CHP’li Toprak: “Erdoğan, Joe Biden’ın karşısında suskun kalmayı tercih ediyor!”

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, “ABD Başkanı Joe Biden’ın Ulusal Acil Durum Kararnamesi’nde Türkiye’ye yönelttiği ağır suçlamalar kabul edilemez. Ay sonunda Roma’da CB Erdoğan ile bir araya geleceği açıklanan Biden’ın görüşme öncesinde Suriye’deki durumdan Türkiye’yi sorumlu tutması, NATO müttefikini ‘tehdit’ olarak nitelendirip, sivillere saldırmak ve IŞİD’le mücadeleye zarar vermekle itham etmesi şimdiden Roma görüşmesinin atmosferini zehirlemektir!” dedi.

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak dış politikaya ilişkin yaptığı açıklamada şunlara değindi.

BİDEN TÜRKİYE’YE AĞIR SUÇLAMALAR YÖNELTİYOR

Ay sonunda Roma’daki G20 zirvesinde CB Erdoğan ile ikili görüşmede bir araya geleceği açıklanan ABD Başkanı Joe Biden, Türkiye’ye yönelttiği ithamlar ile bugünden Roma görüşmesinin sonuçsuz ve ikili ilişkilerdeki sorunlar açısından çözümsüz bir görüşme olacağının işaretini verdi. ABD Başkanı ‘Suriye’deki ve Suriye ile ilişkili Durum Hakkında 13894 sayılı Ulusal Acil Durum Kararnamesi’nin bir yıl daha uzatılmasına karar verdiğini belirterek, ABD Kongresi’ne gönderdiği kararnamede Türkiye’ye ağır suçlamalar yönelterek, Türkiye’nin Suriye’deki durumun önde gelen sorumlularından birisi olduğunu iddia etti. CB Erdoğan New York dönüşü NATO müttefiki olan ABD ve Türkiye arasındaki ilişkilerin bu noktada olmasının kabul edilemeyeceğini belirterek; ‘bu gidiş hayra alamet değil, daha önceki hiçbir başkan ile bu konuma gelmedim’ demişti. Şimdi ise ABD Başkanı, doğrudan NATO müttefiki Türkiye’yi ABD’nin ulusal güvenliğine ve dış politikasına ‘tehdit’ olarak ilan ediyor. Böyle bir itham hiçbir şekilde kabul edilemez. Türkiye’nin IŞİD’le mücadeleye zarar vermekle, sivillerin hayatını tehlikeye atmakla suçlanması yanında bölgede barışı, güvenliği ve istikrarı zedeleyen bir tehdit unsuru olarak nitelendirilmesi, en sert şekilde tepki verilmesini gerektiren bir ithamdır. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun sözleri dışında, CB Erdoğan’dan, CB sözcüsünden, Milli Savunma Bakanı’ndan, CB İletişim Başkanından bu ağır ifadelere ve suçlamalara karşı sergilenen tavır aynı. İzlenen tutum sessizlikten ibaret!

İKTİDAR, BİDEN’IN TÜRKİYE’NİN SİVİLLERİ KATLEDEN TANIMLAMASINA SUSKUN KALIYOR!

Roma randevusunun iptal edilmemesi için anlaşılan CB Erdoğan ve yönetimi; Biden’ın Türkiye’yi tehdit unsuru, istikrar ve barış düşmanı, sivilleri katleden bir kimlikte tanımlamasına suskun kalmayı tercih ediyor!

Kanımca çok daha ileri düzeyde bir tavır alınmalı ve tepki gösterilmeli. Biden’ın mevkidaşı olarak en başta CB Erdoğan bu suçlama ve ithamlara tepkisini ortaya koymalı. Gerekirse Roma’da Biden ile görüşmesini de iptal etmeli. Zaten Biden’ın bu açıklamaları sonrasında Roma buluşması en baştan bir formaliteye ve görüntü verme buluşmasına dönüştü.

Biden’ın Kongre’ye gönderdiği bu kararname ve yer verdiği açıklamalardan önce, ABD’de bulunan Kuzey Suriye Kürt Heyeti, Rojava Demokratik Meclisi Temsilcilerinin Başkanı İlham Ahmed, Beyaz Saray, ABD Dışişleri ve Kongre üyeleriyle yaptıkları görüşmelerin çok olumlu geçtiğini, Biden yönetiminin SDG-YPG-PYD’ye ‘tam desteğinin’ teyit edildiğini açıkladı. İlhan Ahmed “Biden yönetimi, IŞİD'i yok etmek ve Kuzey Doğu Suriye'de altyapı inşa etmek için ne gerekiyorsa yapacaklarına söz verdiler. Suriye'de kalacaklarını ve geri çekilmeyeceklerini, IŞİD'le savaşmaya devam edeceklerini söylediler. Trump yönetimi sırasında ve Afgan geri çekilmesi sırasında tavırları belirsizdi, ancak bu sefer her şeyi en üst düzeyde netleştirdiler” dedi.

“ABD, NATO MÜTTEFİKİNİ TEHDİT, PKK UZANTISI SDG-PYD’Yİ İSE YAKIN MÜTTEFİK GÖRÜYOR”

NATO müttefikini tehdit olarak gören, PKK uzantısı SDG-PYD’yi ise en yakın müttefik diye nitelendiren ABD yönetiminin verdiği bu taahhütler, aynı zamanda Kuzey Suriye’de Özerk Kürt Federasyonu’nun temellerinin atılacağı, imar ve inşasına ABD’nin sonuna kadar katkı vereceği, bunun için de desteğini sürdüreceği mesajıdır.

Daha önce de vurguladığım gibi, son dönemde Suriye’de iş birliğini artıran Rusya ve ABD, aynı zamanda Kuzey Suriye’de de SDG-PYD-YPG’yi meşru muhatap kabul edip birlikte destekliyorlar. Rojava Kürt Özerk Federe Bölgesi’nin kurulması, korunması, altyapısının imar ve inşasını ABD, Kürt Federasyonu’nun Şam yönetimi ile diyalog ve uzlaşma zeminini sağlama misyonunu ise Rusya üstleniyor. Bilindiği gibi İlham Ahmed başkanlığındaki Rojava heyeti Washington’dan önce Moskova’da idi. Bu çerçevede Rusya ve Esad’ın İdlib operasyonuna ABD’nin destek ve onayından söz edebiliriz. Rusya M4 yolunu her koşulda açmakta kararlı. Türkiye’ye bölgeden çekilmesi için baskılarını ve taleplerini artırdı.

TÜRKİYE’Yİ SIKIŞTIRIP, BASKILAMAK İSTİYOR

Ayrıca 10 yıl aradan sonra Suriye-Ürdün arasında ilk resmi temas Esad-Kral Abdullah görüşmesiyle gerçekleşti. Bu, Suriye’nin Arap Birliği’ne dönüşünün kapısının aralandığı anlamına geliyor. Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şukri, geçen hafta Moskova’da Sergey Lavrov ile bir araya gelerek Suriye ve Libya konusunu ele aldılar. Suriye’nin Arap Birliği’ne dönüşü yanında Türkiye’nin Suriye ve Libya’dan askerlerini çekme konusu, Rusya ve Mısır’ın mutabakata vardığı başlıklardı. O nedenle Biden’ın Türkiye’ye yönelttiği ağır ithamları da bu çerçevede değerlendirmek, çok yönlü şekilde Türkiye’yi sıkıştırıp, baskılamak stratejisinin diğer ayağı olarak görmek yanlış olmaz.