“Hücredeki gencin gözlerine bakamadım”

Münevver Metin'le Hafıza Günlerinin konuğu SHP TBMM Grup Başkanlığı, SHP TBMM Grup Başkan vekilliği, Türkiye Cumhuriyeti 58. Adalet Bakanı idealist, kararlı ve inatçı siyaset insanı Seyfi Oktay...

YENİ SOLUK-ÖZEL

Karşımda 1980’leri görmüş, siyasal İslamcı dalganın gelişimine de doğrudan Fethullah Gülen örgütlenmesine de açıkça karşı çıkmış, Adalet Bakanı olarak yaptığı ilk iş “tabutluk” denilen Eskişehir Cezaevini kapatan, Turgut Özal’ın belalısı" olarak bilinen Adalet Bakanı Seyfi Oktay...

Yaşamınız büyük mücadelelerle geçmiş bunun ana ekseni nedir? 

Malatya'nın Hekimhan ilçesine bağlı bir dağ köyü olan eski adı Mezirme sonraki adı Ballıkaya olarak değiştirilen köyde doğdum.Babamın memuriyeti nedeniyle ilkokulun bir kısmını Sivas'ta bir kısmını da köyümde okudum.Köyümde ki öğretmenler Akçadağ Köy Enstitüsü mezunlarındandı.

Köy Enstitüleri toplumu dogmatik İlkel bir anlayıştan,aklın ve bilimin egemen olduğu bir kültür  ve üretim yapısına dönüştürme projesidir...

Kalkınmayı köyden başlatmayı amaçlayan muhteşem bir projeydi.Köylünün çağdaş bir kültür yapısına sahip olmasına,köylüyü eşit vatandaş düzeyine ulaştırmak isteyen bu proje köylünün aydınlanmasına tahammül edemeyen egemen çevreler Köy Enstitülerinin kapatılmasına muvaffak oldular…

Köyümdeki Köy Enstitülü öğretmenlerim Ali Öztürk, Avni Oktay'ı ve bana okuryazarlığı öğreten eğitmen Abidin Öztürk'ü minnet ve şükranla anıyorum..

Öğretmenlerimi ve eğitmenim Babamın memuriyeti Dolayısıyla ortaokul 1. ve 2. sınıfları Sarıkamış Ortaokulunda okudum.Ortaokulumuz 3. sınıfa başladığımızda Devlet Parasız Yatılı sınavlarına girdim. Okul binası Ruslardan kalma büyük salonları olan muhteşem bir taş bina idi. Doğu Anadolu'da açılan parasız yatılı  sınavları bu büyük taş binada yapılırdı. O yıl  parasız yatılı sınavlarına 630 kişi katılmıştı. Sınav da, sınav sonrası kağıtların isim yeri kapalı olarak Milli Eğitim Bakanlığı'na gönderiliyor ve oradaki bir komisyon tarafından okunup değerlendiriliyordu.

Sarıkamış Ortaokulu 3.sınıfta birinci karneyi aldığımızda imtihan sonuçları Milli Eğitim Bakanlığından geldi bu sınavı 3 kişi kazanmıştı. Bunlardan birisi bendim.Bu sonuç okulun bir başarısı olarak düşünülüyordu.Bu sonuç törenlerle kutlandı. Yapılan törende sınavı kazananlar birer birer anons edilerek topluluk huzuruna çağrılıyor ve topluluğa takdim ediliyorlardı. Topluluk muhteşem alkışlarla kazananları kutluyorlardı.

1 yıl önce kazananları böyle kutlamışlardı. Bu manzarayı görünce ben o zaman sınava girmeyi aklıma koymuştum. Böylece aklıma koyduğumu gerçekleştirmiştim.

 O yıl sınavı kazananlar Bilecik Ortaokulu'na gönderdiler. Ortaokul 3. sınıfın 2. karne dönemini Bilecik Ortaokulunda okuyarak ortaokuldan mezun oldum.

Bilecik'te lise yoktu.Milli Eğitim Bakanlığı bizi Haydarpaşa Lisesine gönderdi. O zaman liseler 4 yıldı. Biz Haydarpaşa Lisesine 4 yıl okumaya başladığımızda, liseler 3 yıla indirildi ve 3. sınıflarda bizimle birlikte mezun oldular.

Haydarpaşa Lisesi o yılların ünlü liselerinden biriydi ve belki de en ünlüsüdür. Oradan mezun olanlar üniversitelerde üstün başarılar sağlamışlardır. Daha sonra da Devlet katında önemli görevlere ve mevkilere gelmişlerdir. Cumhuriyetimizin çok önemli sorumluluklarını yüklenmişlerdir.

Liseden sonra Ankara'ya ailemin yanına geldim ve Ankara Hukuk Fakültesine kayıt oldum.  Kayıt oldum ilk yıl birinci sınıftan ikinci sınıfa geçmiştim. O zaman Ankara Hukuk Fakültesi imtihan sistemi nedeniyle sınıf geçmek çok zordu. 

Üssümizan denilen bir sistem kullanıyordu. Daha sonra o sistem değiştirildi. Hukuk fakültesinde ikinci sınıfa geçtiğimde memuriyete girmiş ve evlenmiştim. Bu nedenle Hukuk Fakültesinde ki  tahsilimi epeyce bir süre  ara verdim. Tekrar Hukuk Fakültesine başladım. Bir sınav vardı, sonbahar da yapılan.Sonbahar imtihanlarına hemen o tarihte hazırlanarak sınava girdim. 2 den, 3. ve 4. sınıfları geçerek mezun oldum. Fakülteden sonra stajı  tamamlayarak Ankara barosuna kayıtlı avukat olarak göreve başladım .

Siyasete nasıl başladınız?

Öğrenci iken CHP Gençlik Kolları Başkanı oldum. Bu görevi 4 yıl arka arkaya yarışmalı kongrelerle tekrar tekrar seçilerek gerçekleştirdim.

Üç dönem Ankara Belediye Meclis üyeliğini seçildim. Millet Partili bir belediye meclis üyesi Belediye Meclisi'nin en genç üyesiyim diyordu, oysaki ben ondan 7 yaş daha küçüktüm. Çok genç bir Meclis üyesi olmama karşın belediye meclisi Grup Başkanlığına ve Daimi Encümen üyeliğine seçilmiştim.

Belediye Meclis üyesi iken Belediyeciliği öğrenmek için kitaplar okuyordum.

Yerel yönetimin Demokrasi kültürünün toplumsallaşması demokrasinin bir yaşam biçimine dönüşmesinde ki önemini çok iyi kavramıştım. Bu arada Belediye Meclisi Yerel Yönetimlerle ilgili araştırma yapmak üzere Avrupa ülkelerine birkaç kişi göndermişti.

Onlardan birisi de bendim. Bu inceleme gezisinde yerel yönetimlerin bir demokratik işleyişe sahip olmasının ülke Demokrasisi açısından ne kadar önemli olduğunu anlamıştım.

Şöyle bir özdeyiş ile karşılaşmıştım……

Yerel yönetimler demokrasi kültürünün oluştuduğu demokrasi aşının pişirilip taşırıldığı  kurumlardır…

Belediye Meclis üyeliğimin bu özdeyişin anlamına uygun bir doğrultuda sürdürmeye çalışmıştım.Daha sonra üç dönem CHP Ankara milletvekili seçildim bir dönem seçimlerde aday listesinin geri sıralarına düşmüştüm o seçimlerde rahmetli Turgut Özal bir defaya mahsus olmak üzere seçmene tercih oy kullanımına yetkisi getirmişti. Seçmen oy verdiği Parti'nin listesinde isimlerin önüne tercih işareti koyuyordu astronomik diyebileceğim sayıda tercih oyu alarak Ankara milletvekili seçildim….

 Böylece hem Parti bir Milletvekili çıkarabildi hem de ben Milletvekili olmuştum. Milletvekilliği döneminde sürekli önemli bir görev de üstlenmiştim. 

 

Size neden Özal'ın belalısı denilirdi?

İktidarın çıkardığı Kanun ve Kanun hükmündeki kararnamelerin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne davalar açıyordum.O dönemde 73 dava açmıştım bu 73 davayı da kazanmış iktidarın yasalarını iptalini sağlamıştım .

Anayasa Mahkemesi'nde 7 kez ve sözlü savunma yapmıştım.

 Anayasa Mahkemesinde sözlü savunma istisnai olarak uygulanır mahkeme genelde yargılamayı dosya üzerine duruşmasız gerçekleştirir.

 Duruşmalarda İktidarın Bakanı Müsteşarı Genel Müdürleri ve Uzmanları toplu olarak Mahkemeye geliyorlardı. Bense onların karşısında tek kişi olarak savunma yapıyordum. 

Bu davaların her defasında Mahkeme talebimizin doğrultusunda karar veriyordu. Anayasa Mahkemesinin iptali kararını oluyordu.

Özal döneminin Kanun ve Kanun hükmündeki kararnamelerin iptalini sağladığım için o zamanki basın bana Özal'ın belalısı lakabını takmıştır.

Adalet Bakanı olunca ilk işiniz Eskişehir Cezaevi'ne gitmek, bu cezaevinin kapatılmasını sağlanmışsınız neden?

Bakanlığa başladığımın ikinci günü Eskişehir cezaevine gitmiştim. Bu cezaevi ilk yapılanmasında üçer dörder kişilik koğuşlar halinde inşa edilmişti. Belli saatlerde mahkumların birlikte oldukları alanlar vardı.

Daha sonra yönetime gelenler bu ceza evinin iç yapısını duvarlarını yıkarak tüm cezaevini tek kişilik hücreler haline dönüştürmüşler. Bunu  eli kalem tutan bir görevlinin çizdiği bir plana göre gerçekleştirmişlerdi. Bu değişiklik, ilgili kurumlarca plan esaslarına göre çizilip onaylanmış bir proje değildi. Yani buradaki değişim bir kaçak yapılanmaydı. Bu hücrelerden birisinin kapısına vardığımda hücrenin bir büyük demir kapısı ile karşılaştım. Kapıda üst tarafta bir gözetleme deliği ve alt kısmında da içerdeki kişiye yemek atmak için bir delik daha vardı….

“HÜCREDEKİ GENCİN GÖZLERİNE BAKAMADIM”

Görevlilerden kapıya açmalarını istedim, görevlinin elinde bir kalın ipe dizilmiş 10- 15 adet uzun ve kocaman anahtarlar vardı. Görevli kapıyı açmak için anahtarların birer birer denedi ve nihayet bir tanesi ile kapıyı açabildi…

Karşımda, gözleri sanki fırlayacakmış gibi duran bir delikanlı yüzü gözü adeta gerilmiş, gözleri fırlayacak gibi ve yüzü bom bozdu. Gencin gözlerine bakamadım!

Zamanıyla Amerika'da böyle bir uygulama yapılmış ancak bir süre sonra mahkumların delirmeye başladıklarını görmüşler, Vali tarafından tahliye edilmiş…

Bizim hukuk mevzuatımızda hücre hapsi  mahkumun olduktan sonra yani birinci suçu işledikten, sonra  ikinci bir suç işleyip müebbet hapse mahkum olanlar için. Mahkum olduğunda ancak Hakim kararıyla çok kısa bir süre için hücre hapsi uygulanır. Burada bulunanların hiçbirisi ikinci bir suç işleyerek müebbet hapse mahkum olmamışlardı. Ve Hakim kararına da dayanmıyordu…..

Çoğu kısa süre sonra tahliye olacak kişilerdi ,ifade ettiğim gibi bakanlığımın ikinci günü Eskişehir'e giderek cezaevinin tetkik ettim.

Ankaraya döndüğümde, Bakanlığımın 3. gününde de bu cezaevini kapatma kararı aldım…

Buradaki mahkumlar, cezalılar başka cezaevlerine nakil ettik. Ancak o zaman ki Muhalefet Eskişehir Cezaevi kapatıldı ve bu nedenle terör hortladı diyerek terör olaylarının sorumlusu olarak beni suçladılar...

Fethullah Gülen  sizi kast ederek söylediği “bu adamın çaktığı kazığı 40 yıl çıkaramam” şeklindeki ifadelerin MİT raporlarına girmiş . Neden size bu tepkileri alındı?

Fethullahçı terör örgütünün amacı ülkemizde Atatürk'ümüz tarafından gerçekleştirilen demokratik laik devlet yapısının yeni baştan İslami devlet yapısına  dönüştürmektir…

Bu amaçla eğitim, öğretim ve ekonomik ilişkilerle kendisini güçlü bir toplumsal taban oluşturmuştur…

Bakanlık dönemimde 30 kanun 4000 maddeden oluşan demokratik dönüşüm projesini oluşturmuştum demokratik hukuk devletinin şer'î sistemi dönüştürülmesini konusundaki yasal düzenlemelerin Anayasa Mahkemesi'ne taşıyarak iptalini sağlamıştım…

Yargıya demokratik sistem karşıtı unsurların sızmasına engel olmuş ve ideolojik örgütlenmeyi engel olmuştum. Fethullah, işte bu nedenlerden dolayı beni hedef göstererek "bu adamın çaktığı kazık kırk yıl çıkarmayacağız" demişti…

Adalet bakanlığından neden ayrıldınız?

Adalet Bakanlığı'ndan kendi isteğimle ayrılmadım. Adalet Bakanlığı görevimden iradem dışı alındım. Bakanlıkta hazırladığım demokratik dönüşüm projelerini yasallaştırma çabası içerisinde olduğum bir dönemde alındım…

Hazırlanmasını sağladım 30 kanun 4000 maddeden oluşan demokratik dönüşüm çalışmaları mı bakanlıktan ayrılmadan kısa bir sürede önce 2 ciltten oluşan kitap halinde yayınlayarak tarihe mal edilmesine sağladım. Bunlar bende ve Adalet Bakanlığı arşivlerinde mevcuttur…..

Hazırlamış olduğumuz bu demokratik dönüşüm projeleri o zamanki Bakanlar Kuruluna sundum. Bakanlar Kurulu inceledikten sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlığına sunuldu Türkiye Büyük Millet Meclisi bunları komisyonlara havale etti.Komisyonlar bunları alt komisyon oluşturarak inceledi. Sonradan komisyonlarla da görüşülerek kabul edildi.Komisyonlardan geçti. Bütün bunlar Türkiye Büyük Millet Meclis gündeminde beklettiler.Ne yazık ki Türkiye Büyük Millet Meclisinde bekletilerek kadük olması sağlandı.

Bakanlıktan alınmam , Parti içi delege ve Kurultay hesaplarına, dayalı olduğu gibi atanan şahıs ısrarla adalet bakanı olması çabaları nedeniyledir. Adalet Bakanı olmak isteyen zaten amacı demokratik dönüşüm olsaydı,Bakanlıkta bu konuda bir çabası olurdu diye düşünüyorum. Çalışma Bakanlığı sosyal demokrat siyaset açısından önemli ve anlamlı demokratik dönüşümlerin gerçekleştireceği bir Bakanlıktı.O Bakanlıktan ayrılmayı düşünmezdi….

Ne yazık ki Bakanlığım döneminde hazırlanan çok kapsamlı ve kökdenci demokratik dönüşüm projelerim bu nedenle gerçekleştirilemedi.Süreç içerisinde kadük  oldu. Amacım kimseyi suçlamak değil ,yaşadığım olayın gerçekliğe dayalı olarak tarihe mal olması amacına yöneliktir.

Tabii ki bu kısa sohbetle ve kısa bir zaman içerisinde bir dönüm siyasetini bütünüyle konuşmak olası değildir…

Teşekkürler efendim