Toprak: "Hazinenin garanti fark ve faiz ödemelerini yapabilmesi için yasa düzenlemesi gerekli"

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak yaptığı açıklamada, “İktidar, ‘yeni finansal mucize enstrümanı’ diyerek Dövize Endeksli Mevduat hesabını (DEM) devreye soktu. Ülke ekonomisi ve bankalardaki mevduatlar dövize endekslenirken Anayasa’nın 73’üncü maddesine aykırı olarak bu sisteme dahil olan TL ve döviz mevduatı sahiplerine ayrıcalıklar sağlandı. TL tasarruflarını sisteme geçirenlerin garanti-faiz-fark ödemeleri hazine tarafından, dövizden TL’ye geçerek sisteme dahil olanların ödemeleri Merkez Bankası tarafından üstlenildi” dedi.

CHP Milletvekili Erdoğan Toprak gündeme dair yaptığı açıklamada şunlara değindi:

İktidarın enflasyondaki yükselişe rağmen faiz indiriminde ısrarı sonucunda yükselen döviz kurları tamamıyla kontrolden çıkmaya başlayınca geçtiğimiz hafta 20 Aralık’ta CB Erdoğan’ın açıkladığı bir dizi kararla Dövize Endeksli Mevduat (DEM) sistemine geçildi. Sistemin nasıl işleyeceğine ilişkin olarak MB tarafından uygulama tebliği resmî gazetede yayınlanırken Hazine ve Maliye Bakanlığı ise önce basın açıklaması üç gün sonra da 9 maddelik uygulama esasları duyurusunda bulundu. Hazinenin bu garanti fark ve faiz ödemelerini yapabilmesi için yasa düzenlemesi gerekli. 

FARK ÖDEMESİ YAPILMASI ÖNGÖRÜLÜYOR

Bu yüzden de ocak ayı içinde bir yasa teklifinin TBMM’ye getirileceği ifade edilmesine karşılık resmi adı ‘Kur Korumalı Mevduat’ olarak açıklanan vadeli TL hesapları uygulaması fiilen 21 Aralık’tan itibaren başlatıldı.

MB tebliğinde 20 Aralık 2021 tarihinden önce bankalarda dolar-euro-sterlin cinsinden döviz tevdiat hesapları (DTH) bulunanların, bu hesaplarındaki dövizi bozdurup 3, 6, 12 ay vadeli TL mevduatına geçiş yapmaları halinde, bu hesaplarına işleyecek faiz ile hesap açılışı ve vade sonundaki kur değişim oranı kıyaslanarak, yüksek olan oran üzerinden hesap sahibine fark ödemesi yapılması öngörülüyor. 

Vade bitiminden önce mevduat hesabının bozulması durumunda sadece anapara korunacak faiz ve kur farkı ödemesi yapılmayacak. 

Hazinenin duyurusunda yer alan uygulama esaslarına göre ise 3, 6, 9, 12 ay vadeli her türlü TL mevduata, aynı hesaplama yöntemi ve oranlarıyla ödeme yapılacağı taahhüt edilirken, mevduatın vadesinden önce bozulması durumunda anaparanın korunması güvencesi verilmiyor. Hesap sahibi mevduatını vadesinden önce bozarsa o günkü kur, hesabın açıldığı tarihteki kurun altındaysa anaparadan o oranda kesinti yapılarak hazineye aktarılacak.

İKTİDAR EKONOMİNİN TÜMÜNE AĞIR HASAR VERDİĞİNİ KABUL ETMİŞTİR

Öncelikle iktidar 21 Aralık’tan itibaren dövize endeksli ve kur garantili mevduat hesabı sistemine geçmeye mecbur kalarak, eylül ayından bu yana sürdürdüğü enflasyonun altında negatif reel faiz ve faiz indirimini devam ettirme politikasının yanlış olduğunu, ekonominin tümüne ağır hasar verdiğini kabul etmiştir.

Hazine tarafından yapılacak ödemeler bütçeden, MB kaynaklarından yapılacak ödemeler ise para basılarak karşılanacaktır. 2022 bütçesinde hazineye ayrılmış böyle bir ödenek yer almamaktadır. O yüzden iktidarın alelacele ocak ayında TBMM’ye yasa teklifi ve büyük ihtimalle bir ek bütçe yasası getirerek başlatılan uygulamaya yasal kılıfı sonradan uyduracağı anlaşılmaktadır. 

Bu uygulamanın anayasaya aykırılığı ortadadır. Anayasamızın 73. Maddesinde; “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır” hükmü yer almaktadır. 

ANAYASAMIZIN TÜM YURTTAŞLARIN EŞİTLİĞİ HÜKMÜNE AYKIRIDIR! 

Bir kısım mevduat hesabı sahiplerine tüm millete ait bütçe, hazine ve MB kaynaklarından ayrıcalık-avantaj ve özel imtiyazlar sağlanarak faiz, kur farkı ödemesi, vergi-stopaj istisnası yoluyla gelir ve kazanç transferi yapılması, bu transferlerin herkesten kesilen vergilerden, ödemelerden karşılanması vergi adaletine, kamu kaynaklarının tüm toplum yararına kullanılması ilkesine ve anayasamızın tüm yurttaşların eşitliği hükmüne aykırıdır! 

Bunun da ötesinde kur ve faiz kaybı için küçük bir grup tasarruf sahibine garanti ödemesi yapılması vergi gelirlerinden karşılanacak bir kamu gideri değildir! Merkez Bankası’nın kur farkı ödemesine kefil olması, garanti vermesi Merkez Bankası Yasası’nın 56’ncı maddesine aykırıdır!

İktidar faizi baskılayıp, zorla düşürerek tasarruf sahiplerini TL’den kaçırıp kendi eliyle dövize yöneltti. Dövize talep patlayınca kurlar kontrolden çıktı. Bankadaki TL tasarrufuna yüzde 14-16 faiz alan tasarruf sahibi, dövizden birkaç haftada yüzde 50 kazanınca iktidar bu kez vatandaşa ‘dövize gitme aradaki yüzde 36 farkı ben sana vereyim’ demek zorunda kaldı. 

BANKALAR FARKI HAZİNEDEN ALIP HESAP SAHİBİNE ÖDEYECEK. 

Bunu kendi cebinden değil milletin hazinesinden ve Merkez Bankası’ndan verecek. Parası olmayanlar para sahiplerinin kur riskini ve faizini ödeyecek. Bankalar kur riskini üstlenmeyip farkı hazineden alıp hesap sahibine ödeyecek. 

Sonuçta bu işin kazananı bankalar ve bankalarda parası olanlar olacak. Önümüzdeki dönemde bankaların 3 aylık bilançoları açıklandığında kârlarının ne kadar katlandığını hep birlikte göreceğiz. 

Başlatılan bu uygulama ‘örtülü faiz artırımından’ başka bir şey olmadığı gibi tamamıyla dövize ve kurlardaki değişime endeksli nereye varacağı belirsiz ucu açık bir gizli faizi içermektedir. 

Bu yöntemle sözde faizi düşürme iddiasındaki iktidar, tam aksine faizi dört aydır olağanüstü dalgalanmalarla kontrolü kaybettiği dövize ve yabancı paraya çıpalamaktadır!

İktidar, tıpkı taşıtı olmayan vatandaşın ödediği vergilerden geçiş garantili köprü ve otoyol müteahhitlerine ödenen dövize endeksli milyarlar gibi şimdi de mevduatı olmayan insanlardan alınan vergilerle yüksek tutarlı TL ve döviz mevduatı olanların kur riskini güvenceye alıp, ödeme garantisi vermektedir.

MECBUR KALDIĞININ İTİRAFIDIR!

övize Endeksli Mevduat (DEM)- Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarına asgari politika faizi + kur farkı garantisi + stopaj istisnasının taahhüt edilmesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘NAS’ adı altında dinsel kılıfa sokmaya çalıştığı faizin katmerli şekilde artırmaya mecbur kaldığının itirafıdır!

Faizlerin düşürülmesiyle artacağı en baştan bilinen döviz kurları, başta temel gıda maddeleri olmak üzere her şeyde uzun süre kalıcı bir pahalılığa neden oldu. Enflasyon beklentisi şimdiden yüzde 30 ve üstüne çıktı. Eylül ayından bu yana yapılan faiz indirimleriyle 8,50’den 18,50’ye çıkartılan kurları düşürebilmek için bir ay önce ‘Çin Modeli’ diyen iktidar, şimdi bir başka deneme-yanılmayla bedeli halka yıkarak ‘Cin Fikir Modeline’ geçti!