Karabat: Korsan atamalara ve örgüt iradesi gaspına geçit vermeyeceğiz
CHP’li Emecan: Hukuktan uzaklaştıkça da daha fazla yoksullaşıyoruz
CHP İstanbul Milletvekili ve Plan Bütçe Komisyonu Üyesi Emine Gülizar Emecan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Adalet Bakanlığı’nın 2022 yılı bütçesi üzerindeki görüşmeler sırasında; “Başvurular ciddiye alınmıyor, koruma kararları zamanında çıkarılmıyor, uygulanmıyor ve kadınlar herkesin gözü önünde katlediliyor. Ülkemizde kadınların çok büyük bölümü eğitim, istihdam, eşit koşullarda yaşam, en önemlisi de ekonomik özgürlüklerinden yoksun ve bu tablo, kadınları kendi yaşam alanlarında en yakınları tarafından her türlü şiddete mahkûm hâle getiriyor; bunu artık hepimiz biliyoruz" dedi
Emecan, "Bir gece yarısı kararnamesiyle kaldırdığınız İstanbul Sözleşmesi her anlamda kurumlara bir yol göstericiydi. Kadınların yaşam haklarının korunması konusunda bir irade vardı sözleşme sayesinde. Kaldırılması belirsizlikleri de artırmıştır, failleri daha cesaretlendirmiştir, "Bana bir şey olmaz, hükümet de benim arkamda." güveni yaratmıştır faillerde ve kolluk kuvvetlerinin, yargının daha da duyarsızlaşmasına neden olmuştur; kadınlar korumasız kalmıştır” ifadelerini kullandı.CHP’li Emecan’ın konuşması şöyle:
Bugün Adalet Bakanlığının bütçesini görüşüyoruz, Adalet Bakanlığı Stratejik Planı'nına baktığımız zaman, Bakanlığın vizyonu ve misyonu ile karşılaşıyoruz. Ne diyor vizyonu ve misyonu? "Vizyonu, güven veren ve erişilebilir bir adalet sistemi; misyonu hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile insan haklarını esas alarak adalet hizmetlerinin adil, hızlı ve etkili bir şekilde sunulmasını sağlayacak politikaları geliştirmek ve uygulamaktır." Yapmış olduğunuz konuşmada da buna benzer vurgular yaptınız. Peki ben sormak istiyorum: Adalet sistemimiz gerçekten misyonunuzdaki hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile insan haklarını esas alma misyonunu ne kadar yerine getirebiliyor?
Yine soruyorum: Türkiye'de artık hukuk devleti olma kavramı anlam değişikliğine uğramamış mıdır? Örneğin, yargı siyasetçiler önünde düğme ilikleyen bir hâle gelmişken hukukun temel ayağı olan kuvvetler ayrılığı ilkesi çiğnenmemiş midir? Yine, Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu 13 üyesinin 10'u doğrudan iktidar sahipleri tarafından belirlenmemekte midir? Özellikle siyasi yargılamalarda siyasetin emrine uymayan hâkimler tayin dönemleri beklenmeden başka mahkemelere tayin edilmemekte midir? Örneğin, Ankara'da 2 No’lu Baro’ya destek vermeyen kamu avukatları sürgünle tehdit edilmemekte midir? Bunlar yaşanmıyor mu bu ülkede? Pembe bir tablo çizdiniz, ideal bir hukuk sistemi ortaya koydunuz, yaptığınız çalışmaları anlattınız. Türkiye'de artık hukuk devletinin anlamı da değişmiştir, bunu artık herkes görüyor ve kabul ediyor. Suç kavramı iktidar sahipleri tarafından tanımlanmakta ülkemizde ve o yaratılan suça uygun cezai yaptırıma da yine iktidar sahipleri karar vermekte, gerektiğinde kanunlar değiştirilmekte ya da yeni kanuni düzenlemeler yapılmakta yani bağımsız yargı taraflı yargıya evrilmiştir. Özellikle de yönetim sisteminin yani rejimin değişmesinden sonra bu saydığımız özellikler çok daha fazla hız almıştır. O nedenle de vatandaşlarımızın da adalet sistemine ve hukukun üstünlüğü ilkesinin uygulandığına olan güven giderek azalmaya devam ediyor.
"The World Justice Project"in hazırladığı Hukukun Üstünlüğü Endeksi'ni her yıl takip ediyor ve paylaşıyoruz Sayın Bakan, her bütçede de bunu konuşuyoruz. Arkadaşlarımız da değindiler, ben sadece bir iki veriyi buradan paylaşmak istiyorum. "Türkiye" başlığı incelendiğinde "Temel haklar" başlığında 139 ülke içerisinde 133'üncü sırada olduğumuz "Adil hukuk sistemi" başlığında 139 ülke içerisinde yine 113'üncü ülke olduğumuz görünüyor. Ben şunu da sormak istiyorum size: Boğaziçi Üniversitesinde yaşanan son olaylardan sonra, Erdoğan'ın öğrencileri "Bunlar olsa olsa ancak üniversitelerin içerisine sızmış teröristlerdir." diyerek hedef göstermesinden sonra tutuklanan iki Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi var; Enis Berke Gök ve Caner Perit Özen; 50 gündür Metris Cezaevinde tutuluyor. Mesela bunu hangi hukukla açıklayacaksınız merak ediyorum? Yani dünya ölçeğinde de hiçbir yükselişe geçmiyoruz ve hukuktan uzaklaştıkça da daha fazla yoksullaşıyoruz.
Bir de adalet sistemindeki cinsiyetçi yaklaşımdan ve sonuçlarından bahsetmek istiyorum. Bakın, ülkemizdeki onlarca, yüzlerce kadından bahsedeceğim; kocası, eski kocası, erkek kardeşi, babası, sevgilisi veya sapığı olan bir erkek tarafından dövüldüğünü, tehdit edildiğini belirterek savcılıklara başvuruyor. Türk yargısına güveniyor ama öldürülüyorlar. Burada emniyet güçlerinin almış olması gereken önlemler de var ama yargı sistemine de çok büyük görevler düşünüyor. Bu tabloyu değiştirmek için adil, adli ve idari çözümler üretmek mücadelenin önemli ayaklarından birisi Sayın Bakan. Bir zihniyet değişimine de acilen ihtiyacımız var ama uygulamalara baktığımızda, örneğin, siyasal davalarda sanıklara çoğunlukla cezaları üst sınırdan verilirken kadına şiddet, kadın cinayetleri ve cinsel davalarda, çocuk istismarı davalarında cinsiyetçi yaklaşıldığını, sanıklara çok daha toleranslı davranıldığını, iyi hâl indirimleri verildiğini -vallahi, sanırım sanıkların kravatları hoşuna gidiyor karar verenlerin- ve cezaların en alt sınırdan verildiğini görüyoruz. Bu, ülkemizde yaşanan bir gerçek. Tüm bunların önüne geçilmesi için de Sayın Bakan, ivedilikle bazı yeni uygulamalar hayata geçirmeniz gerekiyor Adalet Bakanı olarak.
Bizim önerimiz, kadına şiddet ve kadın cinayetleri davalarına bakmak üzere özel yetkili mahkemeler ve Yargıtay’da ayrı bir ceza dairesinin kurulması, kadına şiddet uygulayanlara iyi hâl indirimi uygulamasından derhâl vazgeçilmesi, hâkim ve savcılarla birlikte tüm adli makam çalışanlarının kadına şiddet konusunda özel eğitim alması -ki, işte, cinsiyetçi yaklaşım noktasında aksaklıkların giderilmesi için bu konunun da çok önemli olduğunu belirtmek istiyorum- iş yerinde veya ev içinde, nerede olursa olsun psikolojik ve ekonomik şiddet ile ayrımcılığın da suç sayılması. Kadınların artık tahammülü yok. Biz iktidara gelince ilk önce İstanbul Sözleşmesi'ni yeniden yürürlüğe koyacağız, bu sıraladığım eylemleri de hızla hayata geçireceğiz ama dediğim gibi, kadınların artık beklemeye tahammülü yok. Sizden bazı eylemleri artık ortaya koymanızı, harekete geçmenizi, önerilerimizi dikkate almanızı bekliyoruz.
Yeni Soluk
Yorum Yap