Özgür Özel’den Madımak sözü: O tabelayı kendi ellerimle asacağım
Cumhurbaşkanı Adayı Savaş’tan muhalefet partilerine ileri demokrasi için birlik çağrısı
Bağımsız Türkiye, erdemli toplum, ileri ve tam demokrasi kavramlarının birleştirici unsurlar olarak kabul edilip Cumhuriyet’in yeni yüzyılına Türkiye’yi hazırlama görevinin şu anda TBMM’de bulunan bütün muhalefet partilerinin sorumluluğu olduğunu açıklayan Dr. Serdar Savaş 2020 yılının 6 Temmuz’unda partisiz olarak cumhurbaşkanlığına aday olduğunu açıklamıştı.
Türkiye halkının daha erdemli olması için toplumsal bir değişim ve dönüşüm sürecinin yaşanması gerektiğini öngören Dr. Savaş bu amaçla 2014 yılında Erdemli Yurttaş Hareketi Derneği’ni kurmuştu. Türkiye’nin geleceği için her yaştan gençlerin Ateş Böcekleri olarak 12 Erdem İlkesi ve 10 Temel Strateji doğrultusunda kişisel gelişimlerini sağlamak üzere seminerler düzenleyen Dr. Savaş demokratik bir refah devleti olmanın yolunun erdemli toplumdan geçtiğini söylüyor.
Sarı Otobüs’le Türkiye’yi il il gezdiğini belirten Savaş, bugün TBMM’de bulunan siyasi partilerin genel ve eş başkanlarına birer mektup göndererek Türkiye’nin içinde bulunduğu krizi bir fırsata çevirebileceği konusunda bir yol haritası sundu. Geçtiğimiz haziran ayında yayınlanan Manifesto adlı kitabını da liderlere gönderen Dr. Savaş bugünkü mektubunda Meclis’teki tüm muhalefet partilerinin stratejik bir doğrultuda birlikte hareket etmesi için yapılandırılmış bir plan sundu.
Dr. Serdar Savaş’ın mektubu şöyle:
Saygıdeğer Genel ve Eş Başkanlar,
Bu mektubu, TBMM’de milletvekili bulunan muhalefet partilerinin siz değerli yöneticilerine yazıyorum.
Manifesto adlı kitabımı da sizlere geçen Haziran ayında göndermiş ve randevu talebimi iletmiştim.
Bu talebim doğrultusunda Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile bir görüşme yapma imkânım oldu.
2014 yılında kurmuş olduğumuz Erdemli Yurttaş Hareketi Derneği’nin 12 Erdem İlkesi ve 10 Temel
Stratejisi doğrultusunda, 6 Temmuz 2020’de, partisiz olarak Cumhurbaşkanlığı’na aday olduğumu
açıklamıştım. Şu anda bir yandan seçime yönelik çalışmalarımı yürütürken bir yandan da gelecek
kuşakları aydınlatacak erdemli Ateş Böcekleri’nin sayı ve niteliklerini artırmaya çalışıyoruz.
Bu mektubu yazmaktaki amacım, Meclisimizde temsil edilen bütün muhalefet partilerinin bir araya
gelmelerine katkıda bulunarak, önümüzdeki seçimleri kazanmayı garantileyecek, ülkemizde ileri
ve tam demokrasinin hayata geçmesini sağlayacak bir yol haritasını sizlerle paylaşmaktır.
Size, Recep Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetlerinin ülkemize ve halkımıza ne kadar büyük zararlar
verdiğini, hepimizi nasıl uçuruma sürüklediğini anlatmama gerek yok. Hukuk tanımayan, suistimal
bataklığındaki bu yönetimin demokratik yollarla değiştirilmesi önemli bir konu haline gelmiştir.
Ancak, yeni yönetimin nasıl oluşacağı, Türkiye’nin ileri ve tam demokratik, insan haklarına dayalı,
müreffeh, sosyal bir hukuk devleti haline gelmesi sürecinin tanımlanması da aynı derecede önemlidir.
Saydığım özellikleri haiz devlet yapısını bir otoyola benzetirsek, sizleri; bu otoyolun, kimisi solda,
kimisi sağda, kimisi daha solda, kimisi daha sağda yol alan araçları olarak düşünebiliriz. Aranızda
fikir ayrılıkları olması gayet normaldir, gereklidir ve demokrasinin tabiatında vardır. Ne var ki, Recep
Tayyip Erdoğan ve şürekâsı otoyolu tahrip etmişlerdir. Bu nedenle, bugün için hanginizin
hangi şeridi tercih ettiğinin bir önemi, maalesef, kalmamıştır. İlk yapılması gereken ‘Demokratik
Devlet Otoyolu’nun inşa edilmesidir. Bu inşaatı yapma sorumluluğu muhalefetteki tüm siyasi partiler
ile ülkemizin ve halkımızın geleceği için elini taşın altına koyan bizlere düşmektedir. Otoyolu
inşa ettikten sonra, her siyasi parti kendi tercih ettiği şeritte hizmet yarışına devam edecektir. Bu örnekle
anlatmaya çalıştığım husus, yeni hükümetimizin, öncelikle, siyasi görüş farklılıklarından bağımsız
olarak, yapması gerekenin, yıkım sonrası restorasyon işlevi yüklenmesi zorunluluğudur.
BUNLARI BAŞARMAK İÇİN BİRLEŞMELİYİZ. Muhalefetteki hiçbir siyasi partiyi dışlamamalıyız.
Birlikten kuvvet doğacağını hepimiz biliyoruz. Peki hangi ilkelerde birleşeceğiz? Ben buna ‘azami
müşterekler’ diyorum:
- Bağımsız Türkiye (Ülke ve toplum çıkarlarını koruyacak şekilde barışçı ve hakça karşılıklı
bağımlılıklar geliştirerek)
- Erdemli toplum (Refaha ulaşmanın en temel basamağının erdemli bireylerden oluşan bir
toplum haline gelmemizin gerekliliği)
- İleri ve tam demokrasi (Bireyle devletin karşı karşıya gelmesi durumunda bireyin korunduğu,
insana ve farklılığa saygı esasına dayalı “ama”sız demokrasi)
Birleşmememiz durumunda ne mi olur? Adalar Belediyesi’ne ait bir binanın mahkeme kararına rağmen
boşaltılmasının polis marifetiyle engellenmesi, Recep Tayyip Erdoğan ve şürekâsının kaybedeceği
bir seçim sonrasında ne tür davranışlarda bulunabileceği, iktidarı kaybetmemek için nasıl
tehlikeli adımlar atabileceği ihtimaline net bir örnek teşkil etmektedir. Bu nedenle, BİZ, BU SEÇİMİ,
SEÇİMLER YAPILMADAN ÇOK DAHA ÖNCE KAZANMALIYIZ. Alacağımız oyların herhangi bir
kuşkuya yer bırakmayacak şekilde, en az %70 olacağını seçimlerden 6 ay önce kamuoyuna göstermeliyiz.
Bunu yapmak, mevcut iktidarın ateşle oynamasının önünde büyük bir caydırıcı engel
olacaktır.
Şu anda yapılan anketlerde Erdoğan’ın seçimi kaybedeceği ile ilgili değerlendirmelerin ihtiyatla karşılanması,
kesinlikle “zaten kazandık” diye düşünülmemesi ve rehavete kapılınmaması gerekir. Havuz
medyasının, seçimlerin ikinci turuna yönelik algı çalışmalarının bir tuzak olduğu da görülmelidir.
Önümüzdeki seçimde muhalefet, Cumhurbaşkanlığı’nı ilk turda ve açık ara ile kazanmalıdır.
İkinci tura kalacak bir seçimde Erdoğan ve şürekâsının ne tür gayri meşru ve tehlikeli girişimlerde
bulunabileceğini tahmin etmek zor değildir.
Saygıdeğer Başkanlar, yeni seçilecek Cumhurbaşkanı’nın görevleri şunlar olmalıdır:
- Yeni Cumhurbaşkanı, toplumun tüm kesimlerinin ve dijital demokrasi olarak tanımladığım
yöntemle, halkın doğrudan katılımını sağlayarak, hazırlanacak yeni anayasa ile parlamenter
sisteme geçilmesi için yapılacak çalışmaları koordine etmeli ve üyesi olduğunuz siyasi partilerle
birlikte bu sürecin toplumsal iletişimini etkili bir şekilde sürdürmelidir.
- Bakanlar Kurulu’nu, bu birlikteliğe katılan partilerle istişare ederek, onların da onayını alacak
şekilde uzlaşmalarla, liyakat ilkesi doğrultusunda oluşturmalıdır.
- Yürütme görevi sırasında öncelikli olarak ele alması gereken konular:
3.1. Toplumun büyük kesimini nefessiz bırakan, yoksulluk, yokluk ve intiharlara yol açan ekonomik
krizi çözecek bir ulusal seferberliği sizlerle birlikte koordine etmeli, asgari ücret ve
diğer düşük ücretlere yönelik düzenlemeleri hayata geçirmelidir. Bugünkü krizin başlıca
nedeninin kurumların bağımsızlığının olmaması, hukuk sisteminin yerle yeksan edilmesi,
ülkemizin güvenilirliğinin kalmaması olduğunu göz önüne aldığımızda atılacak ilk adımların
neler olduğu da kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.
3.2. Kanayan yaralar olarak toplum vicdanında derin acılara sebep olan siyasi tutuklular ve
KHK’lılar sorunlarını hukuk çerçevesinde ortak akılla çözmelidir.
www.serdarsavas.org 3
3.3. Yeni anayasa yürürlüğe girene kadar adalet, hukuk, yargı sistemine yönelik ivedi düzenlemeleri
yine sizlerle birlikte ortak akılla gerçekleştirmelidir.
3.4. Yönetime gelir gelmez, Recep Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetlerinin ülkeye zarar vermiş
olan düzenlemelerini, bu birliktelikte yer alan siyasi partilerle istişare ederek yürürlükten
kaldırmalıdır.
3.5. Erdoğan ve şürekâsının, haksız kazanç amacıyla riskleri daha da artırdığı, büyük İstanbul
depremine yönelik olarak, halkın eğitimi başta olmak üzere, hazırlıklar tamamlanmalıdır.
- Görevde bulunduğu süre içerisinde, tüm sektörlere yönelik düzenleme ve yönetim faaliyetlerini,
bu birlikteliğin içinde yer alan siyasi partilerin katılımını sağlayarak ortak akılla yürütmelidir.
- Bu birlikteliğe katılan partilerin, yeni anayasa çalışmalarına paralel olarak; Siyasi Partiler Kanunu’nun,
demokrasi ve katılımcılık; Seçim Kanunu’nun adalet ve hakkaniyet; İhale Kanunu’nun
etkililik, dürüstlük ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde hazırlamalarına, TBMM’de kabul
edilmesine, bu çalışmaların toplumsal iletişimine destek vermelidir. Ayrıca ‘sessiz anayasa’
olarak da tanımlanan Meclis İçtüzüğü’nün demokratik bir anlayışla yeniden hazırlanması
sağlanmalıdır.
- Hazırlanacak yeni anayasanın kabulünden sonra, görev süresi dolmamış olsa dahi, yeni yasalar
doğrultusunda seçimlerin yenilenmesini sağlamalı, böylece Cumhuriyetimizin 100. yılına
yakışan, muasır medeniyetlerin üzerine çıkma amacı olan Türkiye’nin yolunu açmalıdır.
Tabii ki sizlerin katkı ve önerileri doğrultusunda, saydığım bu görevler üzerinde değişiklikler, geliştirmeler
yapabiliriz.
Değerli Başkanlar,
Yeni Cumhurbaşkanı’nın birinci görevi olarak belirttiğim yeni anayasanın hazırlanma sürecini
koordine etmesini şu şekilde tasavvur ediyorum:
Halkımız, anayasanın kendi günlük yaşamındaki etkilerinin ne olduğunun bilincinde değildir. Bugüne
kadar anayasalar, olağanüstü dönemlerde, o sırada gücü elinde tutanların topluma onaylattığı
metinler olarak sunulmuştur. Anayasa bir kanundur; diğer kanunlardan farkı, normlar hiyerarşisinde
daha yukarda yer almasıdır. Bu kanunun, toplumun değerlerini, özgürlüğünü, insanın değer ve
onurunu, refahını yükseltecek içerikle, bireyin korunmasını sağlayacak ve bireyin kendisini gerçekleştirmesinin
önünü açacak şekilde hazırlanması gerekir. Şu anda yapılan tartışmalar anayasa
üzerindeki değerlendirmeleri ‘ucube başkanlık sistemi’nin değiştirilerek parlamenter sisteme dönüş
alanına sıkıştırmıştır. Oysaki Türkiye’nin tam ve ileri demokratik bir sistem kurmaya yönelik bir anayasaya
ihtiyacı vardır. Önümüzde yeni anayasamızı, tepeden birilerinin dikte etmediği, halkın katılımıyla,
toplumsal farkındalıklar ve uzlaşmalar sağlayacak şekilde, halkın kendi anayasasına sahip
çıkmasını sağlayacak biçimde hazırlama imkânımız vardır. Böylece anayasa hazırlama sürecimiz
olağanlaştırılacak, anayasa ile hukuk düzeni arasındaki ilişki anlaşılacaktır.
Halkımız devleti “baba” olarak tanımlıyor. Otorite figürü ile devleti özdeşleştiriyor, devlete itaati bir
norm haline getiriyor ve bunu, hakları çiğnense dahi, bir vatandaşlık görevi olarak kabulleniyor. Her
ne kadar devleti tanımlarken aile rollerinin kullanılmasını doğru bulmasam da, bu analojiden hareketle,
devletin şefkatli, koruyucu, vatandaşına sevgi ve saygı ile yaklaşan bir aygıt olmasını, hal4
www.serdarsavas.org
kımızın ifadesiyle “Devlet Ana”yı yaratmamızın gerekliliğinin açık olduğunu düşünüyorum. Devlet,
halkı için var olduğu sürece meşru bir yapılanmadır.
Bu süreçte, öncelikle, anayasa ile ilgili tartışmaların kamuoyu önünde, kamuoyunun katılımı ile sürdürülmesi
için bir Anayasa TV kurmalıyız.
Yeni anayasanın kapsamı:
Yeni Cumhurbaşkanı, göreve gelir gelmez, yeni anayasanın içinde hangi konuların düzenlenmesi
gerektiği konusunda bir tartışma başlatmalıdır. Dikkatinizi çekmek isterim ki, bu tartışma anayasanın
içeriği konusunda değil, ‘İçindekiler’ sayfası hakkında olacaktır. Bunlar; insan onuru ve değerini
temel alan insan haklarının düzenlenmesi; Cumhurbaşkanı’nın görev, yetki ve sorumlulukları; parlamentonun
kaç kamaralı olacağı; yasama, yürütme ve yargının birbirlerini denetleyerek ve uyumlu
bir şekilde nasıl çalışacağı yani kuvvetler ayrılığı; merkezi ve yerinden yönetimde dekonsantrasyon
ve desantralizasyon; farklı etnik kimliklerin dil, kültür, eğitim ve benzeri konulardaki düzenlemeleri;
din ve inanç özgürlüğünün güvence altına alınması, laiklik ilkesi kapsamında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın
görev, yetki ve sorumlulukları; eğitim ve sağlık hizmetlerimizin esasları; üniversitelerin
bilimsel, idari ve mali özerklikleri; kadının statüsü, kadına karşı şiddet, bireylerin cinsel yönelimlerinin
insan hakları açısından güvence altına alınması dahil olmak üzere, toplumsal cinsiyet eşitliği;
iş yaşamının ve sendikal hakların düzenlenmesi ve benzeri hususları kapsayabilir. Anayasanın
düzenleyeceği alanlar bu saydıklarımla sınırlı (numerus clausus) olmayıp sözünü ettiğim tartışma
döneminde, sizlerin de katkısıyla, ortaya konacaktır. 3-6 ay kadar zaman alacağını tahmin ettiğim
bu dönemin akabinde yeni anayasanın içerik tartışmalarına geçilecektir.
Yeni anayasanın içeriği:
İçerik tartışmaları sırasında, yeni anayasanın kapsamının belirlendiği süreçte ortaya konmuş olan
her konu ayrı ayrı ele alınacaktır. Anayasa TV’deki oturumlarda, açık oturumlarda, programlarda;
siyasi parti temsilcileri, meslek örgütleri, sendikalar, işverenler, STK’lar, akademisyenler, gazeteciler,
sanatçılar, her alandan kanaat önderleri, kadınlar, gençler, farklı inançlara mensup kişiler, çeşitli
etnik kökene mensup bireyler, LGBTİ bireyler, vatandaşlar ve toplumun her kesimi görüşlerini dile
getirecektir. Önerdiğim Dijital Demokrasi Platformu’nda vatandaşlar da tartışmalara doğrudan katılabilecektir.
Ekranlarda, toplantılarda bu tartışmaların yönetimini yapacak kişiler farklı görüşlerin
dile getirilmesindeki argümanları, dayanak noktalarını ortaya çıkarmaya gayret edecek, önerilerin
muhtemel olumlu ve olumsuz yönlerini ortaya koyacak, avantaj ve dezavantajlarını gösterecek
şekilde düzeyli bir fikir alışverişi ortamını tüm farklı görüşlere saygılı ve eşit mesafede sağlamaya
gayret edeceklerdir.
Bu süreçte, halkımızın; yaş, cinsiyet, dini inanç, siyasi görüş, etnik köken, coğrafi dağılım gibi demografik
özelliklerini yansıtan, takribi 40.000 kişilik bir örneklem seçilerek bu kişilerin, bir nevi tüketici
paneli gibi, yapılan tartışmalarla ilgili geri bildirimlerini elektronik ortamda sunmaları sağlanacaktır.
Cumhurbaşkanı’nın görevi tüm görüşlerin yer alacağı, argümanların ve analizlerin yansıtılacağı
raporlar hazırlanmasını sağlamak, tartışmalardaki farklı görüşleri objektif olarak ortaya koyacak iletişim
yapmak olacaktır. 1,5-2 yıl kadar zaman alacağını öngördüğüm bu süreç sonunda toplumun
istek ve beklentilerini çoğulcu bir şekilde yansıtacak, ileri ve tam demokratik, parlamenter sisteme
yönelik anayasa taslağı hazırlanacaktır. Bu taslakta bir konu hakkında toplumun % 95’i hemfikir
olsa dahi geriye kalan % 5’in endişeleri anlaşılacak ve bunları giderecek, çoğulculuğu sağlayacak
düzenlemeler yapılacaktır.
www.serdarsavas.org 5
Hazırlanan yeni anayasa taslağının kanunlaşması
Hazırlanacak bu yeni anayasa taslağı, hukuki niteliği bakımından, mevcut anayasanın değiştirilmesi
(tadili) şeklinde tanımlanırsa, Meclis’te de yeterli çoğunluk elde edilirse yürürlüğe girecektir. Gerekli
çoğunluk elde edilemezse referanduma götürülecektir. Eğer yapılan çalışmalar hukuki olarak
anayasa değişikliği değil de yeni bir anayasa hazırlanması olarak tanımlanırsa (tebdili), önce bir
referanduma gidilerek yeni bir anayasa hazırlanıp hazırlanmaması halk oyuna sunulacaktır. Bu referandumun
yeni anayasa hazırlanmasının kabulüyle sonuçlanması halinde bu kez iki kamaralı bir
Anayasa Meclisi oluşturmak üzere barajsız bir seçim yapılacaktır. Anayasa Meclisi’nin çalışma alanı
olarak Beştepe’deki sarayı öneriyorum. Seçilmiş Cumhurbaşkanı ve TBMM rutin görevlerine devam
ederken, Anayasa Meclisi, hazırlanmış olan anayasa taslağı üzerinde çalışarak son halini verecek
ve bu taslak referanduma sunulacaktır.
Yeni anayasanın hazırlanması için neden böyle bir sürece ihtiyaç olduğu sorusu akıllara gelebilir.
Açıklayayım:
- Halkımız ilk kez bir anayasa hazırlama sürecine dahil edilecektir: 1808’deki Sened-i İttifak’tan
bu yana; 1876, 1908, 1921, 1924, 1961, 1982 anayasaları ve bunlar üzerinde yapılan
değişiklikler halkımızla tartışılmamış, halkımız herhangi bir anayasanın hazırlanma sürecine
dahil edilmemiş, bu nedenle toplumsal bir anayasa bilinci oluşmamıştır. Tanımladığım süreç
halkımıza anayasanın ne olduğunu, neden önemli olduğunu ve işlevinin nasıl gerçekleşeceğini
gösterecektir.
- Halkımız bir ‘Toplumsal Sözleşme’ hazırlayacaktır: Tartışma ve uzlaşma kültürü olmadan,
birbirini dinlemeden, anlamadan, birbiriyle eş duyum kurmadan ortaya çıkan derinliksiz kutuplaşmalar
toplumsal dokumuzu zedelemiştir. Bu süreç bütün konuların tabulaştırılmadan
tartışılmasını sağlayacağı için toplumsal uzlaşmanın kapılarını açacak, bir ‘Toplumsal Sözleşme’nin
ortaya konmasını sağlayacaktır. Siyasi partilerin, kendi hazırladıkları anayasa taslağı
metinlerini halkın önüne koyarak yapılacak bir tartışma yine kutuplaşmalara yol açacak,
içerikten yoksun, popülist, demokrasiyi yüzeyselleştiren bir yaklaşım olacaktır. Anayasanın,
her yurttaşın katılımına açık bir şekilde hazırlanması, halkımıza ilk kez şeffaf, katılımcı ve çoğulcu
demokrasinin ne olduğunu yaşayarak görme imkânı verecektir.
- Halkımız anayasasına sahip çıkmanın önemini anlayacaktır: Halkımıza bugüne kadar
anayasayı çiğnemekle sakız çiğnemenin farkı anlatılmamış, dolayısıyla anayasayı çiğneyen,
Anayasa Mahkemesi kararlarını hiçe sayan sorumsuz siyasetçilere tepki göstermemiştir.
Oysaki halkımız, kendi emeğiyle ortaya koyduğu anayasanın bu tür siyasetçiler tarafından
çiğnenmesi karşısında anayasasına sahip çıkacaktır. İnsan derisi ile kaplı olduğu söylenen
Fransız Anayasası’nı ya da büyük acılarla hazırlanmış Amerikan veya Alman Anayasası’nı
çiğnemek bu ülkelerin siyasetçilerinin aklından dahi geçemez.
6 www.serdarsavas.org
Saygıdeğer Başkanlar,
Bu görevleri yerine getirecek bir Cumhurbaşkanı’nda bulunması gereken özellikleri şu şekilde
sıralayabilirim:
- Seçilecek Cumhurbaşkanı; halkımızın siyasi, dini, etnik, sosyo-kültürel farklılıklarını göz önünde
tutmadan toplumun tüm kesimlerini kucaklayacak ve birleştirici olabilecek bir kişi olmalıdır.
- Erdemleri, bilgi birikimi, deneyimleri, kişilik bütünlüğü, tutarlılığı, konulara ve sorunlara hakimiyeti,
kültürü, enerji düzeyi, vizyonu, düşüncelerini yazılı ve sözlü olarak doğru ifade edebilme
özellikleriyle bu görevi yerine getirecek kapasiteye sahip olmalıdır.
- Yukarıda açıkladığım süreçleri yönetebilecek, proje mantığı ile çalışabilecek, rasyonel bir
kapasitesinin bulunması gerekir.
- Türkiye’nin ağır yaralar almış itibarını yükseltecek şekilde uluslararası ilişkilerde yabancı dil,
diplomasi ve protokol bilgisine sahip olmalıdır.
- Geçmişinde toz zerresi kadar bir kir bulunmamalıdır.
- Güvenilir, sözüne sadık, popülizmin ucuz yöntemlerine başvurmayacak, cesur ve kararlı bir
kişi olmalıdır.
Bu saydığım özelliklere tabii ki sizler de başka kriterler ekleyebilirsiniz.
Aşağıda sizlerin ortak bir adayla seçimlere girmeniz açısından önerimi paylaşıyorum:
Sizler, biraraya gelerek, belirlenen kriterler çerçevesinde aday olmasını uygun bulduğunuz kişiler
ile görüşüp ortak olarak çıkarabileceğiniz aday adaylarını belirlemelisiniz diye düşünüyorum. Beni
de bu listede değerlendirirseniz memnun olurum. Uygun bulmazsanız da bir itirazım olmaz. Diyelim
ki üç aday adayı üzerinde mutabakata vardınız. Ben de, eğer halkımdan 100.000 imza gönüllüsü
bana destek verirse, kendimi halkın adayı olarak +1 şeklinde bu listeye eklemiş olacağım. Böylece
toplam 4 aday adayı olduk. Sizler, partilerin üst düzey yöneticileri olarak televizyon ekranlarında
bu aday adaylarını karşınıza alın, onlara ülkemizin ve halkımızın tüm sorunları, çözüm yolları, yeni
anayasanın hazırlanma süreci, hükümeti nasıl yöneteceği gibi konularda saatlerce sorular sorun.
Bu programlar 10-15-20 saat sürsün. Birkaç saat içerisinde siz yorulunca yerinizi başka yetkililere
bırakın ama bizim Cumhurbaşkanı aday adayları olarak yorulma lüksümüz olmamalı. Çünkü
Türkiye’yi bu kritik dönemden geçirecek Cumhurbaşkanı’nın gerektiğinde uyumadan saatlerce çalışması
gerekecek. Hangimizin 3 saat sonra uykusu geliyor, hangimizin aklı karışıp dili dolanıyor,
hangimiz 15 saat müddetle sorulara cevap verirken kendi içinde çelişkiye düşüyor görelim. Ertesi
gün gazeteciler bizi sorgulasınlar, daha sonra her gün, akademisyenler, hukukçular, ekonomistler,
işçiler, sendika yöneticileri, köylüler, çiftçiler, kadınlar, gençler, LGBTİ bireyler, farklı coğrafi bölgelerde
yaşayan yurttaşlar, farklı inanç kesimlerine mensup bireyler, KHK’lılar, öğretmenler, eğitimciler,
hekimler, hemşireler, diğer sağlıkçılar, iş insanları, sanayiciler, ihracatçılar, denizciler, balıkçılar,
pilotlar, hostesler, mühendisler, şoförler, demiryolcular, esnaf, dış politika uzmanları, stratejistler ve
aklınıza gelebilecek toplumun her kesiminden yurttaşlarımız bizi sorgulasın. Bu programlar da en
az 3 ay sürsün. Bu tartışmalarda hiçbir konu tabu olarak görülmesin. Böylece sizler ve halkımız
aday adaylarını derinlemesine tanıyın. Halkın göstereceği teveccüh ve sizlerin değerlendirmeleriyle
bu kişilerden birini Cumhurbaşkanlığı seçimleri için ortak aday olarak belirleyin. Böyle şeffaf ve düwww.
serdarsavas.org 7
rüst bir süreç sonucunda benim dışımda bir aday belirlenirse, ben de var gücümle, hiçbir komplekse
kapılmadan onun çalışmalarına destek verir, bilgi birikimimi, deneyimlerimi, projelerimi kendisiyle
paylaşır, konuşmalarını hazırlar, onunla birlikte adım adım Türkiye’yi gezerim. Önemli olan Serdar
Savaş’ın Cumhurbaşkanı olması değil; ülkemizin içine düşürüldüğü bu girdaptan çıkarmakta birleştirici
ve yol açıcı kapasitesi olan bir yurttaşımızın Recep Tayyip Erdoğan ve şürekâsını ezip geçecek
ortak bir Cumhurbaşkanı adayı olarak belirlenmesidir.
Saygıdeğer Başkanlar,
Muhalefetin ortak adayı olarak belirlenecek kişiyi ortaya koyacak olan bu süreç halkın ilgisini ve merakını,
sizlere ve aday adaylarına yönelterek ülke gündemine ana konu olarak yerleşecektir. Kısır
siyasetten bitap düşmüş halkımız yeni bir heyecanla ülkemizin ve toplumumuzun gerçek sorunlarının
ele alınacağı bu sürece dahil olarak umutlarını yeşertecek, coşku duyacaktır. 2022 yılının
ortalarında başlamasını önerdiğim bu süreç 6 ay sürmeli ve 2022 sonunda muhalefetin ortak Cumhurbaşkanı
adayı açıklanmalıdır. Zaten o vakte kadar toplumun en az %70’nin bu aday etrafında
kenetleneceğini göreceğiz. Seçimlerden 6 ay önce zaferimizi ilan edeceğiz. Bu durum Recep Tayyip
Erdoğan ve şürekâsının hukuk dışı, gayri meşru maceralara girmesinin önünü kesecektir.
Bu önerime 3 noktadan itiraz gelebilir:
- Erken Seçim: Mevcut Anayasa ve yasalarda erken seçim diye bir düzenleme yoktur. Ya
Cumhurbaşkanı Meclis’i feshederek seçimlerin yenilenmesine karar verebilir, ki bu durumda
Recep Tayyip Erdoğan aday olamaz ya da Meclis kendisini feshederek seçimlerin yenilenmesi
yoluna gider ki bunun da muhalefetin desteği olmadan yapılması mümkün değildir. Bunların
dışında, Recep Tayyip Erdoğan’ın şu anda yoklamasını yaptığı, bir anayasa değişikliğiyle
parlamenter sisteme geçiş kurnazlıkları karşısında bu tür ayak oyunlarına kanmayacağınızı
ümit ediyorum. Bu nedenlerle seçimlerin zamanında, 2023 yılının Haziran’ında yapılmasından
yana kararlılık göstermeli, seçimleri ezici bir çoğunlukla kazanmalı ve Cumhuriyetimizin
- yılını muazzam bir çoşkuyla, birlikte kutlamalıyız.
- 2023’te Erdoğan’ın aday olamaması konusu: Aslında iki dönem Cumhurbaşkanlığı yapmış
olan Erdoğan’ın hukuki olarak 2023’te tekrar aday olması mümkün değildir. Ne var ki bizler
böyle bir tezi savunarak kendisinin eline koz vermemeli, onun 2023 seçimlerindeki adaylığına
itiraz etmemeli ve kendi çalışmalarımızla, halkımızın yüzyıllardan süzülerek gelen ferasetine
güvenerek, bu diktatörlük heveslisine seçmenlerimizin büyük bir hezimet yaşatmasının yolunu
açmalıyız.
- “Adayımızı erken açıklarsak yıpratılır”: Çıkaracağımız aday adaylarının yıpratılabilecek bir
yönü olmamalıdır. Yukarıda belirttiğim, yeni Cumhurbaşkanı’nda bulunması gereken özellikler
doğrultusunda adaylar belirlediğinizde, onlara yapılacak her saldırı; mesnetsiz, tutarsız, ilkesiz
kalacaktır. Aday adaylarımız saldırılar karşısında kendilerini daha iyi ifade edebilecek ve daha
derin yönlerini gösterebilecek, böylece daha da güçleneceklerdir. Kaldı ki, aday adaylarının
yıpratılabilecek yönleri varsa, bu süreçte ortaya çıkacağı için aday olarak belirlenmeyecek,
önce test edilip sonra onaylanmış olacaklardır. Kendi adıma şunu söylemek isterim ki, beni
yıpratmak için gösterilecek her çaba sonuçsuz kalır. Kendime, geçmişime, bilgime, deneyimlerime,
dürüstlüğüme ve yeteneklerime, Rabbimin izniyle, son derece güvenirim. Halkımızın
deyimiyle “rüzgar kayadan ancak toz alır”.
8 www.serdarsavas.org
Saygıdeğer Başkanlar,
Önerdiğim yöntem kabul edilirse sizler çalışmalarınızı bütünüyle milletvekili seçimlerine yoğunlaştırabileceksiniz.
Amacımız Demokrasi İçin Birlik partileri olarak toplam en az 400 milletvekili çıkarmak
olmalıdır.
Tarihi bir kavşakta, tarihi sorumluluk altındayız. Bugünkü koşullar, CUMHURİYETİMİZİ DEMOKRASİ
İLE TAÇLANDIRMAK için önümüze altın tepside bir fırsat sunmaktadır. Ne olur, mahalle baskısından
kurtulalım, kendi partilerimiz açısından hesapları bir kenara bırakıp cesur adımlar atalım.
Göreceksiniz oylarımız bu yaklaşımla çok daha fazla artacaktır.
Ben şu anda Sarı Otobüs’le Türkiye’yi il il dolaşıyorum. Düşüncelerimizi yurttaşlarımıza birebir
anlatıyorum. Bana randevu vermeyi uygun bulan il teşkilatlarınızı ziyaret ediyorum. Yapıcı diyalog
kuran, eşduyum sağlayan söylemlerimle, güzel halkımızı birleştirmeye emek harcıyorum. Bu yoğun
çalışmalarımda bana gece gündüz destek veren fedakâr, erdemli Ateş Böceklerimizle halkımıza
ulaşıyorum.
Bu mektupta anlattıklarımı sizinle birlikte değerlendirmek, sorularınızı cevaplamak, önerilerinizi ve
eleştirilerinizi almak üzere istediğiniz yer ve zamanda yüz yüze görüşebilmek üzere randevu talebimi
yineliyorum.
Mektubumu bitirmeden şunu da ekleyeyim: Cumhurbaşkanı seçilmem halinde, çalışma ofisim güzel
Atatürk’ümün Çankaya Köşkü, ikametgâhım Yıldız Mahallesi civarında normal bir apartman dairesi
olacaktır. Maaşımın kendime alacağım kısmı, Bilecik’te öğretmenlik yapan 10 yıllık bir memurunkine
eşdeğer olacaktır. Türkiye’de üretilmiş bir araç olarak kullanacağım makam arabam normal
trafikte gidecek, kırmızı ışıkta duracak, yol üstünlüğü olmayacaktır. Cumhurbaşkanı olarak hayat
standardım halkımın ortalamasında olacaktır. İtibarı; görgüsüz, israfla ve savurganlıkla, tüyü bitmemiş
yetimden çalınan paralarla değil, kişiliğim, erdemlerim, yaşam tarzım, bilgim, özünü sindirdiğim
demokrasi anlayışım ve devlet vakarımla elde edeceğim.
İleri ve tam demokratik bir Türkiye’ye ulaşmak amacıyla ‘Demokrasi İçin Birlik’ bütünleşmesini
oluşturmamız ümidiyle sizlere Ateş Böceği ışığımla yürekten sevgilerimi ve içten saygılarımı
sunuyorum.
Dr. Serdar Savaş
Birleştirici Cumhurbaşkanı Adayı
Yeni Soluk
Yorum Yap