Tekin: “AKP yalandan, dolandan, baskıdan medet umar hale geldi”
Münevver Metin'le 'Hafıza Günleri'nin konuğu Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin. Kendini halktan üstün görmeyen kimliğiyle öne çıkmış, mütevazi, stratejilerin adamı, sürekli halkın içinde olmasından dolayı Nam-ı diğer 'Halk Adamı...'
YENİ SOLUK/ÖZEL
CHP İstanbul İl Başkanlığı, Milletvekilliği, Genel Sekreterlik, Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı yapmış deneylim siyaset adamı.
Türkiye’nin ana muhalefeti CHP de Gürel Tekin’in ismi, lise yıllarında Bülent Ecevit’in genel başkanlığını yaptığı CHP’nin gençlik örgütüne katıldı. Siyasi yaşamı 1980 nedeniyle kesintiye uğrayan Tekin, 1984 yılında SODEP siyasete yeniden girdi. SODEP'in kapatılmasının ardından SHP katıldı. DYP ve SHP koalisyon hükümetinde CHP’nin açılmasıyla iktidarın gücü bırakıp baba ocağım dedi muhalefet partisi olan CHP geçti. 40 yıllık engin tecrübe ile gündemi konuşuyoruz.
Gürsel Tekin Ardahan'ın Göle ilçesinde doğan, köy çocuğu olmaktan üretim toplu üzerine geçen sohbetinde ekonomin önemini değerlendiriyor.
Koronavirüs salgını bütün dünyayı etkilediği gibi bizi de etkiledi. Hayatımıza sosyal izolasyon gibi yeni kavramlar girdi. Değişik günlerden geçiyoruz. Siz de halk ile içiçe olan bir siyasetçisiniz. Ne düşünüyorsunuz?
21’inci yüzyılın en büyük afeti ile karşı karşıyayız. Sadece biz değil bütün dünya ülkeleri ve ekonomiler yoğun bir şekilde etkileniyor. II. Dünya Savaşı sonunda kurulan dünya sistemi ağır bir teste uğruyor. Yaşam biçimlerimiz, sosyal davranışlarımız, tüketim alışkanlıklarımız her şey etkilendi. Normal hayata dönmek de zaman alacak. Birinci öncelik insan sağlığı. Bu açıdan herkese kendilerinin ve çevrelerinin sağlığını korumak için gereken önlemleri almaya bir kez daha çağırıyorum.
Bayramdan sonra Türkiye normalleşecek mi? Hükümet sözcüleri bu yönde açıklamalar yapıyor.
Bakın, bilimin ne kadar saygı değer olduğunu bir kere daha gördük. Böyle bir hastalık çıktı. Bu hastalığın aşısı yok. Ne yaptık? Hepimiz bilim dünyasına, doktorlara döndük. Onlardan bir aşı, ilaç bekliyoruz. Yetmez, salgınla mücadele için onların görüşlerine başvuruyoruz. Dolayısıyla Bilim Kurulu bu konuda temel belirleyici olmalı. Ancak ben bir siyasetçi olarak bundan 1 ay öncesine göre ne değiştiğini halk adına sormak zorundayım. 1 ay önce de bu hastalığın aşısı yoktu, şimdi de yok. 1 ay önce de bu hastalığın bulaşıcılık oranı aynıydı, şimdi de aynı. 1 ay önce de bu hastalık nedeniyle insanlar ölüyordu, yarın da ölecek. Dolayısıyla bu kararlar alınırken Bilim Kurulu üyeleri asla hükümet baskısına uğramamalı. Asla ekonomik sebepler de insan sağlığının önüne geçmemeli. Önce can, sonra canan. Önce insan sonra ekonomi.
Normalleşme için erken olduğunu mu söylüyorsunuz?
Önümüzde Almanya, Fransa, İtalya deneyimi var. İzolasyon politikaları başladığı anda virüs hızla yayılmaya devam ediyor. Almanya çok dikkatli bir şekilde süreci yönetmesine ve önemli de bir başarı elde etmesine rağmen, normalleşme adımları attığı andan itibaren zorluklarla karşı karşıya kaldı. O bakımdan benim tereddütlerim var. Sayın Sağlık Bakanı bir kenara, AKP’yi yönetenlerin hepsi bir araya gelsin, epidemik nedir, virüs nedir 5 cümle yazamazlar. Sayın Erdoğan normal olarak zoonos virüs nedir, RNA nedir bu konuda bilgi sahibi biri değil. Pandemik ile mücadele siyaset konusu değildir. Uzmanlar ne derse o yapılmalı. Uzmanlar hükümete değil, hükümet uzmanlara uymalı.
Alınan önlemleri yeterli buluyor musunuz?
Sayın Sağlık Bakanı şartlar çerçevesinde elinden geleni yapmaya çalışıyor. Ancak ekonomik açıdan alınan önlemler çok yetersiz. Bütün dünya bu dönemde doğrudan destek uygulamaları yaptı. Neden? Bir çok işletme çalışmıyor. Lokantacılık, konaklama, turizm gibi önemli sektörler durmuş bir halde. Bu şartlar altında büyük bir talep daralması yaşanıyor. Ne yaptılar? Hemen doğrudan desteklere başladılar. İç piyasada talep artışı yarattılar. Zor durumda olanlara da destek oldular. Almanya bu iş için 1,2 trilyon dolarlık bir paket açıkladı. Trump herkese 1000 dolarlık bir çek gönderdi. Ekonomi yönetimi konuyu doğru anlamış değil. Hala finans krizi gibi yaklaşıyorlar. Bu başka bir kriz.
Sizin “doğrudan destek” öneriniz çok tartışıldı. Gerçekten Türkiye gerçekten her aileye 2000 TL verebilir mi?
Türkiye’de yaklaşık 23 milyon hane var. Her aileye 2 ay boyunca ayda 2000 TL versek bu 96 milyar lira eder. 96 milyar lira Türkiye ekonomisinin yüzde 2’si kadar. Efendim çıkmışlar “Bütçe’de kaynak yok.” Ne kaynak yok? Bahsettiğimiz para bütçenin yüzde 8’i eder. Yani para var. Her şeye para buluyorlar da millete gelince mi para bulamıyorlar? Şu dolar kurunu 7 TL altında tutmak için 30 milyar dolara yakın para harcadılar. Bizim önerimiz 14 milyar dolar kadar. Bugün Türkiye’nin sorunu kaynak değil akıl. Türkiye’nin kaynaklarını AKP aklı başka kullanıyor. CHP geleneğinde kaynak varsa halk için var. Bunların geleneğinde rant için var. Fark orada.
Türkiye ekonomisi bu süreçten nasıl etkilenecek?
Koronavirüs’ten önce Türkiye ekonomisi aysbergin üstüne doğru giden transatlantik gibiydi, şimdi aysberge vurduk. Ödemeler dengesinde büyük sorun var. Bütçe açıkları artıyor. Üretim hacmi düşüyor. İşsizlik yükseliyor. Aynı dönemde Merkez Bankası eliyle para basıp piyasaya sundukları için paranın değeri azalıyor ama malların değeri artıyor. Yani hem bütçe açığı, hem enflasyon, hem işsizlik hem de yoksulluk büyüyor. Tam bir kriz. Ekonomik depresyon. Buhran. İlerleyen günlerde turizm sektörü verileri gelecek. Mevsimlik işçi verileri gelecek. Lokantacılık, konaklama, organizasyon sektörleri hepsi durmuş durumda. 5 milyon insan işsizler ordusuna eklenebilir. Benim meselem bu. Ne yapılması lazım? Sektörel destekler vesaire CHP olarak 16 madde ile önerilerimizi açıkladık. Bunların uygulanması lazım. Aile Sigortası’nın geciktirilmeden hayata geçmesi lazım.
Aile Sigortası üzerinde çok duruyorsunuz neden?
Ben dünyayı takip ediyorum. En kapitalist Amerika’da bile bugün evrensel sabit gelir tartışıyor. Yani vatandaşlık maaşı. Ne olacak? Minimum gelir olacak. Devlet bu gelirin altında gelir sahibi olan herkese destek verecek. Niye? Çünkü insanları sokağa atamayız. İnsanlar temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelirse bu büyük bir sosyal yara ve krize dönüşüyor. Bill Gates evrensel sabit gelirden yana. Warren Buffett yana. Bunlar dünyanın en zengin insanları. Bizim AKP daha aile sigortasını kavrayamadı. Sırf para yandaşlara gitmeyecek diye adeta baraj örüyorlar. Niye? Şimdi sosyal yardım yapıyorlar, bunları da ayni olarak yapıyorlar, yandaşlar kazanıyor. Yetmez, bir de yeteri kadar yapmıyorlar, arta kalan para da ballı ihalelerle adrese teslim birilerini zengin ediyor. Bu düzen böyle devam etmez. Bu ülkede yaşayan herkesin bu ülkenin nimetlerinden yararlanma hakkı var. Eğer bu ülkenin bütün insanlarına askere git diyorsak, vergi ver diyorsak o insanlara da bu ülkede belli bir güvence ile yaşama olanağı sunmak zorundayız. Aile sigortası o güvencedir.
Yine belediyelere kayyum atandı. Sizi her zaman halkın içinde görüyoruz. İcra daireleri, pazarlar, sokaklardasınız. Sizce şimdi “sokaktaki vatandaş” yaşananlara ne diyor?
Adaletin olmadığı yerde bereket olmaz. Adalet mülkün temelidir. Adalet olmazsa ne olur? Mülk de yok olur. Bugün Türkiye bu yoksulluğu, işsizliği yaşıyorsa temel sebebi adaletin yok olması. Millet de artık AKP’nin bu tip keyfi adımlarından, hukuksuzluklarından yaka silkmiş durumda. AKP seçmeni bile Türkiye’de yargı bağımsız değildir diyor. AKP seçmeni de sandıkla gelen sandıkla gitsin istiyor. Sandık dışı müdahaleleri kabul etmiyor. Hangi parti olduğu önemli değil ama ha bire kayyım atanması düzenine karşıyım. Seçmen gitmiş, sandıkta oyunu kullanmış, HDP’yi seçmiş. Saygı duyacaksın kardeşim. Türk’ün seçme hakkı var da Kürt’ün seçme hakkı yok mu? Bu ülkede herkesin seçme hakkı var. Sana oy verince iyi başkasına oy verince kötü. Böyle bir zihniyet olur mu? Biz de HDP ile rekabet ediyoruz. Keşke Diyarbakır’da kazansaydık. Çok isterim. Ama Diyarbakırlılar gitti oylarını HDP’ye verdi, görevi emanet etti. AKP bunu içine sindirecek. 90’larda kendileri belediyeleri kazanınca kimse bu belediyelere kayyım atadı mı? El koydu mu? Sayın Tayyip Erdoğan yargılandı, hapse girdi. Yerine gene kendi partisinden bir arkadaşı göreve devam etti. Kimse Belediye’ye Ankara’dan memur atamadı. AKP bugün yalandan, dolandan, baskıdan medet uman bir siyasi parti haline geldi. Bunun bedelini sandıkta ağır ödeyecek. Millet 31 Mart’ta sarı kart gösterdi. Bir sonraki seçimde yolcudur Abbas, bağlasan durmaz.
Yeni Soluk
Yorum Yap