İktidar KKTC’de rant ve inşaata dayalı planlarını hayata geçirmeyi hedefliyor
CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak; “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KKTC’ye gerçekleştirdiği resmi ziyaret sonrasında yaptığı açıklamalarla Kıbrıs sorunu yeniden alevlendi. Maraş’ın yerleşime açılması, imar ve inşa faaliyetlerine girişileceği yönündeki ifadeler ABD, AB ve BM’yi harekete geçirdi. GKRY, BM Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) başvururken, garantör ülkelerden İngiltere’nin hazırladığı karar tasarısıyla Türkiye’nin kınandığı ve atılan ya da atılacak adımların ‘derhal geri alınması’ istendi!” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı, PM üyesi ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak her hafta kamuoyu ile paylaştığı raporunda şunlara yer verdi:
TEK TARAFLI EYLEMLERİN TAMAMINI KABUL EDİLEMEZ
Erdoğan’ın iç kamuoyuna dönük olarak dile getirdiği müjdenin KKTC’ye Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, yeni meclis binası ve Millet Bahçesi olduğunun ortaya çıkması yanında, Kıbrıs müzakerelerinin artık iki egemen devlet arasında sürdürüleceği yönündeki açıklamaları ve Maraş’ın imar ve inşası ile yerleşime açılması konusundaki sözleri BM’yi harekete geçirdi. ABD, AB, BM’den yapılan açıklamalarda Türkiye’ye uyarı ve yaptırım tehditleri dile getirilirken, Türkiye ve Yunanistan ile birlikte Kıbrıs’ta garantör ülke statüsündeki İngiltere de BMGK’ya Türkiye hakkında bir kınama açıklaması sundu. CB Erdoğan’ın yakın dostu Putin, Kıbrıs konusunda iktidarın açıklamalarına ve politikalarına karşı bir tavır sergiliyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan resmi açıklamada; “… Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olacak biçimde gerçekleştirilen ve müzakerelerin yeniden başlatılmasını zorlaştıran tek taraflı eylemlerin tamamını kabul edilemez buluyoruz.” ifadelerine yer verildi.
Fransa, söz konusu gelişmelerin BMGK’ya taşınacağını açıklarken Türkiye’yi ‘provokasyon’ yapmakla suçladı. GKRY tarafından BMGK’ya Türkiye’ye karşı kınama ve önlem alınması için girişimde bulunulurken, iktidarın ilişkileri normalleştirme girişimi başlattığı Mısır’ın da Türkiye’yi kınayan ve Maraş konusundaki adımlardan vazgeçilmesi, Doğu Akdeniz’de gerginliğin tırmandırılmaması yönünde sert bir açıklamada bulunması dikkat çekici!
TÜRKİYE VE KKTC DÜNYADA VE BÖLGEDE YALNIZ KALMIŞ BİR KONUMDA.
Türkiye ve KKTC, Kıbrıs konusunda bir kez daha hemen hemen tüm bölge ülkeleri, soruna taraf olan ülkeler ve kurumları karşısına almış, dünyada ve bölgede yalnız kalmış bir konumda.
2004’te dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan çözüm planına referandumda ‘evet’ denilmesi, iki toplumlu federasyon, KKTC’nin toprak tavizleri ve gayrimenkullerin iadesi ya da tazminat ödenmesi vermesi vb. konularında plana destek veren iktidar, şimdi ise tam tersi yönde bir Kıbrıs politikasına yöneldi.
O dönemde Annan Planı’na karşı çıkan, Kıbrıs Türklerinin haklarının ortadan kaldırılacağını savunan KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a bile acımasızca tepki göstererek itibarsızlaştırmaktan kaçınmadı. Tüm medya ve siyasi gücünü Annan Planı uğruna seferber eden iktidar, şimdi ise KKTC’de sözde ‘bağımsız devlet politikasına geçiş’ adı altında, KKTC’nin isminden (Kıbrıs Türk Devleti), kurumsal yapısına (tek adam yönetimi ve başkanlık sistemine geçiş), demokratik anayasasından sivil toplum örgütleri ve sendikalara varana kadar 47 yıllık birikimini bir kenara iterek tümüyle kendi kontrolüne almayı, Türkiye’nin 82’inci vilayetine dönüştürmeyi, rant ve inşaata dayalı planlarını hayata geçirmeyi hedefliyor.
Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Rum-Yunan tarafının yıllardır süren engellemeleri, AB ve ABD’yi arkasına alarak yarattığı fiili durumlarla Kıbrıs Türklerinin tecrit edilmeleri, büyük mağduriyetler yaşamaları karşısında izlenmesi gereken politika şatafatlı binalar, külliyeler inşa ederek KKTC’yi sözde itibarlı kılmak değildir.
NE TÜRKİYE’NİN NE DE KKTC’NİN ÇIKARINA DEĞİLDİR
Halen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Maraş konusunda Türkiye aleyhine açılmış binlerce dava ve devasa tazminat talepleri dururken, BMGK kararlarına rağmen Maraş ile ilgili tek taraflı adımlar atmak, emrivakiler yaratarak iktidar müteahhitlerine yeni kazanç kapıları açmaya çalışmak, taktik strateji ve zamanlama açısından ne Türkiye’nin ne de KKTC’nin çıkarına değildir.
GKRY ve İngiltere’nin dünyayı harekete geçirmeleri, BMGK’dan Türkiye aleyhine kararlar çıkartma girişimleri sonucunda BMGK’ya sunulan Maraş ile ilgili karar tasarısında, Türkiye’nin kınanması ve ‘eylemlerini derhal geri alması’ istenmektedir. Tasarıda; “BMGK, Maraş'ın herhangi bir bölümüne, sakinleri dışındaki kişiler tarafından yerleşime yönelik her türlü girişimin kabul edilemez olduğunu ve Maraş ile ilgili BM kararlarına uygun olmayan hiçbir işlem yapılmaması gerektiğini yineler. Bu eylem planının derhal durdurulması ve Ekim 2020’den bu yana Maraş’ta atılan tüm adımların geri alınması gerektiğini hatırlatır. Güvenlik Konseyi, Türk liderlerin Kıbrıs'taki açıklamalarını kınıyor. Konsey, önceki kararlarına ve açıklamalarına aykırı olan bu tek taraflı eylemlerden derin endişe duyuyor” deniliyor.
Kararda ayrıca BMGK’nın 11 Mayıs 1984 tarihli ve 550 sayılı Maraş konusundaki kararına atıfta bulunularak; “Kıbrıs halkının istekleri doğrultusunda ve ilgili Güvenlik Konseyi kararlarında belirtildiği üzere siyasi eşitliğe sahip iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyona dayalı, kalıcı, kapsamlı ve adil bir çözüme olan bağlılığını vurguladığı” ifade ediliyor.
MARAŞ 1974’TEN BU YANA KAPALI
Kıbrıs Barış Harekâtı ile TSK’nın kontrolüne geçen Maraş’ta yaşayan 15 bin Rum, yerleşimlerini ve mülklerini terk ederek güneye göç etti. Kıbrıs’ta 1974’teki Nikos Samson darbesi ve ardından bu darbeye karşı gerçekleştirilen 20 Temmuz Barış Harekâtı öncesinde Doğu Akdeniz’in en gözde merkezlerinden birisi olan Maraş 1974’ten bu yana kapalı. Kapalı Maraş, BMGK kararı ve bu karara dayalı statüsüyle BM Barış Gücü tarafından denetlenen ve ‘Yeşil Hat’ olarak adlandırılan tampon bölge içerisinde yer alıyor.
Maraş’tan güneye göç eden Rumlar tarafından AİHM’de açılmış binlerce, mülkiyet ve tazminat davası dosyası bulunuyor. İktidarın Maraş’ı yerleşime açma, imar ve inşa faaliyetlerine girişme yönündeki olası adımları, bu davaların art arda Türkiye aleyhine sonuçlanmasını, Türkiye’nin milyarlarca Euro tutarında ağır tazminatlara mahkûm edilmesini ve uluslararası alanda tecrit edilmesini beraberinde getirecektir.
CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, 26 Temmuz 2021 haftalık değerlendirme raporunun tamamını okumak için TIKLAYINIZ
Yeni Soluk
Yorum Yap