İşçi emekçi mitingi 24 Ekim Pazar günü saat 15.00’da Kartal Meydanında

Ülkenin dört bir yanından gelecek işçiler İşçi Emekçi Mitingi’nde buluşacak. Miting ile ilgili yapılan açıklamada “Emeğimiz için, ekmeğimiz için, özgürlüğümüz için, geleceğimiz için 24 Ekim Pazar günü saat 15.00’da Kartal Meydanı’ndayız.” denildi.

Birçok kurumun imzacısı olduğu miting için yapılan çağrıda yapılması gerekenler madde

madde açıklandı:

  • Madde 25/2 (Kod 29) Kaldırılsın!
  • Herkese İş ve Gelir Güvencesi Sağlansın!
  • Taşeron Çalışmak Yasaklansın!
  • İş Yerlerinde Taciz, Baskı, Mobbing Son Bulsun!
  • KHK’lar İptal Edilsin!
  • Sendikal Örgütlenmenin Önündeki Engeller Kaldırılsın!

Miting ile ilgili imzacı kurumlar tarafından yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde;

EMEĞİMİZ VE ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ İÇİN

İşçi Emekçi Mitingi

Milyonlarca işçi ve emekçi pandemi sürecinde giderek daha da yoksullaştı, işsiz kaldı ve

güvencesiz çalışmaya itildi. AKP-MHP iktidarı pandemi döneminde sermayenin ihtiyaçları

doğrultusunda bir dizi saldırıyı devreye soktu. İşçi ve emekçiler geleceksizliğe itilirken

sermaye sahipleri bu dönemde kârlarına kâr kattı.

“İşten atmak yasaklandı” dendi, pandemi sürecinde milyonlarca kişi ya ücretsiz izne çıkarıldı

ya da Madde 25/2 ile (Kod 29) işten atıldı. Pandemi sürecinde Kod 29’la işten atılanların

oranı %70 arttı. 15 Temmuz sonrasında nasıl ki yüz binlerce kamu emekçisi haksız ve

hukuksuz bir şekilde KHK’larla işten atılıp fişlenip tüm hakları elinden alındıysa Kod 29

saldırısıyla da aynısı, pandemi sürecinde binlerce işçi ve emekçiye yapıldı. Kod 29’a karşı

yükselen mücadeleyle “Kod 29’u kaldırdık” demek zorunda kaldılar. Ancak farklı kodlar

vererek Madde 25/2’yle işten atmalar devam etti. İşten atma yasağının bitmesiyle pek çok iş

yerinde toplu işten atmalar başladı. TÜİK işsizlik oranlarının düştüğünü iddia ederken

gerçekte işsizlik oranı üç yılda 11 puan arttı.

Yeterli denetim yapılmadığı, önlem alınmadığı için başta inşaat sektöründe olmak üzere iş

cinayetleri hız kesmeden devam etti. İşsizlik ve gelecek kaygısı sebebiyle intiharlar arttı.

Gelecek kaygısı yaşayan kesimlerin başında gelen gençler; işsizlik, iş olduğunda da düşük

ücretler dayatmasıyla boğuştu. Diğer yandan EYT’lilerin yaşadığı hak gaspları pandemi

sürecinde devam etti.

İş yerlerinde çalışma koşulları her geçen gün kötüleşirken en basit korona önlemleri dahi

alınmadı. Diğer yandan yükselen enflasyon karşısında ücretler eridi. Temel tüketim

maddelerine, faturalara, ev kiralarına gelen zamlar karşısında düşük ücretler dayatıldı.

Ücretsiz izin gibi uygulamalarla güvencesiz çalışma, genel çalışma biçimi haline getirildi.

Belirli süreli iş sözleşmesi ve İŞKUR üzerinden işe alımlar arttı. “Kamuda çalışan taşeron

işçilere kadro müjdesi” diyerek sözde kadroya alınan işçilerin hakları gasp edildi, düşük

ücretlerle yaşamaya mahkûm edildi.

Bir yandan “mülteci” düşmanlığı kışkırtılırken diğer yandan “mülteci” işçiler asgari ücretin de

altında ücretlerle, güvencesiz çalışmaya zorlandı. Türkiyeli işçilere kölece çalışma koşullarını

kabul ettirmek için patronların elinde silaha dönüşen mülteci işçiler en ağır sömürü

koşullarına maruz kaldı. Kapitalistler Türkiye’den yurtdışına götürdükleri işçilere de aynı

koşulları dayattı. Ücretleri başta olmak üzere tüm haklarını gasp etti. Kısacası taşeron ve

güvencesiz çalışma biçimleri arttı.

Ayrıca pandeminin en ağır faturası kadın işçi ve emekçilere kesildi. Pandemi sürecinde ev içi

yükleri artan kadınlar işyerlerinde de en fazla hak gasbına uğrayan kesim oldu. İlk olarak

kapının önüne yine kadın işçiler konuldu. Diğer yandan işyerlerinde kadın işçilere yönelik

taciz, mobbing, şiddet gibi olaylar da pandemi sürecinde arttı. Kadınlar bu tarz uygulamalarla

yıldırılmaya ve ağır çalışma koşullarını kabul etmeye zorlandı.

Pandemi sürecinde artan hak gaspları karşısında sendikalaşma eğilimi artış gösterdi. Ancak

anayasal bir hak olan sendikalı olma hakkı pek çok iş yerinde engellendi. Buna rağmen

işçiler “sendikalı olma hakkına” dört elle sarılmaya devam ediyor.

Sermaye iktidarı pandemi sürecinde saldırılarını artırırken bu saldırılara direnenler de var.

Kod 29’a, keyfi işten atmalara, hak gasplarına, sendikal faaliyetin engellenmesine, kölece

çalışma koşullarına, kadın işçilere yönelik tacize-mobbinge karşı pek çok yerde işçiler

direnişte. Sinbo, SML, Bakırköy, Bayrampaşa ve Şişli Belediyeleri, Tur Assist, Alba Plastik,

Bel Karper, AdkoTurk, Xiaomi Salcomp, Kentpar, CarrefourSa, Baldur, Uzel, Rönesans

Holding, Tanzim Market, A101, Kayı İnşaat işçileri ve daha birçok işçi direniş ve mücadele

bayrağını yükseltiyor.

Emeğimiz için, ekmeğimiz için, özgürlüğümüz için, geleceğimiz için 24 Ekim Pazar

günü saat 15.00’da Kartal Meydanı’ndayız.

İşçilerin kürsüsünü kuracağımız mitingimize tüm işçi ve emekçileri, emekten yana olan tüm

kurumları, sendikaları ve işçi örgütlerini davet ediyoruz.

  • Madde 25/2 (Kod 29) Kaldırılsın!
  • Herkese İş ve Gelir Güvencesi Sağlansın!
  • Taşeron Çalışmak Yasaklansın!
  • İş Yerlerinde Taciz, Baskı, Mobbing Son Bulsun!
  • KHK’lar İptal Edilsin!
  • Sendikal Örgütlenmenin Önündeki Engeller Kaldırılsın!

İmzacı Kurumlar

4.Vardiya İşçi Dayanışması

#Alba Plastik Direnişçileri

Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu - BDSP

Bakırköy Belediyesi Direnişçileri

Bayrampaşa Belediyesi Direnişçisi

Birleşik İşçi Kurultayı

CarrefourSA Direnişçisi

Dev Tekstil

DİSK/Dev Turizm-İş Marmara Bölge Şubesi