Özgür Özel’den Madımak sözü: O tabelayı kendi ellerimle asacağım
CHP’li Emecan: “Dışişleri politikası Rusya-Abda arasına sıkıştı”
CHP İstanbul Milletvekili ve Plan Bütçe Komisyonu Üyesi Emine Gülizar Emecan, "Büyükelçiliklere yıllardır liyakatsiz atamalar, siyasi atamalar yapılıyor. Dış ilişkilerde temelden gelen, şu anda ve büyükelçilik yapan, görevini hakkıyla idame eden elçilerimize de bir haksızlık olduğunu düşünüyorum bu durumun. Bu görevi elinden geldiğince yürütmeye çalışan kadrolarımız olduğunu biliyorum ama bu yoğun atamalar, inanın, çok zarar veriyor bize. Hem Türkiye içinde hem de yurt dışında itibarımızı kesinlikle sarsıyor ve Türkiye'nin dış politikada ciddiye alınma anlamında da biraz geriye düştüğünü düşünüyorum” dedi.
CHP İstanbul Milletvekili ve Plan Bütçe Komisyonu Üyesi Emine Gülizar Emecan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Dışişleri Bakanlığı’nın 2022 yılı bütçesi üzerindeki görüşmeler sırasında; “Dış ilişkilerimize diplomatik açıdan baktığımız zaman, bir sıkışmışlık içerisinde olduğunuzu görüyoruz. İktidar artık oyun kurmakta zorlanıyor. Bu durumun sebeplerinden birkaçına baktığımız zaman, Dışişleri'nin stratejik aklının ve kadrolarının yeterince hakkıyla değerlendirilmediğini söyleyebiliriz. Dış politika maalesef iç politikaya malzeme olarak kullanılmaya çalışılıyor. Örneğin, büyükelçiliklere yıllardır liyakatsiz atamalar, siyasi atamalar yapılıyor. Dış ilişkilerde temelden gelen, şu anda ve büyükelçilik yapan, görevini hakkıyla idame eden elçilerimize de bir haksızlık olduğunu düşünüyorum bu durumun. Bu görevi elinden geldiğince yürütmeye çalışan kadrolarımız olduğunu biliyorum ama bu yoğun atamalar, inanın, çok zarar veriyor bize. Hem Türkiye içinde hem de yurt dışında itibarımızı kesinlikle sarsıyor ve Türkiye'nin dış politikada ciddiye alınma anlamında da biraz geriye düştüğünü düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
CHP’li Emecan’ın konuşması şöyle:
Türkiye'nin dış diplomasisi ve dış ilişkilerinin partiler üstü yürütülüyor olması lazım. Bu anlamda da devlet politikası olarak iktidarın gözettiği çıkarlar hepimizin çıkarları; bu toplumun, bu ülkenin çıkarları. Türkiye çok zor bir coğrafi konumda dünya üzerinde, ülkeler arası çok ciddi bir denge mücadelesi var. Özellikle şu anda içinde yaşadığımız süreçte, ekonomik bir rekabet söz konusu. O anlamda, dış dünyada yürüttüğümüz politik ve diplomatik ilişkilerimizde etkin bir rol alıyor olmamız çok önemli; Türkiye'nin hem iç hem dış ilişkileri açısından.
Bütçeye baktığımız zaman, merkezi yönetim bütçe toplamına oranına baktığımız zaman, geçen yıla göre bir düşme olduğunu görüyoruz. Geçen yıl bu oran binde 0,44'ken 0,43'e düşmüş. Bu kadar yoğun bir politik süreçte daha fazla bütçeye ihtiyaç duymuyor musunuz diye sormak istiyorum.
“Büyükelçilikler, daimi temsilcilikler ve başkonsolosluklar” başlığı altında personel giderlerine baktığım zaman, “memurlar” başlığı altında “Bütçe kanunuyla bu tertibe 969 milyon 754 bin TL ödenek koyulmuştur.” deniyor. Fakat daha sonra yedek ödenek tertibinden 165 milyon TL bir ödenek eklenmiş ve tamamına yakını da harcanmış. Bu artışın sebebi nedir? Yeni kadrolar mı oluştu yüksek oranda ya da geçmişte Ahmet Hakan, Albayrak'a: “Dolar artınca, döviz yükselince endişeleniyorum. Endişelenmeli miyim?” diye sormuştu. Albayrak da “Dolarla mı maaş alıyorsunuz?” diye sormuştu. Evet, Türkiye'de dolarla maaş alınmıyor, bizi ilgilendirmiyor ama sanırım Bakanlığı bu konu çok yakından ilgilendiriyor. Özellikle dışarıda Bakanlığınız dövizle maaş veriyor. Bu artıştan mı kaynaklandı bu durum?
Dışişleri Bakanlığı, son yıllarda Amerika ve Rusya arasında da bir denge politikası yürütmeye çalışıyor. Bu politikayla her iki küresel aktör birden memnun edilmeye çalışılıyor ama ciddi krizler yaşamaktan da bir türlü kurtulamıyoruz. Bunun en güzel örneği zaten S-400, F-35, bu F-16 kriziyle ilgili konuda yaşandı. İktidar 1,4 milyar doları tabii ki kurtarmaya çalışıyor ama şunu sormak istiyorum: Cumhurbaşkanı Erdoğan “ABD, F-35'lerin parasıyla bize F-16 satmayı teklif etti.” dedi, bunun doğru olmadığı ortaya çıktı. Sonrasında zaten F-16'yla ilgili de S-400'lerin F-16'ların üzerinde test edildiğiyle ilgili bir durum ortaya çıkınca yaptırım kapsamına alınması kararı karşısında Bakanlığınız Rusya'dan Su-34, Su-37, Su-57 alabileceğini açıkladı. Bu konuda bir stratejiniz var mı? Bakanlığın stratejisi, Rusya'dan Su-37, Su-57 almak mıdır?
İktidarın Afganistan'la ilgili yürütmüş olduğu politika nedeniyle de maalesef yoğun bir şekilde Afganistan'dan Türkiye'ye bir göç oldu ve bu göç hakikaten ülkemizdeki vatandaşlarımızı çok ciddi şekilde tedirgin etti. Erdoğan'ın “Türkiye'nin Taliban'ın inancıyla alakalı ters bir yanı yok.” açıklaması da aynı şekilde herkesi tedirgin etti.
Avrupa Birliği Bakanlığımız varken bunu bir Başkanlığa dönüştürmek aslında hedef küçültüldüğünün en doğru göstergesi. Siz bunu yapmışken bu kararlar doğrultusunda yaptığınız çalışmalar da Avrupa Birliğinde ne kadar ciddiye alınıyor? Ayrıca, ülkemizde yaşanan özellikle hukuk alanında, insan hakları alanında yaşanan sıkıntılar, demokrasi, özgürlük alanında Avrupa Birliği raporlarına yansıyan durumlar var. Tüm bunları da bir arada değerlendirdiğimizde ben Avrupa Birliğiyle ilgili gerçekten kararlı bir duruş sergilendiğini de açıkçası düşünmüyorum.
Suriye'de yürütülen yanlış politikalarla bugün bir çıkmazın içine girildi, iktidar bir çıkış arıyor. Bugün iktidarın arasının bozulduğu Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır mesela Suriye'yle normalleşme hamlelerine girişiyor; bizim hepsiyle aramız bozuk, böyle bir çelişik durum içerisindeyiz, bir türlü toparlayamıyoruz. Neden? Geçmişteki alınan yanlış kararlar iktidarın arkasına yapışıyor.
Yeni Soluk
Yorum Yap