı hastalıklar geçme riski de bulunmaktadır. Önergeyle bu soruna yönelik düzenleme yapılmaktadır.”
27 Mart tarihli haberde “madde ihdası” ara başlığında düzenlemeyle ilgili şu bilgilere yer veriliyor: “AK Parti’nin kabul edilen önergesiyle teklife bir madde ihdas edildi. Buna göre, Kara Avcılığı Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle, koruma altında olmayan yaban hayvanlarının, avlanmasının yasaklandığı yer, gün ve süreler de dahil olmak üzere, insan sağlığına, çevreye, tarım alanları ile besi, evcil ve yaban hayvanlarına zarar verecek sayıda çoğalmaları veya bulaşıcı hastalık taşıdıklarının tespiti durumunda Genel Müdürlük teşkilatı görevlilerinin ilgili kuruluşlarla birlikte hazırlayacakları rapor doğrultusunda av ve doğa koruma memurları ve avcılara avlattırılmasına Genel Müdürlükçe izin verilebilecek. Bu kapsamda yapılacak avlanmalarda Genel Müdürlüğün izni doğrultusunda mahalli mülki amirin kararıyla kolluk kuvvetleri de görevlendirilebilecek.”
Avcıları adeta ödüllendiren düzenleme
Benzer bir müdahale yetkisi mevzuatta daha önce vardı. Ancak komisyonda kabul edilen ve henüz TBMM Genel Kurulu’na gelmediği için yasalaşmamış olan teklif, yasalaşması halinde, halihazırda korumadan çok uzak olan mevcut sistemi daha kontrolsüz ve daha yıkıcı hale getirecek.
Maddenin barındırdığı son derece kritik ve riskli değişiklikler şu şekilde:
İstisna genişliyor: Daha önce sınırlı ve istisnai olan müdahale alanı, daha geniş ve sürekli uygulanabilir bir araca dönüşüyor.
Av yasakları fiilen esnetiliyor: Yasaklı alan ve dönemler, idari kararlarla kolayca aşılabilir hale geliyor.
Avcılar sürece dahil ediliyor:Müdahale yalnızca il müdürlüklerinde çalışan kamu görevlileriyle sınırlı kalmıyor; sivil avcılar ve kolluk kuvvetleri de uygulamanın parçası haline getiriliyor.
Düzenleme; “tehdit”, “zarar”, “çok çoğalma” gibi belirsiz kriterlere dayanıyor. İlgili madde idari takdir alanını genişletirken, denetim mekanizmalarını da zayıflatıyor. Keyfi kararlar, sınırsız öldürme ve müdahalenin yaygınlaşması gibi riskleri beraberinde getiriyor.
Sokakta yaşayan hayvanlara yönelik süreçte de benzer belirsiz gerekçeler kullanıldı. Ortaya çıkan tablo; kitlesel kapatma, ihmal ve artan şiddet vakalarıyla karşımızda. Aynı yaklaşımın şimdi yaban hayatına yöneltilmesi endişe verici.
Bu düzenlemeyi tek başına okuyamayız. Son dönemde korunan alanların statüsünü düşüren, milli parkları ve ormanları sermayenin tasarrufuna açan yasal değişiklikler ile birlikte değerlendirdiğimizde ortaya çıkan tablo son derece karanlık: Uzun yıllardır adım adım içi boşaltılan koruma kavramı ve uygulamaları, görülen o ki, artık fiilen ortadan kaldırılıyor. Hem doğal alanlar hem de hayvan türleri için…
Av davalarındaki deneyimlerimiz: Raporlara güven yok
2020-2023 yılları arasında Türkiye Vegan Derneği (TVD) olarak diğer hayvan hakları örgütleriyle beraber açtığımız av karşıtı davaların neredeyse tamamında mahkemeler, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün (DKMP) yaban hayvanlarını “ava açarak” öldürme gerekçelerinin “bilimsel olarak yetersiz” olduğunu ortaya koymuştu.
Yani bakanlık ve DKMP raporlarına güven olmadığı defalarca kanıtlandı.
Av derneklerinin ve av turizmi şirketlerinin de Bakanlık tarafında müdahil olduğu dava süreçlerinde gördük ki; yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarını art arda hayvanlar lehine almış olsak da, bizim için zaten etik olarak kabul edilemez olan avcılık, eksik ve çelişkili bulunan Bakanlık raporlarıyla savunulmaya çalışılmıştı.
Komisyondan geçen madde, AA haberine göre, “Genel Müdürlük teşkilatı görevlilerinin ilgili kuruluşlarla birlikte hazırlayacakları rapor doğrultusunda…” ibaresini içeriyor. Bu ifade, av davalarında da “popülasyon artışı, hastalık riski ve tehdit” başlıkları altında gördüğümüz gibi, “bilimsel rapor” kılıfıyla çıkar odaklı metinlerin hazırlanmasına zemin oluşturabilecek nitelikte.
Çünkü mahkemelerde savunma dosyalarına giren bazı raporlarda, profesör unvanlı kişilerin bile av ve yaban hayvanlarıyla ilgili “bilirkişi” raporlarını bakanlık lehine, bilimsel olmayan yöntemlerle hazırladığı mahkeme heyetleri tarafından beyan edilmişti. Bu raporlar çoğu zaman reddedilmiş olsa da, bahsettiğimiz ve deneyimlediğimiz örnekler, “rapor” adı altında ölüm fermanları vermek üzere hazırlandığı için Türkiye’de ciddi bir gerçeklik olarak varlığını sürdürüyor.
Köpeklerden yeşil papağanlara uzanan katliam pratiği
Sokakta yaşayan köpekler artık tek bir şikayetle bile, hiçbir ısırma raporu, kuduz karantinası, resmi kayıt veya belge gereksinimi olmadan türlü gerekçelerle öldürülebiliyor, hapsedilebiliyor. Benzer şekilde yeşil papağanlar da herhangi bir sistemli veri olmadan Bakanlık tarafından çeşitli akademisyenlerle işbirliği halinde “istilacı tür” kategorisine sokularak, Avrupa Birliği’nden alınan fonlar ile yavruların öldürülmesine dayalı projeler ile hedef haline getirilebiliyor.
Dün ve bugün defalarca şahit olduk: Bilimsellik iddiası; etiğe ve hukuka aykırı durumlarda dahi, Türkiye’de farklı türler için ölüm fermanını meşrulaştırmak için kullanılıyor.
Süreç ne aşamada?
Şu an yaban hayvanları için kritik eşikteyiz. Teklif komisyondan geçmiş durumda. Bir sonraki aşama TBMM Genel Kurulu’nda yapılacak görüşmeler ile oylama.
Genel Kurul’dan geçmesi ve Cumhurbaşkanı tarafından onaylanması durumunda Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girecek.
Yaban hayvanlarını açık ve sınırsız hedef haline getiren bu madde reddedilmeli ve derhal geri çekilmelidir.
Milli Parklar Kanunu’nun iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurması için change.org/MilliParklarKanunu imza kampanyasıyla çağrı yaptığımız CHP’ye ve diğer partilere, bu maddenin bir kez daha iptal edilmesi için gerekeni yapmaları yönünde sesleniyoruz.
Sivil toplum kuruluşlarına, meslek örgütlerine ve toplumun her kesiminden bireylere bu düzenlemeye karşı somut tutum alması için çağrı yapıyoruz.
Yeni Soluk
Yorum Yap