Toprak: "Avrupa Konsey üyeliğinden çıkarılma, ciddi ekonomik hasarlar getirecektir!"

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, “Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Osman Kavala hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği tahliye kararını uygulamayan Türkiye için “ihlal prosedürü” başlattı. Türkiye, Azerbaycan'dan sonra bu sürece tabi tutulan ikinci ülke oldu. AKBK karara karşı yanıt ve savunma için Türkiye’ye 19 Ocak’a kadar süre verdi. Bu tarihin belirlenmesinde 17 Ocak’taki Kavala duruşmasının dikkate alındığı ve iktidara hukuk devleti adına bir fırsat sunulduğu anlaşılıyor” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, her hafta kamuoyu ile paylaşmak üzere yayımladığı raporda çok önemli konulara değindi.

Toprak, "KBK açıklamasında AİHM kararının Mayıs 2020’de kesinleştiğine dikkat çekilerek, bu noktadan sonra konunun AKBK’nın gündemine geldiği vurgulandı. AKBK’nın Türkiye'nin Kavala davasında gerekli adımları atması için daha önce 8 kez karar aldığı ancak Türk hükümetinin her defasında AİHM kararını uygulamayı reddettiği kaydedildi. Bakanlar Komitesi'nin Türkiye ile ilgili ihlal prosedürü kapsamında AİHM'e yapacağı başvuruyu 2 Şubat 2022'deki toplantısında gerçekleştireceği belirtilen açıklamada, Türkiye'nin bu süreçle ilgili görüşünü ve savunmasını en geç 19 Ocak'a kadar iletmesinin istendiği bildirildi" ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak'ın açıklamasında Osman Kaval ile ilgili bölüm şöyle şöyle:

35 ülke prosedürün başlatılması yönünde oy kullandı.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (AKBK) Türkiye ile ilgili Osman Kavala dosyası için ‘ihlal prosedürü’ başlatılmasına karar verdi.  Avrupa Konseyi kurallarına göre bir ülke aleyhine ihlal prosedürü başlatılabilmesi için 47 üye ülkeden üçte ikisinin oyu gerekiyor.  Bu çerçevede 47 üyeli konseyin bakanlar komitesinde Türkiye hakkındaki Kavala dosyası için yapılan oylamada 35 ülke prosedürün başlatılması yönünde oy kullandı. Türkiye’nin yanı sıra karşı oy kullanan ülkeler Azerbaycan ve Macaristan oldu. Rusya, Ukrayna, Gürcistan, Sırbistan, Romanya, Arnavutluk ve Moldova çekimser oy kullanırken Türkiye ile yakın ilişkileri bulunan Polonya ve Bosna-Hersek ise toplantıya katılmadı. Oylamada Türkiye ile karşı oy kullanan ya da çekimser kalarak, toplantıya katılmayarak dolaylı şekilde Türkiye’ye destek veren ülkelerin hemen tamamının AB ve Avrupa Konseyi ile insan hakları ihlalleri ya da hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı konusunda sorun yaşayan ülkeler olması dikkat çekiyor. 

Dışişleri Bakanlığı: “Kavala davasının sürekli gündemde tutulması tutarsız bir yaklaşım”

AKBK’den yapılan yazılı açıklamada, Bakanlar Komitesi'nin Osman Kavala davası ile ilgili olarak, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 46. maddesinde yer alan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) sorma kararı aldığı ve bu kararın Türkiye'ye bildirildiği kaydedildi. Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında Kavala davasının sürekli olarak gündemde tutulmasının tutarsız bir yaklaşım olduğu öne sürüldü.

AİHS'in 46. maddesi, Avrupa Konseyi'ne üye ülkelerin AİHM kararlarını uygulamalarını zorunlu kılıyor. Aynı maddenin dördüncü fıkrası, Avrupa Konseyi'nin karar organı olan Bakanlar Komitesi'ne kesinleşmiş mahkeme kararını uygulamayan ülkenin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini AİHM'e sorma yetkisi veriyor. AİHM'in üye ülkenin yükümlülüğünü yerine getirmediğini iletmesi durumunda Bakanlar Komitesi, söz konusu üye ülkeye uygulanacak tedbirleri kararlaştırmak için yeniden bir araya gelerek yürürlüğe konulacak tedbirleri kararlaştırıp muhatap ülkeye tebliğ ediyor.

İnsan hakları savunucularının cesaretini kırmak amaçlı

Hatırlanacağı gibi AİHM, 2019 yılı aralık ayında dosya üzerinden yaptığı yargılama sonunda Osman Kavala'nın tutuklanması ve tutuklu olarak yargılanmasına devam edilmesinin tümüyle siyasi bir tutum olduğu, dava dosyasında hiçbir somut suç delilinin bulunmadığı sonucuna vararak söz konusu davanın diğer insan hakları savunucularının cesaretini kırmak amaçlı olduğunun tespit edildiğini duyurmuştu.

Türkiye'nin savunması en geç 19 Ocak'a kadar

AİHM bu doğrultuda Türkiye’den Kavala'nın bir an önce serbest kalması için gerekli önlemleri alması çağrısında bulundu. AKBK açıklamasında AİHM kararının Mayıs 2020’de kesinleştiğine dikkat çekilerek, bu noktadan sonra konunun AKBK’nın gündemine geldiği vurgulandı. AKBK’nın Türkiye'nin Kavala davasında gerekli adımları atması için daha önce 8 kez karar aldığı ancak Türk hükümetinin her defasında AİHM kararını uygulamayı reddettiği kaydedildi. Bakanlar Komitesi'nin Türkiye ile ilgili ihlal prosedürü kapsamında AİHM'e yapacağı başvuruyu 2 Şubat 2022'deki toplantısında gerçekleştireceği belirtilen açıklamada, Türkiye'nin bu süreçle ilgili görüşünü ve savunmasını en geç 19 Ocak'a kadar iletmesinin istendiği bildirildi.

2 Şubat’ta ihlal sürecini başlatacak

AKBK belirlediği bu takvimle Kavala davasında bir sonraki duruşmasının 17 Ocak'ta olacağını dikkate alarak prosedür sonucunda olası yaptırımlardan kurtulmak için iktidara ve Türkiye’ye son bir imkân daha hazırladı. Şayet mahkeme 17 Ocak'taki duruşmada tahliye kararı vererek Kavala hakkındaki davaları düşürürse ihlal prosedürünün ikinci aşamasının uygulanmasına gerek kalmayacak. Bu gerçekleşmediği takdirde AKBK, Türkiye'nin 19 Ocak’ta ileteceği savunmayla birlikte gerekçeli kararını oluşturacak ve yine bir oylama yaparak üçte iki çoğunluğu bulması durumunda AİHM'e Türkiye hakkında resmi bildirimde bulunarak 2 Şubat’ta ihlal sürecini başlatacak. 

Kavala duruşmasından sonuç çıkmaz ve ihlal prosedürü başlatılırsa Türkiye’ye karşı bazı yaptırımların devreye girmesi söz konusu olacak. Her şeyden önce Türkiye’nin kurucuları arasında yer aldığı Avrupa Konseyi’nde ihlal sürecine sokulması hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve adaletin hayata geçirilmesi konusunda çok ciddi bir uluslararası itibar kaybı!

İhlal prosedürü başlatılmasının gündeme alınmasını kararlaştırdı

AKBK, AİHM'den “Yükümlülük yerine getirilmemiştir” şeklinde bir bildirim alması halinde Türkiye’ye uygulayacağı yaptırımları ve önlemleri görüşmeye başlayacak.  Alınabilecek olası tedbirler arasında Türkiye’nin Avrupa Konseyi’ndeki oy hakkının veya üyeliğinin askıya alınması veya üyelikten çıkarılması gibi adımlar bulunuyor. Türkiye, aynı zamanda, insan hakları ihlalleri nedeniyle Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nin siyasi denetimine de alınmış bulunuyor. AKBK ayrıca Selahattin Demirtaş hakkındaki AİHM kararının uygulanması ve tahliye edilmesi için de bir kez daha Türkiye’ye uyarıda bulunulması ve önümüzdeki toplantılarda bu dava için de ihlal prosedürü başlatılmasının gündeme alınmasını kararlaştırdı. 

Gerek Avrupa Konseyi'nin kurucu üyesi olan gerekse AB tam üyeliğine adaylık konumunda bulunan Türkiye açısından üyeliğin askıya alınması ve konsey üyeliğinden çıkarılma, sadece siyasi ve hukuki itibar hasarına değil, uluslararası alanda ortaya çıkacak negatif algı nedeniyle ciddi ekonomik hasarları da beraberinde getirecektir!

Raporunun tamamı için TIKLAYINIZ