CHP’den gelen öneriyi Partim değerlendirdi ve aday olduk
Münevver Metin’le Hafıza Günlerinin konuğu, gençlik yıllarında devrimci gençlik mücadelesinin içinde arasında yer alan, Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin kuruluşunda bulunan, ÖDP Beykoz ilçe yöneticiliği, İstanbul İl Örgütü yöneticiliği, İstanbul İl Başkanlığı, Parti Meclisi üyeliği ve Genel Başkan Yardımcılığı görevlerini yürütten 20 Haziran 2009 tarihinde yapılan 6. Olağan Büyük Kongre'de Genel Başkanlığa seçilen, Özgürlük ve Dayanışma Partisi eski genel başkanı, 31 Mart 2019 Cumhuriyet Halk Partisine Beyoğlu Belediye başkan adayı olan siyaset insanı Alper Taş...
YENİ SOLUK-ÖZEL
CHP'nin devrimci adayı “Güzel Günler Göreceğiz”, “Çocuklarımız İçin Güvenli Beyoğlu", "Yaşlılar İçin Huzurlu Beyoğlu", "Esnafın Yüzü Gülecek" yazılı dövizleriyle horun çekerek keyifli ve farklı bir seçim çalışması yürüten, “biz yoksulu, ezileni koruyacağız” sözleriyle öne çıkan sosyalist Alper Taş.
Klasik bir soru ancak siyaste nasıl başladınız, sol görüşü seçme nedeniz ne oldu?
Siyasete ilgi duymamın esas kaynağı sevgili babamdır. Okumayı çok severdi ama gözlerinde ki sorun nedeniyle yeterince okuyamazdı. Koyu Adalet Partili, Demirel’ci idi. Eve her gün Tercüman gazetesi getirir; özellikle Rauf Tamer, Nazlı Ilıcak, Ahmet Kabaklı gibi yazarların köşe yazılarını bana okuturdu.
Tabii esas amacı benim okuma yeteneğimin gelişmesini sağlamaktı. Zaman zamanda Adalet Partisinin toplantılarına beni götürürdü. Bir müddet sonra onun isteğiyle İmam Hatip Okuluna yazıldım. Gerek aile gerekse okul ortamım sağ bir ortamdı. Ama içinde yaşadığım Pazar ilçesinde sol-devrimci hareket gelişiyordu. Her gün okuduğum Tercüman gazetesinde ki sola ve devrimcilere dönük karalayıcı yazılarda bende sola ve devrimcilere dönük ilgi yaratıyordu.
Beni sola çeken esas etken Pazar’da ki devrimcilerin paylaşmaya, dayanışmaya dayalı örnek yaşamlarıydı. Onların yaşamlarında geleceğin toplumunun izlerini görüyordum. O izler beni etkiledi ve beni değişik okumalara yöneltti. İmam Hatip’in orta kısmını bitirip Lise kısmına başladığımda artık yüreği solda atan bir gençtim. 1984-85’de İstanbul’da üniversiteyi okumaya geldiğimde artık netleşmiş bir devrimci gençtim.
YÖK’e karşı yükselen üniversite gençlik hareketinin aktif olarak içinde yer aldım. Üniversite sonrası devrimci çalışmalara Beykoz’da devam ettim. Daha sonra ÖDP’nin 96 yılında kuruluşu ile sırasıyla, Beykoz ilçe yönetim kurulu üyeliği, İl yönetim kurulu üyeliği kısa süreliğine İl başkanlığı, Genel Başkan yardımcılığı görevlerinden sonra 2009 yapılan Kongrede Genel Başkanlığa seçildim.
Bu görevim 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde Partimin aldığı kararla CHP’den Beyoğlu Belediye Başkanlığı adaylığına kadar sürdü. Şu an SOL Parti üyesiyim. Bütün bu süreç boyunca siyasetçi değil de de devrimci olarak kalmaya çalıştım.
Kadim bir geçmişi olan sol partiler geleginden gelmektesiniz. Ülkemizde sağ ve sol parilerde birleşmenin yaşandığı Millet itifakı ile İstanbul kazanıldı. Sağ ve sol partilerde birleşme olurken, neden sol partilerde birleşme olmuyor?
Solun tarihi aynı zamanda birleş(eme)me tarihidir. Solda sürekli konuşulan bir gündemdir. Sağ gibi solda da farklı çizgiler vardır. Bu farklı çizgilerin aynı çatı altında birleşmesi mümkün değildir, doğru da değildir. Kuşkusuz çizgi yakınlığı olanların birleşmesi makuldür. Ama esas mesele solun ülkenin acil meseleleri etrafında ortak mücadele zeminleri geliştirebilmeleri, birbirlerinin kurdu değil, sığınağı olabilmeleridir. Dayanışma içerisinde olabilmeleridir. Ülkede egemen olan sağ iklimi kırabilmek için berrak bir biçimde sol talepler ve fikirler etrafında halkı söz, yetki ve karar sahibi kılacak çabalar, örgütlenmeler geliştirebilmeleridir.
CHP Beyoğlu belediye başkanlığına aday oldunuz. Keşke şunu yapmasaydım dediğiniz oldumu, olduysa nedir?
Beyoğlu Belediye Başkanlığına adaylık için önceden bir niyetimiz ve hazırlığımız yoktu. CHP’den gelen öneriyi Partim değerlendirdi ve aday olduk. Esas amacımız AKP-MHP faşizmine karşı Beyoğlu üzerinden seçim düzleminde bir mücadele yürütmekti. Kuşkusuz bu mücadelenin etkisi Beyoğlu ile de sınırlı kalmayacaktı ve kalmadı da. Kazanmamızın zor olduğunu biliyorduk ama kazandığımızda yıllarca tahayyül ettiğimiz devrimci-demokratik- halkçı yerel yönetim anlayışını hayata geçirme olanağına kavuşacaktık. Her şeyden önce zamanımız çok dardı. 45 günlük bir çalışma yürüttük. 2-3 ay önceden aday olsaydık seçimi kazanırdık. İlçe seçimleri de yenilenseydi seçimi kazanıyorduk. 23 Haziran oyları bunu gösteriyor. Eksiklik olarak birçok şey söylenebilir elbette ama iki önemli eksiğimizi burada kayda geçireyim. Birincisi Meclis üyelikleri listemiz Beyoğlu’nun mevcut dinamiklerini kapsamaktan uzaktı. İkincisi AKP seçmeninin yoğun olduğu mahallelerde çalışmayı esas aldık ve bu noktada her yere girdik iyi çalıştık iyi de sonuç aldık ama Kürt yurttaşlarımızın yaşadığı mahallelerde ve Cihangir, Gümüşsuyu v.b yerlerde katılımı yukarı çekmek konusunda yeterli bir yoğunlaşma içerisinde olamadık.
ÖDP genel başkanıydınız. Adı değişip ‘Sol Parti’ oldu, ancak siz genel başkan olmadınız neden, belediye başkanlığı seçimini kaybetmiş olmanız genel başkan olma durumu etkiledimi?
Hayır. Ben zaten 2016 yılında yapılan ÖDP’nin 8. Olağan Kongresinde Kongre huzurunda son kez aday olduğumu ilan etmiştim. Yeniden Başkanlık diye bir düşüncem yoktu. 2009’dan 2019’a kadar Başkanlık yaptım. 10 yıl Başkanlık için yeter. Az bir zaman değil.
CHP Beyoğlu örgütünde Alper Taş gençlerimizi ÖDP li yapmaya çalıyor dendi. Bu durumu nasıl değerlendireceksiniz?
Gerçekten böyle şeyler söyleniyor mu bilmiyorum. Zannetmiyorum da. Varsa söyleyen çok nadirdir ve muhtemelen bizi tanımayan, bizimle yerel seçim çalışmalarına katılmayan birkaç kişidir. Böyle küçük hesaplar peşinde olmadık. Biz seçim boyunca sola dair güzellikleri, değerleri, fikirleri Beyoğlu’nda büyütmeye, halklaştırmaya çalıştık. Seçim bitti ama bu çabalarımızı 1 yıldır hep beraber sürdürmeye çalışıyoruz.
CHP Beyoğlu adaylığınızda Beyoğlu’nun kanat önderleri ile görüşme yaptınız mı?
Dediğim gibi zaman çok kısaydı. Zamanla yarıştık. O yüzden öncesinde görüşmemiz gereken birçok kişi ve çevre ile görüşemedik.
Kayyum atamaları ve milletvekillikleri düşürülen seçilmişler hakkında ki görüşleriniz nelerdir?
Düşürülen halkın iradesidir. Yıllardır “yeter söz milletindir” edebiyatı yapanların maskesi çoktan düştü. Darbe istismarcılığı yapanların darbeci zihniyeti çoktan açığa çıktı.
Yeni Soluk
Yorum Yap