Özgür Özel’in, Ferdi Zeyrek’e duygusal vedası yılın karesi oldu
CHP'li Erdoğan Toprak’tan Haftalık Değerlendirme Raporu /12 Mart 2023
Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak her hafta kamuoyu ile paylaştığı İç politika, dış politika ve ekonomi başlıklı ‘Haftalık Değerlendirme Raporu’nu yayımladı.
12 Mart 2023 tarihli haftalık değerlendirme raporu şöyle:
SICAK GÜNDEM
- Türkiye’nin uluslararası uyuşturucu trafiğinin en önemli küresel geçiş noktalarından birisi haline geldiğini içeren Birleşmiş Milletler Narkotik Kontrol Kurulu’nun 2022 Raporu, ülkemizin saygınlığı ve uluslararası alandaki algısı açısından son derece üzücüdür!
- 250 gramlık ramazan pidesi 5 TL iken bu yıl yaklaşan ramazan öncesi açıklanan pide fiyatı 10 TL! Enflasyonun yüzde 55’e gerilediğini iddia eden iktidarın bu söylemine karşılık pideye yapılan yüzde 100 zam, temel gıdası ekmek olan milyonların açlıkla test edilmesidir!
İÇ POLİTİKA
- 14 Mayıs, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında bir dönüm noktasıdır. Ülkemizin dört bir yanında geleceğine umutla bakan milyonların oylarıyla tarihte yeni bir milat yazılacaktır. Tüm dünya Türkiye’de yeni bir dönemin ilanına tanık olacaktır!
- Türkiye; Uluslararası Demokrasi, Özgürlük, İnsan Hakları Kuruluşu Freedom Houes’ın ‘Dünyada Özgürlük 2023’ raporunda, 195 ülke arasında ‘Özgür Olmayan Ülkeler’ kategorisinde yer aldı. Demokrasi liginin en alt sıralarına geriledi!
EKONOMİ
- İşsizlik yüzde 9,7 ile yeniden tek haneli rakamlara indi. İşsiz sayısı bir önceki aya göre 166 bin kişi azaldı. Buna karşılık atıl işgücü olarak nitelendirilen geniş tanımlı işsizlik artış göstererek yüzde 22’ye yükseldi. 15-24 yaş arası genç işsizler yüzde 20’yi aştı!
- Kamu bankaları tarafından depremzedelere yönelik olarak başlatılan ‘düşük faizli özel ihtiyaç kredisi’ kampanyasında, düşük faiz vaadi 72 saatte yüzde 60 artırıldı! Yüzde 0,99 olarak açıklanan faiz oranı üç günde yüzde 1,59’a yükseltildi!
- Suudi Arabistan Kalkınma Fonu’nun Merkez Bankası’na 5 milyar dolarlık ‘mevduat’ yatırmasına ilişkin anlaşma imzalandı. Azerbaycan Devlet Petrol Fonu Sofaz, 1 milyar euroluk mevduat hesabının vadesini uzattı. Seçim amaçlı finansal dış destekler devrede!
TARIM
- Gübre ve mazot desteği ödemeleriyle ilgili uygulamada tam bir kaos ve kargaşa yaşanırken, desteğin 70 ilde ayni, deprem bölgesindeki 11 ilde ise nakdi olarak ödenmesi mağduriyetleri zirveye çıkarttı!
DIŞ POLİTİKA
- Rusya’nın aracılığıyla Türkiye-Suriye arasında başlatılan normalleşme müzakerelerinde, Esad’ın ısrarı ve İran’ın devreye girmesiyle müzakereler ‘dörtlü formata’ dönüştü ve müzakerelerde İran’ın da yer alacağı açıklandı!
- ABD Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanının aynı günlerde Suriye ve Irak’ı ziyaret etmeleri, buradaki Amerikan güçlerinin geri çekilmeyeceğini ifade etmeleri, ABD’nin yeni bir stratejiye yöneldiğini ve petrol bölgesini boş bırakmayacağını gösteriyor!
- Birleşmiş Milletler Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (International Narcotic Control Board-INCB), 9 Mart’ta yayınladığı 2022 Raporunda; Türkiye’nin kokain, eroin, esrar, metamfetamin vb. birçok uyuşturucunun Ortadoğu ve Avrupa pazarlarına ulaştırılmasında küresel merkez ve geçiş noktası haline geldiği, vurgulanıyor.
Türkiye’nin uluslararası uyuşturucu trafiğinin en önemli küresel geçiş noktalarından birisi haline geldiğini içeren Birleşmiş Milletler (BM) Narkotik Kontrol Kurulu’nun 2022 Raporu ülkemizin saygınlığı, uluslararası alandaki algısı açısından son derece üzücüdür.
- Tü rkiye’nin kü resel üyüştürücü ticareti ve pazarlanmasında ana aktö rlerden birisi öldüğ ünün 160 sayfalık BM rapöründa ğeniş şekilde yer alması, iktidarın üyüştürücüyla mü cadele sö ylemlerinin tam aksini yansıtmaktadır.
Ülkemizin uluslararası uyuşturucu baronlarının, sanal bahisçilerin küresel suç örgütleri ve mafya yapılanmalarının adresi haline gelmesi, yasa dışı güçlerin mücadele ve silahlı çatışmalarının aleni şekilde sokaklara taşması gündelik sıradan olaylar haline geldi.
BM uyuşturucu raporunda, Güney Amerika’dan Türkiye’ye yönelik kokain trafiğinin büyük miktarlara ulaştığı gerek Ekvador, Panama, Brezilya, Kolombiya gibi ülkelerden Türkiye’ye sevk edilen konteynerlerde gerekse Aliağa, Mersin, Derince vb. varış limanlarında ele geçirilen kokainlerin yakalanamayan uyuşturucunun miktarı konusunda endişeleri büyüttüğü kaydediliyor.
Kokainin yanı sıra küresel eroin kaçakçılığının yarısından fazlasının Türkiye üzerinden Balkan rotasıyla Avrupa’ya ulaştırıldığı, 2020’de COVID19 pandemisiyle uygulanan kısıtlamaların uyuşturucu miktarında düşüşe yol açmasına karşılık 2021’den itibaren başta eroin ve kokain olmak üzere uyuşturucu ticaretinin salgın öncesi seviyelere geldiği belirtiliyor. BM raporundaki rakamlara göre 2019’da 13,2 ton eroinin yakalandığı Türkiye’de 2021 yılında bu miktarın yüzde 70 artışla 22,2 tona çıktığına dikkat çekilirken, Türkiye’nin metamfetamin kaçakçılığının ana rotalarından birisi konumuna geldiği, 2019’da 1 ton metamfetamin yakalanırken, 2020 yılında bu miktarın 4,1 tona, 2021 yılındaysa 5,5 tona ulaştığı kaydedildi.
- İ stanbül Havalimanı karğö terminalinde ve Tü rkiye sınır kapılarında 2022’nin ilk yarısında yakalanan metamfetamin ise 1018 töna ülaştı.
Türkiye’de başta metamfetamin olmak üzere uyuşturucu kullanımındaki artışın ‘halk sağlığı için büyük bir tehdit haline geldiği, uyuşturucudan ölümlerin hızla arttığı’ belirtildi. Bunda ‘daha kolay ulaşılan, daha ucuz, sentetik uyuşturucu kullanımındaki yükselişin etkili olduğuna’ dikkat çekiliyor.
Ü lkemizin, dü nya üyüştürücü ticaretinin ana aktö rlerinden birisi ölarak anılması, kü resel üyüştürücü trafiğ inin en ö nemli ğeçiş nöktası haline ğeldiğ inin BM rapörüyla tespit edilerek ve dü nyaya düyürülmasında en bü yü k etken İKTİDARIN MÜCADELEDEKİ YETERSİZLİĞİDİR.
Geçen yıl 250 gramlık ramazan pidesi 5 TL iken bu yıl yaklaşan ramazan öncesi açıklanan pide fiyatı 10 TL! Resmi enflasyonun yüzde 55’e gerilediğini iddia eden iktidarın bu söylemine karşılık pideye yapılan yüzde 100 zam, temel gıdası ekmek olan milyonların açlıkla test edilmesidir. Asgari ücretli 4 kişilik bir ailenin iftar sofrasında ramazan pidesi erişilmez olacak!
23 Mart’tan itibaren başlayacak Ramazan’a on gün kala iftar sofralarının vazgeçilmezi ramazan pidesinin yüzde 100 zamlanması, dar gelirli geniş kesimlerin pideyi sadece fırın vitrinlerinde izlemesine neden olacak. Geçen yıl 250 gramlık ramazan pidesinin fiyatı 5 TL iken, bu yıl 300 gramlık pidenin fiyatının 10 TL’ye yükseltilmesi, geleneksel ramazan pidesinin ‘tadımlık’ olacağını ya da pek çok ailenin ramazan pidesine erişemeyeceğini gösteriyor. Asgari ücretli 4 kişilik bir aile ramazan boyunca kişi başına bir pide tüketse, günlük 40 TL ve ramazan boyunca 30 günde 1200 TL’yi sadece pideye ayırmak zorunda. Daha kalabalık ailelerin pideye ayıracakları bütçe ise 1500-2000 TL’ye kadar çıkabilecek.
Normal ekmek fiyatı yılbaşında yüzde 50 zamla 5 TL’ye çıkarken, simit fiyatı ise geçen aydan bu yana 7,5 TL oldu. Yoksul, dar gelirli ailelerin ağırlıklı gıdası olan ekmek, simit ve şimdi de ramazan pidesi fiyatlarının ulaştığı tutarlar, insanların en temel gıda ihtiyaçlarını karşılamakta bile zorlandıklarını, ekmeğin, simidin, pidenin yanında tüketilecek çay, peynir vb. katıkların ise lüks haline geldiğini ortaya koyuyor.
Fırıncılar Esnaf Odası doğal olarak un, elektrik, doğalgaz, su, işçilik, kira, nakliye ve girdi fiyatlarındaki artışların üç haneli olduğunu, yüzde 55 olarak açıklanan resmi enflasyonun gerçeklerle bağdaşmadığını belirterek ramazan pidesine yüzde 100 zam yapılmasının kaçınılmaz hale geldiğini savunuyor.
✓ Dü nya Bankası sıralamasında, gıda enflasyonunda dünya beşincisi ölan Tü rkiye, aylardır ğıda fiyat artışlarında zirvedeki yerini körüyör.
İktidar artık göstermelik etiket denetimlerini, market zincirlerini suçlayıp yüklü para cezaları kesmeyi gündeminden çıkartarak bir kenara bıraktı. İnsanların gıdaya erişim sorunu gittikçe ağırlaşırken, ne yapacağını bilmez haldeki iktidar bir hafta önce domates ihracatına getirdiği yasağı, domates üreticilerinin ve ihracatçıların protestoları üzerine geçen hafta iptal etti. Et fiyatlarına yüzde 30 daha zam yapıldı ve kıymanın, kuşbaşı etin kilosu kasaplarda, şarküterilerde 300 TL’ye dayandı. Et ve Süt Kurumu satış mağazaları önünde binlerce kişi, sabahın karanlığında daha ucuza et alabilmek için kuyruğa giriyor.
Deprem bö lğesinde dürümün çök daha vahim öldüğ ü, yardımların yavaşlamaya başladığ ı, çadır sörününün hala çö zü lemediğ i, başta sü ölmak ü zere temel ihtiyaçların karşılanmasında ciddi sıkıntıların yaşandığ ı bizzat sahada ziyaretlerdeki ğö zlem ve tespitlerimiz. 6 Şübat’tan bü yana ğeçen yaklaşık 1,5 ayda en temel sörünların çö zü mü ndeki yetersizlik ve örğanizasyönsüzlüklar devam ediyör. İktidarın en başta halkın temel gıdaya makul fiyatlarla erişimini sağlamak için acil önlemler alması elzem hale gelmiştir!
14 Mayıs, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında bir dönüm noktasıdır. Türkiye Baharının başlangıcı, bahar bayramıyla birlikte doğanın coşması gibi ülkemizin dört bir yanında yüzü gülen, geleceğine umutla bakan milyonların oylarıyla tarihte yeni bir milat yazılacaktır. Sandıkların çiçek açmasıyla tüm dünya Türkiye’de yeni bir dönemin ilanına tanık olacaktır!
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 10 Mart’ta imzaladığı ‘seçimlerin güncellenmesi’ kararı aynı gün mükerrer resmi gazetede yayınlandıktan sonra yürürlüğe girdi. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) da kararın resmi gazetede yer almasının ardından toplanarak Cumhurbaşkanı seçiminin ilk turunun ve milletvekili genel seçiminin 14 Mayıs 2023’te yapılmasını onayladı. YSK Başkanı Ahmet Yener Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması durumunda ise 28 Mayıs tarihinin belirlendiğini duyurdu.
Şimdi YSK tarafından seçmen kütüklerinin güncellenmesi, ikamet taşınması, aday listelerinin siyasi partilerce YSK’ya teslimi, itirazların karara bağlanması, adaylıkların kesinleştirilmesi vb. süreçler için YSK seçim takvimini ilan edecek.
14 Mayıs seçimleri; Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Türkiye’nin önünde yıllardır en büyük özleme dönüşen daha çok demokrasi, özgürlük, adalet, liyakatin yanında, toplumsal barış ve huzurun, refahı eşit ve adilce paylaşmanın dönüm noktasıdır. Türkiye, son beş yılda otokrat tek adam yönetimiyle ülkenin üzerine kâbus gibi çöken baskıcı bir rejimin karanlığından, 21 yıllık bir iktidarı sandıkta, milyonların oyuyla sonlandırarak değişimin yolunu açacak.
6 Şubat depreminin ülkemize ve halkımıza yaşattığı derin acı ve yıkımın yaralarının süratle ve şefkatle sarılması, baharın coşkusuyla canlanması, toprağın yeşermesi gibi 14 Mayıs Türkiye Baharı ile sandıklar çiçek açacak. Ülkenin dört bir yanındaki insanlarımızın umutları yeniden yeşerip, güçlenecek. Herkesin yüzünün güleceği, gençlerimizin, kadın ve çocuklarımızın en içten heyecanlarının her alanda karşılık bulacağı bir dönüşümün, değişimin kapısı 14 Mayıs’ta ardına kadar açılacak.
Türkiye siyasi tarihinde benzeri yaşanmamış bir tarihsel-toplumsal-siyasal uzlaşmanın, ortak akıl ve ortak ilkelerle-değerler üzerinde bir araya gelmenin ete kemiğe bürünmüş, en somut hali olan Millet İttifakı, 14 Mayıs seçiminde halkımızın oylarıyla iktidar olacaktır.
✓ Kanımca Millet İ ttifakı’nın 13. Cümhürbaşkanı Adayı Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaröğ lü, seçimi ilk türda seçmenin en yü ksek öyü ve tercihiyle kazanacaktır.
Tü rkiye Bü yü k Millet Meclisi’nde anayasayı değ iştirerek tek adam ve parti devletine sön verip, ğü çlendirilmiş parlamenter sisteme ğeçişin, aydınlığ a çıkışın, demökrasi ve ö zğü rlü k yölünü açmanın ğerektirdiğ i sayısal çöğ ünlük Millet İ ttifakı’nın ölacaktır. Yurttaşlarımız, ikinci yü zyılına ğiren Cümhüriyetimizin kendilerine sağ ladığ ı demökratik hak ve ö zğü rlü kleri ellerinden almak isteyenlere karşı demokrasi ve
Cumhuriyete sonuna kadar sahip çıkacağını, tüm dünyaya ilan edecektir!
Uluslararası Demokrasi, Özgürlük, İnsan Hakları Kuruluşu Freedom Houes’ın ‘Dünyada Özgürlük 2023’ raporunda Türkiye, 195 ülke arasında ‘Özgür Olmayan Ülkeler’ kategorisinde yer aldı. Libya, Nikaragua, Güney Sudan, Tanzanya’dan sonra dünyada özgürlüklerin en çok gerilediği 5’inci ülke Türkiye! 2018’e kadar ‘Kısmen Özgür Ülkeler’ kategorisindeki Türkiye, demokrasi liginin en alt sıralarına geriledi!
1973’ten bu yana 50 yıldır yayınladığı ‘Dünyada Özgürlük’ raporlarında ülkeleri demokrasi, hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler, siyasi haklar, iktidarların yargısal denetimi vb. kriterle değerlendiren Freedom House’ın 2023 raporunda Türkiye, yine ‘Özgür Olmayan Ülke’ kategorisinde yer aldı.
Türkiye, son beş yıldan bu yana dünyadaki 195 ülkeyi kapsayan demokrasi ve özgürlükler sıralamasında hızla alt sıralara geriliyor. Bu yıl da yine geri kalmış, darbelerin yaşandığı, dikta ya da otokrasiyle yönetilen, yargının bağımsız olmadığı, kadın haklarının engellendiği 57 ülke arasında. Özgürlük endeksinin en çok gerilediği ilk beş ülke; Libya(33), Nikaragua (-30), Güney Sudan (-30), Tanzanya (-30) ve -29’la Türkiye. 100 üzerinden yapılan puanlamada Türkiye’nin özgürlük endeks değeri 32 puana inerken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) 72 puanla özgür ülkeler arasında! Bu yüzden de iktidar KKTC’yi de Türkiye’ye benzetmeye çalışıyor.
2023 Raporunda, demokrasi ve özgürlüklerin durumunun gözlendiği 195 ülkeden 84’ü ‘Özgür’, 54’ü ‘Kısmen Özgür’ ve Türkiye’nin de olduğu 57 ülke ‘Özgür Olmayan’ kategorisinde. Türkiye’deki 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden bu yana siyasi haklar ve sivil özgürlükleri uzun süredir gerilediği belirtilerek, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP bu olayı, kilit demokratik kontrol ve dengelerin kaldırılması ve siyasi rakiplerin tasfiye edilmesini haklı çıkarmak için kullandı” ifadelerine yer verildi.
- Demökratik haklara yö nelik kısıtlamaların 2018’den itibaren daha da arttığ ı vürğülanarak ö tarihe kadar ‘Kısmen Ö zğü r Ü lke’ kateğörisindeki Tü rkiye’nin 2018’den beri ‘Ö zğü r Ölmayan’ kateğörisine dü şü rü ldü ğ ü
Türkiye’nin bu yıl önemli bir seçime gideceği hatırlatılan raporda, bunun öncesinde hükümetin seçim kanununda değişikliğe gittiği, seçim sonuçlarına gelen itirazları değerlendirecek hakimlerin belirlenmesini kontrol etmeyi hedeflediğine dikkat çekiliyor.
- Geçen yıl çıkarılan Dezenförmasyön Yasasıyla mühalefetin kampanyalarının ve bağ ımsız medyanın daha fazla baskıya üğ rayabileceğ i endişesi dile ğetirilerek Tü rkiye’nin 2023’te ö zellikle yakından izlenmesi ve incelenmesi ğereken ü lkeler listesine alındığ ı kaydedildi.
Ü lkemizin yaşadığ ı ağ ır deprem yıkımı ve insani felakette bile hemen Olağanüstü Hal (OHAL) ilan ederek, deprem bö lğesindeki ğerçekleri ğizleme, insanların sesini düyürmasını enğelleme çabasına ğirişen iktidar; ğazetecilere, sösyal medya paylaşımlarına yasak ve ğö zaltılar, internet kısıtlaması, bant daraltmasıyla baskı ve sansür zihniyetini bir kez daha gösterdi!
İşsizlik yüzde 9,7 ile yeniden tek haneli rakamlara indi. İşsiz sayısı bir önceki aya göre 166 bin kişi azaldı. Buna karşılık atıl işgücü olarak nitelendirilen geniş tanımlı işsizlik artış göstererek yüzde 22’ye yükseldi. 15-24 yaş arası genç işsizler de yüzde 20’yi aştı!
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ocak ayında resmi işsizlik oranının yüzde 9,7 ile tek haneye indiğini işsiz sayısının ocak ayında bir önceki aya göre 166 bin kişi azalarak 3 milyon 424 bin kişi olduğunu açıkladı. İstihdam edilenlerin sayısı 2023 yılı ocak ayında bir önceki aya göre 354 bin kişi artarak 31 milyon 837 bin kişiye, istihdam oranı ise 0,5 puan artarak yüzde 48,9’a yükseldi. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 72,5 iken kadınlarda bunun yarışız düzeyinde ve yüzde 36,1 olarak gerçekleşti.
- Ü lke nü füsünün yarısını ölüştüran kadınların ğerek işğü cü ne katılımda ğerekse istihdamda çök ğerilerde ölması, ğiderek dü şü ş yaşanması ü lke ekönömisi ve ü retimi açısından ciddi bir kayıp.
Ocak ayında genel işsizlikte düşüş yaşandığını duyuran TÜİK, buna karşılık 15-24 yaşı kapsayan genç işsizliğim yüzde 0,5 artışla yüzde 20,2’ye yükseldiğini, ‘Atıl işgücü’ olarak nitelendirilen geniş tanımlı işsizlerin de 0,6 puan atarak yüzde 21,9’a ulaştığını açıkladı. Dolayısıyla ocak ayında geniş tanımlı işsizlerin toplamı 8 milyon 353 bin kişi oldu.
Diğer yandan TÜİK ocak ayında dar tanımlı işsiz sayısının 166 bin kişi azalarak 3 milyon 424 bine indiğini açıklarken, İş ve İşçi Bulma Kurumu’nun (İŞKUR) verilerine göre ise ocak ayında işsizlik ödeneği alabilenlerin sayısı 460 binde kaldı. Resmi işsizlerin sadece yüzde 13,5’i işsizlik sigortasından yararlanabilirken, 3 milyonu aşkın işsiz, diğer deyişle resmi işsizlerin yüzde 87’si bu ödemeden yoksun kaldı.
İşsizlik Sigortası Fonu (İSF) ödeneklerinden yararlanma koşullarının ağır olmasından ötürü pek çok işsiz bundan yararlanamıyor. Buna karşılık işverenlere İSF’den yapılan destek, teşvik ve ödemeler katlanarak artıyor.
- TÜ İ K’in öcak ayında işsiz sayısının azaldığ ını, resmi işsizliğ in tek haneye indiğ ini açıklamasına karşılık, 6 Şübat depremi sönrasında bü tablönün öldükça sert şekilde değ işeceğ ini ö nğö rmekteyim.
Deprem yıkımına uğrayan 11 ilde başta esnaf, küçük ve orta boy işletmeler (KOBİ), sanayi kuruluşları, Organize Sanayi Bölgeleri’ndeki (OSB) işletmeler olmak üzere ağır hasar yaşandı. Pek çok işletme faaliyetine ara vermek, üretimini durdurmak zorunda kaldı. Çalışanlar başka şehirlere göçe yöneldi.
Cümhürbaşkanı kararıyla işten çıkartma yasağ ı ğetirilmesine, kısa çalışma ö deneğ i, ğü nlü k destek ö demesi vb. kararlar alınmasına karşılık pek çök işletme çalışanlarını kaybettiğ i, persöneli ğö ç ettiğ i için faaliyete ğeçemiyör. İ şten çıkartma yasağ ı ise ‘ü cretsiz izin’ yö ntemiyle deliniyör. Şubat 2023 işsizlik rakamları açıklandığında bu tablonun sonucu olarak işsizlik oranı ve işsiz sayısında oldukça radikal bir yükselişe tanık olacağız!
Kamu bankaları tarafından depremzedelere yönelik olarak başlatılan ‘düşük faizli özel ihtiyaç kredisi’ kampanyasında, düşük faiz vaadi 72 saatte yüzde 60 artırıldı! Yüzde 0,99 olarak açıklanan faiz oranı üç günde yüzde 1,59’a yükseltildi. Böylece yıllık faiz yüzde 11’den yüzde 20’ye çıkartıldı. Her şeyini kaybeden depremzedelerin daha yüksek faiz borcu altına sokulması kabul edilemez!
Kamu bankalarını kasası gibi kullanan iktidar, müteahhitlere, medya patronlarına milyarlarca liralık, milyonlarca dolarlık krediler akıtırken, vergi borçlarını, faizlerini silerken, kredi borcunu ödemeyenlere yeni yapılandırma fırsatları sunarken, depremzedelere verilecek ihtiyaç kredilerinin faizini ise 72 saat geçmeden yüzde 60 arttırdı.
Merkez Bankası, bankalara sağladığı finansmana uyguladığı politika faizini sürekli düşürüyor. Son olarak şubat ayında politika faizi yeniden indirilerek yüzde 8,50 oldu. Üç kamu bankasının depremzedeler için başlattığı ‘düşük faizli kredi’ kampanyasında ise yüzde 0,99 olarak açıklanan faiz oranı, üç günde yüzde 1,59’a yükseltildi. Böylece depremzedelerin kullanacakları ihtiyaç kredisine ödeyecekleri yıllık faiz yüzde 11,88’den, yüzde 19,8’e çıkarak yaklaşık ikiye katlandı. Yakınlarını, evini, işini, işyerini, işporta tezgahını kaybeden, bir anda hayatı sıfırlanan milyonlarca insanımız için faizle borç ve kredi dışında bir çözüm üretilmediği gibi üretilen bu sözde çözümün faturası da yine ikiye katlanan faizle depremzedelerin üzerine yıkılıyor.
Kamu bankalarının düşük faizli ihtiyaç kredisi için yoğun başvuru olunca önce başvuruların alınması durduruldu. Ardından insanlara internetten, mobil bankacılık üzerinden başvurmaları, kendilerine SMS ile yanıt verileceği söylendi. Ancak aynı anda bankaların internet bankacılığı hizmetleri kapatıldı ve bu yolla başvuru yapılması da engellendi. Nihayet 72 saat sonra internet bankacılığı üzerinden ve şubelerden başvurular yeniden alınmaya başlandığında, ihtiyaç sahiplerine kampanya koşullarının değiştirildiği, faizin yüzde 0,99’dan, yüzde 1,59’a yükseltildiği bildirildi.
- İ ktidarın, ekönömi yö netiminin ve kamü bankalarının bü tavrı ve üyğülamaları, insanların çaresizliğ ine karşı düyarsızlık, bunun görmezden gelinmesi ve istismar edilmesidir!
- Sermayesi milletin ö dediğ i verğilerle hazineden sağ lanan kamü bankaları, bö yle bir dar ğü nde, felaket örtamında afetzedeye destek ölmayacak da başka ne zaman ölacak?
Ziraat, Halk, Vakıfbank; kürülüş amaçları döğ rültüsünda kaynaklarını çiftçiye, esnafa, krediye erişemeyen dar ğelirliye küllandırması ğerekirken tam aksine iktidar mü teahhitlerine, yakınlarına, iktidar medyasına akıtıyör. Şimdi de ülüsça bü yü k bir felaket yaşarken, acıları-yaraları sarmaya çabalarken, çaresizlikten fırsat devşirip, ü ç ğü nce ilan ettikleri faizi, ü ç ğü n sönra iki katına çıkartıyör. Bu yanlıştan dönülmeli devletin-hazinenin-halkın parasını kullanan kamu bankaları, halkın ve depremzedelerin yanında olmalıdır.
Suudi Arabistan Kalkınma Fonu’nun Merkez Bankası’na (MB) 5 milyar dolarlık ‘mevduat’ yatırmasına ilişkin anlaşma geçen hafta imzalandı. Normalleşme sonrası, Cemal Kaşıkçı dosyasının kapatılmasının ardından yatırılan Suudi mevduatını Kaşıkçı davasından feragat bedeli olarak görmek mümkün. Azerbaycan Devlet Petrol Fonu Sofaz, MB nezdindeki 1 milyar euroluk mevduat hesabının vadesini uzattı.
Merkez Bankası’nın (MB) eksideki rezervlerinin erimeye devam etmesine karşılık son dönemde Rusya, Çin, Katar, BAE ile swap anlaşmaları yaparak günü kurtarmaya çalışan ekonomi yönetimi, geçen hafta Suudi Arabistan Kalkınma Fonu ile mevduat anlaşması yaptı. İmzalanan anlaşmayla Suudi fonu MB’ye 5 milyar dolarlık mevduat yatırdı.
Yaklaşık beş aydan bu yana devam eden müzakereler sonrasında varılan anlaşmayla MB nezdinde açılan mevduat hesabına yatırılan 5 milyar doların vadesi, faizi, diğer şartları açıklanmadığı için bilinmiyor. MB nezdindeki depo hesaplarında tutulan bu tür mevduatlar, bilançoda ‘yurtdışı bankalar’ kaleminde ‘yükümlülükler ve varlıklar’ olarak yer alıyor.
İstanbul’daki Suudi Başkonsolosluğunda katledilen gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle gerilen ikili ilişkilerde Cumhurbaşkanı (CB) Erdoğan, Türkiye’nin elinde ses kayıtları ve belgeler olduğunu belirterek Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı (MbS) cinayet emrini vermekle suçluyordu. Sonrasında başlatılan normalleşme süreciyle, Kaşıkçı davası kapatıldı ve dosya Suudilere verildi. Suudi fonundan gelen 5 milyar dolarlık mevduatı ‘Kaşıkçı Dosyasını kapatma’ bedeli olarak görebiliriz. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ise Suudi Arabistan Kalkınma Fonu tarafından MB'ye 5 milyar dolar mevduat yatırılmasının Suudi Arabistan yönetiminin Türk ekonomisine olan güvenini gösterdiğini savunuyor.
- MB’nin Çin ile 6 milyar dölar, Katar ile 15 milyar dölar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile 5 milyar dölar ve Gü ney Köre ile de 2 milyar dölar ölmak ü zere töplam 28 milyar dölar karşılığ ı swap anlaşması bülünüyör.
Swap anlaşmaları iki ülkenin ulusal paralarıyla merkez bankaları nezdinde karşılıklı tuttukları paralardan oluşurken, depo hesabına mevduat yatırılması yöntemi doğrudan bu paranın rezervleri güçlendirmeye, piyasalara ve kurlara olası müdahalelerde kullanılmasına olanak sağlıyor. Dolayısıyla MB rezervlerinde bir artış gözlenmesi, kurları baskılama amaçlı müdahalelerde bu paranın kullanılması söz konusu olabilir.
Rüsya’nın Akküyü Nü kleer Gü ç Santralı (ANGS) için küllanılacak 15 milyar dölarlık yatırım tütarının 5 milyar dölarını erken ğö ndermesi yanında Azerbaycan Devlet Başkanı İ lham Aliyev de iktidara ö rtü lü seçim desteğ ini Azeri Devlet Petröl Fönü (SÖFAZ) ü zerinden devreye köydü. SÖFAZ’ın Süüdiler ğibi MB nezdinde, depö hesabında tüttüğ ü 1 milyar eürö tütarındaki mevdüatın vadesi de kısa sü re ö nce yeniden üzatıldı. Tüm bu adımlar, iktidara seçim amaçlı parasal-finansal dış desteklerin göstergesidir!
Gübre ve mazot desteği ödemeleriyle ilgili uygulamada tam bir kaos ve kargaşa yaşanırken, desteğin 70 ilde ayni, deprem bölgesindeki 11 ilde ise nakdi olarak ödenmesi mağduriyetleri zirveye çıkarttı. Deprem bölgesindeki üreticilerin hesaplarına yatırılan nakit ödemeler, elektrik şirketleri tarafından bloke edilerek elektrik faturalarına kesilirken, sulama bedelleri için de hesaplara bloke konulmasıyla depremzede çiftçi ve üretici daha ağır mağduriyetler yaşıyor!
2022 yılına ait tarımsal destek ödemelerinin yapılmasına geçen haftadan itibaren başlandı. Toplam tutarı 13 milyar 836 milyon TL olan destek ödemelerinin 12,5 milyar liralık kısmı mazot ve gübre desteğinden oluşuyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı, 2022 mazot ve gübre desteklerinin ayni olarak yapılacağını açıklamıştı. Buna göre mazotun il ve ilçelerde belirlenecek akaryakıt istasyonlarından alınması, gübrenin ise Tarım Kredi Kooperatifleri şubelerinden alınması koşulu getirildi. Üretici adına Ziraat Bankasında açılan hesaplara yatırılan destek paraları, üreticinin bu yerlerden yapacağı alımlar için banka tarafından ödenecek. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) ve üreticiler ayni ödeme uygulamasına tepki gösterirken, çoğu Tarım Kredi Kooperatifi şubesinde yeterli gübre bulunamadığını, bir veya iki akaryakıt istasyonundan mazot almanın mecburi kılınmasının sıkıntı yarattığını belirterek nakdi ödemeye dönülmesini istiyorlardı. Ancak iktidar, bu yanlıştan geri adım atmadı.
6 Şubat depreminden sonra bu kez deprem bölgesindeki 11 ilde ödemelerin nakit olarak yapılması diğer 70 ilde ayni ödeme uygulamasının devam etmesi kararlaştırıldı. 24 Şubat’ta ülke genelinde 2 milyon 167 bin 958 üreticiye toplamda 12 milyar 508 milyon lira gübre ve mazot desteği ödemesi yapıldı. Bunun 2 milyar 861 milyon lirasının depremde büyük zarar gören 11 ildeki 310 bin 472 çiftçiye nakit olarak ödendiği, bu çiftçilerin hesaplarına yatırılan parayı nakit olarak çekebileceği, başka ihtiyaçları için de kullanabileceği ifade edildi. Deprem bölgesi dışındaki 70 ilde ise 1 milyon 866 bin 486 çiftçinin hesabına 9 milyar 647 milyon lira gübre ve mazot desteği yatırıldığı duyurulurken, üreticiler bu parayı çekemeyecek. Başka ihtiyaçlarında kullanamayacak. Bu parayla sadece Ziraat Bankası’nın anlaşmalı olduğu akaryakıt istasyonlarından ve Tarım Kredi Kooperatifi bayilerinden ayni olarak gübre ve mazot alabilecek.
Deprem bölgesindeki tablo ise çok daha vahim. TZOB ve bölgedeki üreticilerden çoğu, hesaplara yatırılan destek paralarının gecikmiş elektrik ve sulama faturaları nedeniyle enerji şirketleri tarafından bloke edildiğini, destek parasından öncelikle elektrik-sulama faturalarının kesildiğini belirterek, yatırılan nakit parayı kullanamamaktan şikayetçiler.
Öysa bakanlık bü ö demelerin blöke edilemeyeceğ ini, hiçbir kesinti yapılamayacağ ını düyürsa, Ziraat Bankası’nı üyarsa, milyönlarca çiftçi, ü retici bir yıldır bekledikleri bü destek ö demesini tam ölarak alabilecekti. Bu da deprem bölgesi başta olmak üzere ülke genelinde milyonlarca üreticiyi mağdur eden ‘öngörüsüz ve basiretsiz yönetimin’ bir başka sonucudur!
Rusya’nın aracılığıyla Türkiye-Suriye arasında başlatılan normalleşme müzakerelerinde, Dışişleri Bakan Yardımcılarının bir araya gelmesi beklenirken, Esad’ın ısrarı ve İran’ın devreye girmesiyle müzakereler ‘dörtlü formata’ dönüştü ve müzakerelerde İran’ın da yer alacağı açıklandı. Geçen hafta Ankara’ya gelen İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan’ın ‘İransız Suriye masası kurulamayacağı’ mesajını Türkiye’ye ilettiği, Rusya ve Şam yönetiminin iktidarı ikna ettiği anlaşılıyor.
Cumhurbaşkanı (CB) Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Putin’in Suriye ile normalleşme için arabulucu olması talebini dile getirmesinin ardından Moskova’da önce savunma bakanları ve istihbarat başkanları arasında başlatılan üçlü formattaki Rusya-Suriye-Türkiye müzakerelerinde, şubat ayında Dışişleri Bakanlarının yine Rusya aracılığıyla bir araya gelerek CB Erdoğan ile Esad arasında liderler zirvesine zemin hazırlayacakları açıklanmıştı.
Suriye Devlet Başkanı Esad ise CB Erdoğan ile bir araya gelmek için başta TSK’nın Suriye topraklarından tümüyle çekilmesi, İdlib’in ve TSK kontrolündeki yerlerin Suriye ordusuna devredilmesi, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve Suriye Milli Ordusu (SMO) gibi yapılanmalara desteğin sonlandırılması şartlarını öne sürdü. Esad ayrıca liderler zirvesinin Putin’in katılımıyla üçlü olarak yapılmasını istedi.
Rusya, Türkiye, Suriye Dışişleri Bakanları buluşması gerçekleşmedi. Liderler zirvesi hazırlıkları da kesintiye uğradı. Türkiye’nin normalleşme girişimlerine karşın Şam yönetiminin CB Erdoğan iktidarına güvenmediği, bu nedenle Rusya’nın yanı sıra İran’ın da masada olmasını istediği yönünde haberler Rus ve Suriye medyasında yer aldı. Esad yönetimi masada İran’a da yer açılması, Türkiye’ye karşı bir denge oluşturulması görüşünde. İktidar bu taleplere direnmeye çalıştı. Şubat ayında Suriye ve Rusya Dışişleri Bakanları ile üçlü buluşma öncesinde Washington’a giderek ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken ile bir araya gelen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun dönüşü sonrasında Rusya ve Suriye Dışişleri Bakanlarıyla üçlü buluşmanın gerçekleşmesinin ardında İran’ın olduğunu öngörmek olanaklı. ABD Suriye ile normalleşme masasında İran’ın yer almasına karşı çıkarken, Rusya ve Şam yönetimi buna olumlu bakıyor.
Türkiye-Suriye normalleşmesinde İran’ın da yer almak istemesine gösterilen direnç, geçen hafta İran Dışişleri Bakanı’nın Ankara ziyareti ile kırıldı. Mevlüt Çavuşoğlu, Abdullahiyan ile görüşme sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında, üçlü formattan (Türkiye-SuriyeRusya) dörtlü formata geçilmesinin kararlaştırıldığını Moskova’daki normalleşme müzakerelerinde İran’ın da yer alacağını açıkladı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 2 ay önce İran’ın Astana’da olduğu gibi masaya dahil olma isteğini ilettiğini, yürütülen müzakereler sonunda Türkiye açısından bu konuda bir mahzur görülmediğini söyledi. İranlı Bakan da Türkiye-Suriye arasındaki süreçte ‘kolaylaştırıcı’ olmak istediklerini ifade etti.
Gelinen aşamada, ‘nörmalleşme masasında’ İ ran’ın Süriye’nin yanında yer alacağ ını, iktidarın Rüsya-İ ran-Şam yö netimi tarafından bü könüda ‘ikna edildiğ ini’, ancak ABD’nin bundan hoşnut olmayacağını öngörebiliriz.
ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley'in Suriye’de PYD-YPG-SDG kontrolündeki bölgedeki ABD askerlerini ziyareti ve ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin'in bölge ülkelerini kapsayan Ortadoğu turundaki temasları ve açıklamaları ABD’nin bölgede yeni hamlelere hazırlandığını gösteriyor!
ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley geçen hafta Suriye’nin kuzeyinde, PYD-YPG-SDG kontrolünde bölgede görev yapan ABD askerlerini ziyaret etti. ABD destekli YPG-SDG güçlerinin yer aldığı bölgeye yapılan ziyaret Türkiye’nin tepkisine neden oldu. Türkiye’nin terör örgütü olarak nitelendirdiği bu örgütlerin yer aldığı bölgeye yapılan ziyaret, YPGSDG’ye destek mesajı olarak değerlendirildi.
ABD Savunma Bakanlığı ise Genelkurmay Başkanının ziyareti sırasında PYD-YPG-SDG ile herhangi bir temasta bulunulmadığını belirterek bölgedeki Amerikan askeri unsurlarıyla görüşüldüğünü açıkladı. Buna karşılık Kuzey Suriye’de sayısı 900 olarak açıklanan ABD askerlerinin çekilmeyeceği, görevlerine devam edecekleri belirtildi. Suriye yönetimi ABD Genelkurmay Başkanının ziyaretine sert tepki göstererek protesto etti. Devlet Başkanı Esad yaptığı açıklamada bu ziyaretin Suriye’nin egemenliğinin ihlali anlamına geldiğini, Amerikan askerlerinin derhal Suriye topraklarından çekilmesi gerektiğini duyurdu.
ABD Savunma Bakanı Lloyda Austin ise Ortadoğu turu sırasında Irak’ı da ziyaret ederek buradaki Amerikan güçleriyle bir araya geldi. ABD Savunma Bakanı, Irak’taki 2500 kişilik ABD askeri gücünün geri çekilmesinin düşünülmediğini, Irak’ta kalmaya ve görevlerine devam edeceklerini dile getirdi. ABD Kongresinde Suriye ve Irak’taki Amerikan askerlerinin geri çekilmesini içeren karar tasarısı da geçen hafta reddedildi.
✓ ABD Genelkürmay Başkanı ve Savünma Bakanının aynı günnlerde Suriye ve İrak’ı ziyaret etmeleri, büradaki Amerikan ğü çlerinin ğeri çekilmeyeceğ ini ifade etmeleri, daha ö nce bö lğeden çekileceğ i, ağ ırlığ ı Çin ile Pasifik bö lğesindeki rekabete ve Gü neydöğ ü Asya’ya vereceğ i ö nğö rü len ABD’nin yeni bir stratejiye yö neldiğ ini, petröl bö lğesini böş bırakmayacağ ını ğö steriyör.
İran ile Suudi Arabistan arasında yıllardır kesilmiş olan diplomatik, siyasi ve ekonomik ilişkilerin, Çin’in aracılığında Pekin’de yapılan müzakerelerle, anlaşmayla sonuçlanması bölgedeki dengeleri önemli ölçüde etkileyecek. Aynı zamanda petrol üreticisi olan bölgenin en büyük Şii ve Sünni iki devletinin Çin’in girişimiyle uzlaşarak yeni bir sayfa açmaları, Pasifik’te ABD ile rekabet halindeki Çin’in Ortadoğu ve Körfez bölgesindeki etkinliğinin artması açısından oldukça kritik bir gelişme!
Her iki ziyareti aynı zamanda Süriye ve İrak ile sınır kömşüsü ölan, askeri ve ğü venlik sörünları bülünan, Süriye ile nörmalleşme çabasına ğirişen Tü rkiye açısından da değ erlendirmek ğerek. ABD’nin Süriye ve İrak’ta asker bülündürmaya devam etme kararı, İrak’ta PKK, Süriye’de PYD-YPG-SDG’ye desteğ inin sü receğ ini ğö steriyör. Önümüzdeki dönemin ABD-Türkiye ilişkileri ve Türkiye’nin Irak-Suriye politikaları açısından yeni gelişmelere sahne olmasını bekleyebiliriz!
Yeni Soluk
Yorum Yap