Oya Ersoy: "Pandemi ile doğanın yağmalanması arasındaki ilişki araştırılsın!

İstanbul Milletvekili Oya Ersoy Meclis Başkanlığı’na, Çevre Haftası’nda doğanın yağmalanması ile çevre kirliliğinin pandemi ile ilişkisini araştırmak için bir komisyon kurulması amacıyla araştırma önergesi sundu.

“Bilim insanları, çevre kirliliği ile doğanın yağmalanmasının pandemiye etkisini tartışırken salgın koşullarında doğayı talan eden projelerin çalışmaları devam etti, Kanal İstanbul’un ilk ihalesi yapıldı, Salda Gölü’ne iş makineleri girdi.

Türkiye’de ilk vaka açıklandıktan sonra 20 projeye ÇED olumlu raporu verildi, termik santrallerin zehirli hava gazlarının salınımında sınır aşıldı”

Küresel ısınma ve iklim krizinin canlı yaşamında ciddi tahribatlar yarattığı bilim insanları tarafından dile getirilirken COVID-19 salgının tüm dünyayı etkisi altına alması; çevre kirliliği ile doğanın yağmalanmasının pandemiye etkisi de tartışılmaya başlanmıştır.

İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, bunların araştırılması için Meclise verdiği araştırma önergesinde doğanın yağmalanması ve koronavirüs salgını ve canlı yaşamına etkilerinin araştırılması için araştırma komisyonu kurulmalı dedi.

Çevre kirliliği enfeksiyon risklerini arttırıyor

Ersoy; Dünya Sağlık Örgütü’nün 11 Mart 2020 tarihinde uluslararası pandemi ilan etmesiyle birlikte bilim insanları tarafından doğanın yağmalanması ve çevre kirliliği ile pandeminin ortaya çıkması arasındaki ilişki tartışılmaya başlandığını; COVID-19 virüsünün ortaya çıkması ve virüsün yayılmasının çevre kirliliği ile bağlantılı olup olmadığına dair bir kanıt olmamakla birlikte çevre kirliliğinin tüm canlıların sağlığı üzerinde etkisi olduğu bilinmekte olduğunu belirtti. Ayrıca Ersoy; çevre kirliliği türler arasındaki ilişkileri değiştirmekte ve bunun da enfeksiyon risklerini arttırdığı bilim insanları tarafından yıllardır dile getirildiğini ifade etti.

Kapitalizm ekolojik yıkıma neden olmaktadır

Ersoy; kapitalizmin son iki yüz yılda yarattığı dönüşüm ile büyük bir ekolojik yıkımı da beraberinde getirdiğini, kapitalist üretim tarzı bir yandan insan emeğini sömürürken diğer bir yandan da doğanın talanına ortam hazırladığı için gezegeni çöp yığınına çevirerek yaşanmaz bir hale getirdiğini belirtti.

Hava kirliliği Koronavirüs salgınında ölümlerin artmasına sebep oluyor

Ersoy; hava ve su kirliliğinin canlı yaşamını tehdit ettiğini dile getirirken, Koronavirüs salgınında özellikle sanayi kentleri olan Kocaeli ve Zonguldak’ta ölümlerin ve yüksek vaka sayılarının sebebinin bu kentlerde yaşayan insanların yıllardır hava kirliliğine maruz kalması olduğunu ifade etti.

Salgına rağmen ÇED onayları verildi, ihaleler yapıldı

Salgın döneminde çevre projelerinin ve ÇED olumlu raporlarının verildiğini ve ihalelerin yapılmaya devam edildiğini ifade eden Ersoy, şunları söyledi:

“Son 18 yılda doğal sit alanları, ormanlar, dereler, sahiller rant elde edebilmek için çevre projeleri adı altında tahrip edilmiştir. Bazı projelerin yarattığı tahribatlar ise geri döndürülemez boyutlardadır. Koronavirüs salgınında ise doğada ciddi tahribat yaracak projelerin ÇED raporları verilmeye, ihaleleri yapılmaya devam etmiş, projeler durdurulmamıştır. Tüm dünyada pandemi yaşanırken doğanın talanına devam edilmektedir. Özellikle salgın dönemlerinde tüm canlılar için yaşanılabilir bir dünya yaratmanın önemi daha da net şekilde anlaşılmışken, projelerin devam etmesi tüm canlı yaşamlarını tehdit etmektedir.

Vaka açıklandıktan sonra 20 projeye ÇED olumlu raporu verildi,

Termik santrallerin zehirli hava gazlarının salınımında sınır aşıldı

Ersoy sözlerine şunları ekledi:

“Türkiye’de ilk vakanın açıklandığı 11 Mart 2020 tarihinden itibaren enerji ve maden alanlarında 20 projeye ÇED olumlu raporu verilmiştir. ÇED olumlu raporu verilen projelerin içinde kentlerde ciddi hava kirliliği yaratan termik santraller de bulunmaktadır. Salgın koşullarında hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkisi anlaşılmışken kömürlü termik santrallerin olduğu bölgelerde mevzuatın belirlediği, partikül madde 10 (PM10), kükürtdioksit (SO2), azotoksitler (NOX) ve karbonmonoksit (CO) parametreleri için sınırların aşıldığı değerler görülmektedir. “

Salgına rağmen Salda Gölü’nde tahribat başladı, Kanal İstanbul ihalesi yapıldı

Salgın koşullarında Türkiye’nin 7 bölgesinde doğayı talan eden projelerin çalışmaları devam ettiğini, Kanal İstanbul ihalesinin yapıldığı ve Salda Gölü’nde iş makineleri ile çalışmalar başlatıldığını belirten Ersoy; salgın koşullarında doğanın tahribatını önlemek ve canlıların yaşamlarını, çevreyi korumak adına önlem alınmadığını ifade etti.

Doğanın tahribatı önlenmeli, canlı yaşamı güvence altına alınmalı

Oya Ersoy; salgın sürecinde doğanın tahribatını önlemek için projelerin durdurulması, hava kirliliğine yol açan termik santraller kapatılması, su kaynaklarının korunması için yasal düzenlemeler yapılması, tarım alanları korunması ve çiftçilere destek verilmesi gerektiğini dile getirdi.

Doğanın yağmalanması ve pandemi arasındaki ilişki araştırılmalı

Ersoy; doğaya müdahale eden projelerin devamı, salgın ile birleşince canlı yaşamını tehdit ettiğini; canlıların yaşamını ve doğanın korunmasını güvence altına almak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görev ve sorumluluğunda olduğunu belirtti.

Ersoy; “Salgının döneminde çalışmasına devam edilen, ihalesi yapılan veya çalışmalarına başlanan ve doğayı tahrip eden projelerin, salgın koşullarında bile devam ettirilmesinin canlı yaşamına etkilerini araştırmak ve önlem planı hazırlanması amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu oluşturulmalıdır.” dedi.