Kıdem tazminatı işçinin 13. Maaşıdır

Münevver Metin’le Hafıza Günlerinin konuğu Disk Genel Başkanlığı, CHP 27.Dönem Milletvekili, mücadele yaşam biçimi olan siyasetçi Kani Beko...

 12 Eylül Darbe sonrasında Genel-İş Sendikası bu sendikanın kapanması üzerine ESHOT Troleybüs Atölyesi kurumunda yedi yıl Belediye-İş Sendikasının baş temsilciliğini yürütten, 1953’te ruhundaki engin özgürlük duygusunu yansıttı çakmak çakmak gözleriyle bakan, mütevazi kişiliğiyle ben işçiyim diyen, günümüz Türkçesinde kullanılmayan “bek” kelimesi, halk ağzında “sert, sağlam” anlamına gelen, seneler içinde yuvarlanıp, Beko olmuş. Soyadının kaynağı dedesi... Rahmetli, sert, sağlam, pehlivanmış. Bu topraklarda ilk 1 Mayıs 1905’te, amele pazarı kurulan, İzmir Basmane Altınpark’ta, ulu çınar ağacının altında kutlanmıştı.O senelerde,liman,tabakhane,buz,havagazı,tütün,yağ fabrikalarında çalışan işçiler, basmane civarında oturuyordu; amele pazarı nedeniyle, etraf iş bekleyenlerin vakit geçirdiği kıraathanelerle doluydu.Kani Beko , pek çok akademisyenin bile bilmediği bu tarihi detayları okudu, araştırdı,2012’de, aynı yerde toplantı düzenledi, o ilk 1 Mayıs’ın emekçilerini hatırlatan, akil sendikaçılara benzemeyen, İnsanlara “gözüm” diye hitap eden, sadece zeybek oynarken diz çöken namı diğer Lastikçi Kani...

Siyasete nasıl başladınız?

Askerliğimi tamamladıktan sonra, bir gün mahalle gençlerini toparladım ve ''bizi görmeyenler bizi görmeli'' diyerek CHP Lokalini kurduk. Askerlik sonrası DİSK Tekstil Basma Pamuk Fabrikasında İşyeri Baş temsilcisi idim. 1975-1976 yıllarında DGM Direnişi sonrası İşten atıldık.

Böylece örgütlü mücadelenin ilk adımını attık.

Tam da o zamanlara denk gelir ESHOT’un Lastikhanesinde çalışıyordum. Hayata bakışım tam bir direniş insanıydım. ESHOT sürecinde Belediye-İş Sendikasında baş temsilciyken 1991 yılı 1 Mayısını tüm karşı çıkışa rağmen Konak alanda kutladık. Ve hemen ardından 1991 Eylülünde birlikte işten çıkarılan emekçi arkadaşlarımla birlikte ''İşimi ekmeğimi istiyorum'' eylemi..

Sonuç alamayınca, "Yollar sizinse dağlar bizimdir'' diyerek dağlardan yürüyüş hareketi ile İzmir’den Ankara’ya yürüdük. Büyük bir direniş hareketi sonucunda haklı davamızın meyvesini aldık, ve tekrar iş başı yaptık.

Bornova Belediyesi temizlik işlerinde çok onurlu bir görev olan çöp işlerinde çalıştım. 1992-1995 yılları arasına denk gelen bu süreçte işçi olarak çalışırken, 1995'te DİSK Genel-İş Sendikası İzmir 4. Bölge Şube Sekreterliğine, 1996'da Bölge Şube Başkanlığına 2001'de DİSK Ege Bölge Temsilciliğine, 2004-2013 yıllarında DİSK Genel-İş Genel Sekreterliği yaptım. DİSK Ankara Bölge Başkanlığı ve Genel-İş Genel Başkanlığının ardından Nisan 2013'te DİSK Başkanı seçildim.

Emek mücadelesi adına yaptığı tüm yolculuklarda ''bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz, birleşirsek var oluruz" ilkesini benimsedim. Genel başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun çağrısıyla partim CHP ‘den 27.dönem milletvekili oldum.

1980 darbesinde sendikalar neden kapatıldı?

Sendikalar 80 darbesinin ardından 68 ve 70’li yıllarda gelişen sol, emek ve sendikal mücadelenin çok önemli noktalara gelmesinden sermaye ve kapitalist düzenini savunanların rahatsızlığı sonucu kapatıldı.

Sıkıyönetim altında olan bir ülkede her gün insanlarımızı kaybediyorduk. Yapılanlar sonuç olarak darbeye ihtiyaç varmış gibi bir ortam oluşturdu. Sol ve emek hareketi büyük darbe yedi, toplum örgütsüzleştirildi. 80’li yıllarda 40 milyon nüfuslu Türkiye’de 2,5 milyon sendikalı işçi varken, şimdi yaklaşık 83,5 milyonluk ülkede 1 milyon 900 bin sendikalı işçi var.

Ve darbenin yaşattığı tahribatın daha kaç yıl süreceği meçhul ama 12 Eylül ile kesinlikle hesaplaşmalıyız.

 

2017 yılı yapılan anayasa değişikliği ile işçi sınıfın hak kayıpları oldu mu, olduysa nelerdir?

Anayasa değişikliği emeğin kendi hakkını savunmasını kısıtladı. Tek adama sendikaları kapatma, grevleri yasaklama, kıdem tazminatını kaldırma, toplu iş sözleşmelerini askıya alma yetkisi verildi.

 İktidar, işsizlik fonunu gasp etti, kıdem tazminatlarını, kuşa çevirerek sonra fona devredileceğini söylemekte. Bu değişiklikle saraya işçi haklarıyla ilgili de tek başına karar alma yetkisi verildi.

Sadece işsizlik fonunun gasp edilmesi değil tek kişi işçilerin hak aramak için kullanabileceği grev,  yürüyüş ve benzeri birçok eylemi de kimseye sormadan ve kimseye hesap vermeden yasaklayabilir hale geldi ki nitekim örneklerini de gördük.

Günümüzde sendikalar işçi haklarını savunuyor mu?

Sendikalar, işçilerin en önemli mücadele araçlarıdır. İşçi sınıfının, sanayi devrimi ile birlikte patronlara karşı birlik olma çabalarının ürünü olarak ortaya çıkan sendikalar her zaman patronlar ve hükümetlerin yasaklarına karşı kurulması için bedeller ödenen kurumlar olmuştur ve olmaya devam edecektir.

Bugünlerde 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişinin 50. Yılındayız!

Haklarımıza ve özgürlüklerimize kast eden iktidara karşı işçilerin başlattığı direnişin üzerinden 50 yıl geçti.

1970 yılında sendikal hakları ve örgütlenme özgürlüğünü yok etmek isteyenleri tarih de işçi sınıfı da unutmadı. Anayasal hakları ortadan kaldırmak ve DİSK'in yükselişini durdurmak isteyenlere 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi cevap olmuştur.

DİSK’in ve örgütlü toplumun direnişi 50 yıldır işçi sınıfına ve Türkiye emekçilerine rehberlik ediyor. Etmeye de devam edecektir.

Gündeme tekrar gelen kıdem tazminatlarının fona dönüştürülmesi ne demek, işçi hak kayıpları nelerdi...

Kıdem Tazminatı 1936 yılından itibaren uygulanmaktadır. 84 yıldır işçiler kıdem tazminatı alıyorlar. Kıdem tazminatı önce 15 gün daha sonra da 30 gün olarak belirlendi.

Kıdem tazminatı işçinin 13. Maaşıdır.

Sadece TÜRK-İŞ, DİSK ve HAK-İŞ’in sorunu değil sendikasız işçilerin de sorunudur, memleket meselesidir. Bu konu aileleri ile birlikte 50 milyon insanı ilgilendiriyor. İnsanların işini ekmeğini geleceğini ilgilendiriyor. Bugün kıdem tazminatı hakkı olanlar; 3600 gün prim yatıran ve 15 yıl çalışan işçi kıdem tazminatı alabilir.

 Kıdem tazminatı alabilmek için bir yıl çalışmak gerekir. Kadın evlenirse bir yıl içinde tazminat alabilir. Askere giden işçiler kıdem tazminatı alabilir. Kıdem tazminatı fona devredilirse bu haklarını alamayacaklar.

Ülkemizde hazırlanan hükümetin tamamlayıcı emeklilik sistemi nedir, işçinin emeklilik kayıpları var mı,amacı nedira?

AKP Hükümetinin asıl hedefi, işçilerin kıdem tazminatlarını bireysel emeklilik fonunda biriktirerek önümüzde yapılması düşünülen ucube Kanal İstanbul projesine aktarmaktır. Kıdem tazminatı işçilerin son kalesidir, kırmızı çizgisidir. Kıdem tazminatı olmayan işçinin iş güvencesi olmaz. İşçilerin kıdem tazminatlarını gasp etmek için birçok siyasi iktidar ve hükümetler bireysel emeklilik fonuna devretmek için çok çalıştılar ama kararlı olan Türkiye işçi sınıfı ve sendikalar buna izin vermedi.

Bugün AKP Hükümeti kesinlikle işçilerin kıdem tazminatlarını bireysel emeklilik fonuna devredemeyecek. İşçilerin kıdem tazminatlarını gasp etmesini Türkiye işçi sınıfı, sendikalarımız ve eşitlikten, özgürlükten, barıştan, demokrasiden, kardeşlikten bahseden, Türkiye işçi sınıfının yanında olan siyasi partiler de Cumhuriyet Halk Partisi de buna izin vermeyecek.

 

CHP kurultay sürecine girdi, görüşünüzü nedir?

Kurultaylar bizim demokrasi şölenimizdir. Küresel salgın nedeniyle biraz daha geç yaşayacağız bu kurultayımızı ama parti içi yarışımızın yine her zamanki gibi büyük bir coşkuyla, örgütümüzü birbirine bağlayan bir şekilde yaşayacağımızdan eminim.

CHP çok sesliliği her zaman büyük bir gururla taşıyan çok özel bir partidir. Genel başkanlık yarışında kimler olur şimdiden kestirmek zor ama her adayımızın demokrasi adına büyük bir görev yapacağını belirtmek isterim.

Partililerimizin seçim yaparak liderlik koltuğuna taşıyacağı her kazananın zaferini paylaşmak tüm örgütümüzün görevi olmalıdır. Ben eminim ki bu kurultayımızda da kavgasız, gürültüsüz, demokrasiye yakışan şekilde kurultay sürecimizi tamamlayarak 'seçme ve seçilme' hürriyetinin nasıl olduğunu herkese göstereceğiz.