Erdoğan Toprak'la gündeme dair her şey...
CHP Genel Başkan Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, Türkiye ve Dünya gündemini yenisoluk.com’a değerlendirdi.
CHP Genel Başkan Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’la gündeme dair her şeyi konuştuk
Toprak, Türkiye ve Dünya gündemini yenisoluk.com’dan Münevver Metin’e değerlendirdi.
YENİ SOLUK- ÖZEL
CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, “Siyasi iktidarın bu alanlara siyasi müdahalede bulunmasını önleme amaçlı. Bugün RTÜK de dahil, hangisinin özerkliğinden söz edebiliriz? Hepsi tek kişinin gözünün içine bakıyor, talimat bekliyor. Milleti kamplaştıran, düşmanlaştıran söylemleri çok tehlikeli bulurum. 1980 öncesi ülkemiz bu kamplaşmaların acısını çok derin yaşadı. Şimdi de bu tip söylemlerle adı sanı duyulmamış bazı meczuplar ekranlara çıkartılıyor. Ölüm tehditlerinde bulunuyor, listelerden söz ediyor, Cumhurbaşkanını yedirmeyiz diyor. Söylediği, uydurduğu yalanlara kendisi de inanmıyor! Vazifesini yapıyor, makyajını tazeliyor ve konuşturuluyor!” ifadelerini kullandı.
Sokağa çıkma yasağının 2. Gününde kayifle okuyacağınız bir Pazar sohbetini sizler için yaptık.
İşte o söyleşimiz:
BİR ÖNCEKİ DÖNEMDE DE BUNU YAPTILAR, HDP DAHA YÜKSEK OYLARLA SEÇİMİ KAZANARAK GELDİ
- HDP’ye atanan kayyumlar hakkında görüşünüz...
Gerek CHP olarak bugüne kadar bu konuda yaptığımız açıklamalar gerekse şahsen benim değerlendirmelerim her zaman sandıktan çıkan millet iradesine saygı gösterilmesi yönünde oldu. Seçimle ortaya çıkan sonucu, idari kararlarla değiştirmek, yok saymak seçmen iradesinin gasp edilmesidir. Seçilmiş kişiler hakkında da çeşitli iddialar olabilir. Seçilmiş olmak kimseye yasalar karşısında ayrıcalık sağlamaz. Seçimle gelenlerin hangi usul ve yöntemlerle haklarında işlem yapılacağı anayasamızda ve yasalarımızda yer alıyor. Haklarında kesinleşmiş somut bir yargı kararı olmaksızın, sadece birtakım iddialar nedeniyle açılan davaları, soruşturmaları görevden alma gerekçesi yaparsanız bu tamamıyla siyasi bir uygulama olur. Kaldı ki, hakkında soruşturma olduğu gerekçesiyle soruşturmanın selameti açısından geçici olarak görevden alınan bir başkanın yerine hangi usullerle görevlendirme yapılacağı da yasada bellidir. Belediye meclisleri bunun için var. Meclisi yok sayıp doğrudan vali ve kaymakamları başkanlığa kayyum atamak zaten amacın ne olduğunu gösteriyor. Sayın Cumhurbaşkanı İBB Başkanı olduğu dönemde hakkındaki kesinleşmiş yargı kararı nedeniyle görevden ayrılmak zorunda kaldığında İBB Meclisi toplandı ve Refah Partili çoğunluk üyelerinin oylarıyla Ali Müfit Gürtuna’yı seçti. Kimse de itiraz etmedi. O dönemin iktidarı İstanbul Valisini kayyum atamayı hiç düşünmedi bile. Hukuki yol budur. Ama iktidar hem idari kararla görevden alıyor hem de belediye meclisinde HDP’li çoğunluk olduğunu bildiği için bir başka HDP’linin seçilmesini önlemek gayesiyle kayyum atıyor. Bu tamamıyla hukuksuz, adaletsiz, siyasi hesaplarla yapılan bir uygulamadır. Seçimlerin üzerinden daha bir yıl geçmişken 65 belediyenin 45’ine kayyum atanması bunun siyasi bir proje-plan olduğunun göstergesi. Bir önceki dönemde de bunu yaptılar, daha yüksek oylarla insanlar seçimi kazanarak geldi. Bu halkın sandığa, demokrasiye, seçime inancını sarsacak, ülkemizde demokrasiye bağlılığı erozyona uğratacak bir adımdır. İktidar bu yanlıştan dönmeli, sandığa, seçmen iradesine, yargıya güveni sağlamalıdır.
İŞ BANKASI’NI SADECE BİR BANKA OLARAK GÖRMEMEK LÂZIM
- İş Bankası yeniden gündemde. Verilen talimat neyi gösteriyor?
Türkiye İş Bankası ile ilgili olarak iktidar birkaç kez aynı konuyu gündeme getirdi, sonrasında beklemeye çekildi. Atatürk’ün vasiyeti ve hisselerinin CHP tarafından temsili partiye bir kaynak, para aktarılması amaçlı değil. Bunu iktidar da biliyor. Orada vasiyet gereği Atatürk’ün hissesine tekabül eden payı CHP tarafından belirlenen 4 üye temsil ediyor. Hisseler karşılığı banka kârından gelen para yine vasiyet gereği Atatürk’ün kurduğu Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu’na aktarılıyor. Geçmiş dönemlerde de benzer uygulamalar yapıldı, her seferinde yüksek yargıdan döndü. Bu adımı atarsanız, vasiyeti delersiniz, miras hukukunu zedelersiniz. Bu emsal olursa, giderek başkalarının vasiyetleri, miraslarının da siyasi iktidar tarafından gasp edilmesinin yolunu açarsınız. Cumhurbaşkanı talimat vermiş, özel bir yasa çıkartılacakmış, siyasi partiler kanunu değiştirilecekmiş vs. Bunlar hukuk sisteminin temel taşlarından birisi olan yargısal içtihatları yok saymak, hukukun, yargının, anayasa ve yasaların arkasından dolaşmaktır. Dikkat edin, bu konu her seferinde ya iktidar siyaseten taban kaybetmeye başladığında ya da ekonomik kriz derinleştiğinde gündeme getiriliyor. CHP’ye karşı tabanını konsolide etmek, erimeyi durdurmak bir amaçsa diğer amaç da salgında iyice kötüleşen ekonomik tablodan İş Bankası’nın itibarı, kaynakları, iştirakleriyle birlikte hazineye ve oradan da Varlık Fonuna alınması, bütçeye, iktidarın kasasına kaynak yaratılmasıdır. İş Bankası’nı sadece bir banka olarak görmemek lâzım. Dünyada sayılı muteber, saygın bankalar arasında ve Ülkenin en büyük özel bankası. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, Şişe-Cam, Paşabahçe, Anadolu Sigorta ve daha birçok şirketi, iştiraki, tesisleri var. Rusya’dan Avrupa’ya kadar pek çok ülkede cam fabrikaları, oto-cam üretim tesisleri var.
Bunlara el koyup, Atatürk hisselerini temsilen bankaya ve tüm iştiraklere kendi yandaşlarını atayıp arpalığa çevirecekler. Bankanın Varlık Fonuna geçirilmesiyle itibarından yararlanıp teminat göstererek dışarıdan borç para almaya çalışacaklar. Bunlar tamamıyla hukuksuz ve tümüyle siyasi nema amaçlı adımlar. Sonuna kadar her türlü hukuki mücadeleyi yürüteceğiz.
YASAKLARI ARTIK GÜNDELİK HALE GETİRDİLER
- Sürdürülebilir yoksulluk hakkında görüşleriniz nedir?
Bu AK Parti’nin siyasi eksenlerinden birisidir. Ülke kaynaklarını yatırıma, istihdama, üretime yönlendirmek yerine bir bölümünü yoksul, dar gelirli kesimlere aktararak, onları sürekli kendisine ve bu yardımlara muhtaç halde tutarak oylarını almak amaçlı bir politikadır. Oysa bir iktidarın hedefi yoksulluğu bitirmek, refahı tüm topluma yaymak olmalıdır. AK Parti iktidara gelirken hedefi 3Y ile mücadele idi. Yoksulluk, Yolsuzluk, Yasakları ortadan kaldıracaklardı. Yoksulluğu daha geniş kesimlere yayıp, yardımlarla insanları bağımlı hale getirerek ‘biz gidersek CHP ya da bir başka parti gelirse yardımları keser’ şantajıyla yıllarca insanların oyunu alıp, iktidarlarını sürdürdüler. Yolsuzluklar ayyuka çıktı. Yazılıp çizilmesin diye medyayı kontrollerine aldılar, Sayıştay’ı, Meclisi, Teftiş Kurullarını denetim dışı bıraktılar. Yasakları ise artık gündelik hale getirdiler. Sosyal medyada 280 karakterli bir mesajdan bile korkuyorlar, davalar, hapisler, yargı sopasıyla korkutup gözdağı veriyorlar. OHAL, KHK’lar, Torba Yasalar hep yasakçı zihniyetin mekanizmaları. Şimdi televizyonlarda, haber bültenlerinde yorum yapmayı yasaklama peşindeler.
“Korkunun ecele faydası yok” diye çok güzel bir atasözümüz var. Hatırlatmak isterim.
BÜYÜK BİR KITLIKLA KARŞI KARŞIYA KALABİLİRİZ
- Halkın gerçek sorunları...
Halkın gündemi, gerçek sorunları iş, aş, gelir, geleceğe umutla bakabilmek. Sofrada çocuklarının önüne alın teriyle kazandığı parasıyla bir sıcak çorba koyabilmek. İşsiz sayısı resmi rakamla 4,2 milyon olsa da salgınla birlikte en az 8-10 milyona çıktı. Belki 12 milyona çıkacak. TÜİK verilerine bunları yansıtmıyorlar. İşini kaybettiği için işsizlik ödeneğine başvuran 3,5 milyon kişiyi, 3 aydır sadece 1000 TL verdikleri yaklaşık 5 milyon hanedeki işsizleri, işyeri kapandığı için ücretsiz izne çıkartılan milyonlarca kişiyi TÜİK işsiz saymıyor, işsiz sayısına yansıtmıyor. Milyonlarca üretici salgın, seyahat yasakları, sokağa çıkma yasaklarıyla tarlasını ekemiyor ya da ürününü hasat edemiyor, pazara getiremiyor. Ürünler tarlada, ağaçta çürüyor. Büyük bir kıtlıkla karşı karşıya kalabiliriz.
“MUHALİF DÜŞMANLIĞI” HİÇ KİMSEYE BİR FAYDA SAĞLAMAZ,
- RTÜK Başkanının aldığı karar Sevda Noyan...
RTÜK başta olmak üzere, BDDK- SPK, Rekabet Kurumu, Enerji Piyasaları Kurumu, Kamu İhale Kurumu vb. bunlar ülkemizde AB’ye ve küresel sisteme uyum için kurulan özerk düzenleyici-denetleyici kurullar. Siyasi iktidarın bu alanlara siyasi müdahalede bulunmasını önleme amaçlı. Bugün RTÜK de dahil, hangisinin özerkliğinden söz edebiliriz? Hepsi tek kişinin gözünün içine bakıyor, talimat bekliyor. Milleti kamplaştıran, düşmanlaştıran söylemleri çok tehlikeli bulurum. 1980 öncesi ülkemiz bu kamplaşmaların acısını çok derin yaşadı. Şimdi de bu tip söylemlerle adı sanı duyulmamış bazı meczuplar ekranlara çıkartılıyor. Ölüm tehditlerinde bulunuyor, listelerden söz ediyor, Cumhurbaşkanını yedirmeyiz diyor. Söylediği, uydurduğu yalanlara kendisi de inanmıyor! Vazifesini yapıyor, makyajını tazeliyor ve konuşturuluyor! RTÜK başkanının da buna karşı söylediği, tavrı malum. Söyleyen sözde iktidara yaranmaya çalışıyor. Söylediği yer iktidar kontrolünde bir yandaş kanal. Ceza kesmeye eli gitmiyor. İşte özerkliği özerk kurul olmanın en basit kriteri bu. Yapamıyor, yapamaz. İktidar talimatıyla hareket eden özerk kurul olmaz, olmamalı! Kaldı ki hangi siyasi görüşte olursa olsun “Muhalif Düşmanlığı” hiç kimseye bir fayda sağlamaz, sanal gündem yaratır, ekranlarda boy gösterir, gelip geçer!
DOLARI YÜKSELTMEMEK İÇİN REZERVLERDEKİ 35 MİLYAR DOLARI SATTILAR
- Uygulanan ekonomi politikası...
Uygulanan ekonomi politikası diye ortada zaten bir şey yok. Olanların arkasından yetişmeye çalışan bir yönetim var. Ekonomik İstikrar Kalkanı diye bir paket açıkladılar, konut kredisi dağıtacaklarını, uçak biletlerinde KDV’yi düşürdüklerini ilan ettiler. Bütün dünya güldü. Seyahat yasağı var, uçuşlar durdurulmuş, insanlara evde kal diyorsunuz, nereye uçacak? Hangi bankaya gidip konut kredisi çekecek. Hangi emlakçıyla ev gezecek? Nitekim TÜİK açıkladı konut satışları Nisan’da yüzde 55,5 düştü. Tüm zamanların rekor düşüşü. Yani ülke gerçeklerinden bihaber bir iktidar ve ekonomi yönetimi. Doları yükseltmemek için ellerindeki, rezervlerdeki 35 milyar doları sattılar. Dolar rekor kırdı. Hazine bakanı yabancı bankalarla döviz bulmak için telekonferansla pazarlık yaparkan, BDDK o toplantıyı organize eden yabancı bankalara işlem yasağı getirdi. Apar topar iki gün sonra yasağı kaldırdılar ama dolar 7,27 TL’ye çıktı. Darmadağınık, ne yapacağını bilmez, liyakatsiz yönetim ve çözümden uzak kararlar, uygulamalar. Başta açıklanan paket 100 milyardı şimdi 240 milyara çıktı diyorlar. Çarpan etkisiyle de 530 milyar olabilirmiş. Nedir bu? Mart ayı başından bu yana salgında millete yaptıkları yegâne doğrudan destek bir kez dağıtılan 1000 TL. Toplamı 4,4 milyar TL. 240 milyarın içinden halka giden bu. Gerisi ertelenen vergi, SGK primleri, yapılandırılan banka kredileri, ertelenen kredi taksitleri ve açılan yeni kredilerin tutarı. Yani hepsi faiziyle geri ödenecek borç. ABD, İngiltere, Almanya ve daha birçok ülke aylardır halkına 1200 dolar, 2 bin Euro ve sterlin tutarında düzenli ödeme yapıyor. Bizde iktidar ha bire insanları krediyle borçlandırıyor. Yarın bu borçların hiç birisi ödenemeyecek. Yeniden taksitlendirme, yapılandırma derken ömür boyu borçlu kalacak milyonlarca insan. İcra-Haciz davalarını 3 ay durdurdular. Üç ay sonra icra-hacizler patlayacak. Böyle ekonomi politikası, çözüm, destek programı olur mu? Bir yandan da zaten bir şey yapabilecek kaynak yok ellerinde. Her şeyi tükettiler. Bütçeyi boşalttılar. Döviz rezervi eridi. Döviz giderlerini kısmak için ithalatı zorlaştırıyorlar. Binlerce ürüne yüzde 30-40 ek gümrük vergisi getirip, ithalatı caydırmaya çalışıyorlar. Özetle iktidar panik içinde, çaresiz, çözümsüz, plan ve programsız halde günü kurtarma peşinde.
TÜİK İŞSİZLİĞİN AZALDIĞINI AÇIKLARSA ŞAŞIRMAYIN
- Devlet politikasında ücretsiz izinler hakkında...
Hem sözde 3 ay işçi çıkartma yasağı getirdiler hem de dileyen işverene çalışanlarını ücretsiz izne çıkartma hakkı verdiler. Tabii herkes işçisini ücretsiz izne göndermeyi tercih etti. Milyonlarca kişi işsiz ama ücretsiz izinde olduğu için belirttiğim gibi işsiz görünmüyor. TÜİK işsizliğin azaldığını açıklarsa şaşırmayın.
- Devlet politikasında demokrasi nefreti olur mu ...
Olmaz. Demokrasi ülkemizin ortak paydası, çimentosu, vazgeçilmezi. İktidarların sandık ve seçimle değiştiği bir sistemden başkasını tanımıyoruz. Atatürk’ün ülkenin önüne koyduğu muasır medeniyet hedefi parlamenter sistemle yönetilen özgür ve tam demokrasidir
Yeni Soluk
Yorum Yap