Toprak: "İktidarın yabancı göçmenlere, sığınmacılara verdiği vatandaşlık sayısı bilinmiyor"

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak “İktidarın yabancı göçmenlere, sığınmacılara verdiği vatandaşlık sayısı bilinmiyor. İktidar sözcüleri ve İçişleri Bakanlığı çelişkili açıklamalar yapıyor. Ayrıca parası olan başka ülke vatandaşlarına gayrimenkul karşılığı vatandaşlık satışının sayısı da açıklanmıyor” dedi.

İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak yaptığı açıklamada, “Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, AB ve ABD ile giderek derinleşen vize sorununda AB’nin kasıtlı davrandığını öne sürüyor. AB tarafından yapılan açıklamada; iktidar tarafından vatandaşlık verilen çok sayıda göçmenin AB, ABD, Kanada’ya vize başvurusunda bulunması nedeniyle denetimlerin sıkılaştırıldığı, sürenin bu yüzden uzadığı savunuluyor” dedi.

Toprak, “İktidar, Türk vatandaşlarının yurt dışına çıkışları önünde fiili engele dönüşen vize sorununda AB Büyükelçiliklerinin Schengen vizesi konusunda sergilediği engelleyici ve ret tavrının AK Parti’yi zor duruma sokmak, tepkileri iktidara yöneltmek amaçlı ve kasıtlı olduğunu savunuyor. Türkiye’deki AB Temsilciliği, Schengen Vize Ofisi’nden yapılan açıklamalarda ve verilen yanıtlarda kasıtlı tutum iddiaları reddedildi. ABD Büyükelçiliği de Türk vatandaşlarının uzun randevu süresi sorununun aşılması için vize bölümüne eleman takviyesi yapılacağını açıkladı” ifadelerini kullandı.

Toprak açıklamasına şöyle devam etti:

3-4 YILDA YÜZDE 5-7’DEN YÜZDE 20 DÜZEYİNE YÜKSELDİ

AB ülkelerine yönelik Schengen vizesi başvurularında tek girişlik vize ücretinin 100 Euro (1800 TL) olarak belirlenmesi, vatandaşlardan banka hesabı bilgilerinin talep edilmesi ne rağmen vize ret oranlarının son 3-4 yılda yüzde 5-7’den yüzde 20 düzeyine yükselmesi dikkat çekici. 

AB yetkilileri, sorunun ağırlıkla Türk hükümetinin gayrimenkul karşılığı T.C. vatandaşlığı ve pasaportu dağıtmaya hız vermesi yanında çok sayıda göçmenin Türk vatandaşlığı almasından kaynaklandığını vurguluyor. Suriye, Irak, Afgan, Pakistan uyruklu ancak T.C. pasaportlu çok sayıda kişinin konsolosluklara vize başvurusunda bulunması nedeniyle olası cihatçı terör sızmalarına karşı inceleme ve soruşturmaların derinleştirildiği ve bu yüzden sürecin uzadığı savunuluyor.

‘GİDİPTE DÖNMEYECELER’ ENDİŞESİ…

Bu kişilerin büyük bölümünün ‘gidip   dönmeyeceği’ endişesinin AB konsolosluklarında yaygın olduğu ve vizelerin reddedildiği kaydediliyor.

Kanada vizesi için başvuranların ve bu ülkeye seyahat edenlerin yüzde 80 oranında yeni T.C. vatandaşı olup, pasaport almış Suriye, Afgan, Pakistan uyruklu kişilerden oluştuğu dile getirilirken, ülkenin içinde bulunduğu ağır ekonomik ve siyasi baskılar nedeniyle her meslekten Türkiye’den çıkış yapmak isteyenlerin sayısındaki artıştan kaynaklı olarak da vize başvurularının geçen yıla, önceki yıla kıyasla yüzde 600-700 arttığına dikkat çekiliyor.

İktidarın pasaport ve kimlik dağıtım politikasının da bu tabloda etkili olduğunu öne süren AB yetkilileri vizesiz seyahat olanağı sağlayan yeşil pasaportlarla, süreli olarak aynı olanağa sahip Gri Hizmet pasaportlarının hangi kriterlere göre dağıtıldığının bilinememesinin bir başka sorun olduğunu dile getiriyorlar.

İKTİDARIN VERDİĞİ VATANDAŞLIK SAYISI BİLİNMİYOR!

Son birkaç yılda AK Partili belediyeler eliyle para karşılığı çok sayıda gri pasaport dağıtılarak vizesiz gidiş ve iltica olaylarının ortaya çıkması AB konsolosluklarını daha sıkı denetimlere ve vize başvurularını ret kolaycılığına yönlendirmiş durumda.

İktidarın yabancı göçmenlere, sığınmacılara verdiği vatandaşlık sayısı bilinmiyor. İktidar sözcüleri ve İçişleri Bakanlığı çelişkili açıklamalar yapıyor. 

Ayrıca parası olan başka ülke vatandaşlarına gayrimenkul karşılığı vatandaşlık satışının sayısı da açıklanmıyor. 

Kaldı ki ağırlıkla çok çocuklu Suriye, Irak, Afgan, Pakistan ya da diğer Ortadoğu-Orta Asya ülkesi vatandaşları gayrimenkul karşılığı vatandaşlık aldıklarında otomatik olarak tüm aile fertleri de T.C. vatandaşlığına ve T.C. pasaportuna sahiplik imkânına kavuşuyor. 

İktidarın ‘kasıt var’ iddiasının temelinde gerçekte siyasi ve ekonomik nedenlerle, döviz bulmak için ya da seçmen kazanmak için uyguladığı vatandaşlık ve pasaport satma politikalarının yattığı tüm bu süreçler TL’nin değersizleştirilmesi gibi, T.C. pasaportlarını da değersizleştirip, ‘riskli pasaport’ kategorisine sokuyor. 

Bunun sıkıntısını ise Türk vatandaşları ve gerçekten eğitim, iş anlaşması, mesleki deneyim, sağlık vb. haklı nedenlerle yurt dışına gitmesi gereken gençler, iş insanları, meslek mensupları ve turistik seyahat yapmak isteyenler çekiyor.