“IŞİD militanları, ayaklarımızı prangaladı”

Musul’da terör örgütü IŞİD tarafından rehin alınan Türk Konsolosluğu çalışanlarından Ticaret Ataşesi Mehmet Argüç, 101 gün süren esareti anlattı.

Mehmet Argüç, Musul’da Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanlarının rehin aldığı Türk Konsolosluk görevlilerinden biri.

Hürriyet Daily News Gazetesi’nden Sevil Erkuş’a konuşan Argüç, yaşananlara ilişkin şunları söyledi:

ANKARA ‘SİLAHLARI TESLİM EDİN’ DEDİ

Konsoloslukta evraklar yakıldı. Bir gün öncesine kadar çıkalım denildi. Konsolos, dışarı çıkıldığı an çevrelenebileceğimizi söyledi. ‘Bizi göndermezler’ dedi. Bize bir şey yapılmayacağını söyledi. Oradaki bir Türkmenden ya da bizim orada çalışandan aldığımız bilgi doğrultusunda bize bir şey yapılmayacağı bilgisi verildi. Hiç beklenmedik bir anda Başkonsolosluğun etrafını 500-1000 kişi sardı. Binanın önüne eski arabalar yerleştirilmiş, bomba koymuşlar. Çarpışma olursa patlatacaklar. Bağırıp kapıları dövüyorlar açın diye. İçlerinde beyaz kıyafetli bir Türkmen, yerel halkan bir firma yetkilisi, 5-10 kez ofisime geldiğini biliyorum. Tercümanlık yapıyor. 10 dakika içinde konsolosluğu terk edeceksiniz dediler. Direnme olmadı, olamaz. Silahları teslim edin dediler. Başkonsolos Öztürk Bey Türkiye’yle bağlantı kurdu. Dediler ki verin. Verdiler.

PİKAPLARA 3’ER KİŞİ BİNDİRDİLER

Kendi pikaplarını getirdiler, 3’er kişi bindirip, 17 Temmuz Mahallesi’nde bir hastaneye götürdüler. Ezan okununca, namaz kılacağız dedik, camiye götürdüler. Dışarı çıktık, diğer kalanları da getirmişler. 10 metrekarelik, bizim köy evleri gibi boş bir eve götürdüler. Herkes dip dibe, yatarken dönünce arkadaşının burnuna çarpıyorsun. Nöbetleşerek uyuduk. 4 ya da 5’inci gün oranın valisi geldi, genç, kafası sarılı. ‘Benim bu halime bakmayın, 4 üniversite bitirdim’ dedi. Sıcak davrandı. Önce sorguladı, ‘Müslüman mısınız?’ dedi. Dini sorular sordu. Tabii bizi kafir olarak görüyorlar. Ama baktılar biz namaz kılıyoruz. Orada 9 günümüz geçti. Sonra ‘Ev sahibi geldi boşaltacağız’ dediler.

AÇ GÖZLÜLÜK NEYMİŞ YAŞADIM

Bizi Olimpiyat Evi diye, güzel, büyük, klimalı bir yere götürdüler. İnce sünger yataklar getirdiler. Aileyi bir üst katta odalara yerleştirdiler. IŞİD’çiler zaman geçtikçe bizi daha iyi anlamaya başladılar, daha yakın davranmaya çalıştılar. Bir samimiyet oluştu, ne istersek, hurma murma getiriyorlar. Bir yerden bir yere giderken bizi öldürmek isteyenlerden korkuyorlardı. Ramazan başladı. Şeker bayramı için Türkiye’ye gidiyorsunuz dediler. Mutluluktan uçuyoruz. Büyük bir otobüs geldi. Bir baktık, Dohuk yoluna saptık. Herkesin morali bozuldu. Bir yere uğrayacağız dediler. Çıkmaz sokağa doğru döndük, kapı açıldı. Özbek olduğunu söyleyen biri, elinde silah, geçin dediler. Arkamızdan kapıyı kilitlediler. Birkaç kişi hariç herkes oruç tutuyor. Sabah kahvaltıda bir dilim peynir ya da yumurta. Öğlen yemeklerinde her gün pirinç pilavı ve tavuk eti yiyoruz. Aç gözlülük neymiş yaşadım. Bir yemek geliyor, hepimiz koşuyoruz.

IRAK ORDUSU BOMBALADI

Bir defa telefon görüşmesi yapıldı. Onun da cezasını çektik. IŞID’çiler müsaade etmiyordu. Çünkü bizim uydudan yerimizi tespit ediyorlar. Farkında değiliz. Nitekim konuşmadan sonra Irak ordusu gelip orayı bombalıyordu. ‘Sizi öldürecekler, buna müsaade etmeyeceğiz’ diyorlardı. Bir yerden bir yere giderken çok korkuyorlardı. Öyle bir bomba patladı ki, bizim odanın 4 metre ötesinde köşeye düştü. Odamızın duvarını şarapnel parçası delmiş, arkadaş Kuran okuyordu kafasının üstünden delip girmiş. Banyoyu delmiş. Herkes bağırıyor. Kapılar parçalanmış. Dışarı bir çıktık, 2 IŞİD’çiden birinin tepesine düşmüş. Onun parçası bile yok, diğeri 4’e bölünmüş. Bazı arkadaşlarımızın bacaklarına cam parçaları girmiş. Kimisinin bacakları yanmış. Patlama yapılan yerde kıyafetlerimizi alıp tanınmamamız için Arapların giydiği beyaz geceliklerden giydirdiler.

TEPKİLERE GÖRE KELLEMİZ GİDEBİLİRDİ

Ankara’dan tahliye talimatı gelip gelmediğini, kriptoları ben okumadığım için bilemem. Ama ailelerin dışında olan herkesi üzen bu konuydu. Keşke onlar gitseydi. IŞİD’in saldırı haberleri çıktığında keşke hemen gönderilebilseydi. İyi ki mahkeme kararıyla yasak çıkmış. Çünkü bunlar acımasız, Türkiye’deki tepkilere göre birimizin kellesi gidebilirdi.

IŞİD’ÇİLERE VEDA EDEN OLDU

IŞİD’çilere veda eden oldu. Ama onlar bizden uzak durdular. Komutanları oradayken bizimle olan samimiyeti göstermek istemediler. Sadece birbirimize el işareti yaptık ama gözlerinde o mutluluğu gördüm. Bizim oradan ayrılmamızdan mutlu olduklarını gözlerinde gördüm. Sınırı geçince araçta bizimkiler ‘Arabayı durdurun sigara içeceğiz’ dediler. Çünkü Musul’da sigara içmek yasaklandı. Grupta dayanamayanlar kuru çayı kağıda sarıp içiyorlardı, MİT’çilerden sigara alıp içtiler.

KENDİ İÇLERİNDE SORGULAYANLAR VAR

‘Bizim günahımız ne, niye tutuyorsunuz’ dedik. Hiç bir şey demediler. Biz sadece emir kuluyuz dediler. Müslümanlık, İslamiyet Türkiye’de yaşanıyor. Adam keserek, öyle bir Müslümanlık olmaz. Şii de Müslümandır. Onların bazıları da bunları sorguluyor. Gruptan ‘Sizi niye tutuyorlar’ diyenler oldu. Kendi içlerinde sorgulayanlar var ama çok gizli yapıyorlar. IŞİD’ın yaptıklarına sempati duymayan, bunların içine girip de buradan kaçacak olan Türkmenler olduğunu düşünüyorum.