AKP döneminde köylünün en büyük yardımcısı eşek sayısı bile düştü!

CHP Genel Koordinatörlüğü tarafından Türkiye ve Dünya gündemi değerlendirildi. İç politika, Dış politika ve Ekonomi başlıklı değerlendirmelerde önemli konuları ele alan raporda, dikkat çeken konuların başında, “AKP döneminde; çiftçinin köylünün tarladaki, bağ-bahçedeki en büyük yardımcısı eşek sayısının 2002’de 414 Bin iken 2020’de 120 Bine inmesi, kırsal-tarımsal alandaki çöküşü gösteriyor!” açıklaması yer aldı.

Konuya ilişkin açıklamadaki ilgili bölüm şöyle:

“Yaz ortasına geldiğimiz şu günlerde bile domates başta olmak üzere en yaygın yaz sebze ve meyvelerinin fiyatlarının yüksek olması, süt ve süt ürünlerindeki fiyat artışlarının yüzde 11,6’lık enflasyonun iki-üç katına yükselerek yüzde 2535 arasında artması halkın sağlıklı beslenme imkânlarını, sağlıklı nesillerin yetişmesi ortamını ortadan kaldırıyor. Tarım ve hayvancılıktaki ağır çöküşün akıllarda en kalıcı ve somut göstergesi eşek sayısı varlığımızdaki somut gerileme.

Köyde, kırsal alanda, tarımsal üretimin önde olduğu kasabalarda çiftçinin, üreticinin en yakın yardımcısı ve yükünü paylaştığı eşek sayısı 2002 yılında 414 bin iken TÜİK’in açıkladığı Hayvansal Üretim istatistiklerine göre 2019 sonunda 126 bine, 2020 Haziran verileriyle de 6 bin daha azalarak 120 bin 348’e gerilemiş. Bu, 18 yıllık AK Parti hükümetleri döneminde kırsal kesimde yaşanan ağır tahribatın yakıcı etkisini sergilerken sadece eşek sayısının bile dörtte bire indiğini gösteriyor. Diğer hayvan varlığımızda da durum farklı değil.

Buna karşılık 2002’de tarımsal üretimde net ihracatçı konumunda olan Türkiye, 2019 ve 2020 verileriyle pek çok tarımsal ve hayvansal üründe net ithalatçı konumuna gelmiş durumda ve gıda alanındaki dış ticaret açığı ülkemiz aleyhine gelişiyor. Hükümetin son olarak Venezuela’dan sıfır gümrükle peynir ve süt ürünleri ithalatına kapıları ardına kadar açması da bunu gösteriyor. Kendi halkı pek çok temel gıda ürününde yokluk-kıtlık çeken Venezuela ile varılan peynir anlaşması ve gümrüklerin sıfırlanması iktidarın Venezuela politikasında Maduro’ya destek gibi görülebilir. 

Ancak asıl yansıması ve amacı yerli süt üreticisi ve süt ürünleri üretimindeki düşüşten kaynaklı açığı kapatma, olağanüstü boyuta ulaşan fiyat artışlarını dizginleme yerli üreticiyi desteklemek yerine “ithalatla terbiye” yöntemine başvurulmasıdır. Kısa süre önce gümrük vergileri yüzde 30 ve üzerinde artırılarak gümrük duvarları yükseltilirken Venezuela peynirine sıfır gümrük kararı yerli üreticiye yine darbe indirecektir!

Türkiye tarımındaki çöküşün en somut bir diğer göstergesi; tarım alanlarının ve ekilen tarım arazilerinin milyonlarca hektar azalmış olmasıdır. 3,5 milyon hektar tarım arazisinde artık üretim yapılmıyor! 

İktidar sözcülerinin savunduğu gibi bu azalışın nedeni tarımsal üretimde nadasa bırakılan alanların artmış olması değildir. Aksine nadasa bırakılan alanlar 2002 yılında 5 milyon hektarın üzerinde iken 2019 TÜİK verileriyle 3,3 milyon hektara geriledi. Buna karşılık tarım yapılan alanlarımızın toplam büyüklüğü ise 2002’deki 41 milyon 196 bin hektar düzeyinden yaklaşık 3,5 milyon hektar azalarak 37 milyon 712 bin hektara indi. Diğer deyişle 3,5 milyon hektar tarım arazisinde artık üretim yapılmıyor. Bu pek çok Avrupa ülkesinin toprağından daha büyük bir alanın üretimden dışlanması, üreticinin topraktan, üretimden soğutulmuş olması demektir. 

Bir dönem yoksul ve dar gelirli hanelerin sofrasının vazgeçilmezi olan kuru fasulye, nohut, bulgur artık ithal. Rusya’nın, Ukrayna’nın en büyük buğday ithalatçısı konumuna geldik. Bereketli Harran, Çukurova, Söke ovalarının en temel ürünlerinden pamukta yüzde 50’ye varan üretim düşüşüyle sadece bu yıl şu ana kadar yapılan pamuk ithalatı 1 milyon tona ulaştı, yerli üretim ise 600 bin tona geriledi.

İktidar hâlâ pamuk üreticisine verilecek destekleme primini açıklamazken, ithalata ise kapılar ardına kadar açılmış durumda. Yerli üretici destekleme ödemesini alamadığı, girdi maliyetlerini karşılayamadığı, sulama bedelini, elektrik faturasını ödeyemediği için üretimden vazgeçerken açılan ithalat kapılarıyla Ege’de, Doğu Akdeniz’de karşı karşıya geldiğimiz Yunanistan, İsrail pamuk üreticileri başta olmak üzere çok sayıda ülkenin üreticisi zengin ediliyor. 

TÜİK’in yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı Ürün Masaları tarafından düzenli şekilde yayınlanan raporlara göre de Türkiye bu iki ülkenin yanı sıra ABD’den, Brezilya’ya, Arjantin’den Uganda ve Burkina Faso’ya varana kadar dünyanın dört köşesindeki ülkelerden pamuk ithal ediyor. Hatta Bakanlığın raporuna göre Suriye’den bile pamuk ithal ediliyor.

Kuru fasulye, mercimek, nohut, bakla, börülce gibi bakliyat ürünlerinin ekildiği tarımsal alan 13,6 milyon dekardan 9 milyon dekara gerilemiş durumda ve buna paralel olarak bu ürünlerin üretiminde de büyük düşüşler yaşandığı için ithalatla fark kapatılıyor, milyonlarca dolar yabancı üreticinin cebine akıtılıyor.

2002’de 1 milyar 754 milyon dolarlık tarımsal ürün ihracatına karşılık 1 milyar 702 milyon dolarlık ithalat yapılarak tarımsal dış ticarette 52 milyon dolar fazla verirken, 

2019 rakamları, 5,5 milyar dolarlık ihracata karşılık yaklaşık 9,5 milyar dolarlık ithalat yapıldığını tarımsal-hayvansal ürün dış ticaretinde net ithalatçı durumuna gelerek 4 milyar dolar açık verdiğimizi, gösteriyor!

Diğer açıdan yerli üreticiden esirgenen tarımsal ve hayvansal üretim destekleri yerine yabancı üreticilere 4 milyar dolar (yaklaşık 30 milyar TL) kaynak aktarıldığı ortaya çıkıyor.”