Toprak: “MOBESE’ler iktidarın siyasi hedefleri için istismar ediliyor”
Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın medyaya ‘sansür-yasak-yaptırım’ genelgesi, devletin kişisel verileri koruma güvencesi altındaki MOBESE kayıtlarının yargı kararı olmaksızın siyasi amaçlar için kullanılıp servis edilmesi, görevden affedilen ‘dönüşümlü bakanlar’ ve bürokratlar, iktidarın iş göremez hale geldiğinin ve yalpaladığının işaretleridir!” dedi.
“TÜİK Başkanının 3 Şubat’ta açıklanacak enflasyon rakamlarının hemen öncesinde görevden alınması, 20 ayda dördüncü kez başkan değiştirilmesi ve bu kez bir başka damadın göreve getirilmesi, yılbaşı zamlarıyla çok yüksek çıkması söz konusu olan ocak ayı enflasyonuna müdahale edileceğini akla getiriyor. Atamanın hemen akabinde Cumhurbaşkanı (CB) Erdoğan’ın ‘enflasyon düşecek’ açıklamasını yapması, yeni TÜİK Başkanına talimat olarak görülmelidir” ifadelerini kullanan CHP İstanbul Milletvekili Toprak açıklamasına şöyle devam etti:
YENİ ADALET BAKANI TECAVÜZE UĞRAYAN KADINLARIN TECAVÜZCÜSÜYLE EVLENDİRİLMESİNİN SAVUNUCUSUYDU
Beş yıl önce halef-selef olan adalet bakanlarının yeniden halef-selef olması, bir yanıyla iktidarın kadro tükenmişliğini ortaya koyarken diğer yanıyla geçmişteki icraatları bilinen ve yeniden Adalet Bakanlığı’na atanan ismin bazı özel görevleri ve misyonu icra etmek üzere getirildiğini gösteriyor. Geçmiş dönemde ‘Çocuk gelinler ve kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmeleri’ yönünde medeni yasada değişiklik için yoğun çaba gösteren yeni Adalet Bakanı aynı zamanda tecavüze uğrayan kadınların tecavüzcüsüyle evlendirilerek mütecavizin cezadan kurtulmasının önde gelen savunucusuydu. Geçmiş bakanlığı dönemindeki icraat ve söylemleri yeniden getirildiği bu görevdeki misyonunun ne olacağının somut göstergesidir.
MEDYA, SİVİL TOPLUM, MUHALEFET ÜZERİNDEKİ BASKILAR
Atama ve görevden alma kararlarıyla aynı gece yürürlüğe konulan Cumhurbaşkanı Kararı ile ‘kadın, aile, çocuk ve gençlerin zihin dünyalarının korunması, milli manevi değerlerin muhafazası ve tahribinin önlenmesi’ talimatının tüm kurumlara duyurulması, yeniden atanan adalet bakanının ilk icraat çerçevesini çizmektedir. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması, faizin nasa dayandırılması ve kutsallarla ilgili olarak ‘dil kopartma’ tehdidinin savrulması ile atılan adımların devamını getirmek üzere böyle bir bakan değişikliğine ihtiyaç duyulduğu anlaşılıyor. Bu yeni atama tercihiyle 30 Mayıs 2019’da ilan edildiğinden bu yana doğru düzgün hiçbir adımın atılmadığı, Yargı Reformu ve İnsan Hakları Eylem Planı vaatlerinin rafa kalkacağı, yargı ve güvenlik politikalarının daha fazla siyasallaşacağı, medya, sivil toplum, muhalefet üzerindeki baskıların artırılacağı bir sürece girileceğini öngörmekteyim.
MOBESE’LER İKTİDARIN SİYASİ HEDEFLERİ İÇİN İSTİSMAR EDİLİYOR
Bunun ilk işaretlerinden birisi toplumun güvenliği, suçların aydınlatılması, faillerin teşhisi, vb. amaçlarla kurulan ve bilgi temini yalnızca savcılık ya da mahkeme talebiyle, özel şifreyle sisteme girmeye yetkili resmi görevlilerce mümkün olan izleme-takip sistemi Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonunun (MOBESE), iktidarın siyasi amaç ve hedefleri için kullanılarak istismar edilmesidir.
17-25 Aralık 2013’teki gizli dinleme, izleme, takip, kayıt ve ifşa sürecini andıran ve örtüşen bu tablo, iktidarın hukuksuz icraatlarını nereye kadar vardırabileceğini gösterdiği gibi, tüm bireylerin hukuk ve adalet güvencesinden yoksun olduğunu sergilemektedir. Yasa uyarınca İçişleri Bakanı’na bağlı ve sorumluluğu altındaki sistemin siyasi sızıntı amaçlı kullanılması, CB Erdoğan’ın Giresun konuşmasında bunu siyasi amaçlı malzeme olarak gündeme getirip ithamlarda bulunması, söz konusu organizasyonun bizzat iktidar tarafından ve en tepeden gelen talimatla yapıldığının kanıtıdır.
İstanbul’da yaşamın felç olması karşısında devletin tüm kurumlarının yönetimine sahip iktidarın, devleti felç eden beceriksizliğini örtme telaşıyla MOBESE’ye sarılması hukuksuzluğun da ötesinde acizliktir.
ATİNA’DA PARALI OTOYOLU İŞLETEN ŞİRKET, YOLDA KALANLARA 2’ŞER BİN EURO ÖDEYECEK
Karayolları Genel Müdürlüğü’ne (KGM) bağlı devlet yolları, köprü ve tüneller, havaalanları kapatıldı. İnsanlar saatlerce uçakların ve araçlarının içinde mahsur kaldı. Türkiye’ye yönetim zafiyetinin vahim bir örneği yaşatıldı.
Komşumuz Yunanistan’da; aynı şiddetteki kar koşullarında başkent Atina’daki paralı otoyolu işleten şirket, kapanan yolda mahsur kalanlara 2’şer bin Euro tazminat ödeme kararı aldı. Şirket CEO’su istifa etti. Atina Başsavcılığı yapım ve işletme ihalesini alan şirketin sözleşmesindeki yükümlülükleri yerine getirememesi nedeniyle re’sen soruşturma başlattı. Çağdaş, uygar demokrasilerde, hukuk devletinde olması gereken budur. Türkiye’de ise iktidar yöneticileri hiçbir siyasi sorumluluk üstlenmediği gibi ‘dünyada bir numara’ ilan ettikleri havaalanına bile iniş yapamayıp, kapattıkları havaalanına inerek fıkralık oldular.
ANKARA İSTANBUL AKARA YOLU İLK KEZ ULAŞIMA KAPANDI
Bugüne kadar ilk kez ülkenin başkenti ile dünya metropolü olan en büyük kenti arasında kara ve havayolu da dahil her türlü ulaşım kesildi!
Paralı otoyolları işleten KGM ve iktidar müteahhitleri bırakın tazminat ödemeyi, açamadıkları, işletemedikleri, binlerce insanın mahsur kaldığı yollardan aldıkları geçiş ücretini iade etmeyi dahi umursamadılar. Yapılan sözleşmeler şeffaf olmadığı için işletmecilerin yükümlülükleri halktan gizleniyor. İktidar, müteahhitlere hiçbir yaptırım uygulamadı. Savcılıklar soruşturmaya gerek duymadı!
Muhtemelen yolların ve havaalanının kapalı olduğu, hizmet veremediği günlerin döviz garantili ücretleri de yine müteahhitlere hazineden ödenecek. Kendi vatandaşını böylesine değersiz gören, hayatını yok sayan ve sadece bir avuç kişinin çıkarlarını kollayıp gözeten bir iktidar, bugüne kadar görülmedi!
CHP İstanbul Milletvekili Toprak'ın açıklamasının tamamı için TIKLAYINIZ
Yeni Soluk
Yorum Yap