Genco Erkal: “Ben de bir yurttaş olarak bu diplomayı görmek istiyorum”

Tiyatro sanatçısı Genco Erkal, 5 yıl önceki paylaşımları nedeniyle "Cumhurbaşkanı'na hakaret" iddiasıyla hakim karşısına çıktı. Erkal, savunmasında "Burada suskun bir toplum istenmektedir. Kimse eleştirmesin kimse karşı çıkmasın istiyorlar" dedi. Mahkeme, duruşmayı Mart ayına erteledi.

Tiyatro sanatçısı Genco Erkal hakkında, "Cumhurbaşkanı'na hakaret" iddiasıyla 4 yıla kadar hapis istemiyle açılan davanın ilk duruşması bugün İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Erkal 19 Kasım'da yaptığı paylaşımda, "25 Kasım günü Cumhurbaşkanı'na hakaretten yargılanıyorum. Suçum, Twitter paylaşımlarımda, 1-Cumhurbaşkanı'nın diplomasını sorgulamak. 2-Kaç çocuk yapılacağına karışmasın demek. 3-Ayder Yaylası'ndaki yapılaşma girişimine karşı çıkmak. 4-Türk usulü başkanlık sistemini eleştirmek" demişti.

GAZETECİLER SALONA ALINMADI

Duruşmayı sanatçı Fazıl Say, eşi Ece Dağıstan, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TİP Milletvekili Ahmet Şık, Erkal'ın dostları ve hukukçular takip ediyor.

Gazeteciler salona alınmazken Erkal alkışlar eşliğinde duruşma salona girdi.

'BİZ DİPLOMAYI GÖRMEK İSTİYORUZ' 

Erkal savunmasında, yaptığı paylaşımlarda hakaret unsuru olmadığını dile getirerek, "Cumhurbaşkanı zaman zaman bizzat özeleştiri yaparak biz bu şehre ihanet ettik. İstanbul'un kıymetini bilemedik. Bundan ben de sorumluyum' demiştir. Aynı zamanda Ayder yaylası için de 'Biz burayı kirlettik' demesine rağmen yayla turizme ve imara açılmıştır. 'Benim tweetim parmağını değdiği yeri kurutuyor' şeklindeki söylemim yapmış olduğum bu açıklamalar neticesinde ortaya koyduğum bir tespitten ibarettir. Tweet konusu cumhurbaşkanının diploması ile ilgilidir. Yıllardır bu konu kamuoyunda tartışılmaktadır. Orijinali ortada yoktur. Konu yakın zamanda AİHM'e kadar gitmiştir. Bu konuda kitap da yazılmıştır. Biz bu diplomayı görmek istiyoruz. Bu konunun özel hayatın gizliliği ile ele alınması yanlıştır. Bunun gizlisi özeli olamaz. Bugüne  kadar hiçbir cumhurbaşkanının diploması eleştiri konusu olmamıştır" dedi. 

'SİSTEM ÜLKEMİZE HAYIRLI OLMAMIŞTIR'

Erkal devamındaki paylaşımının çocuk konusunda olduğunu dile getirerek, "Bundan rahatsızım yapmış olduğum paylaşım eleştiridir. Çünkü tweetimdeki çobanlık meselesine gelince Cumhurbaşkanı çobanlık felsefesini anlamadan insan yönetemez söylemine ithafen benim söylemimden ibarettir. Cumhurbaşkanının çobanlık ile ilgili yapmış olduğu açıklamaya kesinlikle katılmıyorum. Türk usulü başkanlık konusuna gelince benim asıl eleştirmek istediğim konu budur. Bu sistem Bizim ülkemize hiç hayırlı olmamıştır. Tüm yetkiler tek kişinin iki dudağı arasındadır. Bundan sağlıklı bir sonuç alınamaz" ifadelerini kullandı. 

'EKONOMİ ÇÖKTÜ'

Ekonominin çöktüğünü belirten Erkal, "Paramız değer kaybetmiştir enflasyon şaha kalkmıştır. İşsizlik artmıştır, bu sistem bize yaramıyor. Yoksul kesim daha yoksul olmuştur. Dilerim ilk seçimde yeniden parlamenter sisteme dönülür. Burada suskun bir toplum istenmektedir. Kimse eleştirmesin kimse karşı çıkmasın istiyorlar" diye konuştu. Avukat savunmalarının ardından duruşma Mart ayına ertelendi. Erkal salondan çıkarken 'Genco Erkal yalnız değildir' sloganı atılarak alkışlandı.

Genco Erkal’ın kamuoyu ile paylaştığı savunması

"Twitter paylaşımlarımda hiçbir hakaret unsuru olmadığını savunuyorum. Bu davaya konu olan üç tweet’i teker teker ele alıp açıklayacağım.

Ayder Yaylası’ndan başlayalım. Bu iktidarın doğayla arası pek sağlıklı olmamıştır. İnşaat ve beton aşkı her zaman doğa aleyhine çalışmıştır. Onlar için önemli olan her zaman pazarlanacak yeni rant alanları yaratmaktır. Toprağı, alınıp satılacak arsa olarak görürler. Doğaya verilen zararların tipik örnekleri arasında, örneğin Kaz Dağları’nda maden aramaya izin verilmesi, köylülerin karşı koymasına rağmen İkizdere’de taş ocaklarına ruhsat verilmesi, özel koruma altındaki kıyıların imara açılması sayılabilir. Cumhurbaşkanı da zaman zaman bizzat özeleştiri yaparak, örneğin İstanbul için şunları söylemiştir: “Biz bu şehre ihanet ettik. İstanbul’un kıymetini bilemedik. Bundan ben de sorumluyum.” (21 Ekim 2017).

Aynı şekilde Ayder Yaylası için de “Biz burayı kirlettik, rezil ettik” dediği halde yaylayı turizm merkezi ilan ederek kentsel dönüşüm çalışmalarını başlatmış, imara açıp buranın doğal yayla olma vasfını kaybetmesine olanak sağlamıştır. İşte benim tweet’im bu durumu eleştiriyor. “Parmağının değdiği yeri beton edip kurutuyor” demek bir durum beyanı, bir eleştiridir. Kesinlikle hakaret değil.

İkinci tweet’in konusu Cumhurbaşkanı’nın diploması. Yıllardan beri tartışılıyor. Vardı, yoktu. Geçerliydi, değildi. Sahteydi deniyor. Davalar açılıyor, reddediliyor. Onaylanan fotokopidir, orijinal diploma ortada yok deniyor. Olay Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gidiyor. Bütün bunlar yıllardır kamuoyunun gözleri önünde oluyor. Konuyla ilgili kitaplar yazılıyor. İnternete girin “Erdoğan’ın Diploması” diye arayın, bakın neler çıkıyor karşınıza. En son bir kurul meseleyi “özel hayatın gizliliği” kapsamında değerlendirdi. Neden özel olsun? Mademki yasal olarak belli bir göreve seçilebilmek için o diploma gerekli, o zaman açıkça ortaya konmalı. Özel hayat kapsamına girmez ve gizlenemez. Bu tweet’le ifade ettiğim gibi ben de bir yurttaş olarak bu diplomayı görmek istiyorum. Bu benim hakkım. Bugüne kadar hiçbir Cumhurbaşkanımız’ın diploması tartışma konusu olmamıştı. Hepsi devlet arşivlerinde yerini aldı. Hepsi kesin, açık ve nettir. Bu diplomayı da görelim diyorum.

Aynı tweet’in baş tarafında “alemin çocuk doğurup doğurmayacağına karışacağına” diye bir ibare var, onu da açıklamak isterim. Cumhurbaşkanı ara sıra “Biz kimin özel hayatına, yaşama biçimine karıştık” der, der ama açıkça bilindiği gibi üç çocuk, beş çocuk, yurttaşların kaç çocuk yapacağına bile o karar vermek ister. Bu da beni rahatsız ediyor ve bu tweet’le o konuyu eleştiriyorum.

Üçüncü tweet’teki çobanlık meselesine gelince: Bir gün Cumhurbaşkanı şöyle dedi: (14 Kasım 2016) “Çobanlık felsefesini anlamayan, insan yönetemez. Ben de bir çobanım.” İşte bu konuşma son tweet’ime ilham kaynağı oldu. Kendisi çobanlığı gururla kabul edip savunduğuna göre burada hakaret söz konusu olamaz. O çobanlığı tercih edebilir ama ben sürüden biri olmayı kabul etmiyorum. Çağdaş bir toplum özgür bireylerden oluşur, halk koyun sürüsü olamaz.

Türk usulü Başkanlık sistemi ülkemiz için felaket oldu bence. Benim asıl eleştirdiğim budur. Başkanlık sistemine başından beri kesinlikle karşıyım. Tüm yetkilerin tek kişide toplandığı bir sistemde halk huzur bulamaz. Nitekim bu sistemin yürürlüğe girmesinden bu yana, kısa zamanda siyasi, sosyal, tüm alanlarda zararlarını gördük; dengeler bozuldu, sistemin sürdürülebilir olmadığını anladık.

En önemlisi, ülkemizin ekonomisi çöktü. Paramız büyük bir hızla ve durdurulamaz biçimde değer kaybetti. Enflasyon, işsizlik, hayat pahalılığı, yoksul kesimin giderek daha yoksul olması bu sistemin çıkmazını açıkça ortaya koydu. Dilerim ilk seçimde bu ucube sistemden kurtulup yeniden parlamenter sisteme geçer, onu geliştirir, demokrasiyi yeni baştan inşa eder, huzur buluruz.

Teker teker tweet’lerimin savunması böyle. Genel duruma bakarsak ülkemizde, son 6 yıl içinde Cumhurbaşkanı’na hakaretten 38.000 dava açılmış, bu herhalde bir dünya rekoru. Durumun nedenlerini araştırmak gerekiyor kanımca. Neden bu kadar çok dava? Daha önceki dönemlerde bu tür davalar yüzlerle sayılırken bu dönem birdenbire on binleri konuşmaya başlıyoruz. Demek ki ifade özgürlüğüne ciddi bir saldırı var, baskı var burada. Suskun, evet efendimci bir toplum isteniyor. Soru sorulmasın, eleştiri yapılmasın, iktidara koşulsuz biat edilsin. İnsanlar hapse atılmaktan korkup sussunlar, bu mudur amaçlanan?

Üstelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Şorli kararıyla artık Cumhurbaşkanı’na hakaret diye bir suç kabul etmiyor, insan haklarına aykırıdır diyor. Bu suçtan ötürü göz altına alıp yargıladıklarınıza 7500 Avro tazminat ödeyeceksiniz diyor. Bunun üstüne benim başka bir şey söylememe gerek kalmıyor sanırım. Takdir sizindir.

Genco Erkal"