Bankoğlu: Ekonomik Şiddeti Kurumsallaştırıyorlar

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) boşanan eşe ödenen yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemeyi iptal eden kararının ardından Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yaptığı açıklamalara sert tepki gösterdi.

Kararı kadınların kazanılmış haklarına yönelik sistemli bir saldırı olarak nitelendiren Bankoğlu, bu girişimin Anayasa’daki kadın-erkek eşitliği ilkesini hiçe saydığını belirtti.

MEDENİ KANUN TASFİYE EDİLİYOR!

Bankoğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

Saray iktidarı uzun bir süredir söylem ve politikalarıyla kadınların kazanılmış haklarını hedef almaktadır. Nafaka hakkına yönelik sözde hukuki özünde siyasi olan bu adım, kadın haklarına yönelik sistemli saldırının en yeni ve en vahim halkasıdır. Buradan tekrar hatırlatalım. Nafaka hakkı kadınlar için bir lütuf değil, evlilik birliği içerisinde kaybettiği ekonomik özgürlüğünü koruyan en temel güvenlik mekanizmalarından biridir. Yoksulluk nafakası, boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek tarafın, diğerinden talep edebileceği bir haktır. Bu hak cinsiyetsizdir; ekonomik durumu kötü olan erkekler de nafaka alabilir. Şimdi nafaka hakkını sınırlandıran girişimlerle ekonomik şiddeti kurumsallaştırıyorlar.

KADIN DÜŞMANI POLİTİKALARI HAKKANİYET DİYE MEŞRULAŞTIRAMAZSINIZ

Mevcut yasal düzenlemeyi "süresiz nafaka" olarak adlandırıp hedef göstermenin, kadınların nafaka hakkını yok etmeye yönelik bir manipülasyondur. Evlilik süresince ev içi emeği ve çocuk bakımını üstlenip iş hayatından uzaklaşan kadınların, boşanma sonrasında daha büyük bir yoksulluk riskiyle karşı karşıya kaldıkları açıktır. Bu nedenle, kadın yoksulluğunu önlemek için yoksulluk nafakasının önemli bir güvence olduğu unutulmamalıdır. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in 12. Yargı Paketi’ni kastederek yeni yasal düzenleme açıklaması, yıllardır sürdürülen kadın düşmanı politikaları, şimdi hakkaniyet maskesi altında meşrulaştırmaya, Medeni Kanun’un temel taşlarını yerinden oynatarak kadınları güvencesizliğe mahkum etmeye çalışmaktadır. Bu girişim, Cumhuriyet’in kazanımı olan Medeni Kanun’un tasfiyesi projesidir.

ADALET BAKANI MANİPÜLASYON YAPIYOR!

Anayasa’daki kadın-erkek eşitliği ilkesi, kağıt üzerinde kalan bir düzenlemeye dönüştürülmek istenmektedir. Bakan Gürlek’in "bir tarafı ömür boyu adil olmayan bir yükümlülük altında mağdur etmeme" ifadesi, boşanma sonrasında ekonomik şiddete maruz kalan ve hayatta kalma mücadelesi veren kadınların sesini yok sayan, toplumsal gerçeklikten kopuk, tek taraflı ve manipülatif bir söylemdir. Bu düzenlemeyi mağduriyet kılıfıyla tartışmaya açmak, aslında kadını ekonomik olarak erkeğe, aileye veya devlete bağımlı kılma projesidir. Zira Aile Yılı üzerinden yapılan nüfus tartışmaları, kadınları eve kapatan, bakıcı rolünü dayatan bir politik projedir.

KADIN DÜŞMANLIĞI AJANDASININ SON HALKASI!

Bu girişim, sadece bir nafaka tartışması değildir. Bu, boşanmayı zorlaştıran, kadını şiddet dolu evliliklere mahkum eden, aile kurumunu kadının özgürlüğü üzerinde bir baskı aracı olarak yeniden kurgulayan bir kadın düşmanlığı ajandasının parçasıdır. Kadının istihdamdaki eşitsizliğini, ev içi ücretsiz emek sömürüsünü görmezden gelerek nafaka hakkını tırpanlamaya çalışmak, büyük bir haksızlıktır. Türkiye Yüzyılı diyerek adaletten bahsedenlerin, kadının nafaka hakkını yük olarak görmesi, bu iktidarın adalet anlayışının temelinin eril tahakküme dayandığının en somut kanıtıdır.

EŞİTLİK HAKTIR, LÜTUF DEĞİLDİR!

Kadınların yaşam haklarına, ekonomik özgürlüklerine ve Medeni Kanun’daki kazanımlarına yönelik bu saldırılara asla geçit vermeyeceğiz. Kadını aile içine hapseden, eşitsizliği fıtrat haline getiren ve ekonomik şiddeti sistemli bir şekilde körükleyen bu yasal düzenleme denemelerini reddediyoruz. Anayasa’nın eşitlik ilkesini savunmaya, kadınların nafaka hakkı başta olmak üzere tüm medeni haklarının yanında durmaya kararlıyız. Kadınların emeğini, yaşamını ve özgürlüğünü bu eril söylemlerle, yasalarla veya reform yalanlarıyla gasp etmenize izin vermeyeceğiz. Kadınların eşit, özgür ve şiddetten arınmış bir yaşam sürmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz. Eşitlik haktır, lütuf değildir!