Boyun Eğme yazdı: 'Afedersiniz kadın! üniversitesi'

'Kadının sosyal yaşamın dışına itilmesi, gericiliğin tanımladığı özel alanlara hapsedilmesi. Bir de üstüne bunun ticari bir kazanç kapısı sayılması. Gericiliğin 'makul' olanı da işte böyle oluyor.'

Boyun Eğme gazetesinde bugün 2022 “Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı”nda yer alan kadın üniversiteleri gündem edildi.

Manşette, "Ne kadar 'masum' ve 'düşünceliler' değil mi? Kadının sosyal yaşamın dışına itilmesi, gericiliğin tanımladığı özel alanlara hapsedilmesi. Bir de üstüne bunun ticari bir kazanç kapısı sayılması. Gericiliğin 'makul' olanı da işte böyle oluyor" denildi.

Gazetenin manşeti şöyle: AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019 yılındaki G-20 Zirvesi için Japonya’ya gittiğinde, kendisine fahri doktora unvanı veren üniversite aracılığı ile tanışmıştı kadın üniversitesi fikriyle. İnceleyeceğiz demişti konuşmasında.

2021 “Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı”nda ilk kez geçen kadın üniversiteleri ifadesi 2022 yıllık planında da yerini aldı.

Ne kadar “masum” ve “düşünceliler” değil mi?

Cazip gelen konular belliydi… Uzun yıllar boyunca, Japon kültüründe kadının yeri evi, çocukları ve kocasının yanı olarak tanımlanmıştı. Rolleri, ülkeyi yönetecek erkeklerin yetişmesine yardımcı olmak ile sınırlanmıştı. Bu tanım ve sınırlar, Erdoğan’ın ilgisini çekmek için yeterliydi. Ancak daha fazlası vardı. Kadın üniversitelerinin kurulmasına Hristiyan misyonerler aracılık etmişti. Yani dinsel bir boyutu da vardı. Üniversitelere, kontenjanlarını sadece kadınlara ya da karma öğrencilere açma hakkı tanınmıştı. Karma eğitime savaş açmak için iyi bir yol bulunmuştu. Üniversiteye bir de pembe otobüs ve pembe metrobüs ile ulaşım sağlandı mı? Heyhat! Daha ne istesinler diye düşünüyordu insan. Hemen gereği yapıldı, önce 2021, şimdi de 2022 “Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı”nda kadın üniversiteleri ifadesi yer aldı.

Ama dahası da vardı. Gericilik varsa, tüccarlık eksik kalmamalıydı. Verdi talimatı… 2019 yılının Aralık ayında, “Kadın Üniversitesi ve Eğitim Vakfı” kuruldu. Yönetim Kurulu üyeleri arasında AKP döneminde iyice büyüyen Bahçeşehir Üniversitesi ve Uğur Okulları bağlantılı bolca isim vardı. Bir de… Eski Millî Eğitim Bakanı Nimet Baş. Belli ki, cumhurbaşkanını temsilen görevlendirilmişti. İlişki ağları, farklı dernek ve enstitülerde de kesişiyordu. 2015’te kurulan “Geleceğin Eğitim Derneği”nde Nimet Baş ile Bahçeşehir Üniversitesinin Vaşington şubesinin rektörü Sinem Vatanarttıran birlikte çalışıyordu.

Dernek, Millî Eğitim Bakanlığı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Valiliği ile birlikte projeler yürütüyor, uluslararası fonlardan yararlanıyordu. Vatanarttıran’ın ismi, ABD merkezli bir düşünce kuruluşu olan Global Policy Institute (GPI) içinde de geçiyordu. Mesut Yılmaz’ın oturum yöneticiliğini yaptığı ve “15 Temmuz’u CIA yapsaydı, başarısız olmazdı.” dediği iddia edilen, “Türkiye’deki Başarısız Darbe Girişiminin Anatomisi” panelini düzenleyen kuruluştu GPI. Kağıt üstünde bağımsız olan bu kuruluş, ABD’de AKP adına kulis faaliyetleri yürütüyordu. Bir yanda özel okullar, bir yanda AKP’li eski bakanlar, bir yanda ise kadın üniversiteleri adı altında kadın düşmanı ve laiklik karşıtı politikalar… Ne kadar “masum” ve “düşünceliler” değil mi? Kadının sosyal yaşamın dışına itilmesi, gericiliğin tanımladığı özel alanlara hapsedilmesi. Bir de üstüne bunun ticari bir kazanç kapısı sayılması. Gericiliğin “makul” olanı da işte böyle oluyor.