Toprak: “Yakında petrol, doğalgaz için döviz bulma krizi baş gösterebilir!"

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, “Şubat ayı Ödemeler Dengesi Bilançosu kırmızı tehlike sinyali veriyor. Şubatta 5,1 milyar dolar daha cari açık gerçekleşti. İki aylık cari açık 12,2 milyar dolara, yıllık açık 21,8 milyar dolara yükseldi. Doğrudan yabancı yatırım girişleri sıfırlanma noktasında. Döviz kıtlığı had safhaya çıkarken, önümüzdeki süreçte petrol, doğalgaz ve kritik ithalatlar için döviz bulma krizi baş gösterebilir” ifadelerini kullandı.

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, “MB şubat ayı ödemeler dengesi rakamlarına göre doğrudan yabancı yatırım sermayesi tutarı sadece 4 milyon dolar” dedi.

Toprak açıklamasına şöyle devam etti:

MB’NİN DÖVİZ REZERVLERİ AYLARDIR EKSİDE.

Ödemeler Dengesi Bilançosu, cari işlemler şubat ayı rakamları 5 milyar 154 milyon dolar cari açık verildiğini gösterdi. Ocak ayında da 7 milyar 112 milyon dolar cari açık verilmişti. MB rakamlarıyla iki aylık cari açık 12,2 milyar dolara, şubat sonu itibarıyla yıllık 21 milyar 845 milyon dolara tırmandı. Daha önce dış ticaret açığının üç ayda 18 milyar dolar aşmasının yarattığı risklerin yanı sıra bu gidişin cari açığı da tehlikeli bir aşamaya getireceğini öngörmüştüm. Şubat rakamları tehlikenin hızla büyüdüğünü gösterdi. Mart ayında 8,2 milyar dolar olan dış ticaret açığı göz önünde tutulduğunda önümüzdeki ay açıklanacak mart ayı cari açığının yıllık 26-27 milyar dolar düzeyine çıkacağını öngörebiliriz. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler yüksek büyüme hızı yakaladıklarında cari açıkta artış olması olağan. Ancak mevcut tablo bunun tam tersi ve ekonomideki krizin derinleştiğinin, çöküş tehlikesinin arttığının işareti. MB’nin döviz rezervleri aylardır ekside. KKM gibi icatlarla, ihracatçının dövizinin yüzde 40’ına el koyarak döviz depolanmaya çalışılıyor. 

Bir yandan yeni ekonomik modelin ana omurgasının ihracat ve cari fazla olduğunu iddia ediyorlar diğer yanda dış ticaret açığındaki rekor artışlar ve cari açıkta dört aydan bu yana kesintisiz devam eden yükseliş karşısında suspus olmuş haldeler!

MB’NİN EKSİYE DÜŞEN KIT REZERVLERİNDEN FİNANSE EDİLDİĞİ GÖRÜLÜYOR

Cari açığın finansmanında sağlıklı olan görünüm, ihracat, turizm vb. kendi döviz gelirlerinizin yüksek olması, doğrudan yabancı yatırım sermayesi ve yabancı portföy yatırımları girişleriyle ülkeye kaynak akışı sayesinde cari açığın finanse edilmesi. 

MB verilerine bakıldığında tam tersine cari açığın dışarıdan kısa vadeli, yüksek faizli borçlanma ve MB’nin eksiye düşen kıt rezervlerinden finanse edildiği görülüyor. 

Hazine ve Maliye Bakanı 4,5 aydır görevde olmasına karşın iki kez Londra’da bankerler ve finansman kuruluşlarının yöneticileriyle, bir kez de Paris’te yabancı yatırımcılarla buluştu. Vaatlerde bulundu. Bu demektir ki ciddiye alınmadı, inandırıcı bulunmadı. Yeni yönetim sistemine geçişle birlikte sert şekilde gerilemeye başlayan doğrudan yabancı yatırım sermayesi girişleri yanında yabancı portföy yatırımcılarının Türkiye’den kaçışı hızlandı. 

Borsa İstanbul’da yabancı yatırımcıların payı yüzde 60’lardan 20’lere geriledi.

YABANCI YATIRIM SERMAYESİ TUTARI SADECE 4 MİLYON DOLAR!

MB şubat ayı ödemeler dengesi rakamlarına göre doğrudan yabancı yatırım sermayesi tutarı sadece 4 milyon dolar!

Şubatta yabancı portföy yatırımcıları; hisse senedi piyasasında 228 milyon dolar, devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) piyasasında 573 milyon dolar olmak üzere toplam 801 milyon dolar tutarında menkul varlığını satarak Türkiye’den çıkmış!

MB rezervlerinde şubat ayında net 2,2 milyar dolar düşüş yaşanırken, cari açık kısa vadeli dış borçlanma ve gerileyen MB rezervinden finanse edilmiş. Hatırlanacağı gibi hazine yılın ilk dış borçlanma ihalesinde yüzde 8,6 dolar faiziyle borç bulabildi. Bu dünyada döviz borçlanmasına verilen en yüksek faizlerden birisi. 

Mart ayında en az 5 milyar dolar veya üzerinde cari açık verileceğini öngörmekteyim. 

Ekonomik büyüme olmadığı ve doğru düzgün yatırım-istihdam artışı görülmediği halde, enflasyon ve belirsizlikler tırmanırken dış ticaret açığının, cari açığın patlama yapması, sürdürülemez. MB’nin açıkladığı şubat ayı cari işlemler tablosu rakamlarıyla, cari açığın finansmanında iktidarın uyguladığı yöntemler bunun somut kanıtı olarak görülmelidir.

BU KARARLAR, YERLİ-YABANCI TÜM YATIRIMCILARI TÜRKİYE’DEN KAÇIRACAK

İhracatçıların elindeki dövizin yüzde 25’ine el koyma kararında değişikliğe gidilerek bu oran yüzde 40’a yükseltildi. İhracatçının, turizmcinin dövizine el konulması, serbest piyasa ekonomisinden kontrollü ekonomiye geçiş ve sermaye kontrolü adımıdır. Bu kararlar, yerli-yabancı tüm yatırımcıları Türkiye’den kaçıracak, ihracata dönük üretim yapan sanayi işletmelerinin komşu ülkelere taşınmasının yolunu açacaktır!

Merkez Bankası’nın (MB) kasasında döviz kalmadığını, KKM hesaplarında kurun baskılanması için elde avuçta ne kadar döviz varsa tüketildiğini gösteren iki düzenleme hafta sonu yayınlanan Merkez Bankası tebliğ değişiklikleriyle açığa çıktı. İhracatçılara döviz bozdurma ve MB’ye devretme mecburiyeti oranı, döviz varlıklarının yüzde 25’inden yüzde 40’ına yükseltildi. İktidar bununla da kalmadı neredeyse üç yıldır COVID19 salgını nedeniyle can çekişen, iflasın eşiğine gelen turizm sektörü için de aynı uygulamayı başlatarak, turizm şirketlerinin, seyahat acentelerinin, tur operatörlerinin ve sektörde hizmet veren yan kuruluşların da dövizlerinin yüzde 40’ını bozdurma, MB’ye devretme zorunluluğu getirdi. MB’nin döviz rezervlerinde umulan artış olmadı. Rezervler son açıklanan haftalık verilerle eksi 44 milyar dolar düzeyinde. 

İhracatçı birlikleri tüm ihracatçılara yüzde 40 bozdurma oranı yerine her sektörün özellikleri ve stratejileri dikkate alınarak farklı oranlar uygulanmasını talep etmelerine rağmen MB iktidarın talimatıyla bu talepleri dikkate almadı.

TURİZM BİLE BİLE İFLASA SÜRÜKLENİYOR

Öncelikle TÜİK’in dış ticaret endeksleri ve fiyat hadlerinde de gözlendiği gibi Türkiye ihracatı, özellikle imalat sanayii, tekstil, makine imalat, otomotiv vb. sektörler başta olmak üzere yüksek oranda ithalata bağımlı halde.  İhracata dönük üretimin sürdürülebilmesi için ithalat yapılması ve bunun için de işletmelerin, imalatçıların, ihracatçıların elinde döviz olması gerek. İktidar bu düzenlemenin kapsamını daha da genişletip, bir anlamda ihracatçının bir kolunu kesiyor. Bu yıla büyük umutlarla giren ancak Ukrayna-Rusya savaşıyla ağır kayıplara uğraması kesin görünen turizm sektörü için de döviz gelirlerine el konulması aynı sarsıcı etkiyi yaratacaktır. Rusya ve Ukrayna’dan milyonlarca rezervasyon iptali söz konusu iken, Rusya tün uluslararası ödeme sistemleri ve kredi kartı mekanizmalarından çıkartılmış durumdayken, turizmcinin dövizinin yüzde 40’ının bozdurulması ve MB’ye devri zorunluluğu getirilmesi turizmin bile bile iflasa sürüklenmesidir.

İKTİDARIN EKONOMİDEKİ BASKILARI, EKONOMİK DEMOKRASİYİ TIKANMA NOKTASINA DOĞRU GÖTÜRÜYOR!

Türkiye ekonomisinin küresel serbest piyasadan dışlanması, siyasetteki, devlet yönetimindeki baskıcı, otoriter, otokrat zihniyetin ekonominin her alanına, tüm piyasalara yayılmasını yansıtan bu zorlamaların tahrip edici sonuçları olacaktır. İktidarın ekonomideki baskıları, ekonomik demokrasiyi de hızla tüketerek tıkanma noktasına doğru götürüyor!

Fransa’da 24 Nisan’da ikinci turu yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri AB ve NATO’nun geleceği yanında Rusya-Ukrayna savaşı açısından da büyük önem taşıyor. Aşırı sağcı Marine Le Pen ile Cumhurbaşkanı Macron’un yarışacağı ikinci turda Le Pen’in sürpriz yapması olasılığı, AB ve NATO’da tedirginlik yaratıyor. AB, Rusya’ya karşı petrol yaptırımı kararını seçim sonuçlarını etkilememek için Fransa seçimleri sonrasına erteledi!

Toprak’ın açıklamasının tamamını okumak için TIKLAYINIZ