Toprak: “İktidar, Kabil Havaalanının işletme sevdasını ısrarla sürdürüyor”
CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, "Taliban ile yakınlaşmak için Katar ve BAE’yi devreye sokan iktidar, Taliban sözcüsünün ‘en yakın olduğumuz üç partnerimiz Çin, Katar ve Türkiye’ açıklamasıyla Taliban nezdinde sempati kazanmış görünüyor. Ancak Taliban’ın siyasi ofisinden yapılan bir başka açıklamada ise Afganistan’ın Çin’in Kuşak ve Yol Projesine tam destek vereceğini, yatırım desteğinin kendileri için çok önemli olduğunun duyurulması, Çin’in ‘sessiz diplomasi’ ile Afganistan ve Taliban üzerinde etkinlik kurduğunu gösteriyor" dedi.
CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak her hafta kamuoyu ile paylaştığı raporunda şunlara değindi:
İktidar Afganistan politikasında uyarılarımız sayesinde yanlıştan dönerek önce Kabil’deki askerlerimizi 48 saat içinde tahliye etti. Ancak Kabil Havaalanının işletmesi ve özel güvenlik şirketlerince güvenliğinin sağlanması sevdasında ısrarlı olmayı sürdürüyor. Katar’ın öncülüğünde bu yönde görüşmeler yapıldığı Taliban tarafından da doğrulanırken, Taliban sözcüsü en yakın oldukları üç partner ülkenin Çin, Katar ve Türkiye olduğunu açıkladı.
TALİBAN İLE TÜRKİYE VE VATANDAŞLARI ARASINDA NASIL BİR ORTAK DÜŞÜNCE OLABİLİR
İktidar, Türkiye ile Taliban arasında inanç başta olmak üzere çok ciddi bir ayrılık olmadığını söylüyor. Kadınlara çalışmayı, okula gitmeyi, tek başına sokağa çıkmayı yasaklayan, Afganistan’da kesinlikle demokrasi olmayacağını ilan eden, müziği, sanatı, şarkı söylemeyi, sakal kesmeyi yasaklayan Taliban ile Türkiye ve vatandaşları arasında nasıl bir ortak düşünce, inanç birlikteliği olduğunu izah etmesi gerekiyor.
Öncelikle inanç, din yaklaşımı üzerinden yürütülen dış politika zihniyetinin Türkiye’nin ulusal çıkarlarına Doğu Akdeniz’de, Suriye’de, Mısır’da, Körfez Bölgesinde ne ağır hasarlar verdiği apaçık ortada iken Afganistan’da Taliban ile inanç benzerliğine dayalı yakınlaşma ve iş birliğinin ülkemizin hangi ulusal çıkarına hizmet edeceğini açık şekilde ortaya koymak, iktidarın kaçınamayacağı bir sorumluluktur.
AFGANİSTAN İLE ORTAK NE KARA NE DENİZ NE HAVA SINIRIMIZ MEVCUT!
Türkiye’nin yaklaşık 4 bin kilometre uzaktaki Afganistan’da ne gibi bir ulusal çıkarı olabilir. Şayet bölgesel liderlik hevesiyle bu politika izleniyorsa, Türkiye ile Afganistan aynı coğrafyada değil. Türkiye’nin ulusal güvenliği, sınır güvenliği vb. gerekçeler öne sürülüyorsa Afganistan ile ortak ne kara ne deniz ne hava sınırımız mevcut. İktidar ittifakının ortağı ‘Ankara’nın güvenliği Kabil’den başlar’ diyerek akıl, diplomasi ve mantık dışı bir tezi ortaya atarken, bir hafta öncesine kadar da askerlerimizin Kabil’deki varlığının Türkiye için ‘beka meselesi’ olduğunu söylüyorlardı. Akıllarına esip ‘ülkenin bekası, Türkiye’nin güvenliği kuzey kutbundan başlar’ ya da ‘Pasifik okyanusundan başlar’ derlerse buralara da mı asker gönderilecek?
Askerlerimiz Kabil’den çekildikten sonra da bu kez çekilme kararının çok doğru, gerekli ve ulusal çıkarlarımıza uygun olduğunu dile getiriyorlar. Dolayısıyla gerek iktidarın gerekse ortağının dış politikada kafalarının karışık olduğu, dış politikanın temeli olan ulusal çıkar konusunu da algılayamadıkları anlaşılıyor.
Dini inanç yakınlığı, etnik köken, ırkdaşlık, coğrafi yakınlık, kardeşlik, dostluk vb. kriterler dış politikanın ana ekseni ya da kriterleri olsaydı halen dünyada en kanlı savaşlar Müslümanlar arasında, Arap ülkeleri arasında yaşanıyor olmazdı. Bunlar tamamıyla iktidarların iç kamuoyuna mesaj vermek için istismar ettikleri başlıklar.
Şayet Afganistan’da ulusal çıkarlarımızın ekonomik çıkarlarla örtüştüğüne inanıyorlarsa Taliban’ın şu anda kasası bomboş! Zaten Afgan ordusunun, devlet memurlarının maaşlarını ABD ödüyordu. Dünya Bankası, IMF ve AB fonlarından sağlanan dış kaynaklarla Afganistan ekonomisi ayakta duruyordu. Şimdi Taliban yönetime gelince tüm bu dış yardım, kredi ve destekler askıya alındı. Taliban neredeyse bir aydır kendi memurlarının, silahlı milislerinin maaşlarını ödeyemiyor. Dolayısıyla Afganistan politikasından ekonomik bir getiri, katkı bekleniyorsa ortada böyle bir şey de yok. Ülkede ilaç ve yiyecek kıtlığı başladı. BAE’den ilaç ve gıda maddesi, bebek maması gönderildi. Ortada hükümet, işleyen bir devlet sistemi yok. Gelen yardımların nasıl dağıtılacağı belli değil.
Açıkçası iktidar; Taliban ile yakınlaşarak, etkinlik kurmak ve bu sayede Afganistan’daki yeni yönetimden rahatsız olan ABD ve AB nezdinde önem kazanmak, istiyor.
BİDEN, BRÜKSEL GÖRÜŞMESİNDEN BU YANA, ERDOĞAN’I TELEFONLA BİLE ARAMADI.
Cumhurbaşkanının ABD’nin Ermeni soykırımı iddialarını tanımasını bile sineye çekerek görüşmeye gittiği Biden, 14 Haziran Brüksel görüşmesinden bu yana, başta Afganistan olmak üzere yaşanan bunca hareketliliğe rağmen bir kez olsun, CB Erdoğan’ı telefonla bile aramadı. Cumhurbaşkanıyla mesafeli durmayı, resmi ilişkiyi dışişleri ve savunma bakanları üzerinden yürütmeyi tercih etti.
Afganistan’daki gelişmeleri ele almak üzere, Türkiye’nin de yer aldığı G-20 yerine, Türkiye’nin bulunmadığı G-7’yi topladı.
Dışişleri Bakanı bu yüzden ABD ve AB ülkelerinin Dışişleri Bakanlarıyla telefon ve ziyaret diplomasisi yürütüyor. Ancak onların tüm derdi Afgan göçmenlerin kendi ülkelerine gelmemesi, Türkiye’de tutulması.
Dışişleri Bakanı son olarak ‘Parayı verelim Afganları Türkiye tutsun, baksın olmaz, Türkiye artık bir tek mülteci bile alamaz’ açıklamasını yaparken, AB’nin Suriyelilere ilişkin mülteci anlaşmasında verdiği sözleri bile tutmadığını söyledi.
AB KARŞISINDA PAZARLIĞI KIZIŞTIRMAK, MARJI YÜKSELTMEK
Dışişleri Bakanının sözleri, perde gerisinde de para karşılığı mülteci konusunda gizli bir pazarlık yürütüldüğünün işaretlerini de içeriyor.
Ya da hükümet önerilen parayı yetersiz bulduğu için ‘Tek bir mülteci bile alamayız’ diyerek AB karşısında pazarlığı kızıştırmak, marjı yükseltmek istiyor.
ABD ve AB’nin Afganistan politikaları tam bir fiyaskoyla sonuçlandı. Kanımca ortaya çıkan yeni durumda Pakistan uzun yıllardır Taliban’a yaptığı yatırımın meyvelerini toplayacak.
O yüzden iktidarın Taliban ile diyalog için Pakistan’dan arabuluculuk girişimi sonuçsuz kalmıştı. Taliban yönetimi Hindistan açısından rahatsızlık yaratacak.
Pakistan’ın çekişme içinde olduğu, başta Keşmir sorunu olmak üzere anlaşmazlık konularının yer aldığı Hindistan geçmişteki Taliban yönetimi döneminde de Laishkar-e-Taiba, Jaish-e- Muhammed gibi Pakistan istihbaratının kurdurduğu ve Taliban’ın beslediği terör örgütlerinin saldırılarıyla karşılaşmıştı.
Taliban bünyesindeki bu örgütler Keşmir’in yanı sıra Başkent Delhi ve Hindistan’ın diğer büyük şehri Bombay’da da oldukça kanlı terör saldırıları ve katliamlar gerçekleştirmişti.
ABD, ÇİN’E ETKİNLİĞİNİN ARTMASINA SET ÇEKMEK İÇİN RUSYA-HİNDİSTAN’A YANAŞABİLİR
Hindistan Başbakanı Modi, geçen hafta Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüşerek iki ülkenin Afganistan’da birlikte ve koordineli bir politika izlemeleri, Taliban’ın olası terör girişimlerine karşı iş birliği yapmaları konusunda mutabakat sağladı. Ardından da Putin’in bu ay içinde Hindistan’a resmi bir ziyaret yapacağı açıklandı.
Rusya ayrıca Afganistan’a komşu Tacikistan’daki üslerini takviye ederek tatbikatlara başladı. Taliban’a karşı Rusya-Hindistan yakınlaşması Pakistan-Taliban-Çin arasında oluşan ekseni dengeleme arayışında. ABD, Taliban’ın sergileyeceği yönetim ve politikaları gözledikten sonra, Çin’in etkinliğinin artmasına set çekmek için Rusya-Hindistan eksenine yanaşabilir, destek verebilir.
CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın 06 Eylül 2021 tarihli haftalık değerlendirme raporunun tamamını okumak için TIKLAYINIZ
Yeni Soluk
Yorum Yap