İmralı'da İdeolojik Makas Değişimi: Sosyalizmden 'Demokratik İslam'a, Ulus-Devletten Etnik Kimliğe

2. Açılım Süreci’nde terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın "reel sosyalizm"den vazgeçerek "İslamcı" bir söyleme evrilmesi dikkat çekiyor. Öcalan’ın yeni vatandaşlık tanımı önerisi; Anayasa’nın "laiklik" ve "eşitlik" ilkeleriyle taban tabana zıt bir tablo çiziyor.

Türkiye, TBMM bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporu sonrası yasal adımların içeriğini tartışırken, İmralı’dan gelen açıklamalar sürecin ideolojik zeminindeki büyük değişimi gözler önüne serdi. PKK/KCK elebaşı Abdullah Öcalan, yıllardır savunduğu seküler-sosyalist çizgiyi terk ederek, çözümün anahtarını "Dinsel ve etnik kimlik temelli bir vatandaşlık" tanımında aramaya başladı.

30 Yıllık Dönüşüm: "1995'ten Beri Sosyalizmi Bıraktım"

Öcalan’ın 21 Kasım 2025’te İmralı’yı ziyaret eden heyetle yaptığı görüşmedeki itirafları, örgütün ideolojik rotasındaki kaymayı tescilledi. 1995 yılından bu yana reel sosyalizmi terk ettiğini ve İslam’a yakınlaştığını iddia eden Öcalan, Kurtuluş Savaşı’nın "İslam ümmeti" anlayışıyla kazanıldığını savunarak, Cumhuriyet’in bu anlayıştan kopmasının isyanlara yol açtığını öne sürdü.

Bu söylem, 25 Aralık 2025'te Diyarbakır’daki kongreye gönderdiği "Demokratik İslamcılık" mesajıyla yeni bir boyuta taşındı:

"İslam’ı devletin veya bir grubun aracı yapmadan, toplumun özgür yaşamına hizmet ettirelim. Demokratik İslam; kadın özgürlüğü ve halkların kardeşliğini merkeze alan bir uygarlık alternatifidir."

Vatandaşlık Tanımında "Etnik ve Dinsel" Kıskaç

Öcalan, Şubat 2026’da yaptığı açıklamalarda ise doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’nin temel kolonlarından biri olan "Vatandaşlık" tanımını hedef aldı. Mevcut anayasal tanımı "muğlak" bulan elebaşı, "Özgür Yurttaşlık" adı altında şu talepleri sıraladı:

Vatandaşlığın sadece devlete bağlılık değil, dinsel ve milliyet temelinde tanımlanması.

Dinsel, ideolojik ve etnik kimliklerin anayasal güvenceyle özgürce örgütlenebilmesi.

Anayasa Ne Diyor, Öcalan Ne İstiyor?

Öcalan’ın önerdiği "kimlikçi" vatandaşlık modeli, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın evrensel ve laik yurttaşlık anlayışıyla sert bir biçimde çatışıyor.

Konu

Mevcut Anayasa (Md. 66 & 10)

Öcalan’ın Önerisi

Tanım

Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.

Dininde ve milliyetinde özgür olan "Özgür Yurttaş".

Eşitlik

Dil, ırk, din, mezhep ayrımı gözetmeksizin kanun önünde eşitlik.

Etnik ve dinsel kimliklerin anayasal olarak ön plana çıkarılması.

Laiklik

Kimse dini inançlarını açıklamaya zorlanamaz, ibadet özgürlüğü devlet güvencesindedir.

Siyasal ve toplumsal yaşamın "Demokratik İslam" ekseninde yeniden kurgulanması.

Süreçte Gözler Meclis'te: "Özel ve Geçici Yasa"

Komisyon raporunda, terör örgütünün tam anlamıyla silah bırakmasının ardından "sürece özel ve geçici yasal düzenlemeler" yapılması gerektiği belirtiliyor. Ancak raporda yeni bir anayasa veya vatandaşlık tanımı değişikliğine dair bir öneri yer almıyor. Öcalan’ın bu çıkışlarının, yaklaşan yasal düzenleme sürecinde bir "pazarlık alanı" açma çabası olduğu değerlendiriliyor.