Murat Emir: Hayal gücünü zorlayan iftiralarla karşı karşıyayız
Toprak: “Hakkını arayandan korkan iktidar, herkesi susturmak istiyor”
Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadına şiddet ve kadın cinayeti mağdurlarının yakınlarına iftar verirken kadına şiddeti, kadın cinayetlerini önleyeceğini vaat ederken, aynı gün iktidarın valisi-savcısı Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği’ni kapatmak için dava açıyor! Adalet Bakanı, ‘Cemal Kaşıkçı’ davasının Suudi Arabistan’a devredilmesinde yasaya uyduklarını söylerken, hukuksuzluk, adaletsizlik ve yasaklar her yerden fışkırıyor” dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Toprak, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, şiddet mağduru ya da cinayete kurban giden kadınların yakınlarıyla bir araya geldiği iftar yemeğinde kadına şiddeti ve kadın cinayetlerini önlemekte kararlı olduklarını, mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.
Kadına şiddeti, cinayetleri, kadınlara ve çocuklara cinsel istismar ve tecavüzü önlemeyi amaçlayan, kadınları tüm dünyada koruma altına alan İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye’nin imzasını çeken kendisi idi” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak açıklamasına şöyle devam etti:
Tecavüze uğrayan kadının tecavüzcüsüyle evlendirilerek cezasız kalmasını öneren şu anda atadığı Adalet Bakanıydı.
AHLAKA AYKIRI OLDUĞU GEREKÇESİYLE KAPATILMASI İÇİN DAVA AÇTI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şiddet ve cinayet mağdurlarının yakınlarını iftara davet ederken, aynı gün İstanbul Valisi, Emniyet Dernekler Masası, yıllardır kadın cinayetlerini önlemek, sorumluları ortaya çıkartmak için mücadele eden Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği’nin kapatılması için savcılığa dava başvurusunda bulunuyordu. Savcı da yıllardır kadınları sahiplenen, korumaya çalışan, cinayetlerin faillerinin davalarına katılarak cezasız kalmamaları için çaba gösteren bu derneğin aile birliğine ve ahlaka aykırı olduğu gerekçesiyle kapatılması için dava açtı. 2016’da Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) yapılan bir ihbar dilekçesini 6 yıl sonra işleme koyan vali ve savcı, kadın cinayetlerini önlemek için mücadele eden kadınları ahlaksızlıkla, teröristlikle suçlayan iddianamesiyle, dernek yöneticilerinin yargılanmasını, derneğin feshedilerek kapatılmasını talep etti.
Yine aynı gün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Kadıköy’de kaldırımda yürüyüp, slogan attıkları için polis tarafından coplanan, gözaltına alınan kadınlardan 40’ı için tutuklanmaları talebiyle dava açıldı.
Kadın derneklerini ayrıştırmayı, kadınları iyice baskı altına alarak sindirmeyi amaçlayan bu siyasi ve yargısal baskılar ortada dururken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iftar sofrasındaki sözleri kimse için inandırıcı değil!
MİLLETİN AKLIYLA ALAY EDİYORLAR.
Adalet Bakanı, İstanbul’da katledilen gazeteci Cemal Kaşıkçı davasının Suudilere havale edilme kararının hukuka-yasaya uygun olduğunu söylüyor. Sanki yasalara uyarmış gibi milletin aklıyla alay ediyorlar.
Madem yasayı uyguluyorlar, o zaman bu ülkenin yasaları hatta anayasası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının kesin olduğunu, uygulanmasını emrediyor. Ortada yasa ve anayasa olduğu halde, altına devlet adına imza atılmış, TBMM’de onaylanmış uluslararası sözleşmeler bulunduğu halde, AİHM’nin, AYM’nin kararlarını tanımadığını, uygulamayacağını söyleyen bizzat CB Erdoğan değil mi?
İktidarın ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın icraatları, söylemleri, eylemleri hiçbir hukuki ve adil ölçüyle uyuşmuyor. Bir yandan kadınlara yalan vaatlerde bulunulurken diğer yandan kadınların güvencesi olacak sözleşmeler hızla feshediliyor, yasalar değiştiriliyor. Kadın cinayetleri katlanarak artıyor!
Hakkını arayan ve sesini yükseltenden korkan iktidar; kadınları susturmak istediği gibi enflasyondan söz edenleri, enflasyon hesabının yanlış olduğunu söyleyenleri de susturmak istiyor. Dünyanın hiçbir uygar, çağdaş, demokratik ülkesinde örneği olmayan bilgiyi, bilimi yasaklamaya ve hapsetmeye çalışan bu yasakçı zihniyetin, hak-hukuk-adalet söylemlerine kim inanır?
İSTATİSTİK YAYINLAYANLARA 3 YILA KADAR HAPİS
İktidar medyasına sızdırılan ve medyada yer alan bilgilere göre, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) dışında enflasyon hesabı yapan, istatistik yayınlayanlara yasak geliyor ve 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları öngörülüyor.
İktidar, enflasyonla mücadele edeceğine enflasyondan söz edeni sopayla, hapisle tehdit ediyor. Niçin?
Her gün onlarca maddelik torba yasaları TBMM’den geçirirken, insanlık onuruna aykırı, vahşi cinayetleri örtbas etmeye imkân sağlayan bir yasayı değiştirmek yerine, o yasayı savunup arkasına sığınarak hukuktan, adaletten söz ediyor. Ülkeyi yönetenler yüzleri bile kızarmadan, ‘Her şey hukuka uygun, yasayı uyguladık’ diyebiliyor! Yıllık enflasyon yüzde 140’ı aşarken yüzde 61,14 masalına inanmamızı isteyebiliyor!
Domates 25-30 TL, Et 100-140 TL, Dolmalık Biber 35-40 TL, Kuru
Fasulye 25-35 TL, 1 Litre süt 15 TL, vb. iken;
Market-Pazar alışverişinde 200 TL ile bir poşet dolmazken;
TÜİK’in enflasyon rakamlarına kim inanır? Bu verileri yayınlayan TÜİK’in güvenirliği kalır mı?
İktidar ve ekonomi yönetimi artık gerçekleri gizleyemiyor. Bu nedenle enflasyon rakamları kamuoyunda daha fazla kabul görmeye başlayan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) başta olmak üzere doğruları yazıp-çizen, halkı doğru veri ve analizlerle aydınlatan herkesi hedef tahtasına yerleştiriyor. Bu yasakçı zihniyet; ülke için, kadınlar, çocuklar, gençler, mağdurlar, mazlumlar, haksızlığa, adaletsizliğe uğrayan herkes için en büyük tehdit olmaya devam ediyor!
CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Baş Danışmanı Erdoğan Toprak’ın açıklamasının tamamını okumak için TIKLAYINIZ
Yeni Soluk
Yorum Yap