Anadolu’nun harcı nedir?

Binlerce yıldır medeniyetin beşiği, Rönesans'ın esin kaynağı, insanlık tarihinin dönüm noktası olan bir coğrafi kavşak; Anadolu…

Kıta Avrupa’sında Rönesans, orta çağın sonlarına doğru kültür ve sanat alanında belirli bir birikimin oluşmasıyla başlamıştır. Coğrafi keşiflerle zenginleşen halkın, ilme ve sanata yönelmesi, Mesen adı verilen sanata ilgi duyan, sanatkarları ve sanat eserlerini koruyan bir sınıfın doğması ve büyük sanatkarların yetişmesi ile birlikte ilk çağ Helen ve Roma dönemine ait birçok eserin incelenerek tekrar üniversitelerde okutulmaya başlanması Avrupa'da yeni kapılar açılmasına vesile olmuştur. Ama bunların en önemlisi bence İstanbul'un fethinden sonra Anadolu'nun bereketli kültür ve bilgi toprağında yetişmiş olan bilginlerin İtalya'ya giderek yaptıkları çalışmalardır.

Bu sebeplerden dolayıdır ki Rönesans Hareketi ilk olarak edebiyatta hümanizm akımıyla başlamıştır. Oysa hümanizmin anavatanı Anadolu'dur. İnsanı her işin merkezine alan hümanizm  binlerce yıllık Anadolu geleneğinde her zaman “Önce insan” kavramı üzerine inşaa edilmiştir.  Medeniyetin beşiği olan Anadolu, Avrupa'daki Rönesans ve Reform Hareketlerinden tam 200 yıl önce dünyanın merkezine insanı koyan Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bektaş Veli, Şeyh Edebali gibi önemli değerler yetiştirmişler.

Anadolu topraklarında Dionysos'tan bu yana gelen insan ve doğa sevgisi, 13. Yüzyılda bu bilge ulu erenlerin öğretileri Müslüman, Hristiyan , Putperest vb. inançlara sahip her toplum tarafından benimsenmiştir. Anadolu ile de sınırlı kalmayarak Rönesans'ın temellerini oluşturan, İtalya'daki Mesenie'lere kadar gitmiştir.  Lakin bir gitmiş pir gitmiş, sonrasında bu tapraklara nadir uğramış. Bizim görevimiz hep birlikte  topraklarımıza  insan sevgisini  geri çağırmaktır .

Anadolu'nun taşına, dağında, ovasına, insanına sinen hümanizm kokusunu unutmayalım, bu konuda referans noktası arayacaksak yine dönüp Anadolu'ya, Anadolu insanın saf ve temizliğine bakalım. Egemenler İnsanı ortadan kaldırmadan hükümdarlık kuramazlar, merkezinde insan olan bir hükümdarlık da göremezsiniz.  O,  insanı yok eder, muhtaç eder , insanı insana köle eder, birbirine düşman eder ki emellerine ulaşsın.

Her toplumsal olay karşısında mutlaka ve mutlaka düşünelim, kişileri değil olayları analiz edelim. İnsan, dünya üstünde hem sevebilen hem de sevilmeyi isteyen tek canlıdır. İnsanın en önemli dürtüsü yaşamaktır, insan bundan vazgeçmişse yaşama amacı ortadan kalkmıştır ve ortada ciddi bir travma var demektir.

Bu durumda akli melekeleri yerinde olan kişilerin devreye girmesi gerekir. Yaşamın merkezine İnsanı koyarak olayları değerlendirmek gerekir. Konu ne olursa olsun, bedenini sonsuzluğa teslim etmeye hazırlanan birileri varsa herşeyden sıyrılıp  onlar ” Önce İnsan” diye düşünmek gerekir.  Anadolu’nun  geleneğinde  ve kültüründe İnsanı yaşamın merkezine koymak zaten var, bunu tüm dünyaya ihraç etmişiz. Tek yapmamız gereken hatırlamak, İnsana olan sevgimizi  geri çağırmaktır.

İşte Anadolu’nun harcı ve bizi bir arada tutan en önemli şey; hümanizm. Bu harcı sulandırmaya çalışanları dikkate almayalım “İnsan” a sahip çıkalım. Nefret bütün kötülüklerin anasıdır, onu ortadan kaldıracak olan ise sevgidir.

İnsanoğlu sevgiyle  hayata bağlı kalır, umutları tükendikçe de ölüme yaklaşır, gelin baştan başlayalım , her şey “İnsan” ı  sevmekle başlayacaktır …