Özgür Karabat: Tarih sarayları değil Hüseyin’i yazdı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, Bahçeşehir Cemevi’nde düzenlenen Muharrem orucu lokması programında yaptığı konuşmada Kerbela’nın adalet ve vicdan mücadelesinin simgesi olduğunu vurguladı. Karabat, “Geçici zaferlere sarhoş olanlar, yarın çocuklarına ve torunlarına yalnızca utanç dolu miraslar bırakırlar” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, Bahçeşehir Cemevi’nde düzenlenen Muharrem orucu lokması programına katıldı. Kerbela’nın adalet, vicdan ve hakikat mücadelesinin simgesi olduğunu vurgulayan Karabat, Hazreti Hüseyin’in zulme boyun eğmeyen duruşunun bugün de insanlığa yol göstermeye devam ettiğini söyledi.

Konuşmasında Kerbela’nın yalnızca tarihi bir olay olmadığını ifade eden Karabat, “Kerbela, güçlünün haklı olmaya yetmediğinin, haklı olmanın ise bazen tek başına kalmak anlamına geldiği yerin adıdır” dedi. Hazreti Hüseyin’in rahatlığı ve suskunluğu değil, hakikatin yanında durmayı seçtiğini belirten Karabat, “Canını verdi ama vicdanını vermedi, başını verdi ama adaleti teslim etmedi” ifadelerini kullandı.

Yezid’in sahip olduğu güç, ordu ve saraya rağmen tarihte zulmün sembolü olarak anıldığını söyleyen Karabat, buna karşılık Hazreti Hüseyin’in onurlu duruşunun nesiller boyunca hatırlandığını dile getirdi. Karabat, “Tarih sarayların ihtişamını değil, Hüseyin’in onurlu duruşunu yazıyor. Bugün geçici zaferlere sarhoş olanlar, yarın çocuklarına ve torunlarına yalnızca utanç dolu miraslar bırakıyor” diye konuştu.

Kerbela’dan alınan dersin kardeşliği büyütmek, adaleti savunmak ve zalimin karşısında dimdik durmak olduğunu vurgulayan Karabat, haksızlık karşısında susmayan, güçlüden değil haklıdan yana duran bir anlayışın önemine dikkat çekti. Muharrem ayının vicdanı diri tutma çağrısı olduğunu belirten Karabat, paylaşılan lokmalarda Hüseyin’in direncinin, Zeynep Ana’nın sabrının, mazlumun duasının ve garibin umudunun bulunduğunu söyledi.

Programda birlik ve dayanışma mesajı veren Karabat, “Biz bu sofrada kalpleri bir araya getirmeye, birbirimizin eksiğini örtmeye, acısını bal eylemeye, yarasını sarmaya geldik” ifadelerini kullandı.

Karabat, programın ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda da, “Geçici iktidarların değil, hakikatin tarafındayız; çünkü biliyoruz ki tarihin hükmü saraylarda değil, vicdanlarda yazılır. Hak lokmalarımızı kabul, birliğimizi ve kardeşliğimizi daim eylesin” mesajını paylaştı.

Karabat’ın konuşmasının tamamı şöyle:

“Ezelbahar olmayınca, kırmızı gül bitmeyince, Hüseyin’e uymayınca yollar mürşit bulmaz imiş. Kerbela nedir? Güçlünün haklı olmaya yetmediğinin, haklı olmanın ise bazen tek başına kalmak anlamına geldiği yerin adıdır. Hazreti Hüseyin’in önünde iki yol vardı, bir tarafta rahat edecek, boyun eğecek ve susacak, diğer tarafta ise hakikatin yanında duracak.

İşte o, canını verdi ama vicdanını vermedi, başını verdi ama adaleti teslim etmedi. O gün Kerbela’nın kanlı meydanında Yezid galip olduğunu sanıyordu, öyle düşünüyordu. Güç ondaydı, ordu ondaydı, saray ondaydı.

Hak bilmezliğin ve ayrışmanın kapkara bir simgesi halinde bugün Yezid. Tarih saraylarının ihtişamlarını değil, Hüseyin’in hep onurlu duruşunu yazıyor, onun onurlu duruşunu toplumların geleceğine öğütlüyor. Bugün geçici zaferlere sarhoş olanlar, yarın çocuklarına ve torunlarına sadece utanç dolu miraslar bırakıyorlar.

Bizler ise Hüseyin’in, Zeynep Ana’nın, Pir Sultan’ın lekesiz ve onurlu mirasını taşımaktan canı gönülden onur duyuyoruz. Kerbela’dan aldığımız desturla kardeşliği büyütmek, adaleti savunmak ve zalimin karşısında dimdik durabilmektir. Zulme karşı mücadeleyi bir vazife olarak benimsemiş durumdayız.

Haksızlık karşısında susan değil, haykıran, güçlüden yana değil, haklıdan yana durmanın Hüseyni bir bakış olduğunun bilinciyle mücadele etmeye devam ediyoruz. Anadolu’nun binlerce yıllık vicdanından beslenen bir mücadele. Muharrem bize vicdanımızı diri tutmayı öğretiyor.

Bu yüzden paylaştığımız lokmada Hüseyin’in direnci, Zeynep Ana’nın sabrı, mazlumun duası, garibin umudu var. Dilerim ki Hak bizi Hüseyin’in adaletinden, Ali’nin cesaretinden ve Hünkâr’ın hoşgörüsünden bir an bile ayırmaz. Biz bu sofrada kalpleri bir araya getirmeye geldik.

Birbirimizin eksiğini örtmeye, acısını bal eylemeye, yarasını sarmaya geldik. Gönüller bir olsun, dualar yerini bulsun. Dil bizden, nefes Hünkâr Hacı Bektaş Veli’den olsun.

Aşk ile, canı gönülden bin niyaz ile Hak aşkına, adalet aşkına, insanlık aşkına diyorum. Hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.”