Özgür Özel’den Madımak sözü: O tabelayı kendi ellerimle asacağım
Toprak: “Buharlaşan milyarlar da enflasyonun yükselişini durduramadı”
CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, "İktidar, enflasyonu düşürmek ve artışını önleyebilmek için altı ayda 102,6 milyar TL tutarında KDV, ÖTV, Stopaj vergi gelirinden vazgeçerken, buharlaşan milyarlar da enflasyonun yükselişini durduramadı. Kur artışlarını ve dövize talebi frenlemek için 6 ayda TL mevduat faizi gelirinde 17 milyar TL’lik vergi-stopajdan vazgeçildi. Küçük bir grup faizciye destek çıkan iktidar, vazgeçilen bu faiz vergisiyle milyonlarca kişinin sorunlarını çözebilirdi" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunlara değindi:
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın üçer aylık dönemler itibarıyla yayınladığı Kamu Maliyesi Raporu’nun 2021 yılı ikinci çeyrek dönemini kapsayan verileri geçtiğimiz hafta açıklandı. Raporda ‘Maliye Politikasıyla Vazgeçilen Kamu Geliri’ tablosunda;
- Eşel-Mobil uygulamasıyla 46 milyar TL
- Hizmet sektörü geçici vergi indirimleriyle 25,2 milyar TL,
- Kira stopajı indirimiyle 3,6 milyar TL,
- Alkol ve Tütün maktu vergi indirimiyle 10,8 milyar TL
- Vergi tevkifatı muafiyetiyle 17 milyar TL
Olmak üzere Ocak-Haziran döneminde toplam 102,6 milyar TL tutarında vergi, stopaj, KDV, ÖTV, faiz vergisi vb. kamu maliyesi gelirinden vazgeçildiği kaydedilmektedir. Böylesine yüksek tutarda bir gelirden vazgeçilmesinin gerekçesi ise salgınla mücadeleye destek ve enflasyondaki-fiyat artışlarındaki yükselişin frenlenmesi olarak ifade edilmektedir.
ATV+KDV+ÖTV’DEN FERAGAT İLE ENFLASYONU DÜŞÜK TUTMA POLİTİKASINDA LİMİTİN SONUNA GELDİ
İktidar, akaryakıta yapılan zamların enflasyonu yükseltmemesi için eşel-mobil sistemi çerçevesinde zamları pompa fiyatlarına yansıtmamakta, ATV+KDV+ÖTV’den feragat ile enflasyonu düşük tutma politikasında limitin sonuna geldi. Nitekim son olarak geçen hafta LPG’ye yapılan 71 kuruşluk zam eşel-mobil limiti tükendiği için pompa fiyatına yansıdı. Bundan böyle benzin, mazot için de aynı durum söz konusu olacak, akaryakıt zamları doğrudan pompa satış fiyatına ve dolayısıyla enflasyon artışına da yansımaya başlayacak.
CUMHURBAŞKANININ ÖTV’Yİ ARTIRMA YETKİSİ ÜÇ KATINA ÇIKARTILIYOR
Benzer şekilde alkollü içkiler ve tütün mamullerinde yüzde 67’den yüzde 63’e indirilen maktu vergiyle bu ürünlere zam yapılması ve enflasyonu yukarı çekmesinin önlenmesi uygulamasında da limitin sonuna gelindi. TBMM’ye getirilen vergi yasalarında değişiklik öngören torba yasada, alkollü içkiler, tütün mamulleri, otomobil vb. birçok alanda Cumhurbaşkanının ÖTV’yi artırma yetkisi üç katına çıkartılıyor. Bunun anlamı önümüzdeki 2,5 aylık sürede ülke ekonomisini ve hepimizi ‘zam ve vergi artışı sağanağı’ bekliyor. İktidar şu ana kadar vazgeçilen kamu maliyesi gelirinin 2-3 katını geri almaya hazırlanıyor.
KÜÇÜK BİR KESİME SAĞLANAN BU İMKÂN OLAĞANÜSTÜ BİR VERGİ ADALETSİZLİĞİDİR.
Merkez Bankası’nın 1 puanlık faiz indirimi sonrasında kurlar hızla yükselince uzun zamandan bu yana ilk kez 20 Eylül haftasında döviz mevduatı sahipleri yükselen kurları satış fırsatı olarak değerlendirerek hesaplarından 2 milyar doların üzerinde satış yaptı. Bankalardaki toplam mevduatın yarısından fazlasının sadece 350 bin hesap sahibine ait olduğunu dikkate aldığımızda faiz gelirinden vergi-stopaj almama yönündeki karar, çok küçük bir varlıklı grubunu, devlete hazineye, bankalara faizle borç veren para sahiplerini ihya etmenin ötesinde bir anlam taşımıyor. 350 bin kişiye 17 milyar faiz vergisi istisnası yerine, bu para gerçekten ihtiyacı olan milyonlarca kişinin sıkıntılarını gidermekte kullanılabilirdi. Kaldı ki, uygulamanın yılsonuna kadar uzatıldığını göz önünde tuttuğumuzda faiz geliri elde edenlerden altı ayda 17 milyar TL olan vazgeçilen vergi-stopaj tutarının, yılsonunda en az 30-34 milyar TL olacağını öngörebiliriz. Sırf paralarını TL’de tutsunlar diye küçük bir kesime sağlanan bu imkân olağanüstü bir vergi adaletsizliğidir.
Ortaya çıkan sonuç enflasyonu düşürmediği, gıda ve diğer mal-hizmet fiyatlarını ucuzlatmadığı gibi tam anlamıyla bir fiyaskoya dönüşmüştür. İktidar hesap-kitap-plan-öngörü olmaksızın 6 ayda vazgeçtiği 102,6 milyar TL’lik gelirden doğan bütçe açığını kapatmak için hazineyi daha yüksek faizle daha fazla borçlanmak zorunda bırakmış ve sonunda enflasyonla mücadele diyerek göstermelik etiket denetimlerine mecbur kalmıştır!
FİLEYİ DOLDURMAK OLANAKSIZ HALE GELECEK.
Enflasyon ve kur artışlarının TL’deki değer kaybı, alım gücünün hızla düşmesi yakın dönemde daha yüksek kupürlü yeni banknot ihtiyacını dayatacak. 2009’da tedavüle giren 200 TL’lik banknotun dolar karşılığı 130 dolar düzeyinde iken şu anda 22 dolara düştü. TL’deki erimenin bu hızla sürmesi yakında 500 TL ve üzerinde kâğıt para basımını zorunlu hale getirecek ancak bu parayla da bir fileyi doldurmak olanaksız hale gelecek.
Yükselen enflasyon ve artan fiyatların yanı sıra döviz kurlarındaki öne geçilemeyen yükselişle birlikte hızla değer yitiren TL’nin alım gücü de buna paralel olarak geriliyor. Döviz kurlarındaki yükseliş eğilimi yakın gelecekte yeni ve daha yüksek rakamlı kâğıt para basılmasının zorunlu hale geleceğini gösteriyor. TL’deki bu hızlı kan kaybı ve değer yitirme süreci Merkez Bankası Emisyon Hacmi verilerine ve kullanımdaki kâğıt paralarla ilgili vatandaş tercihlerine de yansıdı. MB’nin küçük kupürlü 5, 10, 20 TL’lik kâğıt paralar, hatta 50 TL’lik banknotlar kullanımda çok daha az tercih ediliyor. Kullanımdaki kâğıt paralarda en çok 100 ve 200 TL’lik kupürler tercih ediliyor. Kupür değerlerine bakıldığında 100 ve 200 TL’lik kâğıt paraların kullanımdaki payının yüzde 50’ye yaklaştığı gözleniyor.
Diğer deyişle en yüksek rakamlı banknotların en çok kullanılan paralar olması, TL’deki ağır değer ve alım gücü kaybı karşısında vatandaşların ihtiyaçlarını ancak yüksek değerli banknotlarla karşılayabildiklerini, diğerlerinin ‘yük’ haline dönüştüğünü ve bulundurulmasının tercih edilmediğini gösteriyor.
Geçmişte 1 milyon TL’lik banknotun liradan altı sıfır atılmasıyla 1 TL’ye dönüşmesine benzer şekilde en yüksek değerli kâğıt paramız 100 ve 200 TL de hızla eriyor, değersizleşiyor. Bu nedenle bankalardaki toplam mevduatın yüzde 50’den fazlası döviz cinsi tasarruflardan oluşuyor.
Yeni Soluk
Yorum Yap