Müziğin hatırlattıkları: Temel Demirer'in kaleminden nota notlar

Temel Demirer, "Müzik gerçekliğin aynasıdır" diyerek başladığı yazısında, müziğin bir hayat felsefesi ve toplumsal bir dışavurum olduğunu vurguluyor. Nâzım Hikmet’ten Pablo Neruda’ya uzanan bir çizgide müziği, ezilenlerin ya da ezenlerin safında bir arınma aracı olarak tanımlıyor.

AŞIK VEYSEL: CUMHURİYETİN UFUK AÇAN OZANI

Demirer, çocukluğunun Âşık Veysel’in tınılarıyla geçtiğini belirterek ünlü ozanı şu şekilde anıyor:

1894 yılında Sivas Şarkışla’nın Sivrialan köyünde doğan Veysel’in 7 yaşında çiçek hastalığı nedeniyle gözlerini kaybettiğini hatırlatıyor

Veysel'in müzik eğitimini yasaklanmış Bektaşi tekkelerindeki dedelerden aldığını ve bu kültürü Cumhuriyet dönemiyle buluşturduğunu ifade ediyor

Ece Ayhan’ın ironik "Halkevi şairi" eleştirisine rağmen Veysel'in ufkunun açılmasını Cumhuriyete borçlu olduğunu belirtiyor

MOZART VE DARIO MORENO: DEHAYA VE SEFARAD EZGİLERİNE SAYGI

Dünya müziğinin dev isimlerine de değinen yazar, çocukluk mirası olan sanatçıları şöyle özetliyor:

Wolfgang Amadeus Mozart’ı çoksesli müziğin devrimci dehası ve içimizdeki çocuğu hatırlatan "gökten inen" bir sanatçı olarak niteliyor

Aydın doğumlu Sefarad Yahudisi Dario Moreno’nun, Müzeyyen Senar’ın teşvikiyle bir dünya yıldızı oluşuna ve neşeli olduğu kadar hüzünlü plaklarına vurgu yapıyor

ZEKİ MÜREN VE CHARLES AZNAVOUR: İKONLAR VE TRAJEDİLER

Sanatın farklı kutuplarını temsil eden bu isimler, Demirer’in müzik yolculuğunda önemli yer tutuyor:

Zeki Müren’i Türk Sanat Müziği’nde avangart bir külte dönüşen "Sanat Güneşi" olarak tanımlarken, Özdemir Erdoğan gibi isimlerin sert eleştirilerine rağmen Müren’in unutulmadığını hatırlatıyor

Charles Aznavour’un Ermeni kökenli ailesinin 1915 trajedisinden Paris sürgünlüğüne uzanan öyküsünü ve "tarihi gerçeğin kabul edilmesi" arzusunu dile getiriyor

TİMUR SELÇUK VE SEZEN AKSU: DİRENİŞİN VE DİK DURUŞUN SESLERİ

Siyasi duruşları ve toplumsal etkileriyle öne çıkan isimler için Demirer şu değerlendirmeleri yapıyor:

Timur Selçuk’u Nâzım Hikmet ve Orhan Veli gibi usta şairlerin dizelerini notalarla buluşturan ve Taksim’de 1 Mayıs Marşı’nı çalan devrimci bir müzisyen olarak anıyor

Sezen Aksu’nun siyasal görüşlerini onaylamasa da "Şahane Bir Şey Yaşamak" şarkısı nedeniyle hedef gösterilmesi karşısındaki dimdik duruşuna saygı duyduğunu belirtiyor

EDİP AKBAYRAM: HALKIN HAFIZASI VE VİCDANI

Yazının en geniş bölümlerinden biri, adaletsizliğe karşı yükselen ses olan Edip Akbayram’a ayrılıyor:

Akbayram’ın "Aldırma Gönül" ve "Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz" gibi eserlerinin birer manifestoya dönüştüğünü ifade ediyor

12 Eylül dönemindeki yasaklara ve Fethullahçı vakıfların ödüllerini reddedişine vurgu yaparak onu "dik duruşun simgesi" olarak tanımlıyor

Amerika’dan gelen konser tekliflerini bu ülkeyi "faşist" olarak niteleyerek reddeden sanatçıyı "alçakgönüllü bir dev" olarak selamlıyor